Sürü Bağışıklığı Nedir ve Nasıl Çalışır?

Sürü-bağışıklığı-nedir-ve-nasıl-çalışırSürü bağışıklığı nedir, nasıl çalışır ve Corona virüsü kaynaklı Covid 19 küresel salgınını yenmekte işe yarayacak mı? İngiltere sürü bağışıklığı peşinden giderek doğru mu yaptı ve Türkiye sürü bağışıklığına ne zaman erişebilir? Karantina yerine sürü bağışıklığına odaklanmak doğru mu? Sürü bağışıklığı popülasyonun önemli bir kesrinin patojene (virüs, bakteri vb.) bağışıklı olması ve böylece patojenin yayılmasının baskılanması anlamına geliyor.

Sürü bağışıklığı ve bulaşıcılık

Sürü bağışıklığına erişen popülasyonlarda virüsün yayılması durmuyor. Bunun yerine bir kişiyi enfekte etmek için birden fazla kişiden virüs bulaşması gerekiyor. Böylece salgınların yayılması azalıyor ve zamanla sona eriyor. Covid 19’da bir birey 5-6 kişiye virüs bulaştırıyor. Bu oran bir kişinin altında düştüğünde sürü bağışıklığına ulaşacağız. Sürü dememizin nedeni ise bu terimin geçen yüzyılın başında ilk kez koyun sürüleri için kullanılmış olması.

Sürü bağışıklığı bir salgını durdurmanın tek yoludur ki bağışıklık kazanmanın da iki yolu vardır. Ya virüse maruz kalacak ya da aşı olacaksınız (Birinci durumda hasta olmanız şart değil. Taşıyıcı da olabilirsiniz, doğal bağışıklığınız olabilir). Covid 19 aşısı henüz geliştirilmediği için Corona virüsüne bağışıklı olmanın tek yolu virüs bulaşmasıdır. Peki bir popülasyon sürü bağışıklığına nasıl ulaşır?

İlgili yazı: Yapay Zeka Nedir ve Nasıl Çalışır?

Sürü-bağışıklığı-nedir-ve-nasıl-çalışır

 

Sürü bağışıklığı zordur

Aslında bir toplumda sürü bağışıklığına hangi aşamada ulaşılacağını söylemek kolaydır ama sorunun tam yanıtı karmaşıktır. Örneğin toplumun yüzde 70’i virüse bağışıklı olursa sürü bağışıklığına ulaştık dersiniz olur biter. Oysa Türk yurttaşlarının sürü bağışıklığına ne zaman ulaşacağı sorusunun yanıtını bilmiyoruz. Bu toplumun maske takmak ve sosyal mesafeye dikkat etmek gibi kurallara ne kadar uyduğuna bağlı.

Sürü bağışıklığını şöyle yazarız: R0 x 1/R0 = 1. Bu denklemde virüse maruz kalan ortalama kişi sayısı R0, bağışıklı insan sayısı 1-1/R0, bağışıklı olmayan kişi oranı 1/R0 ve enfekte olan bir kişinin erişebileceği bağışıklı olmayan ortalama kişi sayısı da R0 x 1/R0 = 1’dir. Bu da bir kişi sadece bir kişiye virüs bulaştırabilir demektir ve bağışıklı kişi sayısı 1-1/R0 olduğunda sürü bağışıklığı eşiğine ulaşılır.

Neden öyle derseniz: R0 enfekte bir kişinin ortalama kaç kişiye virüs bulaştırdığını gösterir ama hasta olanlar yalnızca bağışıklı olmayan kişilerdir. Bu durumda bağışıklı olanları 1-1/R0 ve olmayanları da 1/R0 ile gösteririz. Dolayısıyla bağışıklı olanların sayısı 1-1/R0’dan büyük olduğunda sürü bağışıklığı gerçekleşir, salgının yayılması azalmaya başlar ve zamanla sona erer.

Gelelim Covid 19’a

Covid 19 için R0’ı 2-3 olarak hesaplıyoruz. Bu durumda toplumun yüzde 50 ila 70’ine hastalık bulaştığı zaman sürü bağışıklığına ulaşacağız. Karşılaştırma açısından 1918 İspanyol gribinde R0 1,4 ila 2,8 ve sürü bağışıklığı eşiği de yüzde 92-95’ti. Kızamık insanlık tarihindeki en bulaşıcı hastalıktır. Dediğim gibi bu kolay yanıttı. Şimdi daha zor ama gerçekçi yanıta geçelim. R0 ülkeden ülkeye değişir.

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

 

Türkiye’de sürü bağışıklığı

R0 yalnızca hastalığın bir özelliği değildir. Bu değer başarılı bulaş sayısını gösterir ve bu yüzden kendini enfeksiyondan korumak için önlem alan insan sayısına bağlıdır: Maske takma, sosyal mesafe, el yıkama vb. Bu nedenle salgınbilimciler modellerinde insanların alışkınlığına bağlı olarak zamanla değişen bir “efektif R” katsayısı kullanırlar.

Kısacası Türkiye gibi sosyal mesafeye Anadolu’da ve yoksul semtlerinde pek uyulmayan bir ülkede sürü bağışıklığı elde etmek daha hızlı olabilecektir (bunun bedeli can kaybının yüksek olmasıdır). Covid 19’a yakalanan kişilerde iyileştikten 4 ay sonra uykusuzluk ve konsantrasyon bozukluğu gibi sinirsel rahatsızlıkların görülebildiğine yönelik yeni araştırmalar ışığında kendimizi gerçekten korumalıyız.

Görünüşe göre Covid 19’a yakalanan bazılarının beyinlerinde kalıcı hasar olabiliyor. Oysa R katsayısının değişmesi sürü bağışıklığındaki en büyük problem değil. Asıl sorun yukarıda anlattığım basit öngörünün herkesin herkesle karşılaşma şansının eşit olduğunu varsaymaktır. Oysa nüfus yoğunluğunun az olduğu kırsal kesimler ve kalabalık şehirlerde yaşayanlar var. Kısmi karantina uygulayanlar ama eşi her gün toplu taşımayla işe gitmek zorunda olanlar var. Bunlar sürü bağışıklığını nasıl etkiliyor?

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

 

Sürü bağışıklığı ve büyük aileler

Bazılarımız her gün daha çok kişiyle karşılaşır ve bu da hastalığa yakalanma riskini artırır. Oysa bir şeyi unutuyorsunuz: Sürü bağışıklığı için insanların sokağa çıkması ve hastalığa maruz kalması gerekiyor. Bu nedenle karantina önlemleri uygulanan ülkelerde sürü bağışıklığına erişilmesi güç olacaktır. Hastalığa bağışıklı kişiler salgının başında hastalanıp da bağışıklık kazanan kişilerdir. Buna Arjantin’den örnek verelim: Bu ülkede başından beri karantina uygulandı.

Uygulandı ama Arjantinliler kalabalık aileler halinde sosyalleştiler. İtalya’da olduğu gibi sözde karantinada olan apartman sakinleri kendi aralarında parti vererek hastalığı yaydılar. Türkiye’de ise kalabalık aileler, akraba ziyaretleri, cemaat toplantıları, köye gitmeler, düğünler ve cenaze ziyaretleri pek yaygındır. Dolayısıyla ülkemizde sürü bağışıklığına ne zaman ulaşacağımızı kimse bilemez.

Bu da demek oluyor ki insanların gezinti modellerini, sosyal ağları, küçük ve büyük ailelerden oluşan heterojen toplumları dikkate alırsanız sürü bağışıklığı eşiği düşer; çünkü hastalığı en çok yayan en dikkatsiz ve umarsız bireyler aynı zamanda hastalığı ilk durduracak neferlerdir. Bu nedenle bazı araştırmacılar Covid sürü bağışıklığı eşiğini yüzde 40 olarak hesaplıyor. Yüzde 20 yeterli diyenler de var.

Peki bu tahminler ne kadar güvenilir? Bunlar mantıklı tahminler ama elimizde veri yok. Olması da imkansız. Ülkemizde belirti göstermeyenleri hasta saymayarak bilimsel standartlara aykırı ve yalnızca ekonomiyi kurtarmaya yönelik keyfi bir uygulama benimsedik. Bu nedenle birçok ülke Türkiye’ye tekrar seyahat yasağı koydu. Oysa belirtisiz hastaya evine git derseniz ne olur? Minibüse binerken birçok kişiyi enfekte eder.

Türkiye’de veri yok

Biz henüz Türkiye’de grip vaka sayısı ile Covid 19 sayısını ayıramıyoruz. Tek tek hastanelerdeki Covid 19 doluluk oranını gerçek zamanlı olarak bilmiyoruz. Bir doktor arkadaşım hastaneler dolup taşıyor diyor. Bir eczacı arkadaşım bizim orada hastaneler boş, abartıyorlar diyor. Devlet yalnızca genel doluluk oranını açıklıyor. Bu da hastalığın hangi mahallelerde ne hızla yayıldığını izlemeyi zorlaştırıyor. HES uygulaması riski nüfus yoğunluğuna göre hesaplıyor ki benim gibi İstanbul’da yaşıyorsanız bunun hiçbir anlamı yok. Belgrad Ormanında risk düşük. Yani? Yine de yukarıda anlattığım model mantıklı bir modeldir. Peki gerçek veriler ne söylüyor? Brezilya’ya bakalım:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Sürü-bağışıklığı-nedir-ve-nasıl-çalışır

 

Sürü bağışıklığı verileri

Sürü bağışıklığıyla ilgili en iyi veriler Brezilya’nın en büyük şehirlerinden biri olan 2,1 milyon nüfuslu Manaus’tan geliyor (Mister No hayranları anımsayacaktır 😊). Resmi verilere göre şehirde 55 bin Covid 19 vakası var ve Covid 19 kaynaklı ölümler 2700’e ulaşmış bulunuyor. Bu sayıların düşük olduğunu tahmin ediyorum; çünkü Brezilya pek test yapmıyor. Zaten birçok ülke birinci dalgada pek test yapmadı. Ne test vardı ne de teste fazla para ayırmak istediler.

Resmi verilere göre Manaus halkının yüzde 2,7’si Covid 19’a yakalandı. Oysa bu sürede yapılan kan bağışlarındaki antikorlara bakacak olursanız ilk üç aydaki hasta oranı yüzde 44… Herkes kan vermediğine göre gerçek bağışıklık oranı yüzde 64. Nitekim son zamanlarda enfeksiyonların tıbbi müdahale olmadan azaldığını görüyoruz. Sürü bağışıklığı budur. Gerçi bu eşik kötümser tahminlerdeki gibi yüksek çıktı ama sürü bağışıklığı için risk almaya değer mi sorusunu da ayrıca sormalıyız.

Kimse sevdiklerinin hayatının sırf sürü bağışıklığı için tehlikeye girmesini istemez ve Manaus’taki hikaye ciddidir. 2700 ölüm nüfusun binde birinden fazlası demek. Hastanelerde doluluk oranı yüzde 100 oldu. Yoğun bakım ünitelerinde yer kalmadı. Ölüleri hızlı gömmek ayrı bir telaşa neden oldu. Üstelik Manaus’un genç bir nüfusu var. Altmış yaş üzeri olanların oranı yüzde 6. Genç nüfuslu olduğu söylenen Türkiye’de 65 yaş üstü olanların oranı yüzde 9,17 ve gençlere ekonomik olarak bağlı olan yaşlıların oranın da yüzde 13,4’e çıktığını düşünürsek içinde bulunduğumuz riski daha iyi anlarız.

Manaus muamması

Öte yandan Manaus sağlık sistemi Covid 19’dan önce de tam kapasite çalışıyordu ve Dünya Bankası verilerine göre Manaus’un bulunduğu Amazonas eyaletinde nüfusun yüzde 17’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yoksulluk sağlık hizmetlerine ulaşımı zorlaştırıyor ve beraberinde bilgisizlik ile bilinçsizliği getiriyor. Manaus nüfusunun genellikle maske takmadığını görüyoruz. Sürü bağışıklığı verilerini aldığım makalenin henüz denetimden geçmediğini ve özellikle de kan değerlerinin gerçek bağışıklık oranını göstermediğini de belirtmek isterim (kan verilerini güncellediklerini söylediler).

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

Manaus.

 

Amazonlarda sürü bağışıklığı

Sürü bağışıklığına ne zaman ulaşacağımızı merak ediyorsunuz ama yanıtını kimse bilmiyor. Öncelikle güvenilir sürü bağışıklığı eşik tahminleri yok. Kaç kişinin Covid 19’a bağışıklı olduğunu da bilmiyoruz. Manaus’ta antikor geliştiren insan sayısı testi pozitif çıkanların 20 katı! ABD’de pozitif çıkan insan sayısı 8,5 milyon ve bu da 330 milyonluk nüfus üzerinden yüzde 2,5’un hasta olduğu anlamına geliyor.

İşin ilginci bu oran resmi Manaus verilerine yakın ama Manaus kötü yönetilen bir şehir olarak bu orana daha hızlı ulaştı. Hastalık vahim sonuçlar doğurarak hızla yayıldı. Gerçi Amerikalılar test konusunda Manaus’tan iyiler ve nüfus yoğunluğunun düşük olduğu bir ülkede yaşıyorlar ki bir ülkeyi tek bir kalabalık şehirle karşılaştırmak da mantıklı değildir. Örneğin Almanya’da 400 bin kişi pozitif çıktı ve bu da nüfusun binde beşidir.

Ayrıca bağışıklık kazanmanın tek yolunun antikorlar olmadığını da belirtmek isterim. T hücresi akyuvar bağışıklığı da var fakat bunu ölçmek çok zor. ABD’nin 2021 askeri bütçesine 740 milyar dolar ayırdığı ama çevre koruma için gereken 90 milyar dolarlık bütçenin (istimlak bedelleri dahil) 4,5 milyar dolarını ayırdı diye bilim insanlarının bayram ettiği bir dünyada tıbbi verilerin yetersiz kalmasına şaşırmadık değil mi? Hastaneye gidip para harcamak ve sigorta olmak varken ücretsiz sağlık sistemi neyimize? 😉

Bağışıklık geçici

Diğer veriler yetersiz olabilir ama Covid 19 bağışıklığının geçici olduğu ve iyileştikten 4 ay sonra hastalığa tekrar yakalanabileceğinizi belirtmek isterim. Özetle sürü bağışıklığı eşiği yüzde 20 ila 70 arasında değişiyor ki bu kadar büyük bir hata payı ülkelere bağlı değişkenlere hesaba katsak bile BİLMİYORUZ demektir. Bu nedenle İngiltere sürü bağışıklığı peşinden giderek kumar oynamıştır. Bilinçli yurttaşlarına ve güçlü sağlık sistemine güvendiler diyelim. Peki politikacılar Covid 19 önlemi almak için bilim insanlarını mı dinlemeli, yoksa diğer uzmanların da görüşlerini mi almalı?

İlgili yazı: Virüsler Canlı mı ve RNA Yaşamın kökeni mi?

Sürü-bağışıklığı-nedir-ve-nasıl-çalışır

 

Barrington Deklarasyonu

Biraz da sürü bağışıklığını savunan Büyük Barrington Deklarasyonu’ndan söz edelim. Aslında deklarasyon büyük değil, duyurunun yapıldığı yerin adını almış. Üç salgınbilimcinin yazdığı duyuruyu bugüne dek 11 binden fazla hekim ve sağlık insanı imzalamış bulunuyor. Duyurunun savunucuları karantinanın gereksiz olduğunu öne sürerek Odaklı Koruma kavramını getiriyor:

“Sürü bağışıklığının risk ve yararlarını dengeleyen en vicdanlı yaklaşım ölüm riski minimum olanların normal yaşamlarına devam ederek doğal enfeksiyonla virüse bağışıklık kazanmasına izin vermektir. En yüksek riski taşıyanları da daha iyi korumak gerekir. Buna odaklı koruma diyoruz.” Türkiye’de yaşlıların sokağa çıkmasını sınırlaması ve evlere servis dışında işyerlerine 22.00’de kapanma zorunluluğu getirmesi bu öneriye benziyor.

Odaklı Korumanın bilim dünyasında ve medyada kıyameti kopardığını da eklemeliyim. Bilim insanları içinde hızla olumsuz tepki gösterenler oldu. The Guardian, Barrington Deklarasyonunu aceleye getirilmiş kötü bilim ve çılgınlık olarak nitelendirdi. The Lancet’e yazan bir grup bilim insanı “bilimsel kanıtlardan yoksun tehlikeli bir safsata” ve Amerikalı bulaşıcı hastalıklar uzmanı Fauci “tümüyle saçmalık” dedi. New York Times’a yazan John Barry ise “sürü bağışıklığı değil, kitle katliamı demeli” diye başlık attı ama sonra başlığı değiştirdiler.

Eleştiriler kısmen deklarasyonu yazanlar ve destekleyenlerin şahsını hedef alıyordu. İnsanı bilimsel tartışmalardan uzaklaştıran bu tür polemikleri ciddiye almıyorum. Ciddiye alınacak tek eleştiri Barrington Deklarasyonu’nun belirsiz olduğu ve Odaklı Korumanın nasıl sağlanacağının belirtilmediği yönünde. Geçerli bir eleştiri. Deklarasyonda yüksek risk gruplarının nasıl belirleneceği ve popülasyonun kalanından nasıl yalıtılacağına dair hiçbir öneri yok ki bunu yapmak çok zordur.

Neden sürü bağışıklığı anlatıyorum?

Öncelikle gönüllü karantinada olduğum üç ay boyunca anne babamı ayda 1 kez gördüm. Kız arkadaşım ise aylarca görmedi. ☹ Yüksek risk grubundaki yaşlıları toplumdan koparmak (evlatları özlemek bir yana) kalp krizi anında geç kalmak veya yalnızlıktan demansı hızlandırmak gibi sorunlara yol açıyor. Oysa hem deklarasyonu eleştirenler hem de sürü bağışıklığından yana ya da ona karşı olanlar asıl noktayı gözden kaçırıyor. Bunun için deklarasyonu yazan üç bilim insanından alıntı yapalım:

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

Sürü-bağışıklığı-nedir-ve-nasıl-çalışır

 

En iyi politika nasıl yapılır?

“Bu somut bilim mi sorusunu sormaktan artık vazgeçmek gerekiyor. Tabii ki değil ve bunu biliyoruz.” Odaklı korumanın somut bilim olmadığını söyleyebilirsiniz ama bunun nedeni somut olmaması değildir. Sürü bağışıklığının bilimi aşan bir mesele olmasıdır. Bu etik değerleri ve ekonomi politiği içine katmanız gereken bir konudur. Geçen bahar restoran ve kafeleri tümüyle kapatmanın ya da ücretsiz izinlere, dörtte bir maaşlara izin vermenin insanları nasıl yıktığını gördük.

Büyük Barrington Deklarasyonu yazarları doğru söylüyor. Covid 19 pandemisinde çok kötü durumdayız ve elimizde iyi bir seçenek yok. Karantina kötü bir seçenek. Sürü bağışıklığı için ölüm artışını göze almak da kötü bir seçenek. Hangisi daha kötü diye sorarsanız o da olmaz. Kötüden ne anlıyorsunuz? Kötünün iyisi varsa nedir o? Politikacılar işte bu sorularla karşılaşıyorlar.

Bir bilim iletişimcisi, öğretmen ve eğitmen olarak burada bilim dışılığı savunmam mümkün değil. Herhangi bir ülkede bilgi kirliliğini, halka yanlış bilgi vermeyi, etik değerleri ve sosyal hakları geriye itip üç-beş şirketin çıkarlarına yönelik ekonomik önlemler almayı kesinlikle savunamam. Devletlerin ücretsiz izinlere izin vermemesini, bunun yerine maaşları kendi ödemesini, daha baştan buna izin vermeyen güçlü bir ekonomi kurmuş olmasını isterim.

İlgili yazı: Kuantum Fiziğinde Özgür İrade Var mı?

Sürü-bağışıklığı-nedir-ve-nasıl-çalışır

 

Sürü bağışıklığı izin sonsöz

Yukarıdaki nedenlerle her ülke, her şehir, her mahallede Covid 19 önlemleri farklı olmalı ve gerçek zamanlı olarak güncellenmeli. Politikacılar mutlaka bilim insanlarını dinlemeli ama ekonomik ve insani faktörleri de dikkate almalı. Oysa karantina, sosyal mesafe ve ekonomik sıkıntılarda yalnızca bilim insanlarını dinleyemeyiz. Bu iş Covid 19’daki vaka ve ölüm sayısını analitikle öngörmekle çözülecek bir şey değildir. Belirsizliği dikkate alarak gerçekçi risk tahminleri yapmamız lazım. Sürü bağışıklığı için bilimsel verilere ek olarak insan faktörünü hesaba katmak zorundayız.

Öte yandan Trump’ın doğruyu söyleyen bilim insanlarını sürekli dışladığı umarsız bir çağda yaşıyoruz. Bu yüzden bilim insanlarının tepkisini anlıyorum. En iyi politika bilimle yapılır ama salt bilimle yapılmaz. Peki Çin yapay zekası Baidu nasıl Coıvid 19 aşısı geliştiriyor? Onu da şimdi okuyabilir, virüsler canlı mı ve RNA hayatın kökeni mi diye sorabilir ve Covid 19’un yarasalardan nasıl bulaştığına bakabilirsiniz.

Hızınızı alamayarak Covid 19 neden çok bulaşıcı ve RNA ile genetik hafıza transferi nasıl yapılır diye sorabilirsiniz. Covid 19 aşısı geliştirmenin en yeni 2 yoluna göz atıp virüslerin uzaydan bulaşma ihtimalini değerlendirebilirsiniz. Dahası virüsten küçük viroitler yaşamın kökeni mi diye merak edebilir ve virüse bulaşan Sputnik virüsüne bakabilirsiniz. Bilimin aydınlığında keyifli okumalar! 😊

Sürü bağışığıklığı


1A mathematical model reveals the influence of population heterogeneity on herd immunity to SARS-CoV-2
2Individual variation in susceptibility or exposure to SARS-CoV-2 lowers the herd immunity threshold
COVID-19 herd immunity in the Brazilian Amazon
3Great Barrington Declaration
5The pursuit of herd immunity is a folly – so who’s funding this bad science?
6The anti-lockdown scientists’ cause would be more persuasive if it weren’t so half-baked | Sonia Sodha

4 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir