Antropik İlke: Evren İnsanlar İçin mi Yaratıldı?

antropik-ilke-evren-insanlar-için-mi-yaratıldıEvren insan hayatına uygun olarak mı yaratıldı, yoksa insan türünün ortaya çıkışı evrim sürecinde meydana gelen genetik bir kaza mı? Evrenin bir sebebi var mı ve ilk sebebi varsa bunun bir amacı var mı? Nitekim evreni yöneten fizik yasalarını belirleyen evrensel sabitler değişikliklere karşı son derece duyarlıdır ve bunlarda yapılacak en küçük değişiklik bile bildiğimiz anlamda hayatın yok olmasına neden olacaktır. Bilim felsefesinde ince ayar problemi olarak gösterilen bu soruna aynı zamanda antropik ilke diyoruz. Peki evren neden öyle? Yoksa antropik ilke uyarınca bir varlık mı yarattı? Evrenin insana uygun olup olmadığını görelim:

Antropik ilke ve insanın görevi

Descartes’ın dediği gibi düşünüyorum, öyleyse varım: Her şey yalan ve Dünya fani olsa bile ben bir şekilde varım; çünkü varlığımın farkındayım. Gerçi bunun getirdiği ikici dünya görüşü, ruh-beden ikiliğinin felsefede yarattığı sorunları Studio Canlı üzerinden verdiğim Bilimkurguda En Şeytani 20 Yapay Zeka eğitiminde anlatıyorum (ipucu: makinedeki hortlak) ama bu soru konumuz açısından da önemli. Madem varız öyleyse varlığımızın bir sebebi olması gerekiyor.

Bu sebebi bulabilir miyiz ayrı soru fakat önce temel ilkelerle başlayalım; çünkü insan hayatı şansa bırakılamayacak kadar önemlidir. Neden mi? Biz kendimize önem veriyoruz ve çocuk doğururken yaşam yaratma, çevre kirliliğiyle can alma gücünü kullanıyoruz da ondan. Öyleyse kendimize sahip çıkmalı, sorumlu davranmalı ve en azından bu dünyada neden yaşadığımıza dair fikir sahibi olmalıyız.

Unutmayın ki yapay zekanın bizim için en büyük tehlikesi bizim gibi düşünmeme ve bu yüzden de bizi isteyerek veya istemeyerek yok etme ihtimali ki bizden farklı olmasının metalden bir robot olmaktan çok daha temel bir sebebi var: Geleceğin insan kadar zeki robotları onları kimin yarattığını bilecek ama biz insanlar varlık nedenimizi bilmiyoruz. Yaratılıp yaratılmadığımızı bile bilmiyoruz.

Aklımızda deli sorular

Evrenin nihai anlamı manasında temel kozmik emir işte bu yüzden öğrenmektir: Madem ki varız insan gibi yaşamak ve bilmek zorundayız. Dünya dışı zeka varsa bildiklerimizi onunla paylaşmak ve bizden başka zeki canlı yoksa bu kez de evrene anlam vermek için bunu yapmak zorundayız. Peki bilim en azından evrenin insan hayatına elverişli olup olmadığını göstererek bu soruları kısmen yanıtlayabilir mi? Kesinlikle verebilir. Bu yazıda varoluşun doğasını bilimsel ve felsefi açıdan ele alacağız:

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

antropik-ilke-evren-insanlar-için-mi-yaratıldı

 

Antropik ilke mi, şans eseri mi?

Evrenin insan yaşamına çok hassas olarak uygun olduğu önermesi (antropik ilke veya ince ayar problemi) maalesef biraz da sükse yapmak isteyen bilim insanları yüzünden popüler olmuştur. Elbette din insanlarının da tanrı evreni yarattı diyebilmek için antropik ilkeye bel bağladığını biliyoruz. Antropik ilkeye göre evrenin şans eseri böyle olması çok düşük bir ihtimal olup varoluşumuz mutlaka özel bir açıklama gerektirmektedir.

Antropik ilkeyi evreni tanrı yarattı, yok uzaylılar yarattı, yok evren bir bilgisayar simülasyonu diyenler kullanır. Ayrıca kainatta birden fazla evren, belki de sonsuz sayıda evren var ve biri de rastlantıyla yaşadığımız insan hayatına uygun evren diyen bilim insanları var. Dolayısıyla antropik ilkeyi çoklu dünyalar yorumu ve çoklu evren teorilerini savunanlar da kullanır.

Öyle ki 1 milyon kitap yazsak bile bir arpa boyu yol alamayız. Bu argümanlar o kadar karmaşık ve derindir. O yüzden sadece şunu soralım: Evrenin neden böyle olduğunu açıklamak için antropik ilke kullanmak şart mıdır? Evrenin oluşumunu antropik ilke olmadan açıklayabilir miyiz? Tersini de soralım: Antropik ilke yoksa evren şans eseri böyle olmak zorunda mıdır? Şu işi tanrıya ve şansa bırakmadan, yani bilimsel olarak çözmenin bir yolu var mı?

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Evrensel sabitler.

 

Üçüncü şıkkın olabilirliği

Evren bizim için mi yaratıldı? Antropik ilkeyi şöyle özetleyebiliriz: Fizik yasaları yaşadığımız evrenden farklı evrenlerde farklı şekillerde işleyebilir ama bulunduğumuz evrenin işleyişini açıklamak için bu yasalara elle eklediğimiz evrensel sabitler var. Bunlar az farklı olsa evren yok olurdu. Örneğin elektromanyetik kuvvetin gücünü belirleyen ince yapı sabiti, Planck sabiti, Newton’ın evrensel yerçekimi sabiti, kozmolojik sabit (boş uzayın enerjisi), en azından bazı parçacıkların kütleli olmasını sağlayan Higgs alanının şiddetini belirleyen Higgs parçacığının kütlesi…

Bakış açınıza göre 26 ila 29 evrensel sabit var ki bunları ayrıca anlattım fakat sabitler azıcık değişse biz burada olmazdık; çünkü kuantum biyoloji uyarınca bunlar yaşamın var olması için olduğu gibi gereklidir. Örneğin evrenin genişlemesinden sorumlu olan kozmolojik sabitin değeri artsa galaksiler oluşmazdı. Elektromanyetik kuvvet daha güçlü olsa yıldızlar nükleer füzyonla ısı ve ışık saçamazdı.

Evrensel sabitlerin rastlantısal olarak bu değerleri taşıma olasılığı asla gerçekleşmeyecek kadar küçüktür. Öyleyse evrene ince ayar yapılmıştır. Antropik ilke budur. Fizikte tanrı var mı yazısında anlattığım gibi fizikçiler bilime tanrı karıştırmayı sevmezler. Bu yüzden de evrenin varlığını genellikle çoklu evrenle açıklamaya çalışırlar. Bu grup asla keşfetmeyi umduğu parçacıkları tespit edemese bile (40 yıldır!) sürekli yeni ve daha güçlü parçacık hızlandırıcıları inşa etmek ister (oysa küçükler yeterli).

Hatalar zinciri

Bunun için devletlere kulis yaparlar. Politikaya karışır ve evrenin sırlarını gerçekten aydınlatabilecek diğer teorilerin önünü kesecek şekilde bilimsel araştırma bütçelerini hortumlayıp parayı artık işe yarayacağı şüpheli olan dev parçacık hızlandırıcılara gömerler. Özellikle de Higgs bozonu denilen parçacığın kütlesinin neden 125 gigaelektronvolt (GeV) olduğu ama örneğin 113 GeV olmadığını bulmaya çalışırlar. Bu fizikçilerin yaklaşımına doğallık argümanı denir ve bunu ayrıca yazacağım.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

 

Peki antropik ilkenin nesi yanlıştır?

Yanlış olan evrensel sabitlerin şimdiki değerleri kendi başına almasının gerçekleşmeyecek kadar düşük bir olasılık olduğu iddiasıdır. Nereden biliyorsunuz? Başka evrene gittiniz mi? Gidip de diğer evrenlerin sabitlerini ölçtünüz mü? Bu olasılığı hesaplayamayız; çünkü elimizdeki sabitlerden başka hiçbir sabiti ölçmedik ve büyük olasılıkla da ölçemeyeceğiz (tabii bir gün evrenler arasında gidiş-dönüş seyahat edecek teknolojiyi geliştiremezsek).

Bir olasılığı ölçmek için numune toplamanız gerekir. Zar atarken bunu yapabilirsiniz. Yeterince çok zar atarsanız 1 veya 6 gelme olasılığını deneysel olarak kanıtlamanızı sağlayacak bir olasılık dağılımı (standart sapma) elde edersiniz. Evrensel sabitler ise hem sabit olduğu için (e yani!) hem de başka sabit bilmediğimiz için bize olasılık dağılımı veremez. Bu yüzden evrenin kendi başına oluşamayacak kadar özel olduğu bilimsel olmayan bir önermedir. Bazı fizikçiler tersini söylese bile…

Ayrıca evrenin özel olması kıyamet argümanına da aykırıdır: 1 milyon piyango topu alın ve 1’den 1 milyona dek numaralandırıp kamyona koyun. Sonra iyice karıştırın. Milli piyangoda hile yapmadığınız sürece elinizi kamyon kasasına atıp da ilk topu çektiğiniz zaman 1 veya 1 milyon numaralı topun ele gelme ihtimali nedir? Milyonda birdir! Öyleyse kainatta birden fazla evren varsa yaşadığımız evrenin özel olma ihtimali nedir? Hemen hemen hiçtir.

Antropik ilke bir safsatadır

Buna mantıkta kendi kendini kanıtlayan önerme veya döngüsel akıl yürütme safsatası deriz. Bu şekilde düşünenler sonuçları nedenlere uydurmak yerine nedenleri istedikleri çıkarımı yapacak şekilde sonuçlara uydurma hatasına düşerler. Bu felsefede teleoloji bağlamında (teoloji değil!) Platon ve Aristoteles’in de sık düştüğü bir hatadır. Bilimsel araştırmalar ise sadece gözlemlenen, test edilen ve ölçülen gerçeklerden yola çıkar. Aklınıza gelmeyen gerçekleri ortaya koyarak sizi tutarlı değil, geçerli düşünmeye; yani kendi aklınızdan bağımsız olup kendi zihninizde tutsak olmaktan kurtulmanızı sağlar. Kutunun dışında düşünürsünüz ki bilim insan aklını işte böyle özgürleştirir ama dahası var:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Büyütmek için tıklayın.

 

İnsanların kibri

Diyelim ki bu evrendeki fizik yasalarını yöneten evrensel sabitlerin neden öyle olduğunu bilimsel olarak açıkladınız, sabitlerin o değerleri taşımasını gösteren olasılık dağılımını hesapladınız. O zaman evrenin hayata uygun olup olmadığını hesaplayabilir misiniz? Hayır! İki sebepten dolayı:

1) Uzayda yaşama Dünya’dan daha uygun öte gezegenler var. Bu gezegenlerin atmosferi insanları öldürebilir ama siyan bakteriler gibi ektstremofillerin yaşamasına çok uygun olabilir. Neden sırf zeki olduğumuz için ayrıcalıklı canlılar olduğumuzu düşünüyoruz ki? Soyumuzun tükenmesine yol açacak küresel iklim felaketi ve nükleer savaştan kıl payı uzaktayız. Yaşamımız pamuk ipliğine bağlı ve kendi ipimizi çekebiliriz.

2) İnsanlar madde yerine ışıktan oluşsa ne olurdu yazımda maddenin ne olduğunu anlattım. Madde sınırlanmış enerjidir. Fotonları elektron ve protonlar gibi sınırlayan bir enerji alanı olsaydı o evrende fotonlardan oluşan madde olurdu ve orada yaşayan ışıktan yaratıkların bizden hiçbir farkı olmazdı (Bkz. Uzay Yolu, fotonik holodeck teknolojisi). Keza 26-29 evrensel sabitin özel bir kombinezonu, yani bu evrendeki kombinezonu insan hayatına uygundur.

Oysa bu sabitlerin farklı kombinezonları yine insan hayatına uygun olabilir! Elektromanyetik kuvvetin gücünü artırın ve dengelemek için güçlü kuvvetin gücünü de artırın… Denge bozulmaz ki! Son olarak bonus neden de vereyim: Evrenin insan yaşamına uygun olduğunu nereden çıkardınız? Biz insanlar kalorifer veya klima olmasa Alaska ya da Sahra Çölünde de yaşayamayız. En azından çadır olmadan çıplak yaşayamayız. Uzayda 60 saniye, Mars’ta 2 dakika ve Venüs’te 30 saniyede ölürsünüz. Evrenin yüzde 99,99’u insan hayatına elverişli değildir. Benmerkezci davranmayıp alçakgönüllü olalım.

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

antropik-ilke-evren-insanlar-için-mi-yaratıldı

 

Antropik ilke ve çoklu evren

Felsefede en genel kavramlar hiçbir şey anlatmayan kavramlardır. Örneğin hayvanın ne olduğunu bilmeden insanı anlamak mümkün değildir. Kozan, Kozan’dır ne demektir? Bu benim hakkımda size ne anlatır? Patlıcan patlıcandır… Yani? Kainatta sonsuz sayıda evren var demek de yaşadığımız evrenin nasıl oluştuğunu açıklamaz.

Bu yüzden Stephen Hawking ölmeden önce kainatta sonlu sayıda evren olabileceğini gösteren bir teori üzerinde çalışıyordu. Bu doğru çıkarsa evrenin nasıl oluştuğunu anlama şansımız olacak (mıdır)? Yine hayır! Hawking “Kainatta sonsuz sayıda evren olabilir. Ben sadece rastlantısal kuantum salınımları içinde bizim evrenimize benzeyen sonlu sayıda evren olabileceğini göstermek istiyorum. Bize hiç benzemeyen evrenleri asla bilemeyiz ama en azından bize benzeyen evrenlerin sonlu olduğunu gösterirsek yaşadığımız evrenin büyük patlamayla nasıl oluştuğunu da gösterebiliriz” demiştir.

Burada istatistik uzmanlarını es geçmeyelim. Şimdiye dek antropik ilkeyi matematiksel olasılıkların sıklık yorumuna göre çürüttüm. Oysa antropik ilkeyi Bayesçi olasılık yorumuna göre de çürütmemiz gerekiyor. Bayesçi yaklaşımda evrenin kendi başına oluşma olasılığının düşük olduğunu gösteren varsayımınızı çürütecek birçok açıklama bulabilirsiniz. Örneğin 2018’de son iki yılı Covid 19 pandemisi yüzünden evde geçireceğimiz kimin aklına gelirdi? Bu olasılığın çok düşük olduğunu düşünürdük ama gerçekleşti. Peki burada ne oldu?

Mutlaka istatistik öğrenin

İstanbul’da kar yağma olasılığını ele alalım. Caddebostan’da çok az kar yağdı ve biz de İstanbul’da bir türlü kar yağmıyor dedik. Oysa Caddebostan İstanbul’un küçücük bir mahallesi. Beylikdüzü ve Ağva gibi daha çok kar yağan yerler var. Şöyle düşünün: Bugün Kadıköy’de yağmur yağma olasılığı yüzde 60 ise sizin tam Caddebostan’da 12.30’da dışarı çıktığınız zaman yağmura yakalanma olasılığınız nedir? Yine de pandemi olmasını uzaylılara ya da Robert Jordan’ın Zaman Çarkı epik fantezi romanındaki Terkedilmişlere bağlamıyorsunuz değil mi? Bu, hava durumunda yağmur yağacağını öğrenip yağmur duasına çıktıktan sonra dua edince yağdı demek gibi olurdu. 😉

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

antropik-ilke-evren-insanlar-için-mi-yaratıldı

 

Antropik ilke ve hayatın anlamı

Peki bu evreni tanrı yarattı, yok evren bir simülasyon veya çoklu evren var argümanları için ne anlama geliyor? Bunlar evrenin nasıl oluştuğunu açıklamak üzere bilimsel olarak test edemeyeceğimiz, yani asla kanıtlayıp çürütemeyeceğimiz bilim dışı argümanlardır. Felsefenin en önemli ilkelerinden Ockham’ın Usturasında dediğimiz gibi kavramların sayısını gereksiz yere çoğaltmayalım. Yanıtını bilmediğiniz bir sorunun yanıtı büyük olasılıkla en basit yanıttır.

Her şeye gücü yeten tanrı sonsuz karmaşıklıktadır. Evrenimiz ise sonsuz karmaşık değildir. Dolayısıyla evreni sonsuz karmaşık bir varlıkla açıklamak bilimsel değildir. Kaldı ki bu durumda insanların evrenin nasıl oluştuğunu bir gün öğrenme imkanını da elinden alıyorsunuz. Evren bir simülasyonsa evreni yaratan uzaylıların aklından geçeni nasıl bilebiliriz?

Halk arasında bilinçli farkındalık denilen mindfulness derslerinde deriz ki “Hayat sizin düşmanınız değildir. Yaşarken istediklerinizi elde etmenizi önlemek için çalışan hayat adında kötü bir varlık yoktur. Hayat sadece çok karmaşıktır ve bu yüzden hayatta her istediğinizi elde etmeniz imkansızdır.” Eh, bunu hayat için söylüyoruz da evren için neden söylemiyoruz? 😉

Bilim elbette ki tanrının varlığını kanıtlayamaz veya çürütemez. Böyle bir amacı yoktur; çünkü tanrı bilimin konusu değildir. Bu yüzden bilimsel olarak tanrı vardır veya yoktur gibi bir cümle kuramayız. Öte yandan bilimin evreni açıklamak için tanrıya, uzaylılara veya evren yaratan bilgisayarlara ihtiyacı da yoktur.

Daha yeni başlıyoruz

Peki Riemann Hipotezi ile internetteki asal sayı şifrelemesini nasıl kırabiliriz? Kuantum sıçrama nedir ve nasıl çalışır? Evrende ölçülebilen en kısa mesafe olan Planck Uzunluğu neden evrensel bir sabittir? Bunları da şimdi okuyabilir ve yeryüzündeki en büyük toplu soy tükeniş olan Büyük Ölüme hemen göz atabilirsiniz. Bilimle, sağlıcakla ve esenlikle kalın.

Çoklu evren ve ince ayar problemi


1A Universe Without Weak Interactions
2Stellar Helium Burning in Other Universes: A solution to the triple alpha fine-tuning problem
3The Habitable Epoch of the Early Universe
4Preliminary Inconclusive Hint of Evidence Against Optimal Fine Tuning of the Cosmological Constant for Maximizing the Fraction of Baryons Becoming Life

6 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir