Akkuyu Santrali Temiz Söylemini Çürüten 15 Kanıt

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santralMersin’de Akkuyu nükleer santralinin inşaatına başlandı. Akkuyu atomu parçalayarak elektrik üretecek. Oysa bugün sadece şehirlerarası yolları güneş paneliyle kaplayarak ülke üretiminin 3 katı elektrik üretebiliriz ve Türkiye’deki 10 milyon çatı da yılık enerji ihtiyacımızın büyük kısmını karşılamaya yeter. Akkuyu santrali temiz iddiasını çürüten 15 bilimsel kanıtı görelim.

Bilimsel verilerle güneş enerjisi

Bugün temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları dünya elektrik ihtiyacının tamamını karşılayabilir. Ancak, özellikle petrol şirketleri ve nükleer enerji sektöründeki bir grup uzman, güneş enerjisinin ağır sanayi ihtiyacını karşılamaya yeterli olmadığını söylüyor.

Aynı zamanda güneş enerjisinin gelecek 30 yılda artacak enerji tüketimini karşılayamayacağını; yani bu sektörün ölçeklenebilir olmadığını öne sürüyor. Nükleer enerjinin bu açığı kapatacağı söyleniyor. Oysa nükleer santraller atomu parçalayarak (nükleer fizyon) enerji üretiyor. Bu teknoloji hem radyasyona hem de radyoaktif atıklara yol açıyor.

Radyasyon insan DNA’sına zarar veriyor ve genetik kodumuzu bozuyor. Nitekim Çernobil (Rusya) ve Fukuşima (Japonya) nükleer kazaları, yöre halkında kansere ve sakat doğumlara yol açarak hafızalara kazındı. Bazı nükleer enerji yanlıları bu kazaların istisnai olduğunu belirtiyor. Ancak, Akkuyu’da tek bir nükleer kaza yaşansa bile bunun sonuçları vahim olur.

Kısacası Akkuyu ile risk almaya değmez

Bu genel girişi yaptığımıza göre, artık Akkuyu nükleer enerji santralinin temiz olduğu iddiasını çürüten 15 bilimsel kanıta geçelim:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Nükleer güç santralleri kansere yol açan radyoaktif atıklar üretiyor. Kaza anında suya, denize, toprağa, akarsuya ve havaya radyasyon karışıyor. Sakat doğumlar ile gelecek kuşakların genetiğini bozma riski de taşıyor.

 

İddia 1

A) Güneş enerjisi tek başına ağır sanayinin yüksek güç tüketimini karşılayamaz. Bunun için baz yük gerekir. Bunu da ancak doğal gaz santralleri, termik santraller ve nükleer güç santralleri üretebilir.

B) Güneş enerjisi, akşamları güneş battığı için sürdürülebilir bir enerji değildir. Bu yüzden Türkiye’yi doğal gaz santralleri ve termik santraller gibi 24 saat aydınlatamaz.

Aslında Almanya gibi ülkeler nükleer enerji santrallerini kapatıp güneş enerjisine geçiyor. Nükleer enerji, günümüzde toplam enerji üretiminin %11’inden azını oluşturuyor ve güneş enerjisi altyapı kapasitesi şimdiden nükleer enerjiye eşit bulunuyor: +390 gigawatt saat.

Dünya’nın Güneş’ten aldığı günlük enerji 120 trilyon 60 wattlık lambayı 1 gün yakmaya yetiyor. Güneş panelleri bunun çok küçük bir kesrini kullanacak olsa da sadece Konya ovası büyüklüğünde bir alanı güneş paneliyle kaplayarak Türkiye’nin elektrik ihtiyacının tamamını karşılayabiliriz (ülkemizdeki 10 milyon çatının yüzey alanını düşünelim).

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Akkuyu nükleer güç santralini Ruslar inşa edecek.

 

Yeni teknolojiler

Son olarak bugün güneş panelleri güneş ışığının sadece yüzde 15’ini elektriğe çevirebiliyor. Yüzde 40, hatta yüzde 70 verimlilikli paneller geliştirme aşamasında. 2030’larda toplam Tuz Gölü büyüklüğünde bir alan Türkiye’nin, Kıbrıs adası büyüklüğünde bir alan da dünyanın elektrik ihtiyacını karşılayacak.

Buna güneş ışığı ve hatta ısıdan elektrik üreten grafen boya, yağmurlu havada bile elektrik üreten yeni güneş panelleri, güneş paneli kaplı otoyollar ile pencereye cam gibi takılan saydam güneş panellerini de ekleyelim.

İlgili yazı: Gerçek Adem: İlk insan ne zaman yaşadı?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Akkuyu santralinin düğmesine basıldı.

 

Güneş enerjisi kârlı

Demek ki güneş enerjisine şimdiden yatırım yaparsak ülkemizin endüstri 4.0 teknolojileri ile hızla kalkınmasını sağlayabiliriz; çünkü kalkınmanın yolu önce enerji maliyetlerini azaltmaktan geçiyor. Nitekim Elektriğe 4 ayda %11,95 zam geldi.

Doğal gaz zammı %9,7 ve bu zamlar markette fiyatları artıracak. Devlet temiz ve bedava güneş enerjisine 7 sent alım garantisi veriyor. Oysa Akkuyu için 12,35 sent üzerinden 15 yıl alım garantisi verdik.

Hangisi daha verimli derseniz kesinlikle güneş enerjisi daha verimli: Örneğin, 2012 yılından beri Almanya ve Hindistan’da güneş enerjisinden elektrik üretmek petrol varil fiyatlarından daha ucuza geliyor. Güneş Yelkenli Gemi Aquarius gibi güneş enerjisinden elektrik üreten robot gemiler tasarlanıyor. İşte bu yüzden en kolay ölçeklenen teknoloji güneş enerjisi.

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Güneş enerjisi ile çatıda kendi elektriğinizi üretebilirsiniz. Hem de elektrik dağıtım şirketine tek kuruş ödemeden (gerçi bizde lisans bedeli var). Ürettiğiniz elektriği devlete, yurttaşlara ve şirketlere de satabilirsiniz.

 

İddia 2:

Nükleer enerji sektörü hızla gelişiyor. Nükleer enerji güneş enerjisinin yerini alacak.

Buna iddia yerine efsane demek daha doğru olur: Global nükleer enerji üretimi 2006 yılında tavan yaptı. Nükleer enerjinin elektrik üretimine katkısı ise 1993’te yüzde 17,5 ile en yüksek düzeye ulaştı. 2014’te ise yüzde 11’e düştü. Bugün bu katkı daha da azaldı.

Kısacası nükleer enerji bırakın rekabeti, resmen geriliyor. Almanya gibi bazı AB ülkeleri nükleer enerjiden çıkış yaparken Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Kore nükleer enerjiye yatırım yapıyor. Güneş ışığının bedava olduğunu ve basit bir güneş paneliyle kendi evimizde elektrik üretebileceğimiz için, radyoaktif atık üreten nükleer santrallerin güneş enerjisinin yerini alamayacağını görebiliriz.

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Akkuyu nükleer güç santrali.

 

İddia 3

Güneş enerjisi fosil yakıtların yerini almaya hazır değil ve nükleer enerji küresel ısınmaya yol açan sera gazları çıkarmayan bir alternatif olarak enerji açığını kapatabilir (kömür yakan termik santraller hem havayı zehirliyor hem de sera gazı çıkarıyor).

Aslında kullanımdaki nükleer reaktörlerin büyük kısmı 2. kuşak reaktörler ve 70 yıllık teknolojiye sahipler. Bunlar nükleer kaza riskini artırıyor. Nükleer enerjiyi buhar türbinleriyle elektriğe çeviren güç istasyonları ise 3. veya +3. kuşak. Öyle ki dünyada sadece dört adet 3. kuşak nükleer reaktör var. Bunlar da düşük performanslı sistemler.

Şu anda yeni teknolojiler kullanan iki adet +3. kuşak nükleer reaktör Avrupa’da inşa halinde. ABD dört adet ve Çin de birkaç +3. kuşak reaktör inşa ediyor. Bunlar da Bolu tüneli gibi süresi uzayarak bütçesini aşan inşaatlar. Örneğin Avrupa’daki reaktörler daha bitmeden bütçeyi üç kat aştı.

İlgili yazı: Evren Bir Simülasyon mu?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

İnşaat başladı. Bir cennet koy inşaat sahası oldu.

 

Yeni teknolojiler yok mu?

Tabii ki yeni nükleer teknolojiler var. Örneğin küçük modüler reaktör, hızlı yakıt beslemeli reaktör ve entegre hızlı reaktör (IFR) teknolojileri mevcut ve bunlara dördüncü kuşak güç reaktörleri diyoruz. Ancak bunlar deneysel aşamada.

Özetle güneş enerjisi hızla gelişerek yaygınlaşırken nükleer enerji yerinde sayıyor. Asıl nükleer enerji dünyanın ihtiyacını karşılamaya hazır değil.

Güneş enerjisi sistemleri çok daha kolay ölçeklenebilen, ucuza kurulan, temiz bir teknoloji. Bütçesini de aşmıyor; çünkü bir güneş enerjisi santralini 2-3 yılda kurabiliyorsunuz. Nükleer santral inşaatı ise bu enflasyonda 10-15 yıl sürüyor! İddia 2’de dediğimiz gibi, güneş ışığı bedavayken nükleer enerji pahalı.

İlgili yazı: İnternette teknik takip ve gözetimi önleme rehberi

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Doğruya doğru. Akkuyu Türkiye’de deprem riskinin en az olduğu bölgeye yapılıyor; ama nükleer kaza için tek risk deprem değil. Talihsiz bir nükleer kazanın bir kez gerçekleşmesi yeterli. Büyük bir kaza olursa Türkiye; Kıbrıs, Suriye ve İsrail’i 100 bin yıl zehirleyecektir. Akkuyu deniz suyuyla soğutulduğu için Akdeniz’e radyasyon karışması riski de var. Su soğutmalı bu santralin soğutma sistemleri arızalanırsa reaktör aşırı sınarak eriyecek. Acil bir durumda reaktör erimesini önlemek için havaya veya suya zehirli buhar salınsa kamuoyu bunu ne zaman öğrenecek?

 

İddia 4

Buna en sinsi iddia da diyebiliriz: A) Nükleer santraller yardımıyla nükleer silah geliştiremeyiz. B) Nükleer reaktörleri çalıştırmakta kullanılan zenginleştirilmiş uranyum yakıtından nükleer silah başlıklarında kullanılan plütonyumu üretemeyiz. C) Dünyada henüz var olmayan toryum reaktörlerine geçersek bunlarla plütonyum üretemeyiz.

Bütün nükleer reaktörler askeri amaçlara uygundur: Fransa, Hindistan, Kuzey Kore, Pakistan, Güney Afrika ve İngiltere sivil amaçlı nükleer reaktörleri kullanarak gizlice nükleer silah geliştirdi. Arjantin, Avustralya, Brezilya, İran, Libya, Güney Kore ve Tayvan da sivil reaktörlerle nükleer silah geliştirmeye başladı; ama sonra vazgeçti (Diesendorf 2014). Akkuyu da Türkiye ve Rusya isterse bu imkana sahip.

İlgili yazı: Evren Boşluktan Nasıl Oluştu?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Türkiye’de nükleer reaktör yakıtı uranyum yok. Uranyum parayla ama güneş ışığı her gün bedava. İşte Dünya’nın güneş enerjisi haritası. Büyütmek için tıklayın.

 

Toryum reaktörleri

Dünyada uranyum sadece belirli ülkelerde bulunuyor. Bu da o ülkelerin nükleer enerji ve nükleer silah geliştirmesini kolaylaştırıyor. Toryum ise dünyanın hemen her yerinde bulunan bir radyoaktif yakıt.

Özetle gelişmiş ülkelerin ikinci dünya savaşından sonra toryum yerine uranyum kullanmasının asıl nedeninin başka ülkelerin nükleer silah üretmesini zorlaştırmak olduğunu söyleyebiliriz (uranyum tekeliyle).

Ancak eksik söylemiş oluruz. Toryum atomunu parçalamak mümkün değil. Bu yüzden önce nötronlarla bombalayıp radyoaktif uranyum 233’e dönüştürmek gerekiyor. Elbette Amerika, Japonya’ya atom bombası atmak için bunu bekleyemezdi. Bu yüzden direkt mevcut uranyumu zenginleştirerek atom bombası üretti.

Her durumda Hindistan toryum reaktörleri geliştiriyor ve toryumdan üretilen Uranyum 233’ü nükleer silah üretiminde kullanabilecek.

İlgili yazı: AIDS’e Kesin Çare >> Amerikalı doktorlar HIV virüsünü insan DNA’sından sildi

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Güneş enerjisi santralleri arazide nükleer reaktörlerden daha az yer kaplıyor. Hatta burnunun dibinde radyasyon riski olmadan oturabilir ve tarlada tahıl yetiştirebilirsiniz. İçme, yeraltı ve sulama suyu da temiz kalır.

 

Peki entegre reaktörler (IFR)?

Belki Discovery Channel’ın 1997-98’te yayınlanan belgesellerini hatırlarsınız. Bu belgesellerde IFR reaktörlerinin nükleer silah üretiminde kullanılmayacak temiz sistemler olduğu söyleniyordu; ama söz konusu proje 1994 yılında bütçe olmadığı için iptal edildi.

Kongre bu tür bir reaktöre gerek olmadığını düşündü ve IFR’nin nükleer silah üretiminde kullanılabileceğinden şüphelendi. Sonuçta bu teknoloji Amerika’da kullanıma girerse dünyaya satılacaktı.

İlgili yazı: Kuzey Kore İle Sınırlı Nükleer Savaş Açlık Getirir

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Bilimsel gerçek: Nükleer santrallerin yanında radyasyon her zaman baz değerden yüksektir. Bunun için santralin çevresindeki 20 km çapında bir alan güvenlik bölgesi olarak boş bırakılıyor. 20 km çapında tarım alanı ziyan oluyor.

 

IFR ile nükleer silah üretebilirsiniz

Bunun için önce IFR’nin ürettiği radyoaktif atıkların en radyoaktif kısmını, daha az radyoaktif olan transuranik (uranyumdan ağır) elementlerden yeni bir teknolojiyle (ateş işleme süreci) ayırıyorsunuz. Ardından, transuranik elementleri kimyasal olarak işleyip içinden plütonyum 239’u çekiyor ve nükleer başlıklara takıyorsunuz.

İkinci yöntemde ise IFR reaktörünü modifiye ederek plütonyum 238 üretimde kullanıyorsunuz. Plütonyum 238 nükleer başlıklarda kullanılıyor (Wymer et al. 1992). Kısacası IFR ile nükleer silah yapabilirsiniz.

İlgili yazı: NASA Mars’a nükleer roket teknolojisiyle gidecek

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Türkiye’nin güneş enerjisi haritası. Büyütmek için tıklayın.

 

İddia 5

1986’da Sovyetler Birliği’nde yaşanan Çernobil nükleer kazasında sadece 28-64 kişi hayatını kaybetti.

Öncelikle tek bir insan hayatı da 1000 insan kadar değerlidir. İkincisi 64 kişi akut radyasyon zehirlenmesinden hayatını kaybetti. Üçüncüsü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı ve başta Ukrayna ile Rusya olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çalışan tıp araştırmacılarına göre (bunların çıkar çatışması yoktur), kanser yüzünden 1986-2016 arasında 16 bin ila 93 bin kişi hayatını kaybetti.

Buna Türkiye’deki Çernobil radyasyon bulutu kaynaklı kanser ve sakat doğum verileri dahil değil; ama Akkuyu santralinde talihsiz bir nükleer kaza olursa yurttaşlarımızın soyunun, genetiğinin bozulacağını söyleyebiliriz. Bırakın ekonomik ve teknolojik açıdan nükleer enerji sektörünün yetersiz olmasını, etik açıdan bu riski almaya değer mi?

İlgili yazı: İnternet Parçalanıyor ve Splinternet Geliyor

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Çatınıza güneş paneli kurarak elektrik üretebilir ve bunu satabilirsiniz. Madem öyle neden 12,5 sente Rusların nükleer santralinden pahalı elektrik satın alalım? Büyütmek için tıklayın.

 

İddia 6

Radyoaktif atıkları artık güvenle saklayabiliyoruz.

Günümüzde radyoaktif atıkları geçici olarak su havuzlarında veya kuru kaplarda saklıyoruz. Ancak, dünyanın hiçbir yerinde kalıcı radyoaktif atık saklama tesisi yok. Eski tuz madenleri bile güvenli değil. Amerika’nın eski radyoaktif atıkları yeraltı sularına sızıyor (içme ve tarımsal sulama suyuna).

Örneğin, ABD Yucca dağında kalıcı radyoaktif atık depolama tesisi inşa etmek istedi. Ancak, dağın altındaki bu tesisin inşaatı 13,5 milyar dolar harcadıktan sonra durdu. İsveç ve Finlandiya kendi depolama tesislerini üretiyor.

Oysa bu tesisleri nükleer sızıntı olmadan 100 bin yıl nasıl koruyacağımız sorusu cevapsız. Bugün dünyada nükleer savaş olsa radyasyonun geçmesi 100 bin yıl alır. Bugün Fukuşima gibi bir deprem veya tsunami olsa geçici olarak havuzda saklanan radyoaktif atıklar çevreye saçılır. Dünyada hâlâ kalıcı nükleer atık depolama tesisi yok ve Akkuyu’da santralinde de olmayacak.

İlgili yazı: Uzay Milleti Asgardia Kuruldu

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

İçi uranyumu, dışı bir kaza anında hepimizi için için yakar. Kelimesi kelimesine ciğerinizi yakar.

 

İddia 7

Dünyadaki nükleer atıkları IFR (entegre reaktör) ile yakabiliriz.

Öncelikle IFR henüz tasarım aşamasında ve Akkuyu IFR teknolojisi kullanmıyor. İkincisi IFR Kongre izin vermediği için üretilmedi ve iddia 4’ten bildiğiniz gibi bu reaktör nükleer silah üretiminde kullanılabilir. Ayrıca IFR sadece düşük radyoaktiviteye sahip transuranikleri yakabilir. En zehirli atıklar ise yine yeraltında saklanmak zorunda.

Özetle Akkuyu santrali ileride Türkiye’nin nükleer silah üretme imkanına kavuşmasını sağlayacak. Ancak, bu santrali sadece sivil amaçlı kullansak bile nükleer atıkların işlenmesi ve depolanması konusunda bizi Rusya’ya bağımlı hale getirecek.

Örneğin, Rusya’nın beni kızdırırsan Akkuyu’dan desteğimi çekerim ve radyoaktif atıklarla baş başa kalırsınız deme şansı olacak (ekonomik ve diplomatik kayıpları göze almak kaydıyla). Sonuçta Türk şirketlerinin bu konuda bilgisi yok ve illa ki Rusya’dan teknik destek alacağız.

İlgili yazı: Asteroitten Sarkan Uzay Gökdeleni Analemma

 

Teknik bilgi dedik de

Akkuyu nükleer güç santralinin ne zaman devreye alınacağına ilişkin kesin bir tarih bulunmuyor. Bu da bütçe aşım riskini ve söylenenin tersine, en az 10 yıllık bir inşaat sürecini mümkün kılıyor. Santral 1200 megawattlık dört üniteden oluşacak ve 4800 megawattlık kurulu gücü ile tek başına Türkiye’nin elektrik üretiminin yaklaşık %6’sını karşılayacak.

Ancak, Türkiye’deki şehirlerarası otoyolları güneş paneliyle kaplarsak 2018 ihtiyacının 3 katı elektrik üretebiliriz (bunun maliyeti yaklaşık 1 milyar dolar olur). Bunu konut çatılarında elektrik üretebileceğimiz ve fazlasını devlete veya enerji şirketlerine satabileceğimiz gerçeğiyle birlikte düşünelim. Sonra şunu da ekleyelim:

İlgili yazı: Uzaya Merdiven Dayadık >> 2035’te yörüngeye roketle değil uzay asansörü ile çıkacağız

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

 

Pratikte elektriği ithal edeceğiz

Akkuyu sahası, imzalanan ikili devletlerarası anlaşma sonucunda Rus kamu şirketi Atomstroyexport’a (ROSATOM’a bağlı Atomenergoprom’un alt şirketi) bedelsiz olarak teslim edildi. Rus kamu şirketi buraya kendi bulacağı finansal kaynaklarla nükleer santral inşa edecek ve ürettiği elektriği 15 senelik alım garantisi ile Türk tarafına satacak.

İşte bu yüzden nükleer atık ve nükleer enerji konusunda Rusya’ya bağımlı olacağız; ama yurttaşımız kendi elektriğini kendi çatısında üretirse elektrik dağıtım şirketine bile bağımlılık olmayacak.

Tabii bedelsiz teslimatın da yap-işlet-devret değil de yap-işlet-sende kalsın anlamına geldiğini unutmayalım. Kısacası Akkuyu ile kendi toprağımızda üretilen elektriği Rusya’dan almış gibi pahalıya kullanacağız. Şimdi kendimize tekrar soralım: Hangisi uluslararası ilişkiler açısından daha güvenli, insan sağlığı ile çevre için daha güvenli ve ekonomik açıdan daha kârlı? Elbette ki güneş enerjisi.

İlgili yazı: LIGHTS Kızılötesi Kablosuz Şarj Cihazı Geliyor

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

SolarCity güneş kiremitlerini Türkiye’nin ucuz güneş enerjisi rehberi yazısında anlattım.

 

İddia 8

Nükleer enerji küresel ısınmaya yol açan sera gazı çıkarmıyor.

Bu da yanlış bir iddia: Öncelikle dünyadaki zengin (yüksek radyoaktiviteli) uranyum izotopu maden rezervleri hızla tükeniyor ve 30 yıla pek bir şey kalmayacak. Bunun karşılığında dizel kullanarak toprağı kazıp daha fazla uranyum çıkaracağız. Üstelik her seferinde daha derini kazacağımız için işimiz uzayacak, masraflar ve dizel kullanımı artacak.

Bunun yerine, geleceğin reaktörlerinde düşük kaliteli uranyum madeni de kullanabiliriz. Buna rağmen, Akkuyu gibi nükleer santraller hem depolamayacağımız kadar büyük oranda radyoaktif atık üretecek hem de elektrik üretiminde kilowatt saat başına 131 gram sera gazı açığa çıkaracak (uranyum yakıtını kazarken tabii). Bu da küresel ısınmayı çok hızlandıracak.

İlgili yazı: 100 km’de 0 Litre Yakan Araba >> Dünyanın ilk güneş enerjili spor otomobili Immortus

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Yakın gelecekte pencerenize saydam güneş enerjisi paneli takarak camlardan bile elektrik üreteceksiniz. O zaman 10 milyon çatı kapasitesi olacak 14 milyon. Var mı nükleer enerjide bu kolay, ele avuca sığan ölçeklenebilirlik?

 

Ara çözüm

Nükleer enerji sektörüne karşı objektif olmak için düşük radyoaktiviteli uranyum madenciliğine yöneleceğimizi, bunun için de dizel yerine güneş veya rüzgar enerjisi gibi sera gazı çıkarmayan temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanacağımızı söyleyebiliriz (tabii nükleer yakıt uranyum yenilenebilir kaynak değil ve bunu Rusya’dan satın alacağımız Rusya’a bu açıdan da bağımlı olacağız).

Gerçi hızlı yakıt yakan reaktörlerin bugünkü reaktörlerin yerini alması da sera gazını azaltmak için bir çözüm (çünkü az yakıtla çok enerji üretiyor ve uranyum madenciliği gereksinimi azaltıyorlar). Ancak sektörün bu teknolojilere geçmesine en az 30 yıl var).

İlgili yazı: Güneşimiz Nasıl Isı ve Işık Saçıyor?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Akkuyu nükler güç santralinin tek gerçek avantajı ileride Türkiye ve Rusya isterse nükleer silahlar için plütonyum üretebilecek olmamızdır. Bölge ülkelerinin Türkiye nükleer kaza geçirirse bizi de zehirler veya Türkiye’nin niyeti nükleer silah geliştirmek diye endişelenmesini istiyor muyuz?

 

İddia 9

A) Nükleer enerji güneş enerjisiyle birlikte kullanılabilir. B) Global enerji ihtiyacını karşılamakta güneş enerjisiyle birlikte verimli olarak kullanılabilir.

  • Bu iddiayı çürütecek olursak: Nükleer reaktörler güneş enerjisi sistemlerine ucuz ve kolayca bağlanacak teknolojiler değil (İddia 10’a bakınız).
  • Bazı güneş enerjisi santrallerinde elektrik üretimi için kullanılan açık döngülü gaz türbinlerini şekerkamışı ve mısırdan üretilen metanol veya etanol gibi biyoyakıtlarla çalıştırabiliyoruz; ama nükleer reaktörlere bağlayamıyoruz.
  • Rüzgar ve güneş enerjisi baz yük olmadan, hidroelektrik santrali desteği bile gerektirmeden yerel elektrik ihtiyacını karşılıyor.
  • Nükleer reaktör arızalanırsa onarımı güvenlik nedeniyle aylar sürüyor. Oysa güneş enerjisiyle gündüz üretilen elektriği, Elon Musk’ın SolarCity şirketinin ürettiği duvar pillerinde depolayıp akşam güneş battıktan sonra kullanabiliyorsunuz.
  • Hatta güneş enerjisi santrallerinde bile elektrik kesintisine karşı batarya desteği var. Kısacası asıl güneş enerjisi arıza halinde elektrik üretiminde büyük azalmaya yol açmıyor. Hele kendi evinizin çatısına bile 3 kilowatt saatlik güneş paneli sistemi kurabileceğini düşünürseniz.
  • Güneş enerjisinin nükleer enerjiden daha ucuz olduğunu tekrarlamaya gerek yok sanırım. Bırakın dev reaktör kulesini, güneş ışığı bedava!
  • Ayrıca beteri var: Nükleer enerji sektörü güneş ve rüzgar enerjisini teşvik etmeye ayrılan bütçeyi kullanıyor. Hükümet nükleer enerjiyi teşvik ederken güneş enerjisi fonlarını azaltıyor. Kısacası bırakın, nükleer enerjinin güneş enerjisiyle uyumlu olmasını, temiz güneş enerjisine resmen rakiptir.
akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Sadece şehirlerarası otoyolların üstünü güneş paneliyle kaplayarak Türkiye’nin yıllık enerji gereksiniminin 3 katını üretebiliriz. Bunu güneş enerjili otoyollar yazısında okuyabilirsiniz.

 

İddia 10

Nükleer reaktörler kolay ölçeklenebilen, yani ihtiyaca göre elektrik üretimini artırabilen, esnek ve verimli sistemler. Teknik olarak yük takibi ile uyumlu olan sistemler.

Fransa, zamanında Sovyetler Birliği korkusuna nükleer enerjiye geçti. Hatta elektriğin yüzde 77’ini nükleer santrallerden üretiyor. Ancak sadece bir iki reaktör yük takibine, yani güneş enerjisi gibi alternatif elektrik sistemlerine bağlanmaya uygun.

Üstelik bunları da geçici olarak yük takibi modunda kullanabiliyor (teknik detaylar blog yazımızın kapsamı dışında ama meraklısına şurada). Son olarak yük takibi baz yük güç istasyonları için iki açıdan dezavantajlı:

  • Verimli olmadığı için bakım maliyetlerini artırıyor.
  • Elektrik tüketiminin azaldığı uyku saatlerinde enerji şirketlerinin gelirlerini azaltıyor. Buna karşın nükleer reaktörlerin yük takibiyle uyumlu olması için ilk yatırım maliyetlerini artırmak da gerekiyor.

Fransa bu sorunu nükleer enerjiyle üretilen elektriği komşularına satarak sübvanse ediyor. Avustralya ise yüksek baz yük maliyetlerini elektrik tüketiminin azaldığı saatlerde su ısıtmayla sübvanse ediyor (uyku saatlerinde termik santraller yerine su ısıtma sistemleri kullanıyor).

İlgili yazı: Güneş Enerjili Otoyollar >> Fransa temiz enerji için yollara güneş paneli döşeyecek

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Hem yollar zaten var; yani güneş enerjili otoyollar ile zeytin ağaçlarını kesip sahile nükleer santralin beton binalarını dikmemize gerek yok. Yolun üstünü güneş paneliyle kaplamak yeterli.

 

İddia 11

A) Yenilenebilir enerji nükleer enerjiden daha pahalı. B ) Nükleer enerji yeterince teşvik alsa güneş enerjisi kadar ucuz olur.

Daha neler? Güneş ışığı bedava, uranyum parayla; ancak, nükleer enerjinin daha pahalı olduğunu seviyelendirilmiş enerji maliyetleri (LCOE) açısından bakarak da gösterebiliriz: Bunun için de yerinde kurulum, lokasyon, ilk yatırım maliyeti, faiz oranı ve kapasite faktörünü (gerçek ortalama güç çıkışı / nominal güç) dikkate alabiliriz.

Özetle nükleer enerji LCOE maliyet tahminleri 2014 öncesinde 108$/megawatt saat ve 2015 öncesinde de 97-132$/megawatt saat olarak gösteriliyor (bu ikincisinde güneş enerjisi bütçesinden kısılan devlet teşvikleri hesaba katılmış; ama kredi teminatı ve eski santrallerin yıkım maliyetleri dikkate alınmamıştır).

İlgili yazı: Lazer Işınlı Güneş Enerjisi Uydusu Geliyor

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

 

Nükleer enerji pahalı

Ancak, bu tahminlerde Avrupa’nın basınçlı su reaktörü (EPR) inşaatlarının bütçeyi üç kat aştığı söylenmiyor (iddia 5). Nitekim İngiltere, Hinkley’deki EPR reaktör inşaatı önerisinin 35 yıldaki teminat ve enflasyon dahil olarak hesaplanan maliyeti 144$/megawatt saat (hem de 2012 kuruyla).

Daha net söyleyelim: Bu maliyet toptan elektrik satış fiyatının iki katına karşılık geliyor! Tabii 15,3 milyar dolarlık maliyetin kaza sigortası ve yetersiz sigorta kısmı da İngiliz yurttaşlarının sırtına vergi yükü olarak binecek (ayrıntılı maliyetleri şurada, şurada ve şurada bulabilirsiniz).

Dahası ekonomik sabotaj var

Nükleer enerji teşvikleri son 50 yılda ya sabit kaldı veya arttı. Ancak, devletin güneş enerjisi teşvikleri son 10 yılda ya azaldı ya da tümüyle sıfırlandı. Buna rağmen tekrarlıyoruz; uranyum parayla, güneş ışığı bedava. Devletler nükleer enerjiye yatırım yaparak yurttaşın ödediği vergileri çarçur ediyor.

İlgili yazı: 10 Adımda kara deliğe düşen astronota ne olur?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Tesla elektrikli otomobilleri, bunların pilini ve gündüz çatınızda ürettiğiniz elektriği gece kullanmak için depolamanızı sağlayan duvar pillerini üreten Gigafactory’nin çatısı güneş paneliyle kaplanıyor. Bu yüzden güneş enerjisi tek başına ağır sanayinin elektrik ihtiyacını karşılıyor. Peki Bursa’da kaç adet otomotiv fabrikası var? Kaç adet ağır sanayi ve tekstil fabrikası var? Bunların çatılarını güneş paneliyle kaplarsak şirketler en azından kısmen kendi elektriğini üretir.

 

İddia 12

Güneş enerjisi büyük güneş tarlaları gerektiriyor. Bunlar tarıma ayrılacak geniş arazileri kaplıyor. Emlak maliyetleri çok yüksek oluyor, tarlalar santral olunca açlık tehlikesi ortaya çıkıyor.

Tersine; asıl hidroelektrik santralleri, baraj gölleri ve biyoyakıt için kullanılan mısır tarlaları çok yer kaplıyor. Güneş enerjisi sistemlerini ise bir metrekare toprak kullanmadan evinizin çatısına kurabilirsiniz. Örneğin Bursa’daki fabrikaların çatısında kaç futbol sahalık güneş paneli alanı var?

Bugün dünyanın elektrik ihtiyacını karşılamak için Portekiz büyüklüğünde bir alanı güneş paneliyle kaplamak yeterli. Ancak, bu Portekiz’in üstünü örtmek anlamına gelmiyor:

Burada çatıları, mevcut güneş santrali alanını, saydam güneş paneli takılacak konut ve gökdelen camlarını da hesaba katabiliriz. Dahası güneş ışığından elektrik üreten grafen boya yaygınlaştığında spreyle boya sıktığınız her yer (mesela bahçe duvarı, cadde, otopark ve ev cephesi elektrik üretecek). Ölçeklenebilirlik budur (güneş santralleri araziyi işgal ediyor diyorlar ya işgal oranı yüzde 1-2’dir).

Güneş enerjisinin rakibi yok

Sayısal verilerle konuşursak: Avustralya Enerji Pazarı’na göre güneş ve rüzgar enerjisiyle elektrik ü

retmek için nükleer enerjiden daha az arazi gerekiyor. Buna nükleer santrallerin çevresinde yer alan 20 km çapındaki tampon bölgeyi de ekleyelim (nükleer kaza riskinde en yakın ev ve tarla santrale 20 km uzak olsun ve nükleer serpintiden pek (!) etkilenmesin diye boş bırakılarak ziyan olan arazi).

İlgili yazı: Uzaydan İnternet Motoru Elektrosprey

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Havaya radyasyon karışsa hissetmezsiniz. Radyasyon sinsi ve görünmez bir tehlikedir.

 

İddia 13

Güneş enerjisinin enerji amortisman süresi (para değil, üretilen elektrik miktarı olarak) güneş enerjisi sistemi, paneli ve güneş santrallerinin kullanım ömrüne eşittir. Bu da ekonomik değildir.

Aslında bu değerler iddia edilenden çok farklı: Bu değerler güneş enerjisi güç modülleri için 0,5-1,8; büyük rüzgar türbinleri için 0,25-0,75; CST grafiğindeki parabolik çukurda 2; nükleer enerjide kullanılan zengin uranyum izotopu için 6,5 ve az radyoaktif uranyum madenciliği için tam 14’tür! Düşük oran düşük maliyet demek olduğuna göre, güneş enerjisi daha ucuzdur (Diesendorf 2014, Tablo 5.2).

Ayrıca güneş enerjisi için daha uzun amortisman süreleri önerenler, güneş enerjisinin termik santral gibi baz yük santralleriyle desteklenmesi gerektiğini varsayıyorlar. Daha önce söylediğimiz gibi güneş enerjisi için baz yük tümüyle gereksiz; yani bu santralleri kurmaya gerek yok.

İlgili yazı: Hava Soluyan Roket ile Mars’a Hızlı Uçuş

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

 

İddia 14

Danimarka Avrupa’nın en pahalı elektriğini kullanıyor; çünkü rüzgar enerjisi ile elektrik üretiyor. Yenilenebilir ve temiz rüzgar enerjisi nükleer enerjiden pahalı.

Bunun sebebi Danimarka’nın elektrikten çok yüksek vergi alması. Bu vergi de rüzgar enerjisini sübvanse etmekte kullanılmıyor! Oysa Danimarka’nın vergisiz elektrik faturası AB ortalamasında. Buna karşın Danimarka, rüzgar enerjisini perakende elektrik fiyatını az artıran tarife garantisiyle sübvanse ediyor. Bu açığı da rüzgar enerjisi elektrik üretim fazlasını toptan satarak kapatıyor.

Özetle rüzgar enerjisi nükleer enerjiden hem para, hem insan sağlığı hem de sürdürülebilir çevre maliyeti olarak (tekrarlıyorum tüm maliyet kalemlerinde) kat kat ucuzdur.

İlgili yazı: Ay’a Gitmedik Komplo Teorilerini Çürüten 10 Kanıt

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Güneş enerjisi santrallerini ve çatı sistemlerini hiçbir güç istasyonu kurmaya gerek kalmadan, direkt fişe takar gibi rüzgardan elektrik üreten rüzgar gülleriyle rüzgar çiftliklerine bağlayabilirsiniz. Nükleer santralleri ise başka tür enerji santrallerine kolay bağlayamazsınız. Bunlar dışa kapalı ekonomi gibidir.

 

İddia 15

Güneş enerjisi elektrik sistemlerinin çok verimli olduğunu gösteren bilgisayar simülasyonları gerçek ekonomik şartları dikkate almadığı için gerçekçi değil.

Bu modeller gerçekten çok basit ama son derece modüler modeller; yani simülasyonlara gerçek faktörleri parça parça ekleyerek çok gerçekçi maliyet tabloları çıkarabiliriz. Kısacası bu bilgisayar simülasyonları ile hiç zarar etmeden gerçek güneş enerjisi santralleri kurabiliriz.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten Gerçek Video

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

 

Örneğin

UNSW Avustralya grubu, Avustralya Ulusal Elektrik Pazarı’nın yüzde 100 yenilenebilir enerjiden (rüzgar ve güneş) oluştuğu bir simülasyon yaptı. Bu simülasyon bir yıla yayılan saatlik basamakları içeriyordu. Gerçek rüzgar çiftlikleri kurulurken sadece ek maliyetleri ekleyerek çok gerçekçi yatırımlar yaptılar. Kısacası bilgisayar simülasyonlarına güvenerek güneş enerjisi yatırımları yapabilirsiniz.

Daha güncel simülasyonlarda ise ekonomik veriler kullanıldı. Örneğin güneş ve rüzgar enerjisinin birlikte kullanılması hesaba katıldı. Sonra bunlarla çevreye daha az sera gazı saçan fosil yakıtlarla elektrik üretimi maliyetleri karşılaştırıldı.

Sonunda simülasyon süresi saatlik veri ile altı yıla çıkartıldı. Güneş enerjisi Avustralya’da 43 alt bölgeye dağıtıldı ve her yörenin eş miktarda güneş ışığı almadığı da (kış sezonu vb.) hesaba katıldı. Buna rağmen Avustralya’nın elektrik ihtiyacının tamamını yüzde 100 yenilenebilir rüzgar ve güneş enerjisiyle ucuza karşılayabileceği görüldü.

İlgili yazı: Piramitleri Uzaylılar Yaptı Teorisini Çürüten 14 Kanıt

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Nükleer santraller yerine güneş enerjisi santrallerini kullanalım. Daha temiz, ülkemizin endüstri 4.0’la kalkınması için ölçeklenebilir ve sürdürülebilir kârlılık sağlıyor.

 

Amerika daha iyisini yaptı

Stanford Üniversitesi, tüm ülkenin elektrik ihtiyacını güneş ve rüzgar enerjisiyle karşılamak için altı yıl süreli, ama bu kez 30 saniye çözünürlüklü bir simülasyonla hesapladı. Yüksek çözünürlüklü simülasyonda da güneş enerjisi en ucuz elektrik üretim sistemi çıktı.

Bu arada bilgisayar simülasyonlarını en yüksek sesle eleştiren uzmanların ise elektrik sistemlerini bilgisayarla modelleme, fizik bilimi, bilgisayar bilimleri, mühendislik ve uygulamalı matematik alanlarında hiçbir uzmanlığı bulunmuyor:

Avustralya’daki güneş enerjisi karşıtları iki biyolog, bir sosyal hizmetler öğretim üyesi ile bir iş ve uğraşı terap

istinden oluşuyor.

İlgili yazı: Bigelow Ay’a Şişme Uzay İstasyonu Gönderecek

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

 

Bilimsel okuryazarlık bilinci

İşte bu yüzden Nobel ödüllü bilim insanımız Aziz Sancar’ın Akkuyu’da kurulacak nükleer santrali tanıtan kamu spotunda yer alması ve bu santralin temiz enerji üreteceği söylemine destek vermesi yanlış oldu.

Aziz Sancar nükleer fizikçi değildir. Bilimsel düşünce disiplini gereği sadece kendi alanında açıklama yapması gerekir. Aziz Sancar’ın Nobel ödüllü DNA araştırmaları var (DNA onarımının mekanistik çalışmaları). Bu yüzden nükleer radyasyonun DNA’yı bozarak kanser yaptığını bildiğini varsayıyoruz.

İlgili yazı: Kuantum ışınlama Rekoru: Çin Uzaya Foton Işınladı

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Kardeş teknolojiler.

 

Sonuç

1) Mersin’de inşa edilen Akkuyu nükleer güç santrali zehirli nükleer atık çıkaracak. 2) Bu radyoaktif atıkların Türkiye’de depolanması veya Rusya’ya taşınması sorun olacak ve ölümcül risk taşıyacak. 3) Santralin soğutma bacalarından tehlike anında radyoaktif buhar sızması veya deniz suyunun zehirlenmesi riski bulunacak. 4) Su soğutma sisteminin deprem ve benzeri sebeplerle arızalanması reaktör erime riskine (yeni bir Çernobil kazası) yol açacak.

Biz de yukarıdaki veriler ışığında, temiz güneş enerjisinin nükleer enerjiden daha ekonomik olduğunu ve Türkiye’nin elektrik ihtiyacının üç katını üretebileceğini gördük. Artan ihtiyaca göre son derece ölçeklenebilir bir teknoloji olduğunu, rüzgar enerjisiyle fazla yatırım gerektirmeden kullanılabildiğini ve baz yük için termik santral ihtiyacı doğurmadığını da anladık.

İlgili yazı: Küresel Isınmaya Karşı Sera Kentler

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Deneysel nükleer füzyon reaktörleri 20 yıl sonra geliyor. Akkuyu’dan 10 kat fazla enerji üretecek (Akkuyu Türkiye ihtiyacının yüzde 6’sını karşılıyor, nükleer füzyon yüzde 60’ını karşılayacak). Daha ucuz olacak ve daha az enerji açığa çıkaracak. Üstelik nükleer reaktör kullanmadığı için reaktörün Çernobil gibi erime riski yok. Yine de nükleer füzyonda bile kaza riski var (sınırlı olsa da). Bu yüzden illa nükleer enerjiye yatırım yapacaksak nükleer füzyona yapmalıyız.

 

Kaçak kullanım ödemek yerine

Ülkemizin endüstri 4.0 ilkelerine göre hızla kalkınması için devletin ucuz güneş enerjisi sistemlerini teşvik ve sübvanse etmesi gerekiyor. Öyle ki elektrik faturasında kaçak kullanım bedelini yurttaşa ödetmek yerine, konut çatılarına kurulan güneş enerjisi sistemlerinin maliyetleri azaltabiliriz.

Başbakan Binali Yıldırım’ın da geçen yıl söylediği gibi, Türkiye’deki 10 milyon çatıdan ucuz elektrik üretmenin yolu güneş enerjisini desteklemekten geçiyor. Ancak, bunun için çatısına güneş enerjisi sistemi kuracak yurttaştan harç, vergi ve lisans altında 15 yıllık elektrik faturasını peşin almaktan vazgeçmemiz gerekiyor.

Açıkçası güneş enerjisi sistemlerinin çıplak satın alma fiyatı 5000 TL civarındayken anahtar teslim maliyetlerin 8000 doları bulması, ülkemizde enerji maliyetlerini artırarak Türkiye’nin uluslararası arenada rekabet gücünü azaltıyor ve enflasyonu tetikliyor.

Bunu düzeltmek elimizde: Unutmayalım ki ilgili kanun çıktığı için yurttaşlarımız kendi çatısında ürettiği elektriği satarak para kazanacak ve en temel maliyet kalemi olan enerji üzerinden katma değer yaratacak. Biz de lisans bedelini düşürerek ve lisans verme yetkisini çatıda güneş enerjisinin en büyük rakibi olan elektrik dağıtım şirketlerinin elinden alarak güneş enerjisi maliyetini ilk etapta 4700 dolara çekebiliriz.

İlgili yazı: Ay Üssü Alfa Ne Zaman Kurulacak?

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

Nükleer füzyon.

 

Sonsöz

Her şeye rağmen gerçekten temiz nükleer enerji istiyor musunuz? O zaman 20 yıl sonrasına, geleceğe yatırım yapmamız lazım: Almanya başbakanı Merkel, 2016 yılında nükleer füzyon test reaktörü açtı.

Deneysel nükleer füzyon teknolojisi ticari kullanıma girince Akkuyu’dan 10 kat fazla elektrik üretecek. Üstelik daha ucuza üretecek ve çok daha az radyoaktif atığa yol açacak. Dahası talihsiz bir nükleer kazada reaktör erimesine bağlı Çernobil riski de olmayacak.

İlgili yazı: Almanya’dan Nükleer Füzyon Atağı >> Merkel düğmeye bastı, yeryüzünde güneş yaktı

akkuyu-gunes_enerjisi-nukleer_enerji-mersin-nukleer_santral

 

Radyasyon yaymayan nükleer enerji

İşin ilginci, nükleer füzyon reaktörlerinde yakıt olarak kullanmak üzere uydumuz Ay ve uzak Uranüs gezegeninden helyum 3 gazı getirirsek hiç nükleer radyasyona yol açmayan nükleer füzyon reaktörü de geliştirebiliriz.

Bu sebeple Akkuyu nükleer santrali gibi 70 yıllık eski teknolojilere yatırım yapmak yerine, paramızı nükleer füzyon reaktörlerine harcayabiliriz. Ne de olsa nükleer füzyon reaktörlerinde kullanılan ağır suyu deniz suyundan elde edebiliyoruz. Hem de güneş enerjisiyle üretilen ucuz elektriği kullanabileceğimiz elektroliz yöntemiyle 😉

Sözün özü, küresel ısınmayı sera kentlerle önlemek ve dolayısıyla bu kentlere gereken enerjiyi üretmek için geleceğimiz önce güneş enerjisinde ve sonra da gerçek güneş enerjisi olan nükleer füzyonda yatıyor.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali


1Diesendorf M (2014) Sustainable Energy Solutions for Climate Change. London: Routledge and Sydney: NewSouth Publishing.
2Diesendorf M (2016) Subjective judgments in the nuclear energy debate. Conservation Biology doi:10.1111/cobi.12692.
3Kerry, Senator J (1994) Energy and Water Development Appropriations Act, 1995. Congressional Record, 11 August.
4Wymer RG et al. (1992) An Assessment of the Proliferation Potential and International Implications of the Proliferation Potential and International Implications of the Integral Fast Reactor. Martin Marietta K/IPT-511 (May); prepared for the Departments of State and Energy.
World Nuclear Industry Status Report 2015

6 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir