Felsefe Nedir? Nasıl akıl yürütür ve fikir geliştiririz?

Felsefe-nedir-nasıl-akıl-yürütür-ve-fikir-geliştiririzFelsefe nasıl yapılır? Nasıl akıl yürütür ve fikir geliştiririz? İster düşünce özgürlüğümüzü kazanmak olsun ister iş görüşmeleri ve etkinliklerde etkili konuşmak, kendimizi nasıl düzgün ifade ederiz? Bugün sizinle yepyeni bir dünyaya yolculuğa çıkıyoruz ki bu sizin dünyanız. Dünyayı sorgulamayı, anlamlandırmayı, kendi fikirlerimize sahip olmayı ve yeni dünyalar kurmayı öğreneceğiz. Çevremizi anlamlı kılan şeyler nedir? Varoluşu ne güzel kılar?

Peki kötülük nereden gelir ve gerçekliğin doğası nedir? Bu hem evreni keşfettiğimiz bir yolculuk hem de içsel bir yolculuk olacak. Yeni yazı dizisinde yaşamınızı gözden geçirmek için gereken düşünce araçlarına sahip olacaksınız. Rasyonel, yani akılcı olarak kendinizi tanıyıp bileceksiniz. Objektif olarak neyi neden yapıyor ve neyi neden düşünüyorsunuz? Neden öyle hissediyorsunuz? Felsefeye hoş geldiniz. Haydi yapalım!

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Felsefe-nedir-nasıl-akıl-yürütür-ve-fikir-geliştiririz

 

Felsefeden neyi anlıyoruz?

Bugüne dek bilimi takip ettiyseniz bütün bunları psikoloji, biyoloji, kozmoloji ve astrofizikte gördüğünüzü düşünebilirsiniz. Gerçekten de bilim düşünceler, duygular ve eylemlerinizi anlamanıza yardım eder. Oysa yeni yazı dizisinde insan doğasının sadece hormonlar, nörotransmitterler, kişisel deneyimler ve kalıtsal koşullarla açıklanamayacak yanlarını göreceğiz. Sonuçta bizi, kim olduğumuzu ve benliğimizi belirleyen kimyasal maddelerle deneyimler insan doğası hakkında yanıtladığından daha çok soru doğuruyor. Nedir bu sorular?

Nasıl yetiştiğiniz, beyninizde ne tür kimyasallar salgılandığı, seçimlerinizde özgür olup olmadığınız bu sorularından bazılarıdır. Peki kendi kararlarımızı almakta ve davranışlarımızı seçmekte özgür değilsek yaptıklarımızdan nasıl sorumlu olabiliriz? İşte felsefe yolculuğu böyle bir şeydir. Felsefe yapmayı öğrenerek kariyerinizde ilerleyebilir ve/veya daha iyi bir insan olabilirsiniz. Bu sizin seçiminiz ama önce tarafsızca düzgün düşünmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bu yüzden hiçbir görüş, kanı veya varsayımı baştan doğru kabul etmeyecek, en azından buna çok çalışacağız.

Dünyayı hiç görmediğimiz bir gözle görmek için de elimizden geleni yapacağız. Yeri gelecek benlik kavramını suçluların korkulu rüyası Batman ve Dick Grayson’dan öğreneceğiz. Matrix üçlemesine bakarak hayatın anlamını görecek ve Descartes’ın düşünüyorum, öyleyse varım sözünü anlayacağız. Tabii günlük yaşamın ötesine de geçerek asla yanıt veremeyeceğimiz veya henüz yanıtsız olan soruları da soracağız. Dâhilerin binlerce yıldır çözemediği paradokslara bakacağız ki işimizi doğru yaparsak bu zor, yorucu ama aynı zamanda aydınlanacağımız bir yolculuk olacak. Öğrendikleriniz yollarımız ayrıldıktan sonra da sizinle olacak; çünkü felsefe yapıyoruz!

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

 

Felsefe nedir ve ne değildir?

Günümüzde insanlar felsefe derken daha çok bir konudaki fikri ifade etmeyi veya bir konuya yaklaşımını kastediyor. Mesela futbol felsefeniz olabilir ama aslında bu futbol anlayışınızdır. Holiganların ve fanatiklerin o kadar da anlayışı yoktur. Biz ise felsefe terimini daha dar anlamda kullanacağız ki bu düşünme yöntemi 2500 yıl önce Eski Yunan dönemine uzanıyor. Bu arada felsefenin kökeni Hindistan’da yatıyor gibi yaklaşımlara katılmıyorum. Her şeyin kökeni büyük patlamada yatıyor! Oysa biz felsefeyle Hint bilgeliğini, felsefeyle dini ve mitolojiyi birbirinden ayırmalıyız.

Bunu öğrenmezsek felsefeyle ideolojiyi de birbirine karıştırıp partizan olabiliriz. 2500 yıl önce dünyada büyük bir entelektüel hareketlilik vardı. Asya’da Budacılık ve Caynacılık gelişirken Eski Yunan’da felsefi düşünce ortaya çıkıyordu. Bilginler Grekçe philos ila mythos arasındaki ayrımı yapmaya başlıyordu. Günümüzde buna bilim ve hikaye anlatıcılığı arasındaki fark da diyebiliriz (sanat, edebiyat, reklam, algı yönetimi, sözde bilim, boş inanç, ülkü ve politik ideolojiyi birbirinden ayırmak o yıllarda başladı diyelim).

Eski Yunan’da dünyayı hikayeler, mitoloji ve efsanelerle anlayıp açıklamaya çalışan Herodotos’la Homeros gibi ozanlar vardı. En eski filozoflar ise daha analitik ve bilimsel bir yöntem benimsemişti ama deneyden çok gözlemlere odaklandıklarından henüz dar anlamda “bilim” yoktu. Felsefe mantıksal akıl yürütme olarak ortaya çıktı. Bu yüzden hikmet sevgisi anlamına gelen felsefe dünyayı anlamlandırmanın yeni yolu oldu. Zamanla hikmet ve bilgeliği bilgi ve doğa bilgisinden ayırmaya da başladı. Nitekim en eski filozoflar felsefeyi her şeye dair akademik araştırmalar olarak tanımlıyordu.

İlgili yazı: Okyanuslar Hakkında Yanıtını Bilmediğimiz 7 Soru

 

Felsefe nedir ve ne değildir?

Felsefe her şeyin bilgisidir… Eskilerin ağzıyla böyle deyince de patlıcan patlıcandır demek gibi oluyor; çünkü Türk futbolundaki hamasi derbi maçlarının da bir felsefesi vardır herhalde. Bununla ilgilenmiyorum ama biz akademik düşünceden devam edelim. Batı dünyasındaki üniversitelerin ve İslam dünyasının aydınlık olduğu yıllardaki ve elbette Anadolu Selçuklu dönemindeki medreselerin kökeni olan akademiler Platon’un Akademisiyle başlamıştır. Sonra öğrencisi Aristoteles’in lisesi geldi.

Evet, o da liselerin kökenidir ki matematik, biyoloji, fizik, şiir, politika bilimi ve astronomiyi sistemik olarak incelediği için Platon’dan ayrılır. Aristoteles bu yüzden sistematik düşünce, mantık ve büyük olasılıkla da ders programlarıyla eğitim kurumlarının kurucusudur. Aristoteles metafiziğini ise özgür irade bağlamında birçok yazıda anlattım. Bütün bunlar ilk başta felsefe kabul ediliyordu ama zamanla bilginler anabilim dallarını birbirinden ayırmaya başladılar. Yanıtlar arayışında doğada deneysel araştırma yapılan alanlar zamanla doğa felsefesi ve nihayet bilimin alanına girdi.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Felsefe-nedir-nasıl-akıl-yürütür-ve-fikir-geliştiririz

 

Öyleyse felsefe nedir?

Zamanla felsefenin soruları düşünmek, en büyük soruları düşünmenin sistematik bir yolu olduğunu anladık. Felsefede önermelerle tutarlı varsayımlar geliştiririz. Bunu deney ve gözlemler yerine akıl yürütmeyle yaparız. Fikirlerimizin geçerli olmasından çok tutarlı olmasına odaklanırız. Fikirlerin geçerliliğini bile akıl yürütme, yani usa vurma, uslamlamayla yaparız. Bunun için de mantık kurallarına uyarız. Yine de evrenle ilgili en büyük soruları felsefe sorar. Mesela büyük patlama teorisini geliştirebilirsiniz ama bilim şunu sormaz: Evren kendi başına oluştuysa bu varoluş insanlık için ne anlama geliyor? Bu sebeple Amerikan ekolüne itibar etmiyorum. Felsefe çöpe atılmamıştır.

Zaten felsefeyi çöpe atarsanız sağlıklı düşünemez ve reklam sloganlarına kapılan gönüllü tüketim köleleriyle oy sağmallarına dönüşürsünüz. Hayatınız o propagandan bu algı yönetimine, çalışmaktan başka her şeyin yasak olduğu; sanatın, eğlencenin erişemeyeceğiniz kadar pahalı olduğu, şirket kapitalizmiyle faşizmine kurban olan ülkelerde geçip gider. Dünyayı tek başına değiştiremezseniz ama Star Wars: Rebels animasyon dizisinin ilk bölümündeki gibi düzeni değiştirmek için bir kıvılcım yeter Buna karşın insan önce kendini bilmez ve düşüncelerini özgürleştiremezse dünyayı da kurtaramaz.

Bilim ve felsefe ilişkisi

Evet, Kant’ın dediği gibi insanlar aklına gelen her şeyi sorabilir ama her sorunun yanıtı yoktur. Yine de filozoflar yanıtlardan çok doğru soruları sormaya odaklanırlar. Nitekim Fransız antropolog Claude Lévi-Strauss “Bilim insanı doğru yanıtları veren kişi değil, doğru soruları soran kişidir” demiştir. İşte bilim insanları bazen unutsalar da doğru soruları ancak felsefe yaparak sorabilirler. Bunu fizikte tanrı var mı yazısında inceledim. Buna karşın belki biraz da Marx ve Bakunin tarzında ortalığı karıştıracak çılgın sorular sormak ve kral çıplak demenin de bir çekiciliği var. Dindarsanız aradığınız terim çıplak uyarandır.

İlgili yazı: İlk Canlılar Ne Zaman ve Nasıl Ortaya Çıktı?

 

Felsefenin türleri nedir?

Pekala. Buraya dek felsefenin ne olduğu ve ne olmadığını; kapsamı, bağlamı, açılımı ve yararlarını gördük. Şimdi şu çılgın soruları sormaya başlayalım: Dünyamız neye benzer? İlk bakışta çok basit bir soru değil mi? Çevremize bakmamız yeterli. Odanızdaki eşyaları, duvarları görüyor musunuz? Alın size cevabı… Dünya buna benzer; ancak felsefi yaklaşım yalnızca gözlemlere dayanmaz. Bunun yerine soruları daha derin ve karmaşık sorar (aslında en temel soruları sorar ama aradaki detayları bilmediğimiz için bunlar bize derin ve zor gelir).

Örneğin hakikatin doğası nedir daha felsefi bir sorudur. Bu hem fiziği hem insan benliğini hem de onun temeli olan nörolojiyi kapsar. Çok katmanlı ve kapsamlı olarak fizik de metafizik de içerir. Renkler ve zevkleri bile tartışmaya açar. Dünya yalnızca madde ve enerjiden mi oluşuyor yoksa başka bir şeyler daha oluyor mu? Hem yalnızca madde ve enerjiden oluşuyorsa bunlar nereden geldi? Peki tanrı var mı? Varsa erkek, kadın ya da cinsiyetsiz mi? Tanrı nasıl bir varlık? Madem dünyayı sorgulamaya başladık öyleyse dünya yurttaşı olarak kendi doğamızı da sorgulayalım.

Ben nasıl biriyim? Ruhum var mı? İçimde ben öldükten sonra yaşayacak manevi ve/veya ruhani bir şey var mı? Bütün bu sorular, aslında genel olarak değer yargıları ve tabii ki zevklerle renkler hep metafiziğin alanına girer. Metafizik felsefenin üç ana dalından biridir. Metafizik bilimin altında yatan şey dahil olmak üzere dünya, evren, varoluş ve benliğin temel doğasını anlamaya çalışır. Bu sorular sizin için yeterince derin veya belirgin değilse bunları daha küçük sorulara ayırabilirsiniz:

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

 

Bilgi felsefesi

Bu kez sırada merak ettiğimiz soruların yanıtını nasıl verir ve bilebiliriz sorusu var. Felsefenin bilmekle ilgilenen bu ana dalına bilgi felsefesi diyoruz (epistemoloji). Bu bağlamdaki sorulara örnekler de verelim: Dünya sandığımız ve gördüğümüz gibi midir? Düşündüğümüz ve deneyimlediğimiz şeyler gerçek midir? Gerçekse bu gerçeklik evrensel midir yoksa bakış açımıza mı bağlıdır? Gerçekse, gerçek ne demektir? Gerçekle hakikat arasındaki fark nedir ve gerçeği bulmanın en iyi yolu nedir? Örneğin bilim gerçeği bulmanın en iyi yolu olabilir mi? Peki bilim hakikati bulabilir mi?

Yoksa hakikati bulmak için ruhani yollardan geçmek ve bilimin dışına mı çıkmak gerekiyor? Diyelim ki bütün bu soruları sordunuz ve epey de yanıtlayarak kendi fikrinizi geliştirmeye başladınız. Hakikatin ne olduğuna dair bir nebze de olsa fikir sahibi oldunuz. Öyleyse haklı olduğunuzu nereden bileceksiniz? Yanılmadığınızı nasıl bileceksiniz? Bütün bunlar bir yana herhangi bir şeyin doğruluğundan emin olabilir misiniz? Doğrusu bu noktadan sonra Ex Machina bilimkurgu filmindeki delikanlı gibi kendinize “Ben gerçek miyim? Bildiğim bir şey var mı?” diye sormaya başlarsanız şaşırmayacağım.

Bilgiden değerlere geçiş

Bunlar pek pratik sorular değil, günlük hayatla ilgili değil ya da ilk bakışta öyle değil. Peki felsefede hayatın içinden sorulara da yer var mı? Elbette var ve bu da bizi üçüncü ana dala getiriyor. Bu kez nasıl davranmalıyız ve neyi nasıl anlamlandırmalıyız, neye ne kadar değer yüklemeliyiz gibi sorulara geliyoruz. Buna felsefede değer yargıları denir ki genellikle ikiye ayrılır: Birincisi etik değerler, yani ahlak felsefesidir. Hani şu politikacıların en eksik olduğu söylenen şeyin felsefesi. Buna karşın felsefede etik kavramı doğruyu yanlıştan ayıran belirli bir kodeks değildir. Peki ahlak felsefesi nedir?

İlgili yazı: Dünyadaki En Ölümcül 5 Toksin Nedir?

 

Felsefede etik değerler

Ahlak felsefesi insanların birlikte nasıl yaşaması gerektiğiyle ilgilenir; yani ahlak felsefesi bir köşeye oturup geleni geçeni yargılamak değildir. Bunun yerine nasıl yaşamalıyım? Yabancılara sevdiklerimden farklı mı davranmalıyım? Kendime bir şey borçlu muyum peki? Ya hayvanlara, doğal ortama, Dünya gezegenine ve evrene? Peki sorumluluklar ve yükümlülüklerim varsa bunlar nereden geliyor? Ahlak kurallarını kim koyuyor veya dayatıyor? Hatta iş ahlakı nedir sorusu…

Bu soruların yanıtı kendinizle çevrenize iyi ya da kötü davranmaya karar vermenizle ilgilidir. İyilik ve kötülüğün tanımı, bunlara aldırıp aldırmadığınız, davranışlarınızda iyilik veya kötülüğü temel alıp almadığınız ise değer yargılarınıza bağlıdır. İşte bu yüzden ahlak felsefesini değer yargıları teorisinin bir parçası olarak düşünürüz. Değer yargıları teorisi neyin haklı ve adil olduğunu da sorar. Hak, hukuk, insan hakları, anayasa, adalet, adil yargılama vb. hep bu alana girer. Değer yargıları teorisinin diğer parçası ise sanat nedir; ne güzel ve ne çirkindir diye sorar. Bu da estetik, yani sanat felsefedir.

Estetik ve güzellik modadan hazır giyime, reklam afişlerinden endüstriyel tasarıma, dijital eğlenceden berberlik okuluna kadar her yerde tartışılır. Oysa filozoflar güzellik ve estetik var mı diye sorar. Varsa bunların standartları nedir? Güzellik bakanın gözünde mi örneğin? Peki çirkinlikte bile bir güzellik var mı ki eskinin ünlü ressamları ve modern sanatçılar iğrenç ya da itici resimlerle bunu incelemiştir. Göze çirkin gelen sanatı (?) insanları uyarmak, politik konularda yönlendirmek için kullanmıştır. Sanat, sanat içindir; hayır sanat eğitim içindir, hayır sanat devrimsel propaganda içindir, hayır sanat günahtır…

Sanat ve değer yargıları

Bu sorular sanat felsefesinin alanına girer. Örneğin Kant gibi yüce güzellik kavramına inanabilirsiniz ki bu herkes için güzel olan şeydir. Bir de güzellik bakış açısına göre değişir. Benim güzel kıyafet bulduğuma başkaları rüküş ya da tapon diyebilir dersiniz. Peki sanat, ahlak ve yargı felsefesini (pozitif hukukun temelidir) neden değer teorisi altında topluyoruz? Bunun nedeni insanların değer verdiği kişiler, canlılar, eşyalar, yapıtlar, başarılar, ilkeler, ülküler, bilgiler, toplumlar ve benzeri olmasıdır. Birçok şeye değer verir ya da vermeyiz ama hepsi değer yargılarına girer. Peki felsefe nasıl yapılır?

İlgili yazı: 5 Soruda Paralel Evrenler

Felsefe-nedir-nasıl-akıl-yürütür-ve-fikir-geliştiririz

 

Felsefe ve mantık

Buraya dek felsefenin anadallarını gördük ama işleyişini görmedik. Oysa en başta dediğim gibi felsefe bilgelik, ermek değildir. Felsefede bildiklerinizi tutarlı bir şekilde ortaya koyarsınız. Bu bağlamda felsefe Sokrates’in bildiğim bir şey varsa o da bir şey bilmediğimdir sözü de değildir. Evet, bütün felsefeler sistematik değildir. Tematik, anarşik ve eklektik felsefeler vardır ama hepsini, Nietzsche’den Foucault ve Russell’a akıl–mantık yürüterek yaparız. Şimdi felsefenin sorularımızı yanıtlayan değil ama yanıtlamaya yarayan, felsefenin bir düşünce disiplini olmasını sağlayan kardeşini göreceğiz: Mantık.

Mantık filozofun avadanlığıdır. Bu alet çantasında düşünceleri kesip biçmek, birleştirmek için gereken aletler vardır. Bilim insanları–filozoflar–sanatçılarla politikacılar ve halk arasındaki kopukluğu gidermek için yarayı dikecek dikiş iplikleri de vardır. Filozoflar düşünsel araçlar yoluyla net ve sistematik olarak, doğru düzgün şekilde soru sorar ve yanıtlar. Nitekim mantık, düşünme tekniği ve disiplinidir. Mantık kurallarını kullanarak safsata tuzağına düşmeyen sağlam argümanlar ortaya koyarsınız.

Bildiğiniz gibi safsatalar, kafa karışıklığı, boş inançlar, gerçek sonrası dönemde algı yönetimi felsefenin düşmanıdır. Demek istiyorum ki en derinden inandığınız fikir bile sırf mantıksız ve akla aykırı olduğu için yanlış olabilir. Mantık, felsefe ve bilim olmazsa sizi kendi fikrinize, kendinize aşık olmaktan ve kendi küçük öznel dünyanızda yaşamaktan hiçbir güz alıkoyamaz. Mantık düşünceyi inançtan ayırır.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

 

Felsefenin amacı nedir?

Pekala… Metafizik (varlık felsefesi dahil), bilgi felsefesi (bilim ve zihin felsefesi alt dallarıyla), değer yargıları teorisi (sanat, ahlak ve yargı felsefesi, hatta insan felsefesi) günümüz Türkiye’sinin çalışmaktan başka her şeyin yasak olduğu berbat gündeminde sıkıcı gelebilir. Oysa ne havada konular deseniz bile felsefe yapmış oldunuz. Aslında yaşamınızın her alanında felsefe yapıyoruz. Ne zaman ebeveynlerinizle tartışsanız, o kişiyle çıksam mı diye kaygılansanız veya bir seçim yaparken kararsız kalsanız felsefe yapıyorsunuz. Kilo vermeliyim ama Boşnak Köftesi de çok güzel derken bile!

Neden derseniz; çünkü dünyamız ve dünyadaki yeriniz hakkında düşünüyorsunuz. Neye neden değer verdiğinizi ve bu konuda ne yapmanız gerektiğini düşünerek buluyorsunuz (düşünmek akıl yürütmektir). Biz de her hafta bir yazı yayınlanacak bu seride felsefenin ana dallarını tanıyacak ve soru sormayı öğreneceğiz. Bu arada yaşama, kendimize ve evrene dair bazı yanıtları da yolda bulacağız. Bunun için iki adımlı bir yöntem kullanacağız: Önce karşılaştığımız olaylar, olgular ve soruları anlamak için çok ama çok çaba sarf edeceğiz.

Mesela söylediğim her şeye katılmayacaksınız ama ben de yazılarımda paylaştığım bütün fikirlere katılmıyorum! Katıldıklarımı ayrıca belirtiyorum ama bilim yazılarında teorileri tarafsız incelemeye gayret ediyorum. Felsefe mezunu bir eğitmen, bilim yazarı ve öğretim görevlisi olarak amacım size bilgi vermektir ama doğruları söylemek değil. Blogda edindiğiniz bilgilerle kendi kararınızı verebiliyorsanız ne mutlu bana! Hepimiz kendi kararlarını vermek isteyen, özgür olmak isteyen ve özgür olmak zorunda olan yetişkinleriz. Ergenseniz siz de yetişkin olacaksınız. 😉

İlgili yazı: Matematik Evrensel Dil mi Yoksa İnsan İcadı mı?

Felsefe-nedir-nasıl-akıl-yürütür-ve-fikir-geliştiririz

 

Felsefeyle ne kazanacaksınız?

Demek istiyorum ki felsefe yapmanın birinci adımında amaç bir fikri savunmak ya da kabul ettirmeye çalışmak değildir. Bunun yerine bir fikri gerçekten ve içtenlikle anlamaktır. Seni anlıyorum ama sana katılmıyorum diyecek kadar iyi anlamak, yani objektif olmaktırİkinci adımda bir fikir hakkında ne düşündüğünüz ve ondan ne anladığınızı ciddi eleştirel değerlendirmeye tabi tutacaksınız. Belirli bir dünya görüşü hakkında ne bildiğinizi sorgulayacak ve o görüşle ilgili yargılarınızı çürütmeye çalışacaksanız. Yanlış anlamayın! Dünya görüşünüz ve değerlerinizi kafadan değiştirin demiyorum.

Buna karşın insanların katılmadığınız görüşleri nasıl ve neden savunduğunu, hatta size neden katılmadıklarını anlamalısınız. Hangi açıdan haklı, haksız veya yanlış olduğunuzu da bilmelisiniz. Bu sayede farklı dünya görüşlerini benimsemeye değer mi, onlara hak vermeye değer mi sorularının yanıtını bulacaksınız. Kim bilir? Karşınıza öyle bir görüş çıkar ki sabit fikirli olmadan fikir değiştirir veya fikrinizi yeni doğruları kapsayacak şekilde güncellerseniz. Peki felsefede nasıl başarılı olursunuz?

İlgili yazı: İnsan Bilincini Matematikle Kodlamak Mümkün mü?

Felsefe-nedir-nasıl-akıl-yürütür-ve-fikir-geliştiririz

 

Felsefeyle hayatta başarılı olmak

Elbette felsefi alıştırmalarla eleştirel düşünmeyi geliştirerek iş hayatında başarılı olabilirsiniz. İkna, pazarlık, sunum, satış teknikleri kotanızı doldurmak ve yatırımcı bulmak için işinize yarayacaktır. Müşteriyi, iş arkadaşları ve iş çevrenizi tanımak bağlamında eleştirel düşünceyi kullanabilirsiniz; ancak filozofların hayatta bir başarısı varsa o da özgür düşünmektir. Kierkegaard’ın dediği gibi insanlar düşünce özgürlüğünü kullanmadıkları için bunu telafi etmek amacıyla ifade özgürlüğünden söz ediyor.

Oysa düzgün düşünemedikten sonra neye inandığınızın da önemi yoktur; çünkü yanlış davranırsınız.  Doğru yapayım derken işi bozar veya iyi niyetle başkalarına hizmet edersiniz. Dolayısıyla bu yazının biricik başarı ölçüsü benden iyi düşünmenize yardım etmek olurdu. Hepimizin soruları var; çünkü hepimizin düşünen bir beyni var ve felsefenin amacı da sizin için en anlamlı yanıtları bulacak şekilde aklınızı kullanmanızı sağlamaktır.

Felsefe size fikirlerinizi doğru ifade etmeyi ve doğru argümanlarla ortaya koymayı öğretir. Böylece bir şeyin neden doğru olduğunu düşündüğünüzü düzgün bir şekilde açıklayabilirsiniz. Bildiğiniz gibi internette insanlar genellikle kendini düzgün anlatamıyor ve ne yaptığını da pek bilmiyor. Bunu başarmak için felsefi düşünmeyi anlamanız ve yaşamın en şaşırtıcı sorularını soruşturmak için gereken araçları öğrenmeniz gerekiyor. Nitekim gelecek bölümde doğru düşünme, akıl yürütme ve argüman geliştirme tekniklerini göreceğiz.

Siz de Sonsuzluk gerçek mi, yoksa matematik yapıntısı mı diye sorabilir ve bilinç maddenin yeni bir hali mi diye merak edebilirsiniz. Evren bir simülasyon mu sorusunu yanıtlamaya çalışarak kuantum fiziğinde özgür iradenin imkanını sorgulayabilirsiniz. Hızınızı alamayarak hem termodinamikte hem kuantum biyolojide hayat neden var sorusuna yanıt arayabilirsiniz. Boltzman beyinlerinden Maxwell şeytanına uzanan bir yolda bilim felsefesiyle gerçekliğin doğasını araştırabilirsiniz. Bilimle ve sağlıcakla kalın. 😊

Evren bir simülasyon mu?


1Quantum Mechanics and Experience
2Felsefe tarihi
3Felsefe sözlüğü
4Mitoloji sözlüğü
5Theogonia – İşler ve Günler

One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir