Küresel Isınmayı Yavaşlatmak İçin Eti Azaltın

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın Hükümetler Arası İklim Değişikliği Kurulu (IPCC) 8 Ağustosta yeni küresel ısınma raporunu açıkladı. Buna göre insanların yol açtığı küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğini, deniz seviyesinin yükselmesine bağlı su baskınlarını, karbondioksit zehirlenmesini, sıcak dalgalarını ve çölleşmeyi önlemek için et tüketimini azaltarak ormanları korumalıyız. Peki küresel ısınmayı nasıl azaltacağız?

Küresel ısınmayı önlemek için

Öncelikle hayvancılık sektörü küçülmeli, sentetik et gelmeli ve Amazon ormanları korunmalı. Sonuçta biz dahil, Dünya gezegenindeki canlıların yüzde 99’unun soyunun tükenmesi riskini önlemek için sadece 11 yılımız kaldı. Ancak, bunun için önce Dünya ülkelerinin küresel ısınmayı önlemeye karar vermesi gerekiyor. Oysa ne gelişmiş ülkeler, ne de gelişmekte olan ülkeler bunu engellemek istiyor.

Örneğin IPCC’nin yeni küresel ısınma raporunun taslağı1, 52 ülkeden 107 uzman tarafından hazırlandı ve sağcı Brezilya başkanı Jair Bolsonaro’nun talimatıyla Amazon ormanlarındaki ağaçların kesilmesinin hızlanmasından hemen sonra yayınladı.

ABD’nin Brezilya’nın kıta sahanlığındaki petrol kaynaklarını kontrol etmek için desteklediği Bolsonaro, Brezilya ekonomisini güçlendirmek için ağaçların kesilmesine hız kazandırarak tarımla sanayiye daha çok yer açacaklarını söylemişti.

İlgili yazı: Kayıp Kuzenlerimiz Denisova İnsanlarını Tanıyalım

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

 

Küresel ısınmayı neden istiyorlar?

Dünya ülkeleri küresel ısınmayı önlemek için fosil yakıtlara bağlı enerji üretimini azaltmak gerektiğini biliyor. Ancak, her ülke fosil yakıtları önce o azaltsın diyor: Örneğin ABD küresel ısınmayı önce Çin azaltsın diye ısrar ediyor; ama gerçek amacı Dünya’yı kurtarmak filan değil.

Amerika bunu Çin ekonomisini küçültmek için ve küresel ısınmayı önleme çabalarını geciktirerek petrol şirketlerine zaman kazandırmak amacıyla istiyor. Bildiğiniz gibi Trump 2016 yılında Paris İklim Anlaşması’ndan çekildi. Çekilirken de ABD’nin üretimini korumak için sera gazlarının azaltılması anlaşmasını bilerek imzalamayacağını söyledi.

Çin ise diyor ki evet, bugün küresel ısınmaya en çok ben yol açıyorum (en çok kömürü ben yakıyorum); ama aynı zamanda temiz güneş enerjisine de en hızlı ben geçiyorum. Ayrıca bugüne dek Dünya’yı en çok kirleten ülke ABD oldu ve en çok üretim yapan da ABD. Öyleyse küresel ısınmanın bedelini en çok ABD ödesin ve önce o ödesin.

Gelişmekte olan ülkeler de benzer bir mantık yürütüyor ve diyor ki bizler fakiriz; dolayısıyla fabrikalarımızda sera gazlarını azaltacak teknik düzenlemeler yapmak ekonomimizi sarsar. Dünya’yı 200 yıldır gelişmiş ülkeler sömürüyor. Küresel ısınmada başı onlar çekiyor. Dolayısıyla önce onlar sera gazlarını azaltsınlar. Oysa ülkeler topu birbirine atarken insan türünün yok olma tehlikesi de artıyor!

İlgili yazı: İlkin Karanlık Madde Evrenden Eski Olabilir mi?

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

 

Sadece 11 yıl kaldı

11 yıl kaldı derken, insan türünün yok olmasına 11 yıl kaldı demiyorum. Ancak, Paris İklim Anlaşması uyarınca ve 2100 yılında Dünya’nın ortalama sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlamak üzere, atmosfere salınan sera gazlarını azaltmamız için sadece 11 yılımız kaldı. Bunu sınırlamazsak ise önümüzdeki 300 yılda aşırı sıcaklara bağlı toplu soy tükeniş riski ortaya çıkacak.

2030’dan sonra sera gazlarını azaltsak bile, atmosferdeki gazların etkisi yüzünden 2100 yılında ortalama sıcaklık 3 derece artacak ve bu da büyük bir felaket olacak; ama bunu göstermek için önce sera gazlarına değinmemiz gerekiyor. Karbondioksit ve metan atmosferi nasıl ısıtıyor?

Bunun ilk kısmı basit: Sera gazları, Güneş’ten gelen ve yerden yansıyarak uzaya çıkmak isteyen termal radyasyonu Dünya’ya geri yansıtıyor. Kısacası karbondioksit ve metan gazı atmosferi yorgan gibi sararak Dünya’yı sürekli ısıtıyor. Peki biz sera gazlarını önlemek için ne yapıyoruz? Hiçbir şey!

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Küresel ısınmanın ikinci sebebi hayvancılık.

 

Küresel ısınmayı artırıyoruz

Nitekim IPCC taslak raporuna göre, 2018 yılında atmosfere 37 milyar ton karbondioksit (CO2) gazı salındı. Öyle ki Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson, 2014 tarihli Cosmos belgeselinde, o yıl atmosfere 30 milyar ton CO2 saldığımızı söylemişti.

Dünyanın en yaygın sera gazı olan CO2 küresel ısınmayı hızlandırıyor. Bunun sonucunda tarlalar çöl ve ormanlar bataklık oluyor. Tarım ülkelerinde ziraat küçülüyor ve global açlık tehlikesine ek olarak Türkiye gibi ülkeler rekolte kaybına uğrayarak yoksullaşıyor.

Küresel ısınmayı yavaşlatmak için alınması gereken önlemlerin gecikmesi nedeniyle Dünya gezegenin ortalama sıcaklığı hızla artıyor (bugün 15 derecenin üstünde). Bu nedenle global deniz seviyesinin 2100’de tam 3 metre yükselmesi bekleniyor.

Bu da Nil ve İndüs gibi dünyanın en verimli tarım deltalarının su altında kalmasına neden olacak. Özetle tarlalar sadece çöl olmayacak. Çöl olmaktan kurtulan tarlalar da suya batacak ve küresel açlık duble gelecek. Nitekim Endonezya şu anda Venedik gibi batıyor ve birçok Güneydoğu Asya adası da sulara gömülecek. İlk etapta 192 milyon ve 30 yılda içindeyse 2 milyar (!) iklim mültecisi gelecek.

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

 

Endonezya sulara gömülüyor

Bunu ben demiyorum: Endonezya başkanı Joko Widodo, 2030’da 35,6 milyon nüfusla dünyanın en büyük şehri olması beklenen ve aynı zamanda ülkenin başkenti olan Jakarta’yı, deniz seviyesindeki yükselmeye bağlı su baskını tehlikesinden korumak için başka yere taşımaya hazırlandıklarını söyledi! 😮 Jakarta’nın taşınması 33 milyar dolara mal olacak ve diğer iklim mültecilerinin de Suriyeliler gibi dünya ülkelerine akın etmesiyle birlikte yepyeni savaşları tetikleyebilecek.

IPCC raporuna göre, küresel ısınmayı önlemek için tek çare, hayvancılık ile sanayide karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının atmosfere salınmasını durdurmak. Yoksa 2016 tarihli Paris İklim Anlaşması’na imza atan ülkelerin, 2100’e dek Dünya’nın ortalama sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlama planı başarısız olacak.

Bunun önündeki en büyük engel ise ABD ve Batı ülkeleri: Küresel ısınmayı azaltmak için atmosfere sera gazı salımını azaltmak ve fabrikalara filtre takmak işlerine gelmiyor. Sonuçta bu üretim maliyetlerini artırmak ve gelişmiş ülkelerin uluslararası rekabet gücünü azaltmak demek. Hatta fosil yakıt sektörünü terk edip güneş ve rüzgar enerjisine geçmek demek.

Oysa petrol yatırımcıları ve hissedarları geleceği düşünmek yerine cebini düşünüyor. Ayrıca dünya ülkelerinin petrolden güneş enerjisi veya temiz nükleer enerjiye geçmesini de istemiyorlar. Yoksa global enerji kaynaklarını kontrol ederek diğer ülkeleri sömürme şansını kaybedecekler.

Kömür küresel ısınmayı artırıyor

Ayrıca kömür ve doğal gaz santrallerini bugün kapatsak enerji ihtiyacını sadece güneş ve rüzgardan karşılayamayız; yani fosil yakıttan ha deyince çıkmak da zor. Özetle emperyalizm küresel ısınmayı bilerek istiyor. Hatta çölleşmeyi Çin ve Rusya’ya karşı bir silah olarak kullanıp onların ekonomisini de zayıflatabilirler.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Güneş panelleri tarlaları kaplıyor ve emlak bedeli var; ama aynı zamanda ısıyı uzaya yansıtarak küresel ısınmayı azaltıyor.

 

Küresel ısınmayı savunanlar var

Örneğin, Trump ABD’de başkan olur olmaz, Obama zamanında çıkan çevre koruma yasalarını iptal etti. Mesela bizde Kaz Dağları’nda işletilecek siyanürlü altın madeni tartışmaları sürüyor ya; Trump da Amerika’daki maden şirketlerinin yok ettiği doğayı eski haline getirme zorunluluğu yasalarını iptal etti.

Trump petrol şirketlerini korumak için Çin’den ithal edilen güneş paneli parçalarına ek vergi getirdi ve bunu yerli üreticiyi korumak amacıyla yapıyorum dedi. Böylece güneş enerjisi sektörünün maliyetlerini artırıp petrol şirketleri karşısında yenilenebilir temiz enerjiyi baltaladı.

Ayrıca Amerika’da bulunan ve Dünya tarihinin en büyük kitlesel soy tükenişi olan Büyük Ölüm’den kalmış olan 250 milyon yıllık doğal gaz yataklarını (Permiyen yatakları) kullanıma açtı. Oysa Permiyen yataklarındaki doğal gaz ve petrol rezervleri aslında Büyük Ölüm’de yok olan canlıların fosilleşmiş kalıntılarıdır!

Ne dersiniz? Biz insanlar da küresel ısınmayla kendimizi yok edersek Dünya’da 300 milyon yıl sonra ortaya çıkabilecek yeni bir zeki canlı türü de bizim cesetlerimizin yağını petrol niyetine yakıp enerji üretir mi? Ancak konuyu dağıtmayalım: Doğal gazın ana bileşeni olan metan, Dünya atmosferinde karbondioksitten 28 kat daha etkili bir sera gazıdır.

İlgili yazı: Evrenin En Büyük Yıldızı UY Scuti mi?

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Avustralya’daki mercan resifleri deniz suyu sıcaklığının küresel ısınmayla artması ve suda eriyen karbondioksitin okyanusları asitlendirmesi nedeniyle ölüyor.

 

Küresel ısınmayı hızlandıran metan

Öyle ki ABD’nin petrol bitiyor diye Permiyen yataklarını kullanması küresel ısınmayı çok daha hızlandıracak. Bu da küresel ısınmayı geri dönüşü olmayacak şekilde artıran bir kısır döngüye ve pozitif geri besleme mekanizmasına yol açabilir. Neden derseniz bugüne dek şanslıydık: Hem denizler hem de toprak atmosfere salınan karbondioksiti emdi. Bu da küresel ısınmayı yavaşlattı.

Ancak Bodrum, Akyaka ve Fethiye’deki o güzelim kireçtaşı kayaları var ya; hani bu yaz kayadan denize atladığımız sahiller… İşte o kireçtaşı yatakları deniz tabanına uzanıyor ve gelecekte küresel ısınma nedeniyle erimeye başlayacak. Eridikçe de kireçtaşındaki karbondioksiti havaya ve suya salacak.

Mesela küresel ısınma deyince aklınıza çölleşen tarlalar ve erozyonla küçülen ormanlar geliyor olabilir. Oysa tıpkı geçen sefer olduğu gibi, Büyük Ölüm yine okyanuslar ve denizlerde başlayacak. Nitekim okyanusların emdiği CO2 arttıkça:

1) Okyanuslar asitlenecek ve bu da mercanlarla diğer deniz canlılarını öldürecek. Avustralya’nın mercan resiflerinin yüzde 89’u ısınan deniz suyu yüzünden öldü bile.3 2) Dünya oksijen üretiminin yüzde 70’ini sağlayan ve balıkların besin zincirinin temelini oluşturan planktonlar da yakında ölecek. Böylece hem atmosferdeki oksijen miktarı, hem de okyanuslardaki oksijen azalacak.

Durun, daha yeni başlıyoruz

3) Bu da deniz canlılarının açlıktan, sıcaktan, zehirlenerek ve havasızlıktan boğularak ölmesine yol açacak. Denizler sodalı Van gölüne dönerken balıklar, karides, ıstakoz, midye, istiridye, yumuşakça ve kalamarlar da öleceği için balinalar, foklar, deniz aslanları, deniz kaplumbağaları, yunuslar ve hatta insanlar açlık çekmeye başlayacak.

İlgili yazı: Kuantum Darwinizm: Evren Doğal Seçilimle mi Oluştu?

Uygarlığın beşiği İndüs deltası küresel ısınmaya bağlı olarak buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle suya batacak. Dahası verimli lığ da denize çekilecek. Deniz resimdeki çölden başlayacak ve Hindistan açlık çekecek. Aynısı Dalyan Deltasının başına gelecek; yani İztuzu plajındaki Caretta Caretta deniz kaplumbağaları ve kum zambakları da tehlikede.

 

Bu en büyük felaket değil

Okyanus tabanındaki kireçtaşı katmanları ısınan ve CO2 yüzünden asitlenen deniz suyunda hızla eriyerek atmosfere daha çok karbondioksit salacak. Öyle ki okyanuslar artık yutamadığı gazları havaya kusacak (tıpkı gazoz şişesi gazının kaçması gibi). Bu da küresel ısınmayı daha çok hızlandıracak.

Oysa asıl felaket metan gazıyla başlayacak: Su sıcaklığı artınca Kuzey Okyanusu kıta sahanlığında bulunan donmuş çamur ve Sibirya’daki donmuş tundra toprağı çözülecek. Böylece toprağın içindeki sulu kafes bileşiklerin içinde 300 milyon yıldır hapsolmuş olan metan gazı havaya karışacak!

İşte bu afeti küçümsememek lazım; çünkü son tekrarlandığında, Dünya gezegeni okyanuslar dahil 1-1,5 km kalınlığındaki buzlarla kaplı olan bir kartopuydu. Ancak, 650 milyon yıl önce yaşamış olan metanojen bakteriler atmosfere metan salınca gezegendeki buzlar eriyerek bildiğimiz Dünya oluştu. Oysa okyanus tabanındaki metan bugün atmosfere karışırsa Dünya 300 yılda yüzey sıcaklığı 450 derece olan Venüs cehennemine dönebilir.

İlgili yazı: Renk Körlüğünü Düzelten Gözlük EnChroma

Küresel ısınmayı durdurmazsak bütün bunlar zenginlerin hayali olacak. Yaklaşık 900 milyon insan şimdiden açlık çekiyor. Hem de besin yetersizliği yüzünden değil. Oligarşinin yapay kıtlık ekonomisi yüzünden.

 

Küresel ısınmayı hızlandıran ülkeler

Dahası Permiyen yataklarından, Doğu Akdeniz’den, Alaska’dan ve Doğu Sibirya’dan doğal gaz ve kaya gazı çıkarırken, metanın yüzde 30’u atmosfere karışıp ziyan oluyor. Kısacası sadece fosil yakıt yakarken değil, sondaj kuyularından petrol ve doğal gaz çıkarırken de küresel ısınmayı hızlandırıyoruz!

Şimdi buna küresel ısınmanın sanayide ikinci sırada olan betonlaşma ve çimentoya dayalı inşaat sektörünü4 ve küresel ısınmanın ikinci büyük sebebi olan hayvancılığı ekleyin. İşte o zaman içinde bulunduğumuz durumu anlarsınız.

Nitekim Hükümetler Arası İklim Değişikliği Kurulu’nun (IPCC) 8 Ağustos 2019’da taslağını paylaştığı Kürsel Isınmayı Önleme Özel Raporu1 işte bu şartlar altında hazırlandı. Öyle ki saydığım bu felaketler zincirini önlemenin tek yolu, 2100 yılına dek ortalama sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlamaktır.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

 

Küresel ısınmayı sınırlamak

Peki küresel ısınmayı sınırlamak için ne yapmamız gerekiyor ve sınırlamazsak ne olur? Yukarıda size neler olabileceğini yazdım; ama korkmayın, bunların hiçbiri olmayacak. Daha doğrusu bunlar olacak ama biz insanlar göremeyeceğiz; çünkü o sırada çoktan ölmüş olacağız.

Nasıl derseniz, İnsanlığın Sonunu Getirecek En Tehlikeli 5 Teknoloji yazısında belirttiğim gibi; bugün atmosferdeki karbondioksit oranı milyon molekülde yaklaşık 400’dür (400 ppm). Oysa 40 yılda 800 ppm ve 80 yılda 1200 ppm olacak. Şimdi, 800 ppm kronik karbondioksit zehirlenmesine ve 1200 ppm de akut zehirlenme nedeniyle ani ölüme yol açar.

Kısacası küresel ısınmayı önlemezsek açlıktan değil, CO2 zehirlenmesinden öleceğiz ya da Dünya’da gaz maskeleri ve oksijen tüpleriyle dolaşmayı öğreneceğiz: İstanbul gibi mega şehirleri fanusa alıp sera kente dönüştürecek ve Kabak Koyu’nda gezmek için de yanımıza oksijen tüpleri alacağız. İşte bu şartlarda ve IPCC raporuna göre küresel ısınmayı önlemek için ne yapmamız gerektiğini görelim.

İlgili yazı: Küresel Isınmaya Karşı Sera Kentler

 

Tarım sektörü değişmeli

Öncelikle insanların et tüketimini azaltması gerekiyor. Bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: Hayvancılık sektöründeki meralar tarım alanlarını ve ormanları işgal ediyor. Meralar çok su tüketiyor ve yeraltı su kaynaklarını kurutarak iklim değişikliğini hızlandırıyor. Aynı zamanda tarlaların sulama suyunu da azaltıyor.

Bunun dışında hayvancılıkta kullanılan yemler ve diğer kimyasallar çevreyi kirletiyor. Geviş getiren hayvanların sindirim süreçleri ve çıkardıkları tezek dışkısı metan gazına yol açıyor; yani tezek yakarak biyogaz üreten şirketler aslında küresel ısınmayı iyice hızlandırıyor. Aynı zamanda arpa gibi hayvan yemi yetiştiriciliğine ayrılan tarlalar, insanlar için gereken tahılların arazisini de kullanıyor.

Nitekim hayvancılık sektörünün küresel ısınma karnesini açacak olursak 110 gram hamburger köftesine denk besi hayvanı etinin çevre maliyetinin çok yüksek olduğunu görüyoruz:

110 gr köfte için 3 kg tahıl ve saman (yem) gerekiyor. Keza bu köfte 200 litre içme suyu (ki hayvancılık sektörünün en büyük zararı aşırı su tüketimidir) ve 7 metrekare otlama, beslenme, gezinme alanı gerektiriyor. Ayrıca 11 bin 560 miliamper üzerinden, tam 7 adet iPad pili depolama kapasitesine eşdeğer enerji kullanıyor ve et oluşumunda en az 6 kg karbondioksit gazı çıkarıyor.

İlgili yazı: Venüs Hayat Olan İlk Gezegen mi?

 

Küresel ısınmayı hızlandıran hayvancılık

Peki hayvancılık sektörü kalksın mı? Hayvancılık sektöründe çalışanlar işsiz mi kalsın? Dahası et üretimi durursa insanlar ne yiyecekler? Tarım ürünleri onları tek başına besleyecek mi? Peki insan kültürünün önemli bir parçası olan et mutfağı ortadan mı kalkacak? Bunlar önemli sorular.

IPCC raporu çalışma grubu üyesi olan çevrebilimci Hans-Otto Pörtner de konuyu şöyle açıklıyor: “İnsanlara ne yiyeceklerini söylemek istemiyoruz. Ancak, zengin ülkelerdeki insanlar daha az et tüketirse ve politikacılar bunu uygun şekilde teşvik ederse hem iklim hem de insan sağlığı açısından daha yararlı olur.”

Öyleyse küresel ısınmayı önlemek için hayvancılık sektörüne çekidüzen verilmesi gerekiyor. Ancak bu hiç kolay değil. Bu işten para kazanan şirketler ve bu işten ekmek yiyen insanlar düzenlerinin bozulmasını istemeyecekler. Ayrıca burada kırmızı et, balık, beyaz et, yumurta, deri, kürk, süt ve süt ürünleri gibi çok geniş bir alandan söz ediyoruz.

Dolayısıyla hayvancılık sektöründen beslenen yüz milyonlarca insanı başka sektörlere kaydırmak pek mümkün olmayacaktır. Zaten bu insanların büyük kısmı da kendi mesleklerinde, yani hayvancılıkta çalışmak isteyecektir. Hükümetler ise partilerine bağış yapan hayvancılık zenginlerini ve partilerini seçen hayvancılık oy tabanını kızdırmak istemeyecektir.

İlgili yazı: NASA Venüs’ü HAVOC Zeplinle Keşfedecek

 

Çözüm var mı?

Elbette çözümler var ve bunların büyük kısmı da sektörün acı ilaç yutmasını gerektirecek olan çözümler. Hükümetlerin de oy tabanlarını kızdırmak pahasına ve insan türünün soyunun tükenmesine yol açacak küresel ısınmayı önlemek üzere gereken bütün önlemleri alması gerekecek.

Öte yandan, hayvancılık sektörü temsilcileri “İyi de betonlaşma ve çimentoya dayalı olan inşaat sektörü hayvancılıktan daha fazla küresel ısınmaya yol açıyor” derse ne olacak? Sonuçta küresel ısınmayı önlemek için bütün sektörlerde dijital dönüşüm yapmak gerekiyor.

Bu nedenle bir sektörü kapatarak insanları başka sektörde istihdam ederiz demek mümkün değildir. Ayrıca devlet bütçesi küresel ısınmaya yol açan mevcut sektörlerden geliyor; çünkü her şey küresel ısınmaya yol açıyor. Peki bu ne demek? Devletlerin küresel ısınmaya yol açan sektörlere çekidüzen verecek para bulmakta zorlanması demek. Ya iş insanlarını zorlayacaklar ya da…

İlgili yazı: Venüs Dünyanın Ozon Tabakasını Nasıl Kurtardı?

 

Tabii ki zorlamayacaklar

Biz de şimdiye dek küresel ısınmayı durdurmanın politik ve ekonomik zorluklarından söz ettik. Peki teknolojik çözümler yok mu? Elbette var. Örneğin, iki tür sentetik et sektörü gelişiyor: Sebzeden yapılan ve köfte tadında olan sahte et sektörü (Impossible Foods, Beyond Meat, Hungry Planet, nextlevel vb. şirketleri araştırın) ve biyoprinterda et basma sektörü ki buna da kültür eti diyoruz.

Kültür eti şu şekilde üretiliyor: Bir sığırdan kök hücre alıyoruz, bunların genetiğini değiştirip antrkot kası hücresi vb. olmalarını sağlıyoruz. Ardından bunları laboratuarda büyüme serumuyla çoğaltıyor ve biyoprinterda et halinde basıyoruz. Kültür eti sektörü yeni gelişiyor ve şimdilik kültür eti kesim etinden pahalıya geliyor; ama gelecekte kesim etinin yerini alması bekleniyor.

Kültür eti sektörü hayvancılığın azaltılmasını sağlayabilir; çünkü hem veganları kızdıran hayvan mezbahalarını ve besi hayvanı yetiştiriciliğini azaltacak, hem de bu sayede mera sayısını sınırlayıp meralar için yapılan harcamaları azaltacak. Özellikle de yeraltı suyu tüketimini azaltacak.

Bununla birlikte kültür eti ve sebze-et sektörü de küresel ısınmaya yol açacak. Yalnızca besi hayvanı yetiştiriciliğine göre küresel ısınma oranını azaltacak. Yine de bu sektörün yaygınlaşması zaman alacak ve insanların sırf ağız tadı ile ego tatmini için kesim hayvanı eti istemesinin önüne geçemeyecek. Kültür gıdası sektörü ancak biyoprinterda sebze, meyve ve tahıl basmaya da başladığımız zaman ekonomik devrim yapacak.

İlgili yazı: Mars ve Venüs’ü Dünyalaştırmak İçin 5 Dahice Yol

 

Küresel ısınmayı artıran tarım

İşin ilginci, başta Amazon ormanları olmak üzere, dünyadaki ağaçların kesilmesi de küresel ısınmaya yol açıyor. Dahası ormanlar genellikle tarım alanı açmak için kesiliyor (Bunu madencilik ve turizm takip ediyor. Gerçi kendi tarımını baltalayan ülkemizde madencilik ve inşaat önde geliyor).

Amazon ormanlarının kesilmesi ise sadece iklim değişikliğine bağlı kuraklığa ve yeraltı sularının tükenmesine, özetle bizzat Amazon’un kurumasına yol açmayacak. Aynı zamanda küresel ısınmayı da hızlandıracak. Ormanları kesmek bunu nasıl yapar derseniz iki şekilde olduğunu söyleyebilirim:

Birincisi ormanlar atmosferdeki karbondioksiti emerek fotosentez yapan ve oksijen üreten ağaçlardan oluşuyor. Dolayısıyla ağaç kesmek dünyanın karbondioksit depolama kapasitesini artırıyor ve havadaki serbest karbondioksit oranını artırıyor. İkinci olarak kesilen ve gövdesi yerde çürüyen ağaçlar küresel ısınmaya yol açıyor; çünkü çürüyen ağaçlar havaya metan gazı salıyor.

Üstelik bu aynı zamanda ağaç gövdelerinde biriken karbondioksitin de havaya karışması demek. Öyle ki Brezilya’daki São Paolo Üniversitesi’nden iklimbilimci Carlos Nobre’ye göre, Amazon ormanları 30 ila 50 yıl içinde yok olursa atmosfere fazladan 50 milyar ton karbondioksit karışacak.

Küresel ısınmayı önleyecek rapor var mı?

Daha doğrusu IPCC küresel ısınma raporunun bağlayıcılığı var mı? Pörtner diyor ki “Ne yazık ki bazı ülkeler tropiklerdeki ormanların kesilmesinin durdurulması gerektiğini anlamış değiller. Biz de hiçbir hükümeti buna müdahale etmeye zorlayamayız. Ancak, raporumuzun kamuoyunu yeterince etkileyerek ormanların kesilmesi yönünde hükümetlere baskı yapmaya ikna etmesini umuyoruz.”

İlgili yazı: Artık Ormanlar Küresel Isınmaya Yol açıyor

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Hayvancılık küresel ısınmanın ikinci sebebi. Kısmi çare sebze-et ve biyoprinterda basılan kültür eti.

 

Ormanlar küresel ısınmayı nasıl önler?

Yağmur ormanları havadaki karbondioksiti emiyor. Aynı zamanda turbalık (bataklık) alanlar da metan gazını moleküler sulu kafes bileşiklerde hapsediyor. Öte yandan ağaçları keserek açılan meralarda beslenen sığırlar doğal otlaklara göre daha çok sera gazı salıyor. Özünde açık arazi kıtlığı olan Brezilya ve Kolombiya sürekli Amazon ormanlarını keserek kendine yer açıyor.

Her durumda sebze-et, kültür eti ve düşük et oranlı beslenme alışkanlıkları ile 2050’ye dek milyonlarca kilometrekarelik alanı ormanlarla tarlalara ayırmamız mümkün olacak. Hükümetler en azından bunu yapabilirler. Nitekim bunu yaparsak her yıl atmosfere salınan karbondioksit oranını 8 milyar ton azaltmış olacağız.

Sorun şu ki nüfus artıyor ve buna bağlı olarak da yaşadığımız oligarşi tabanlı yapay kıtlık ekonomisinin enerji üretim ihtiyacı artıyor. Açıkçası bize nüfus artışına bağlı olarak artan enerji gereksinimine rağmen, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir temiz enerji kullanan bir ekonomi gerekiyor. Aksi halde, 2030’a dek sera gazı oranlarını azaltmamız ormanları koruyan tedbirler alsak da mümkün olmayacak.

Yine de Kanada merkezli Global Alliance for the Future of Food kuruluşunun yönetim kurulu başkanı Ruth Richardson, “IPCC’nin bu kadar güçlü bir mesaj vermesi gerçekten heyecan verici” diyor. “Bizim iklimsel ihtiyaçlarımızı karşılamak için küresel toprak kullanımı ile besin sistemi konusunda aşamalı ve yavaş bir değişime değil, radikal bir dönüşüme ihtiyacımız var.”

İlgili yazı: Çernobil Nükleer Reaktörü Neden Patladı?

Petrol şirketlerinin (?) trolleri küresel ısınmaya karşı güneş enerjisine geçilmesini ve bu şirketlerin doğaya verdiği zararı tazmin etmesini isteyen gençlere saydırıyor. Onları tehdit ediyor. Bu troller çıkarları olmasa neden ortaokul çağındaki çocuklara saldırıyorlar? Fotoğrafta çevre koruma eylemcisi Greta Thunberg.

 

Küresel ısınmayı yönetmek

Her şeyden önce IPCC raporu, ayak sürümek için dünden bahane arayan ve kamuoyunu küresel ısınma karşıtlarına karşı örgütleyip kışkırtmak amacıyla da fırsat kollayan hükümetlere karşı, son derece temkinli bir dille yazılmış bulunuyor. Bu arada söylediklerim abartılı değil. Küresel ısınma inkarcısı troller daha geçenlerde otistik aktivist genç kız Greta Thunberg’e sosyal ağlarda saldırdılar.5

İkinci olarak IPCC raporu son derece gerçekçi tespitler yaparak çözüm önerileri getiriyor. Örneğin, tarım arazisinin artan nüfusu beslemek için küresel ısınmaya rağmen kullanılması, ancak doğru işlenmesi gerektiğini savunuyor. Tarımın yeniden düzenlenmesi için öncelikli alanları ise Avrasya, Kuzey Amerika’nın bazı bölgeleri, Orta Asya ve Tropik Afrika olarak belirlemiş bulunuyor.

Yeni rapor özellikle de yeraltı sularına dayalı tarımsal sulamaya vurgu yapıyor; çünkü sulama yapılmayan tarımda bitkilerin fotosentez oranı azalıyor. Bu da hem rekolteyi düşürüyor, hem de bitkilerin karbondioksit depolama kapasitesini azaltıyor. Bunu besin kıtlığına yol açmadan ve canlı türlerinin yaşam alanları yok edip soy tükenişe neden olmadan yapmak gerekiyor.

En büyük düşmanımız ise toprak kalitesinin azalması: Gerek aşırı ve yanlış sulama, gerekse erozyon ile nadasa bırakmama gibi nedenlerle humuslu toprak incelerek besleyici özelliğini yitiriyor. Özetle çölleşme de iklim mültecilerine yol açıyor (Örneğin, son 40 yılda Türkiye’de köyden kente göçün ana sebebi tarım ve hayvancılığın azalmasıdır. GAP da yanlış sulama yüzünden başarısız olmuştur).

İlgili yazı: Mini Füzyon Roketi ile 3 Ayda Mars’a Gidin

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Greta gibi gençler ABD’de Trump hükümetini petrol şirketlerini koruduğu için sürekli dava ediyor; ama yanlı yargı tabii ki ABD başkanını ve çıkar çevrelerini koruyor.

 

Toprak kaybı yüzde 25’e ulaştı

Evet, insanlık olarak küresel tarım arazisinin yüzde 25’ini şimdiden kaybettik ve küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği de toprağın bitkiler için besleyici değerini azaltmaya devam edecek. Özellikle de denizden gelen su baskınlarına açık olan alçak bölgeler, ırmak deltaları, kurak alanlar ve kalıcı olarak donmuş olan tundra toprağı (permafrost) küresel ısınma nedeniyle büyük zarar görecek.

Üstelik su baskınları sadece deltaları sular altında bırakmayacak. Aynı zamanda ırmakların yüzlerce yılda taşıdığı alüvyonları da denize çekip kıyıları çırçıplak bırakacak (Efes’in tekrar denize kıyısı olmasını ve Dalyan deltasının tümüyle yok olarak 1000 yıl önceki haline geri dönmesini düşünün).

Öte yandan, Global Open Data for Agriculture and Nutrition kuruluşunun Oxford bürosu direktörü Andre Laperrière’e göre, toprak aşınmasının en büyük sebebi iklim değişikliği değil, buna yol açan endüstriyel tarım.

Mesela ABD’de mısır üretiminin yüzde 60’ı sığır yemine ayrılıyor. Mekanize tarım ve biçerdöverler toprağı mahvediyor. Ünlü Büyük Kanyon’u doğuran Colorado Irmağı bile 1930’lardan beri sadece baraj kapaklarının açılmasıyla denize akabiliyor. Colorado’nun suyunu hep tarlalar çekiyor.

Küresel ısınmayı önleyen çiftçiler

Laperrière için IPCC raporunun en büyük başarısı çiftçilerin farkındalığını artırmak olacak. Sonuçta dünya çapında 500 milyon çiftçi var ve bunların küresel ısınmaya yol açmayan tahıl ve sebzeler ekerek doğru tarım yapmasını öğrenmesi büyük çaba isteyecek. Çaba derken bunda doğru hükümet politikalarının rolü büyük olacak. Neden derseniz:

İlgili yazı: Çin Füzyon Reaktörü EAST 100 Milyon Derece

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Büyük kanyon. Artık halk ile petrol şirketleri arasında savaş başlamış bulunuyor; çünkü küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği ile insanların hayatını tehlikeye atmaya başladılar.

 

Gökova’dan örnek vereyim

Bu yaz tatil için gittiğim son yer Gökova Körfezi’nin dibinde olan Akyaka oldu. Bölge yeraltı su kaynakları yüzünden çok verimli. Yöre insanının dediğine göre, İstanbul’daki bağ bahçe ve bostanların 40 yıl önce inşaatçılara kurban gitmesinden sonra Türkiye’nin sebze ambarı olmuş bu yöre.

Oysa çiftçiler tarımın bölgede yeterince teşvik edilmediğinden ve devletin sahip çıkmadığından yakınarak bazılarının işi çıkarcılığa vurduğunu söylüyorlar. Mesela Gökova’da her yıl bir iki kez hava sıcaklığı -2’ye düşer ve don görülürmüş.

Bazı çiftçilerin de mandalina ağaçlarını kışın bilerek korumadıklarını duydum. Donda ürün kaybı olunca sigortadan para alarak geçiniyorlar. Bunun nedeni ise ürünü koruyarak satmaya kalktıkları zaman, sigortadan alacakları paradan daha az kazanıyor olmaları.

O yüzden tarımı desteklemek önemli. Çitçilerimiz mekanize tarıma geçmeli, ama küresel ısınmaya yol açmadan tarla işlemeyi de öğrenmeli. IPCC işte bu yüzden ve 1990’dan beri her 6 yılda yeni bir küresel ısınmayı değerlendirme raporu yayınlıyor. Bu yazıya konu olan rapor ise özel raporlar arasına giriyor.

İlgili yazı: Çin Ay’dan Helyum 3 Füzyon Yakıtı Getirecek

Küresel ısınmanın ana sebebi endüstri ve motorlu kara araçlarıdır. Endüstride ikinci sebebi ise beton, inşaat; yani çimento sektörüdür. En çok çimentoyu ise inşaat delisi Çin üretiyor. Çimentonun tarlaları tozla kaplayarak öldürdüğünü, akciğerlere zarar verdiğini ve temiz yeraltı suyunu tükettiğini unutmayın. Büyütmek için tıklayın.

 

BM küresel ısınmayı durduracak mı?

En azından kısmen başaracak; çünkü elinden geleni yapıyor gibi… Dünya hükümetleri IPCC’nin son bulgularını Eylül ayında New York’ta yapılacak olan Birleşmiş Milletler iklim zirvesinde ele alacak. Paris İklim Anlaşması görüşmelerinin ikinci etabı ise Aralık ayında, Şili’nin Santiago şehrinde yapılacak.

Sonuçta Birleşmiş Milletler iklim sekreteri António Guterres, Paris İklim Anlaşması’nı “büyük bir kararlıkla hayata geçirmenin kesinlikle şart olduğunu” söyledi. “İklim değişikliğine bağlı riskleri artık tüm BM kararlarında dikkate alarak yaygınlaştırmalıyız. İşte bu yüzden liderlere zirveye sadece güzel konuşma metinleriyle gelmemelerini söyledim.”

Sonuçta küresel ısınmanın en büyük sebebi kömür ve doğal gaz yakan güç santralleri ile motorlu kara taşıtlarının egzoz dumanıdır. Bunun ardından çimento sektörü, ağır sanayi, hayvancılık, tarım ve ormancılık geliyor (bu son üçünün sera gazı emisyonları karbon ayak izinin yüzde 23’üne ulaşıyor).

Nature Corservancy küresel iklim stratejisi direktörü Jennifer Tabola diyor ki “İnsanlığın Dünya topraklarını aşırı biçimde sömürmesinin iklim değişikliğinin ana nedeni olduğunu zaten biliyorduk. Şimdi de bu sorunları gidermek acilen ve kararlı bir şekilde eyleme geçmemiz gerekiyor.”

Seçim zamanı geldi

“İnsan gelişiminin ihtiyaçlarıyla doğayı dengeleyecek miyiz? Yoksa başarısız olan tarım arazileri, erozyona uğrayan toprak, çöken ekosistemler ve azalan besin kaynaklarından oluşan bir geleceğe kör gözüne parmağım olarak mı gideceğiz?” Özetle sera gazlarını emmesi için tarım arazilerinin bir kısmını ormana çevirmemiz gerekecek. İşte hükümet ve çiftçileri buna ikna etmek çok zor olacak.

İlgili yazı: Yapay Yaprak Elektrik ve Hidrojen Yakıtı Üretiyor

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Betonlaşma küresel ısınmaya yol açıyor, insanların psikolojisini bozuyor, yaşam kalitesini azaltıyor ve çevreyi kirletiyor.

 

İnsanlık küresel ısınmayı hızlandırıyor

Şehirleşme, sanayi, taşımacılık, enerji sektörü, gıda sektörü, besi hayvancılığı, hayvan yemi üretimi, kumaş bitkileri (keten, pamuk vb.), biyoenerji, karbon depolama, biyo-çeşitlilik ve diğer ekosistem hizmetleri küresel ısınmayı yavaşlatmak için dikkatle düzenlenmeli.

Geviş getiren sığırlardan tutun da gübrede, tezekte ve diğer materyallerde yüksek oranda bulunan azot nedeniyle havaya nitröz oksit salan humuslu toprağa kadar her alanda küresel ısınmayı hızlandırıyoruz. Bunun üstüne de Amazon ve Endonezya ormanlarının kesilmesi ekleniyor. Exeter Üniversitesi Greenpeace Araştırma Laboratuarları’ndan Reyes Tirado, IPCC raporu için şunu söylüyor:

“Yüz yıldır süren aşırı tüketimden sonra toplumumuzun sağlıklı, çevre dostu ve bitki ağırlıklı tarıma geri dönmesi gerekiyor. Bu kolay olmayacak; ama mevcut besin sistemimizin dünya çapındaki ekosistemler ve topluluklarda yol açtığı yıkımı tersine çevirmek için önlem almamız şart.”

İlgili yazı: Mars’ta Nasıl Oksijen ve Su Üreteceğiz?

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Global çimente üretimi artışı durakladı. Peki ya yizde? Büyütmek için tıklayın.

 

Peki orman dikmek kolay mı?

Aslında kolay ama artan nüfusun besin ihtiyacına rağmen tarım alanlarını azaltmak zor. Uluslararası Tropik Tarım Merkezi’nden Louis Verchot, IPCC raporu başyazarlarından biri olarak şunları söylüyor: “Bizler atmosfere karbondioksit saldıkça Dünya sistemi buna karşılık olarak gittikçe daha fazlasını emip depoladı.”

“Oysa bu raporun en önemli bulgusuna göre, doğanın bize verdiği ek armağan da sınırlıdır. Bu sonsuza dek böyle sürmeyecek.” Üstelik insanlık olarak bizler küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği yüzünden çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız.

İlgili yazı: Işık Yelkeni 2 Falcon Heavy ile Uzaya Gidiyor

 

Bitkilerin besin değeri azalıyor

Karbondioksit sadece sera gazı değil, aynı zamanda güçlü bir zehirdir ve şimdi bunu görelim: Zehir derken, Londra merkezli Christian Aid kuruluşu küresel iklim lideri Katherine Kramer, atmosferdeki karbondioksitin artmasının tarımsal bitkilerin besin değerini azalmasına yol açtığını gösteren yeni raporu şöyle yorumladı:

“Yeni ekoloji raporuna göre karbondioksit artışına bağlı olarak sebze, meyve ve tahılın protein, mineral ve vitamin değeri düşüyor. Bu özellikle de fakir Uzakdoğu ülkelerinin gıdası olan pirinç için geçerli. Öyle ki yediklerinizi yüzde 15 artırırsanız kilo alırsınız ve gelecekte 20 kilo alsanız bile yeterince beslenemeyeceksiniz.”

Kısacası küresel ısınma insanlığı dört koldan vuracak: Permafrost erirken altyapıya, örneğin boru hatlarına zarar verecek (su, kanalizasyon, karayolları vb.). İklim değişikliği tarlaları bozacak ve karbondioksit artışına bağlı olarak yağmur bulutlarının azalması nedeniyle su kaynaklarını kurutacak. Yağmur bulutlarının kaybı havaların soğumasını da önleyerek çölleşmeyi hızlandıracak.

Tarım rekoltesinin azalmasına bağlı açlık riski ise aynı zamanda tahılın besin değerini kaybetmesiyle daha da artacak. Bunun önemini kavramak için dünyadaki açların sayısına bakalım mı? BM’nin diplomatik ifadesiyle Dünya’da 815 milyon insanın besin güvenliği yok. Bunların çoğu da yetersiz besleniyor. Üstelik açlık çeken insanların sayısı 2015’te 777 milyon iken bir yılda 815 milyona ulaştı.

Sektörler küresel ısınmayı ciddiye almıyor

Üstelik bunun sebebi Dünya’daki tahıl üretiminin azalması değil. Henüz Dünya’da herkese yetecek kadar yiyecek var; ama yapay kıtlık ekonomisinin şartı olan pahalılık ve dağıtım yetersizliği açlığa yol açıyor. Dahası açlık çekenlerin yarısından fazlası da savaş bölgelerinde yaşıyor.

İlgili yazı: Soğuk Füzyon ile Ucuz Enerji Üretmek Mümkün mü?

B vitamini. B9 folik asit.

 

Küresel ısınmayı azdıran karbondioksit

İlk bakışta atmosferdeki karbondioksitin artmasının bitkilerin büyümesini hızlandıracağını ve rekolteyi artıracağını düşünebilirsiniz. Ancak bu aslında zararlı bir şey. Evet, karbondioksit artınca bitkiler daha hızlı büyüyor; ama bu aynı zamanda humuslu toprağı aşırı kullanarak tüketmelerine ve besin değerlerinin düşmesine de yol açıyor.

Kısacası küresel ısınma Dünya’daki toprağın niteliğini bitkilerin büyüme hızını artırarak da bozuyor. İşte bu gizli risktir. Buna ek olarak her yılın bir önceki yıldan sıcak olması nedeniyle, yani Dünya’daki ortalama sıcaklığın sürekli artması sebebiyle, mısır ve pirinç rekoltesinin de önümüzdeki otuz yılda yüzde 20 ila yüzde 40 azalması bekleniyor.

İlgili yazı: Artık Otoyollara Güneş Paneli Döşüyoruz

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

 

Karbondioksit ve iyonom

Yine de bu riskler bizzat meyve, sebze ve tahılın besin değerinin düşmesinin yanında hiç kalır. Burada besin değeri derken proteine ek olarak mineralleri ve vitaminleri, yani mikro besinleri kast ediyoruz. Atmosferdeki karbondioksit artışı bitkilerin iyonomunu bozuyor ve bu da besin değerini düşürüyor.

Peki iyonom nedir? İyonom, bitkilerin besleyici mineraller ile çinko ve demir gibi eser miktardaki metaller içeren kimyasal bileşimidir. Örneğin insan vücudundaki alyuvarların kanda oksijen taşıması için hemoglobin molekülüne ihtiyacı vardır ve bu da demir elementi içerir. Kansızlık denilen şey de genellikle kandaki oksijen taşıma kapasitesinin azalmasıdır; yani kronik boğulmadır.

Dolayısıyla insanlar vitamin ile diğer mineralleri sebzelerden; proteini de genellikle et, bakliyat ve tahıldan alarak beslenirler. Elbette bu besinlerin büyük kısmı da tarlaların sulama suyundan gelir. Örneğin Gökova körfezindeki zengin kaynak suyu tarlaları besler.

Ancak, bitkiler karbondioksiti kullanarak karbon bakımından zengin şekerleri ve diğer karbonhidratları kendisi sentezliyor. Oysa araştırmalar karbondioksit artışının bitkilerin iyom dengesini bozduğunu gösteriyor: Ya bitkiler içerdiği minerallere göre daha çok karbonhidrat sentezliyor ya da minerallerin kullanım şeklini değiştiriyor. Her durumda sebze yiyerek elde edeceğimiz mineral miktarı azalıyor.

Oysa bu bizim için kötü haber

Sonuçta insan vücudu vitamin ve demir üretemez. Bunları bitkilerden almamız lazım. Karbondioksit yüzünden bitkilerin besin değerinin düşmesi bu minerallerin, özellikle çinko ve demirin azalması anlamına geliyor. Buna buğday, mısır, pirinç, arpa, çavdar, soya ve süpürgedarısı dahil; yani hem Batılılar hem de Asyalılar yetersiz beslenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.

İlgili yazı: İstanbul’da Deniz En Az 6 Metre Yükselecek

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Kaz Dağlarında ağaçların kesilmesi küresel ısınmayı artırıyor. Küresel ısınma artınca tarlalarda yetiştirdiğimiz bitkiler bünyesinde daha çok doğal siyanür üretiyor ve zehirlenme tehlikesi baş gösteriyor (gizli tehlike!). Ayrıca karbondioksit artınca bitkilerin besin değeri de azalıyor.

 

Küresel ısınmayı artırmak ve siyanür

Son zamanlarda Kaz Dağları’ndaki altın madeninin siyanürle altın arıtacağı haberleri gündemde. Konumuz dışında kaldığı için özet geçeceğim; ama yeryüzünde doğal altın oranı 1 ton toprakta yaklaşık yüzde 0,0029 gramdır. Ticari olarak işlenebilen altın madenleri içinse 1 ton toprakta en az 1 gram altın gerekir.

Öte yandan, Avrupa Birliği’nde ancak 1 ton toprakta 10 gram altın varsa siyanürle arıtmaya izin verilir. Bizde ise küçük altın madenlerini korumak için 1 toprakta sadece 0,6 gram olsa bile siyanüre izin veriliyor! Kısacası Türkiye’de siyanür kullanma izni kârlı maden işletmeciliği için gereken altın oranının altında kalıyor. Bu da pratikte bakır ve diğer madenleri çıkarırken herkes siyanür kullansın demek.

Şimdi diyeceksiniz ki “Ama hocam, altın madenlerinin küresel ısınmayı artırmakla ne ilgisi var?” Yukarıda Amazon ormanlarını kesersek küresel ısınma artar dedim. Kaz Dağları’ndaki ormanlar Amazon kadar büyük değil ve ılıman ağaçların karbondioksit tutma kapasitesi de yağmur ormanlarından düşüktür; ama ağaçları keserseniz küresel ısınmayı artıracağınızdan emin olabilirsiniz.

Peki Türkiye’de ormanlar kesilirse meyve, sebze ve bakliyatta siyanür oranının artabileceğini biliyor musunuz? Evet, altın madenleri sadece toprağı havayı, suyu kendi siyanür havuzlarıyla zehirlemeyecek. Aynı zamanda bitkilerin siyanür üretimini de artıracak. Bu sebeple siyanür yerine, daha pahalı olsa bile temiz kimyasal maddelerle altın aramak gerek. Varsın altın şirketleri az kâr etsin.

İlgili yazı: Sıcak Dalgaları ile 1,5 milyar İnsan Evsiz Kalacak

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

Ancak yurttaşların ülkeye sahip çıkması ve kamuoyu baskısı oluşturmasıyla ülkemizin geleceğini kurtarabiliriz.

 

Şu siyanürü anlatalım

Küresel ısınmaya yol açan karbondioksit arttığı zaman bazı bitkiler daha çok zehir üretiyor. Örneğin, tarlada yetiştirilen bitkilerin yüzde 60’ı siyanojen glikozit denilen moleküller üretiyor. Bunların ise parçalanarak siyanüre dönüşmesi tehlikesi var ki bu normaldir. Birçok bitki, böcekleri kovmak için düşük miktarda siyanojen glikozit üretir.

Bu konuda en büyük risk ise manyok bitkisindeki siyanür artışı ki bunun ana pazarı da başta Çin olmak üzere, Uzakdoğu ülkeleridir. Öte yandan, Türkiye’de yetiştirilen bazı bitkilerde de siyanojen glikozit var ve bu molekülün oranının gelecekte artması, çocuklarımızın kronik siyanür zehirlenmesine maruz kalmasına yol açabilir.

Bunlar hangi bitkiler derseniz Tarım ve Orman Bakanlığı raporundan alıntılıyorum:8 Badem, elma, kayısı, kiraz, şeftali, armut, erik, ayva çekirdekleri, baklagiller ve mürver ayvası. Peki Türk üniversiteleri ormanların kesilerek yakılması yüzünden küresel ısınmanın ve buna bağlı olarak da siyanür oranının ne hızla artacağını araştırıyor mu?

Üstelik bizde bu tür zehirlenmeler koyun ve sığırlarda da görülüyor, dolayısıyla hayvancılığı derinden etkiliyor. Ayrıca ülkeye ithal edilen palmiye şurubunda siyanür riski bulunuyor; yani başka ülkelerden gelen işlenmiş gıda ve mahsullere de dikkat etmemiz gerekiyor.7

İlgili yazı: Küresel Isınma Yüzünden Türbülans Artacak

Fazıl Say, ağaç katliamına yaşanan Kaz Dağları için 18 Ağustosta konser verecek.

 

Küresel ısınmayı artırmak ve pirinç

Küresel ısınmayı hızlandıran karbondioksit artışına bağlı olarak başta Uzakdoğu olmak üzere, çeltik tarlalarında yetiştirilen pirincin besin değeri de gittikçe düşüyor ki bu kez vitaminlerin azalması söz konusu.

Nitekim Çin, Japonya, ABD ve Avustralya tarafından son yıllarda yapılan havadaki serbest karbondioksit artışı (FACE) testlerinde, Çin’deki Yangtze ırmağı deltası ile Tokya-Fukuşima arasındaki İbaraki vilayetinde bulunan tarlalarda yetiştirilen pirincin besin değerini kaybettiği görüldü.

Ziraat uzmanları bunun için pirinç tarlalarını 2100 yılında görülmesi beklenen 570 ppm’lik karbondioksite maruz bıraktılar. Ancak, bu sadece küresel ısınmayı önlemek için sera gazlarını azaltırsak ulaşacağımız değer. Yoksa 2018’de 410 ppm’i aştık ve böyle devam ederse 2100’de 800 ppm ile kronik karbondioksit zehirlenmesi sınırına varmış olacağız (özellikle de basık bölgelerde).

Sonuçta pirinçteki protein, demir ve çinko oranının azaldığı görüldü; ama besin kaybı bununla sınırlı kalmadı. B1 (tiyamin), B2 (riboflavin), B5 (pantotenik asit) ve B9 (folat) değerlerinin de azaldığı fakat E vitaminin arttığı görüldü. Bunun sebebi ise yüksek karbondioksitin, pirincin azot atomu içeren molekülleri sentezlemesini zorlaştırmasıydı. B vitaminleri de azot gerektirdiği için azalıyordu.

İlgili yazı: İnsanlığın Sonunu Getirecek En Tehlikeli 5 Teknoloji

Pirinç besin değerini kaybediyor.

 

Küresel ısınmayı tetikleyen biziz

Sonuç olarak biz insanlar, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği ve deniz seviyesinin yükselmesine bağlı olarak dünya tarihinin ilk yapay toplu soy tükenişini, yani 6. kitlesel yok oluşu (holosen felaketi) başlatmış bulunuyoruz. Bu da yine biz insanların madencilikle toprağın altını üstüne getirerek Antroposen denilen yeni jeolojik devri başlatmamızla ilgilidir.

Öyle ki 1900-2015 arasında 177 memeli türü genetik havuzunun ve yaşam alanlarının yüzde 80’ini kaybetti. Oysa buna Amazon ormanları vb.’de yok olan böcek türleri, kuşlar, sürüngenler, deniz canlıları ve hatta bakteriler dahil değil. Bunları da hesaba katarsak 1970 yılından bu yana hayvan sayısının yüzde 50 azaldığını görüyoruz.

Özetle dünya ülkeleri, Paris İklim Anlaşması’nın Aralık 2019’da yapılacak olan ikinci etabında; başta termik santraller olmak üzere fosil yakıt kullanımıyla atmosfere salınan karbondioksiti azaltma konusunda anlaşamazsa durum çok daha kötüye gidecek. Bu durumda BM üyesi ülkeler, 2100 yılına dek küresel ısınma kökenli sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlayamayacaklar.

Bu da insanların yol açtığı küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğini, deniz seviyesinin yükselmesine bağlı su baskınlarını, karbondioksit zehirlenmesini, sıcak dalgalarını ve çölleşmeyi durdurmayı başaramayacağımız anlamına gelecek.

İlgili yazı: Büyük Ölüm: Dünyanın En Büyük Felaketi

Küresel-ısınmayı-yavaşlatmak-için-eti-azaltın

 

Son geri sayım

Üstelik küresel ısınmayı azaltmak için sadece 11 yılımız var. Yoksa 2100’de Dünya’nın ortalama sıcaklığı 3 derece artmış ve global deniz seviyesi de 3 metre yükselmiş olacak. Bu sebeple biz de 2 milyar iklim mültecisi, 3 milyar açlık çeken insan, 6 milyar yoksul yurttaş ve buna bağlı savaşlarla baş başa kalacağız. Dahası Dünya’daki canlıların yüzde 99’unu yok edebilecek bir riske yol açmış olacağız.

Öyleyse işte size iki farklı gelecek senaryosu: Aklımızı başımıza almazsak İnsanların Soyu Ne Zaman Tükenecek? Yok eğer aklımıza başımıza alırsak biyoteknolojinin yardımıyla İnsanlar Gelecek 100 Yılda Nasıl Evrim Geçirecek? Bu soruların yanıtını şimdi okuyabilir ve 1 Milyar Yılda Dünya Gezegenine Ne Olacağını inceleyebilirsiniz. Umudunuzu yitirmeden gelecek için çalışmanız dileğiyle mutlu tatiller.

Grönland buzulları nasıl eriyor?


1IPCC Special Report on Climate Change, Desertification, LandDegradation, Sustainable Land Management, Food Security, and Greenhouse gas fluxes in Terrestrial Ecosystems
2Carbon dioxide (CO2) levels this century will alter the protein, micronutrients, and vitamin content of rice grains with potential health consequences for the poorest rice-dependent countries
3Climate change has caused an 89% decrease in new coral in the Great Barrier Reef, study finds
4Climate change: The massive CO2 emitter you may not know about
5Climate Deniers Launch Personal Attacks on Teen Activist
6Abundance in Earth’s Crust of the elements
7Caryota urens Bitkisinden Elde Edilen Palmiye Şurubunun Gıdalarda Kullanımının Güvenilirliğinin Değerlendirilmesi Hakkında Bilimsel Görüş (pdf)
8Besinlerdeki Toksik Öğeler – 1
9Earth’s sixth mass extinction event under way, scientists warn

3 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir