Bilim İnsanları Ölü Domuz Beyni Canlandırdı

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdıAmerikalı nörologlar ölü domuz beyinlerini kısmen yeniden canlandırdı. Kalbi duran insanları hastanede hayata döndürmek için yapılan araştırmada, Yale Üniversitesi ekibi, 4 saattir ölü olan domuz beyinlerinde kan dolaşımı ve hücre fonksiyonlarını yeniden başlattı. Peki ölüleri diriltmek mümkün olacak mı? Onu geçelim, inme geçirenlerin felç olmasını önlemek bile büyük başarı olur.

Ölümsüzlük kapıda

Yaşam da ölüm de insan varlığının bir parçası ve bazı talihsiz durumlarda kalp krizi geçiren veya yüzerken boğulan insanlar hayatını kaybediyor.

Kalp durunca beyin oksijensiz kalıyor ve beyin hücreleri ölmeye başlıyor. O andan sonra kişiyi bitkisel yaşamdan çıkarıp hayata döndürmek zorlaşıyor. Buna rağmen 20 dakikadır nefes almadığı halde kalıcı hasar olmadan iyileşen insanlar da var ve bunların iyi haberlerini medyada görüyoruz.

Peki bir gün saatlerce ve belki de günlerce kalbi atmayan insanları beyin hasarı olmadan canlandırabilecek miyiz? Ölüleri diriltebilecek miyiz? Bu durum kişinin ruhsal ve fiziksel sağlığını bozmadıkça neden olmasın? Kimse sevdiklerini kaybetmek istemez.

ABD’nin Connecticut eyaleti, New Haven’daki Yale Üniversitesi sinirbilimcileri de insanlara kazada ikinci bir yaşam şansı vermek için çok çalışıyorlar ve bu kapsamda, 4 saattir ölü olan domuz beyinlerini kısmen canlandırmayı başardılar.

İlgili yazı: Güneşte Ne Zaman Yağmur Yağıyor?

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

Tuhaf bilim: Bilim insanları ölümün sınırları zorluyor ve bizi ölüm tanımını değiştirmeye mecbur ediyor. Bilmediğimiz şeylere çok fazla anlam yüklüyoruz ama olgulara, olaylara ve şeylere hem tarafsız-mesafeli olarak hem de insani değerlerimizi yitirmeden yaklaşabiliriz. Bu farkındalığı bu saatten sonra ancak teknoloji yaratabilir. Teknoloji insanı kendine yabancılaştırabilir veya kendini tanımasına yardım edebilir.

 

Domuz zombiler mi geliyor?

Domuz beyni diriltmek söz konusu olunca Vampir filmleri, The Walking Dead dizisi, Frankenstein romanı ile Z-day gibi mobil oyunların etkisiyle aklımıza hemen zombiler ve hortlaklar gelebilir. Bu tür haberleri okuyunca “Eyvah, laboratuarda domuz beyni dirilttiler. Yoksa ölünce hepimiz Taht Oyunları’ndaki ak gezenlere mi dönüşeceğiz” diyebiliriz. Ancak, korkunun ecele faydası yok.

Aynı zamanda gereksiz yere abartılı bir korkuya kapılmaya da gerek yok: Domuz beyni diriltmek, tamamıyla kazada kalbi duran insanları hayata döndürmekle ilgilidir ve bilim insanları ne bugün ne de gelecekte zombi yaratacaklar. Doktorların amacı hayat kurtarmak ve uluslararası anlaşmalarla kurulan etik kurullar da bu tür felaket senaryolarına izin vermeyecekler.

İlgili yazı: Büyük Patlama Öncesinde Ne Vardı?

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

İnsanları diriltmenin sağlıklı yolları geliştirilecek. Gelecekte bu teknoloji sıradan olacak ve diriltmek yerine iyileştirmek kelimesini yadırgamadan kullanacağız.

 

Etik araştırmalar

Nitekim daha önce de maymun beyni dirilten sinirbilimcilerin, domuz beyni canlandırma deneyinde hayvanlara kesinlikle eziyet etmediklerini belirtelim. Evet, domuz beyinlerini kısmen hayata döndüler ama domuz bilincini geri getirmediler. Bu nedenle beyinlerin yanlışlıkla acı çekmesini önlediler.

İkinci olarak hekimler, çeşitli nedenlerle ağır beyin travması geçiren insanları buza yatırarak vücut sıcaklığını düşürüyor ve onları yapay kış uykusuna yatırıyor. Bu da beynin şişmesine bağlı inme ve beyin kanaması riskini önlemek için yıllardır yapılan meşru bir uygulamadır.

Öyle ki bir gün Mars’a da kış uykusuna yatarak gideceğiz. Sırada ise kazada geç kurtarıldığı için saatlerce ölü kalan insanları beyin hasarı olmadan hayata döndürmek var ve domuz beyni diriltmek de bunun kritik bir parçası.

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

 

4 saat sonra dirilmek

Sinirbilimciler ölümün bir anda gerçekleşmediğini, kalbi duran insanların organlarının farklı hızlarda öldüğünü biliyorlar. Örneğin karaciğer ve beyin hücreleri farklı sürelerde zarar görmeden kansız kalabiliyor.

Kısacası ölüm kademe kademe gerçekleşiyor ve bir saatten sonra geri döndürülemez oluyor. Öte yandan, gelişmiş tıp tekniklerini kullanarak insanları ölümün eşiğinden geri çevirmek mümkündür. Bilim insanları, insanların ölü kaldığı süreyi uzatmak için domuz beyinlerini ölümün üzerinden gittikçe daha uzun bir süre geçtikten sonra hayata döndürmeye çalışıyor.

Ölümü yeniden tanımlamak

Michio Kaku’nun Zihnin Geleceği kitabında belirttiği gibi, bir gün ölümü geri çevirmek mümkün olacak (ki ben de Bilgi Üniversitesi’ndeki SCI 117 Amazing Science dersimde, bu eseri kaynak kitap olarak okutuyorum). Yale Üniversitesi araştırmacıları da nihayet ölümü yeniden tanımlamayı gerektirecek bir araştırmaya imza attılar ve 4 saattir ölü olan domuz beyinlerini dirilttiler.

İlgili yazı: Yapay Zeka Nedir ve Nasıl Çalışır?

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

BrainEx beyin diriltme makinesi.

 

Nasıl yaptılar?

Her şeyden önce bütün domuz beynini canlandırmadılar. Sadece kan dolaşımını ve bazı hücre fonksiyonlarını yeniden başlattılar. Böylece beyin ölümü gerçekleşen insanları tekrar hayata döndürmek için işe nereden başlamaları, beynin önce neresini canlandırmaları gerektiğini anladılar.

Hiçbir şekilde domuz bilincini canlandırmamak veya MR cihazında görülecek belirgin bir beyin aktivitesi başlatmamakla birlikte, filozofları ölümün ne olduğunu düşünmeye ve beyin canlandırmanın etik sonuçlarını yeniden değerlendirmeye teşvik ettiler.

Ölümü domuz ile tanımlamak

Daha doğrusu yeniden tanımlamak: Bugüne kadar kalp kısa bir süre için durduğunda veya beyin aktivitesi daha kısa süre için kesildiğinde ölüm gerçekleştiği kabul ediliyordu. Hastanın beyin ölümü gerçekleşti deniyor ve bunun geri dönüşü olmadığı düşünülüyordu. Sonuçta oksijen, elektrik sinyalleri ve besin olmadan beyin hücreleri hızla ölmeye başlıyor.

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

Sevgili babacığım Erdoğan Demircan, sanatçı. Anneciğimle birlikte beni ben yapan üç insandan biri. Diğeri rahmetli anneannemdir. Bana okuma-yazmayı ilk o öğretti. Erdoğan Demircan’ı Facebook sayfasında takip edebilirsiniz.

 

Babamın inme geçirmesi

Ancak, 2017 yılında kötü bir olay yaşadık. Babam inme geçirdi ve komaya girdi. Bakırköy, İncirli’deki kronik inme tedavisi doktorumuz ise beyinde kansız kalan bölgelerin ölmesine karşın, tıkanan beyin damarlarının açılması halinde, babamın inmeyi hasarsız atlatabileceğini ve bunun için de üç ila altı saatlik bir süremiz olduğunu söyledi. Hakikaten de babam ilk inmeyi hasarsız atlattı.

İşte o zaman kafamda bir ışık çaktı: Beyin kısmen 6 saat kansız kalabiliyorsa saatlerce ve tümüyle kansız kalan ölü beyinleri diriltmek de bir gün mümkün olabilirdi. Michio Kaku’nun Zihnin Geleceği kitabını ikinci kez okuyarak konuyu derinlemesine araştırdım. Yale Üniversitesi’nin ölü domuz beyinlerini 4 saat sonra kısmen diriltebildiği haberini de görünce bu yazıyı yazmak şart oldu.

Gerçekten bu çığır açıcı gelişmeden önce de insanların kalp durduktan uzun bir süre sonra hayata döndürülebileceğine dair ipuçları vardı: Kedilerle kuyruklu maymunlar üzerinde yapılan deneyler, beyinlerin bir saat boyunca kansız kaldıktan sonra tümüyle iyileşebileceğini gösteriyor.

Ayrıca kalbi duran veya inme geçiren insanların beyinlerinin de saatlerce kansız kaldıktan sonra hiçbir kalıcı iz olmadan yaşama döndüğüne dair haberler okuyoruz. Öyle ki sinirbilimciler, beyinden tümüyle çıkardıkları nöronları bile agar plakalarındaki hücre kültüründe haftalarca yaşatabildiklerini gördüler. Kısacası insan beyni ölüme sandığımızdan daha dayanıklı olabilir. Peki ne kadar dayanıklı?

Önce domuz ve sonra insan diriltmek

Şöyle düşünün, ölen bir insanın organları ve dokularını bunlar çürümeden tümüyle onarmayı başarırsanız o kişiyi beyin hasarı olmadan diriltmek mümkün olmaz mı? Hasta bitkisel hayata girmedikten veya Stephen King’in hiçbir bilimsel gerçeğe dayanmayan korku romanı Hayvan Mezarlığı’nda olduğu gibi, dirilince bir tür seri katile dönüşmedikten sonra bunun ne zararı var?

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

Domuz beyni nasıl diriltilir?

Sinirbilimcilerin ölü domuz beyni seçmesinin nedeni, domuz vücudunun birçok açıdan insan bedenine benzemesidir. Memeli kara hayvanları içinde domuz beyni de insan beynine en çok benzeyen beyinlerden biridir; çünkü neredeyse bizimki kadar karmaşık bir organdır.

Her ne kadar domuz beyninin ön lobu insanlar gibi kompleks bir bilinç yaratacak kadar gelişmiş olmasa da bu beyinler kansız kaldığı zaman kolayca ölecek kadar karmaşık organlar. Bu nedenle domuzlar insan beyninin ölüm ve canlandırma aşamalarını test etmek için en iyi çözümlerden biri.

Yale araştırmacıları önce ölü domuzların beynini çıkardılar (toplam 32 beyin) ve bunları kontrol ve deney için iki ayrı gruba ayırdılar. Domuz beyni diriltmek için de BrainEx denilen özel bir makine kullandılar (tamam, burası Frankenstein romanına benziyor, kabul ediyorum 🙂 ).

BrainEx makinesinde beyinlerin çürümesini önlemek için özel bir basınçlı soğuk oda bulunuyordu. Bu odada yapay solunum makinesine (çelik akciğer ve kalp) bir sistem de vardı ve bu sistem, ölü beyinlerin damarlarına kana benzeyen bir yapay besleyici sıvı pompaladı.

Kan analogunda ne var

Yapay kanda tıpkı gerçek kanda olduğu gibi beyin hücrelerini besleyecek besinler, oksijen ve damarların ultrasonda görülmesini sağlayacak özel parçacıklar vardı. Yapay kanda şeker gibi eriyen bu toz, sinirbilimcilerin ölü domuz beyinlerini ultrasonla inceleyerek ne kadar canlandıklarını kontrol etmelerini sağladı. Yapay kan, aynı zamanda nöronları uyuşturan anestezi ilacı içeriyordu.

İlgili yazı: Biyonik Böbrek ile Diyaliz Derdine Son

Her şey kalbi duran insanları hayata döndürmek için.

 

Ölü domuz için neden anestezi?

Bunun sebebi etik deney yapmak: Yapay kandaki uyuşturucu, nöronların elektrokimyasal sinyaller göndermesini, yani uykudan uyanmasını önledi. Böylece bedenden çıkarılmış domuz beyinlerinin bilim insanları fark etmeden uyanıp korkuya kapılarak eziyet çekmesi önlenmiş oldu.

Aksi takdirde, bizler domuz hislerini anlamasak da domuz beyinleri, kendini Irvin Kershner’in 1990 tarihli Robocop 2 filmindeki kötü adam gibi hissedebilirdi. Filmde çılgın bilim insanları, çatışmada ölen bir haydudun beynini dev bir silahlı robota koyuyor ve kontrolden çıkan bu robot polis de çevreye dehşet saçıyordu. Her durumda uyuşturucu, nöronların aşırı tepki gösterip zarar görmesini de önledi.

Bu da deneyin başarıyla tamamlanmasını sağladı; çünkü sinirbilimcilerin asıl amacı beyin aktivitesini yeniden başlatmak değildi. Sonuçta bunlar vücuttan çıkarılmış beyinler ve bu beyinler bilinç kazanırsa neler hissedeceğini kimse bilemez. Dahası, beyinler yanlışlıkla uyanırsa yedek anestezi ilaçları tekrar uyutmak üzere hazır tutuldu.

Sonuçta Yale ekibi ölü domuz beyinlerine 6 saat boyunca yapay kan verdi. Aslında deneye daha uzun bir süre devam edebilirlerdi. Ancak, kontrol grubunda olan ve yapay kan olmadan tuzlu çözeltide bekletilen domuz beyinleri tuza rağmen hızla çürümeye başladığı için deneyi sonlandırmak zorunda kaldılar. Sonuçta kontrol grubu olmadan ne kadar başarılı olduklarını göremezlerdi.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Domuz beyninin dirilişi

Tuzlu çözeltide bekletilen domuz beyinleri ölürken, yapay kan verilen beyinler canlanarak yaşamaya devam ettiler.

Aynı zamanda birçok temel beyin fonksiyonunu da gerçekleştirmeye başladılar. Bunlardan en önemlisi de besinleri bünyelerine alarak enerjiye dönüştürmeleri ve sinir hücrelerinin tekrar çalışmasını başlamaya sağlamalarıydı.

Buna ek olarak bağışıklık sistemi de harekete geçti ki bu da bakterilerin beyin dokularına saldırarak ölü beynin çürümesini önlemek anlamına geliyordu. Özellikle bu büyük bir başarı oldu; çünkü insan beynini de bozulmadan uzun süre korumak için bakteri saldırısının önlenmesi gerekiyor.

Nitekim araştırmacılar domuz beyinlerine elektrik verince uyuşturulmuş bazı nöronların elektrik sinyalleri göndererek buna karşılık verdiğini gördüler. Aslında doğrudan beyne elektrik vermediler. Beyinden alınan ve ağar kabına konulan bazı nöronlara elektrik verdiler.

İlgili yazı: Neden Hala Kansere Çare Bulamadık?

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı 

Frankenstein deneyi değil

Şimdi bilim insanlarının, ölü domuz beynini kısmen ve sadece bazı metabolik fonksiyonlar için yeniden canlandırırken ne yapmadıklarını da yazalım: Domuz beyinlerini uyandırmadılar! Bu beyinler sağlıklı ve kanlı canlı domuz beyni gibi tam kapsamlı çalışmadı. Araştırmacılar beyinlerde koordineli nöron aktivitesi de görmediler. Beyinleri test eden EEG cihazları tek bir nöron sinyali kaydetmedi.

Gerçi nöronları baskılayacak anestezi ilacı kullanmasalardı kısmi nöron sinyalleri tespit edebilirlerdi; ama sinirbilimciler bunu amaçlamadıkları için bu deneyi tekrarlamaya da niyetleri yok. Bilim insanları sadece insan beynini canlandırmak için gereken temel solunum, dolaşım ve sindirim fonksiyonlarını başlatıp başlatamayacaklarına baktılar.

Bu konsept deneyin amacı, Futurama’da olduğu gibi beyinleri kavanoza koyup yaşatmak değildi. Zaten bugünkü teknolojiyle bir canlının beynini çıkarıp başka canlıya nakletmemiz mümkün değil. Keza vücudu ölen bir insanın başını kesip canlı tutulan başka bir bedene dikmek de imkansız ki etik açıdan kimse buna izin vermez.

İnme ve beyin kanaması tedavisi

Şimdilik elden gelen en iyi şey beyin dokularını canlı tutmak için deney yapmaktır. Peki neden yapalım? Babamın ikinci kez inme geçirdikten sonra sağ tarafına kısmi felç inmesi gibi durumları başkalarının yaşamaması için yapalım tabii ki! Koca beyni bırakın; inme yüzünden kansız kalan beyin dokularını canlandırmamız insan hayatını kurtarmak ve yaşam kalitesini korumak için yeterlidir.

İlgili yazı: DNA Testi Yaparsanız Neler Öğrenirsiniz?

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

Robocop 2 filmi. Bir insana onu neredeyse robotlaştıracak kadar parça takıyorsanız, insan beynini doğrudan bir robot vücuduna da yerleştirebilirsiniz. Kabuktaki Hayalet filminde olduğu gibi.

 

Domuz beyni neden gerekli?

Bu deneyleri beyinden alınan ve deney kabına koyulan hücre kültürlerinde yapsak ya? Aslında insan beyni gibi karmaşık bir organı hayata döndürmek için bize bağlam lazım. Devrimsel tedavilerin ne kadar yararlı olduğunu ancak bütün beyinler üzerinde çalışarak görebiliriz.

Her durumda, ölü domuz beyni diriltme deneyleri hem hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, hem de gelecekteki insanlı klinik deneyler açısından birçok etik sorunu beraberinde getiriyor. Örneğin, hayvanlar üzerinde yapılan deneyleri denetleyen kurullar, genellikle canlılar üzerindeki deneyleri düzenliyor.

Sonuçta beyni ölüp de diriltilmiş hayvanların potansiyel haklarını düzenleyecek ve koruyacak yönergeler yok. Peki ya bilinç konusu? Sinirbilimciler insan bilincinin ne olduğu hakkında konuşmak bile istemiyorlar. Pozitif bilim sınırlarında kalmak için insan beyninin en önemli özelliği olan bilincin ne olduğunu araştırmaya çalışmıyorlar. Daha çok ilaç tedavisiyle sınırlı kalıyorlar.

İlgili yazı: İnsan Bedeni gibi Kendini Onaran Organik Malzeme

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

Kronik depresyon hastalarını iyileştirmek için beyne elektrik veriliyor. Bu beyni canlandırmak için kullanılacak ön teknolojilerden biridir. Bu tür şapkalar insanların düşünce komutlarıyla çalışan ilk bilgisayarlarda da kullanıldı. Telepatik internet 7 yaşında!

 

O zaman biz soralım

Hayvan beyinlerini diriltme deneyleri yasaklansın mı? Gelecek çalışmalarda nöron baskılayıcı anestezi ilaçları kullanmak şart koşulsun mu? Bunun dışında ölümün anlamı gibi sorular da var: Günümüzde hekimler hayata döndüremedikleri insanları ölü ilan ediyorlar (kalp masajı işe yaramayanlar gibi). Oysa artık insan beyninin klinik ölümden saatler sonra canlandırılabileceğini görüyoruz.

Bu durumda, bir insanın ne zaman ölü ilan edileceğini yeniden düşünmemiz gerekecek. Bunun dev felsefe kitapları yazmadan önce önemli sorunları olacak. Örneğin, ölünce organlarının bağışlanmasını isteyen bir insanın organlarını ne zaman bağışlayacağız? İnsanları canlandırmak organ nakli bekleyen insanların organ bulmasını zorlaştırır mı? Peki organları canlandırabiliyorsak buna gerek kalır mı?

Yine de şunu kesin olarak belirtelim: Bu teknoloji henüz hiçbir insanı canlandıracak seviyede değil ve bu tedavi 20 yıldan önce geliştirilemez, 2035’ten önce yasal onay alamaz. Belki bu soruları hemen cevaplamaya gerek yok ama geleceği planlamak için şimdiden başlasak iyi olur.

İlgili yazı: Okyanuslar Hakkında Yanıtını Bilmediğimiz 7 Soru

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

Beyin diriltme, anı ekme ve sanal gerçeklik tıpkı Altered Carbon dizisinde olduğu gibi insan ömrünü uzatmak için birlikte kullanılacak. Ancak, gerçeklikten kopmamak lazım.

 

Domuz ve insan bilinci

Ancak, çok daha önemli bir sorun var ve o da insan bilinci: Açık kalp ameliyatı geçiren insanlar bile, beyin bir süre oksijensiz kaldığı için kısmi kalıcı hasar görebiliyor. Örneğin, “Büyükbabam çok mülayim bir insandı. Kalp ameliyatı olduktan sonra huyu değişti, huysuz bir insan oldu” diyoruz.

Ağır ameliyat geçiren insanların psikolojisinin iyi veya kötü yönde değişmesi (Şener Şen’in ünlü Yol Ayrımı filminde kaza geçirdikten sonra iyi birine dönüşen kötü bir iş insanı olması gibi durumlar), aslında beyin hasarından kaynaklanıyor.

Bu durumlar beyin hücrelerinin ölmesinden ve beynin ölenlerin görevlerini diğer hücrelere vererek kendini iyileştirmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Öyleyse bir insanı 4 saat ölü kaldıktan sonra canlandıracaksak beynin hasar almadığına çok dikkat etmemiz gerekiyor. İnsan beyni o kadar hassas ki fiziksel zarar görmese bile insan bilinci değişiyor ve biz de adamın huyu suyu değişti diyoruz.

Bunun için de önce insan bilincinin ne olduğunu ve beyinde nasıl ortaya çıktığını çözmemiz gerekiyor. Neyse ki yeni kuşak nörologların bu konuya el attıklarını görüyoruz. Öyleyse Bilinç Maddenin Yeni Bir Hali mi? Peki ya Bilinç Dediğimiz Şey Bilinçsiz Beynin Ürünü mü? ve kuantum bilinç var mı? Biz bu soruları yanıtlayana kadar insan sonrası dönem gelebilir.

İlgili yazı: Bilimin Henüz Yanıtlamadığı 7 İlginç Soru

Bilim-insanları-ölü-domuz-beyni-canlandırdı

Matrix’te Neo sanal dünyadan çıkıp bambaşka bir dünyada uyanmıştı. Gerçek dünyada.

 

Domuz sonrası dönem

Gerçi nörologlar bu soruları soracak kadar iddialı değiller ve iyi ki değiller; çünkü çok daha somut ve yararlı tedaviler üzerinde çalışıyorlar. Örneğin yaşlanmaya bağlı demansı, Parkinson ve Alzheimer’ı önlemek için laboratuarda insan beyni ve hatta soyu tükenmiş Neandertal beyni üretiyorlar.

Yapay zeka uzmanları, nöropazarlamada kullanmak için düşünce komutlarıyla çalışan telepatik internet geliştiriyorlar ve bunun için de insan beynini çalıştıran algoritmayı buldular. Psikiyatrlar kronik depresyonu iyileştirmek üzere kötü anıları silmek ve beyne güzel anılar ekmek istiyorlar. Bu amaçla da RNA Yoluyla Genetik Hafıza Transferi deneyleri yapıyorlar.

Ancak, güç odakları bunu kötüye kullanarak tüketiciler ve seçmenlerin beynini yıkamak için beyin programlayan holografik aygıtlar geliştirebilirler. Bütün bunları Street Fighter filmindeki Blanca’nın hikayesinde ve Arnold Schwarzenegger’in 1990 tarihli Gerçeğe Çağrı filminde gördük.

Bu tür hayali aşırı örnekler gerçekleşmeyecek olsa bile, geleceği kurtarmak için önce riskleri düşünmek lazım. Aşkın İnsan yazısında, “Olgun insan olmak mı, yoksa biyonik insan ve teknolojik Süpermenler olmak mı daha iyi?” diye sormuştum. Anlaşılan insan sonrası dönem asıl domuz sonrası dönemle gelecek. Ölü domuz beyinleri veya değil; cesur yeni gelecek bizi bekliyor!

Ölü domuz beynini canlandırmak


1Restoration of brain circulation and cellular functions hours post-mortem

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir