Yaşadığımız Evren Nasıl Yok Olacak?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacakEvrenin yüzde 68’ini oluşturan karanlık enerji üstünde yapılan araştırmalara göre evren sonsuza dek genişleyecek. Peki son güneşin söneceği ve son kara deliğin de buharlaşacağı uzak gelecekte yaşadığımız evren nasıl yok olacak? Evrenin 4 muhtemelen sonunu birlikte görelim.

Evrenin nasıl yok olacağı sorusunu yanıtlamak için kainatın yaklaşık yüzde 68’ini oluşturan karanlık enerjiyle işe başlamalıyız. Gerçi karanlık enerjinin tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz; ama özetle uzayın sürekli olarak genişlemesinden sorumlu olduğunu söyleyebiliriz.

Yaşlanmayı geciktirici etki

Doğrusu karanlık enerji yaşlanmayı geciktirici ürün olarak deney tüpünde evren simülasyonu yapan süper gelişmiş uygarlıkların alışveriş ettiği galaktik eczanelerde satılsaydı üretici firma çok para kazanırdı; çünkü karanlık enerji aslında evrenin ömrünü uzatıyor:

İlgili yazı: Titanic Enkazı 20 Yılda Yok Olacak

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak 

Neden derseniz

Uzay genişledikçe karanlık enerji evrenin gittikçe daha büyük bir kısmını oluşturuyor; ama karanlık enerjinin yoğunluğu hiç değişmiyor ve uzaydaki karanlık enerji oranı hep sabit hızda artıyor. Bu durum elbette uzayın gittikçe daha hızlı genişlemesine ve uzak galaksilerin de zamanla bizden daha hızlı uzaklaşmasına neden oluyor. Ancak, evrenin birim mesafede genişleme hızı aynı kalıyor.

Yaşadığımız evren için gençlik iksiri

Bu süreçte kozmik gençlik iksiri gibi çalışan karanlık enerji, kainatın sadece 22 milyar yıl içinde yok olacağını öngören büyük yırtılma teorisinin ve kainatın daha büyük patlama anında ölü doğması gerektiğini söyleyen büyük çökme modelinin yanlış olduğunu gösteriyor.

Biz de bu teorilere kısaca bakalım. 13,78 milyar yaşındaki evrenin bugüne dek neden yok olmadığını ve yakın gelecekte neden öyle kolay yok olmayacağını görelim:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Yaşadığımız evren nasıl sona erecek? Büyütmek için tıklayın.

 

Büyük yırtılma

Yaşadığımız evren Çinli fizikçilerin dediği gibi sadece 22 milyar yıl sonra büyük yırtılma ile parçalanarak yok olmayacak:

Atomların içindeki uzay ışıktan hızlı şişerek gezegenlerin, maddenin ve atomların yeni bir büyük patlama ile parçalanmasına neden olmayacak. Karanlık enerjinin oranı sabit hızda arttığı için hayalet enerji teorisi denilen bu felaket senaryosu büyük ihtimalle gerçekleşmeyecek.

Zaten büyük yırtılmanın tersi olan büyük çökme senaryosu da karanlık enerji yüzünden gerçekleşmedi:

Evren büyük patlama anında ölü doğmadı; yani yerçekiminin etkisiyle doğar doğmaz kendi üzerine çöküp dev bir süper kütleli kara deliğe dönüşerek yok olmadı. Bunu biliyoruz; çünkü evren ölü doğsaydı biz de bugün burada olmazdık. Öyleyse evrene ne olacak?

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Yaşadığımız evren için kozmik devirler. Büyütmek için tıklayın.

 

Sonsuza dek genişleyecek

Evrenin bugüne dek neden yok olmadığını gördüğümüzü göre artık nasıl yok olacağını anlatabiliriz. Öncelikle evrenin karanlık enerji yüzünden sonsuza dek genişleyeceğini biliyoruz. Peki uzay sonsuza dek genişleyecekse yaşadığımız evren nasıl bir sonla karşılaşacak?

10 milyar yıl, 100 milyar yıl, 1 trilyon ve hatta 100 trilyon yıl sonra atomlarla gezegenlere ne olacak? Son yıldız söndükten ve son kara delik de Hawking radyasyonu ile buharlaştıktan sonra neler yaşanacak?

Örneğin, kuantum fiziğinin temelini oluşturan Heisenberg’in belirsizlik ilkesi nedeniyle 105000 yıl sonra boşluktan rastlantı eseri yepyeni bir evren doğacak mı veya kendini insan sanan çıplak Boltzman beyinleri oluşacak mı?

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Yaşadığımız evren için üç olası son: 1) Gözlemlenebilir evren küre şekilli ise içindeki maddenin yerçekimi etkisiyle evren kara delik halinde çökecek. 2) At eyeri şeklindeyse büyük yırtılma ile parçalanarak yok olacak. 3) Düz ise sonsuza dek genişleyip ısıl ölümle yok alacak. Elimizdeki veriler gözlemlenebilir evrenin düz olduğunu gösteriyor. Büyütmek için tıklayın.

 

Birlikte görelim

Ancak önce şuna dikkat edelim: Bizler sıra dışı ve bereketli bir çağda yaşıyoruz. Evrende yıldız oluşumu azalmakla birlikte hızla sürüyor ve en az 10 milyar yıl boyunca galaksiler, yaşamın beşiği olacak gezegenlere ısı ve ışık sağlamak üzere yeni yıldızlar doğurmaya devam edecekler.

Ayrıca evrenin sürekli genişliyor olmasına rağmen, 45 milyar ışık yılı uzakta bulunan gözlemlenebilir evrenin sınırlarında bile milyarlarca galaksi görebiliyoruz. Kısacası evren en yakın galaksileri bile göremeyeceğimiz kadar genişlemedi, henüz genişlemedi.

Bu da kozmoloji açısından çok önemli; çünkü evrenin büyük patlamayla doğduğu ve sürekli genişlediğini de bizden hızla uzaklaşan uzak galaksilere bakarak keşfettik.

Dünya 10 milyar yıl sonra oluşsaydı gökyüzü Samanyolu’nun dışında bomboş olacaktı ve bırakın evrenin büyük patlama ile nasıl oluştuğunu, uzayda başka galaksiler olduğunu dahi bilemeyecektik! Nitekim bilimin hayatın anlamı nedir sorusuna vereceği en iyi cevap budur:

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Peki hayatın anlamı nedir?

Varoluşçu filozof Sartre der ki hayatın anlamı ona anlam verebiliyor olmamızdır. Bunun temel sebebi de evrenin boşluktan nasıl oluştuğunu anlayabilecek bir çağda yaşıyor olmamızdır. Ancak, gerçek mucizeler boş inançlardaki mucizelerden çok daha etkileyici olsa bile daha heyecan verici bir şey var:

O da yaşadığımız evrenin nasıl yok olacağı; çünkü bunun cevabı yeni bir evrenin başlangıcı da olabilir. Dahası bu sorunun yanıtı yaşadığımız evrenin nasıl oluştuğunu gösterebilir! Öyleyse hemen başlayalım.

İlgili yazı: Dünya Gezegeni Çakıl Taşından Nasıl Oluştu?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Varoluşçu filozof Sartre.

 

Karanlık bir gelecek bizi bekliyor

Uzak geleceğimiz karanlık; ama ışık olmadan karanlık da olmaz ve Nazım Hikmetin dediği gibi “Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” Doğrusu bizim aydınlığımızı üç kuşak halinde 13 milyar yıldır yanan ve sönmeden önce hayata her şeyini vererek en büyük fedakarlığı yapan yıldızlar yarattı.

Sonuçta bizler yıldız fırınlarında sentezlenen elementlerden oluşuyoruz. 80’deki orijinal Kozmos belgeselinin sunucusu ve Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı kitabının yazarı olan ünlü astrofizikçi Carl Sagan’ın dediği gibi “Hepimiz yıldız tozuyuz.” İşte bu yüzden yıldızlar bize her şeyini verdiler.

Peki son yıldız da sönünce?

Son yıldız söndükten sonra, gelişmiş uygarlıklar kara deliklerin yerçekimini kullanarak evlerini aydınlatmaya devam edebilirler ki bunu kara delik bombası yazısında anlattım. Peki yaşadığımız evren içinde son kara delik de söndükten sonra ne olacak?

İlgili yazı: Bilinç Bilinçsiz Beynin Ürünü mü?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Carl Sagan.

 

100 trilyon yıl

100 trilyon yıl sonra evrendeki son yıldız da çekirdeğindeki hidrojeni yakarak sönecek ve bütün ölü yıldız çekirdekleri soluk birer beyaz cüce kalıntısına dönüşecek. Beyaz cüceler artık ısı üretmedikleri için yavaş yavaş soğuyacak ve sonunda siyah cücelere dönüşecekler. Bunların sıcaklığı mutlak sıfıra düşecek ve yaşadığımız evrende yıldız çağı işte böyle sona erecek.

Ayrıca 100 trilyon yıl çok uzun bir süre ve evrenin yaşının yaklaşık 7100 katı! Gerçi evren 100 trilyon yaşına ulaşsa bile sonsuzluk karşısında 100 trilyon yıl nedir ki? Nitekim son yıldızın ölümünden sonra evreni sonsuz karanlık bekliyor:

Sonuç olarak evrenimiz sonsuz veya sonsuza yakın ömrünün büyük kısmını zifiri karanlık ve mutlak sıfırda geçirecek. Ta ki uzay boşluğu maksimum entropiye ulaşana kadar: Tıpkı kara delik yüzeyinde olduğu gibi, gözlemlenebilir evrenin yüzey alanı da depolayabileceği maksimum entropiye erişene kadar.

İlgili yazı: Kepler Dünya’ya En Çok Benzeyen Gezegeni Buldu

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Son kırmızı cüce yıldızın ölümü.

 

Entropi nedir?

Bunun detaylarını zamanın oku yazısında anlattım; ama kısaca entropinin, kuantum parçacıkların hareket serbestliğinin ölçütü olduğunu söyleyebilirim. Termodinamik yasaları gereği yaşadığımız evren içerisinde entropi sürekli artıyor ve parçacıkların serbestlik dereceleri azalıyor.

Kısacası entropi arttıkça parçacıkların insanlar gibi canlı organizmaları oluşturan organik moleküller halinde organize olması veya Dünya’ya ısı ve ışık veren bereketli yıldızlar doğurma şansı azalıyor.

Evren termal dengeye ulaştığı zaman entropi maksimuma ulaşacak; yani madde ve enerji süper seyrek olarak uzay boşluğuna eşit ölçüde dağılmış olacak. Bu da enerjinin parçacıklar arasında aktarılmasını ve dolayısıyla parçacıkların yeni moleküller oluşturmasına engel olacak.

Buna ısıl ölüm diyoruz ve evren neredeyse sonsuzluk kadar uzun bir süre sonra bu şekilde ölüp yok olacak. Ancak, evrenin nihai ısıl ölümüne kadar çok ilginç şeyler yaşanacak:

İlgili yazı: Mars’ta Dev Su Kaynakları Bulundu

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Ölümlerden ölüm beğen

Nasıl ki insan ölünce bütün organlarla hücrelerin ölmesi ve tüm biyokimyasal süreçlerin durması günler, hatta aylar alıyor; evrenin ölümü de çok uzun sürecek. Yaşadığımız evren denilen büyük ejderhanın kuyruğunu titretmesi trilyon kere trilyon yıl ve çok daha uzun sürecek.

Bu süreçte evrenin çürüyerek gittikçe daha az ilginç bir hal alacağını söyleyebiliriz. Bilimsel ifadesiyle uzayın sıcaklığının mutlak sıfıra düşmesi ve evrenin maksimum entropiye ulaşması için birçok yol bulunuyor.

Ancak, yerçekimi ile kuantum fiziğini birleştirerek tüm evreni açıklayan her şeyin teorisini geliştiremediğimiz için evrenin uzak gelecekte nasıl öleceğini de tam olarak bilmiyoruz. Bu yazıda farklı senaryoları ele alacağız.

İlgili yazı: Oumuamua Cismi Uzay Gemisi mi?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Samanyolu ve Andromeda galaksilerinin çarpışması. 4 milyar yıl sonra.

 

Bildiklerimizden başlayalım

Kara delik bombası yazısında açıkladığım gibi, süper gelişmiş uygarlıklar evrenin ölüm sürecindeki farklı mekanizmaları kullanarak hayata tutunmaya devam edebilirler. Ancak, zaman neden geleceğe akıyor yazısında anlattığım üzere, gelecekte bir gün yaşadığımız evren tümüyle termal dengeye kavuşacak.

Madde ile enerji gözlemlenebilir evrenin tamamına eşit ölçüde dağılmış olacak ve uzayın bir noktasından diğerine enerji akışı artık mümkün olmayacağından evren gerçekten ölecek. Evren büyük yırtılma denilen görkemli bir patlama yerine sakince son nefesini vererek ölecek.

Isıl ölüme ne kaldı?

Yukarıdaki ara başlıkta ölümlerden ölüm beğen derken güneşin nasıl öleceğini, Dünya’nın nasıl yok olacağını ve galaksimizin şu anda hızla üstümüze gelmekte olan Andromeda ile nasıl çarpışacağını önceki yazılarda anlattım. Şimdi en büyük afete geliyoruz: Evrenin yok oluşuna…

İlgili yazı: Çin Füzyon Reaktörü EAST 100 Milyon Derece

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Yaşadığımız evren ölmeden çok önce Güneş ölecek ve büyük olasılıkla ölmeden önce Dünya’yı da yutacak.

 

Andromeda çarpışması

Samanyolu Andromeda ile çarpışarak yumurta şekilli dev bir eliptik galaksi oluşturacak. Bu süreç sonunda; yani 10 milyar sonra, iki galaksi yeni yıldız oluşumu için gereken son hidrojeni de tüketmiş olacak. Elbette uzayda seyrek hidrojen bulutları her zaman olacak; ama bunlar asla çarpışıp sıkışarak yeni yıldızlar oluşturmayacak.

Ondan sonra yeni eliptik galaksimiz civardaki diğer bütün galaksileri, cüce ve uydu galaksileri yutacak. Yıldız oluşumunun kısa süre için yeniden canlandığı bu süreç sonunda her şey kesin olarak durulacak. Eliptik galaksimiz nötron yıldızları, kara delikler ve yavaşça soğuyan beyaz cücelerden oluşacak.

Aslında kırmızı cüce yıldızlar yakıtını çok verimli yaktığı için bunlar sönene dek 100 milyar ile 100 trilyon yıl geçecek. Ancak, kırmızı cüce kalıntılarından oluşan beyaz cüceler sadece 10 milyar yılda tümüyle soğuyarak siyah cücelere dönüşecekler.

Yaşama ne olacak?

Bu sürede gelişmiş uygarlıklar kırmızı cüceler, beyaz cüceler ve nihayet nötron yıldızları ile kara deliklerden enerji çekerek varlıklarını sürdürebilir; ama bulundukları galaksi dışında hiçbir şey göremeyecekler. Evrenin karanlık enerjiyle genişlemesi nedeniyle, 100 trilyon yıl içinde eski komşu galaksiler bile göremeyeceğimiz kadar uzakta kalarak gözlemlenebilir evrenin dışına çıkmış olacaklar.

İlgili yazı: Çin Füzyon Reaktörü EAST 100 Milyon Derece

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Kozmik mikrodalga artalan ışıması.

 

Ya artalan ışıması?

Bir de evrenin doğumundan kalan ve şu anda gökyüzünü tümüyle kaplayan kozmik mikrodalga artalan ışıması var. Bu radyasyonun sıcaklığı 3 Kelvin, yani yaklaşık -270 santigrat.

Ancak, kızıl cüce çağında artalan ışıması da mutlak sıfıra düşerek göremeyeceğimiz kadar solacak. Öyle ki en gelişmiş uygarlıklar bile evrenin genişlediğini göremeyecekler. Galaksilerin uzaklaşmasından sonra buna işaret edecek olan artalan ışıması bile sönmüş olacak.

İlgili yazı: Güneş Enerjisi Depolayan Termal Akaryakıt

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Evrene dışarıdan bakabilseydik yüzeyi kozmik mikrodalga artalan ışıması olurdu.

 

Ve dejenere çağ başlıyor

Son yıldız söndükten sonra evren yalnızca beyaz cüceler, kara delikler ve nötron yıldızlarından oluşacak.

Elbette galaksiler ile yıldız kalıntıları arasında seyrek gaz ve toz bulutları bulunacak. Beyaz cüceler ve diğer süper yoğun yıldız kalıntılarının çevresinde çok sayıda gezegen, uydu, asteroit ve kuyrukluyıldız dönüyor olacak.

Bunlara galaksinin dışına kaçan yıldız kalıntıları, serseri kara delikler ve güneş sistemlerinden kaçan serseri gezegenlerle ile Oumuamua gibi kaçak kuyrukluyıldızlar dahildir; ancak hepsi süper soğuk olacak. Yaklaşık -273 santigrat ile mutlak sıfıra ulaşana kadar soğuyacak.

İlgili yazı: Yapay Zeka Nedir ve Nasıl Çalışır?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Soldan sağa evrenin doğumu ve bugünü. Yaşadığımız evren zaman dahil olmak üzere 4 boyutta çan şeklinde; ama 3B uzayda fotokopi kağıdı şeklindedir, yani düzdür.

 

Dejenere madde

Buna dejenere çağ diyoruz; çünkü bu yıldız kalıntılarındaki madde kuantum ölçeğinde o kadar sıkışmış oluyor ki maddeyi oluşturan temel parçacıkların bile kımıldayacak yeri kalmıyor.

Tabii nötron yıldızı çekirdeklerindeki süper sıcak kuark-gluon plazmasının rastgele titreşimlerini saymazsak; ama bu maddenin de nötron yıldızının dışına kaçması mümkün değil. Nötron yıldızları maddeyi bir daha açılmamak üzere paketler. Dejenere çağda nötron yıldızlarını parçalayarak maddeyi kurtaracak enerjimiz olmayacak.

Ayrıca dejenere çağda uzaydaki seyrek gaz ve toz bulutları da o kadar incelecek ki bunları oluşturan atomlarla moleküller birbiriyle çarpışarak yeni moleküller oluşturamayacaklar.

Dejenere çağda ancak süper yoğun madde topakları birleşebilecekler. Bu da çarpışan beyaz cüceler ve nötron yıldızlarının birleşerek kara deliğe dönüşmesiyle gerçekleşecek. Ancak, kara delikler kendi içinde ayrı bir cep evren oluşturduğu için bunlara bildiğimiz anlamda gökcismi diyemeyiz.

Madde yozlaşıyor

Dejenere çağda yeni gökcismi oluşumu duracak. En azından güneşten geriye kalacak olan siyah cüce kalıntısının çevresinde dönen Jüpiter ile diğer süper yaşlı yoz gezegenlerin aşınma ve ufalanma hızının; asteroitlerin çarpışmasıyla oluşacak küçük yeni cisimlerin doğum hızından yüksek olacağını söyleyebiliriz. Uzak gelecekte evrendeki madde bu tür süreçlerle tümüyle yozlaşacak.

İlgili yazı: Bilinç Bilinçsiz Beynin Ürünü mü?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Dejenere madde nötron yıldızı.

 

Güneş Sistemi parçalanıyor

Mars Güneşimizin ölümünden sonra muhtemelen hayatta kalacak ve dış gezegenlerle birlikte Güneş’ten türeyen siyah cücenin çevresinde 1000 trilyon yıl dönecek. Ancak, en kararlı yörüngeler bile galaksideki ölü yıldızların birbirlerine yaklaşmasının yol açtığı rastgele yerçekimi değişiklikleri ile bir gün bozulacak.

Sonunda Güneş Sistemi’ndeki bütün gezegenler, eskiden Güneş denilen siyah cücenin yörüngesinden çıkarak uzaya savrulacak. Bunların bir kısmı başka yıldız kalıntılarının yörüngesine girebilir; ama çok uzun bir süre sonra, evren yalnızca uzayda başıboş gezen serseri yıldız kalıntıları ve gezegenlerden oluşacak.

Evren o kadar genişleyecek ki rastgele bir galaksiyi merkez alırsak her gözlemlenebilir evren küresinde sadece tek bir galaksi bulunacak ve bu galaksi de yukarıda anlattığımız yozlaşma sürecinde dağılacak. Her gözlemlenebilir evren birkaç yüz milyar kara delik, yıldız kalıntısı ve birkaç trilyon serseri gezegen içeriyor olacak.

İlgili yazı: Insight Sondası Dün Mars’a İndi

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Galaksilerin parçalanması

Nihayet bütün gezegenler, uydular, asteroitler, kuyrukluyıldızlar, gaz ve toz bulutları galaksilerden kopacak. Tutuşup yanarak yıldız olmayı hiç becerememiş olan kahverengi cüceler de galaksilerden koparak uzaya savrulacak. Bütün siyah cüceler birleşerek nötron yıldızları oluşturacak.

Birçok kara delik ve nötron yıldızı yörünge mekaniği (yerçekimi sürtünmesi) yoluyla galaksilerin merkezine çökecek. Önce nötron yıldızları çarpışarak kara deliğe dönüşecek. Kara deliklerin büyük kısmı da merkezde birleşerek en büyük süper kütleli kara deliği oluşturacak. Geriye kalanların büyük kısmı da evrende başıboş geçen daha küçük süper kütleli kara delikler meydana getirecek.

Güneş’i kafese kapatan Dyson Küresi’nin fikir babası olan Freeman Dyson’ın hesaplarına göre, milyon trilyon yıl sonra galaksilerdeki yıldızların yüzde 90-99’u uzaya kaçmış ve geri kalanı da süper kütleli kara delikler oluşturmuş olacaklar. Buna ek olarak tekil serseri kara deliklerimiz de olacak.

İlgili yazı: Kara Delikler Karanlık Enerji Yıldızları mı?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Madde yok olmaya başlıyor

Bu sırada yaşadığımız evren son yıldızın öldüğü andaki yaşından milyon kat yaşlı olacak. Yine de galaksilerin dağılması çok uzun sürecek. Ancak evren son yıldızın öldüğü andan 10 milyon kat yaşlı olduğu zaman, bütün galaksiler dağılmış ve bütün yıldız kalıntıları kara delik halinde çökmüş olacak.

Bütün galaksi kalıntılarının süper kütleli kara deliğe dönüşmeye başladığı bu dönem, kara delik çağının da kozmik zaman ölçeğinde yaklaşmaya başladığını gösterecek. Öyle ki normal maddenin yok olması 10 milyon trilyon yıl sonra başlayacak.

10 milyon trilyon yıl!

Yaşadığımız evren bundan sonra sadece mutlak sıfıra kadar soğuyarak uzaya dağılmış olan süper seyrek gökcisimleri, gaz ve toz bulutları, radyasyon, karanlık enerji, karanlık madde ve türlü kara delikten oluşuyor olacak. Bunu aklınızda tutun; çünkü elimizdeki bilgilerin ışığında daha uzağı göremiyoruz. Evrene daha sonra ne olacağını öngörmek için şu sorunun cevabını bilmemiz gerekiyor:

İlgili yazı: Antares ile Tanışın: Uzak yıldızın vesikalığını çektik

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Olası proton bozunumu evrenin ömrünü büyük ölçüde kısaltacak.

 

Protonlar bozunur mu?

Buzluktaki elma bile bir gün çürüyecektir. Peki ya nötronlarla birlikte atom çekirdeklerini oluşturan protonlar (gluon ve kuarklardan oluşan bileşik kütleli parçacıklar) çürüyüp bozunur mu? Proton ve nötronlar da bir gün kendiliğinden kuark gluon plazmasına ayrışıp dağılır mı?

Protonlar evrende bilinen en kararlı bileşik parçacıklardır. Öyle ki CERN parçacık hızlandırıcısında defalarca kanıtlanmış olan standart modele göre, protonlar sonsuza kadar çürümeden var olmalı. Ancak, henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte standart modelin ötesindeki bazı fizik teorilerine göre protonlar bile bir gün bozunacaklar.

Ancak, protonlar çürüdüğü zaman içindeki kuark ve gluonlar uzaya savrulmayacak. Onlar da yok olacak. Geriye sadece nötrinolar, gama ışını frekansındaki fotonlar ve pozitronlar kalacak (bunlar anti elektron; yani antimaddedir). Şimdi protonların sonuna yakından bakalım:

İlgili yazı: Galaksinin En Küçük Yıldızı Satürn Boyunda

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Radyasyon çağı

Öyleyse bir gün evrenden geriye sadece karanlık enerji, karanlık madde (?), serseri nötrinolar, serseri pozitronlar, serseri elektronlar, gama ışınları ve bunlardan oluşan radyasyon kalacağını söyleyebiliriz.

Protonlar bozunuyorsa evren kara delik çağından önce öyle bir çağa girecek ki bunu radyasyon çağı olarak adlandırabiliriz. Uzak gelecekte evrenin maddeden çok radyasyon ve karanlık enerjiden oluşacağı bir çağ gelecek.

Gerçi bugüne dek hiç bozunan proton görmedik; ama bu kadar uzun süre boyunca gözlem yapmamış olmamıza karşın bozunduklarını görmemiş olmamız bile olası proton ömrünü hesaplamamızı sağlıyor: Protonlar bozunuyorsa bu süreç 1034 yıl sonra, yani 10 trilyon trilyon milyar yıl sonra başlayacak.

İlgili yazı: Evreni Aydınlatan En Garip Ölümsüz Yıldızlar

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Yarı ömür

Ancak, protonlar azalan geri dönüşler yasasına göre bozunacaklar. Öyle ki 1034 yıl sonra protonların çürümeye başlayacak olması bize iyi bir fikir vermez. Nitekim nükleer fizikte yarı ömür dediğimiz bir şey var. Örneğin uranyumun yarı ömrü derken, Dünya’daki uranyum atomlarının yarısının bozunarak kurşuna dönüşmesini kast ediyoruz.

Bu bağlamda protonların yarısının bozunduğu zaman da protonun yarı ömrü olacaktır. Protonların yarısı en erken 1037 yıl, yani trilyon trilyon trilyon yıl sonra bozunacak. Geriye kalan protonların yarı ömrü ise hep mevcut proton sayısı üzerinden hesaplandığından, evrendeki bütün protonların çürümesinin çok daha uzun süreceğini söyleyebiliriz.

Her durumda en geç 1040 yıl sonra evrendeki protonların tümü nötrino, pozitron ve gama ışınlarına dönüşerek yok olacaklar. 10 bin trilyon trilyon trilyon yıl sonra! Bu da protonlar bozunuyorsa Dünya dahil bütün gökcisimlerimin sadece aşınarak değil, içten içe çürüyerek yok olacağı anlamına geliyor.

Böylece kara delik çağı başlıyor: 1040 yıl sonra evren sadece kara delikler, gama ışınları, fotonlar ve pozitronlarla elektronlardan (leptonlardan) oluşacak dedik. Bunun ne kadar sıkıcı bir evren olacağını anlatmaya kelimeler yetmez. Peki karanlık madde nereye gitti?

İlgili yazı: İlk Yıldızlar

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Karanlık maddenin akıbeti

Bu soruya yanıt vermek için öncelikle uzayın karanlık enerji yüzünden sürekli genişlediğini hatırlayalım:

Ne olduğunu bilmediğimiz görünmez karanlık maddenin evrende normal maddeden 5 kat fazla olmasına karşın, toplam madde uzaya o kadar bir şekilde dağılmış olacak. Öyle ki kara delikleri hesaba katsak bile, evrenin uzak gelecekte büyük ölçüde karanlık enerjiden oluşacağını söyleyebiliriz.

Dahası kara delik çağı geldiği zaman iki senaryo gerçekleşmiş olacak: Ya karanlık madde de bozunarak tıpkı protonlar gibi nötrino ve benzeri parçacıklara dönüşmeye başlayacak ya da karanlık maddenin bir kısmı kara deliklerin içine düşecek.

Karanlık madde yapısı gereği asla kendi üzerine çöküp kara deliğe dönüşmeyecek. Bu yüzden, evrendeki serseri kara delik ve süper kütleli kara delikler, karanlık maddenin sadece küçük bir kısmını yutmuş olacak. Üstelik karanlık madde bozunarak yok oluyorsa çok daha az bir kısmını yutacaklar.

Kara deliklerin dağılması

Burada bir detayı belirtelim: Karanlık madde bozunuyorsa gözlemlenebilir evrenin merkezindeki süper kütleli kara delikle birleşmeyen serseri kara deliklerin evrene rastgele dağılma hızı da artacaktır. Sonuçta karanlık maddenin yerçekimi bunları merkeze doğru çekmeyecek ve serseri kara deliklerin artık evrenin merkezinde olan en büyük süper kütleli kara deliğe düşme hızını artırmayacak.

İlgili yazı: İçinde Kara Delik Olan Yarım Yıldızlar

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak 

Karanlık çağlar başlıyor

Öyleyse kara delik çağı biterken konuyu toparlamakta fayda var: Uzak gelecekte diğer galaksiler, bunların barındırdığı kara delikler ve diğer serseri kara deliklerin büyük kısmı gözlemlenebilir evrenin dışına çıkmış olacak.

Geriye Samanyolu ve Andromeda’nın kalıntısı olan en büyük süper kütleli kara delik, diğer süper kütleli kara delikler ve serseri kara delikler ile kara delik grupları kalacak. Bunun dışında madde ve büyük olasılıkla karanlık madde de bozunarak elektron, pozitron, foton gama ışınlarına dönüşmüş olacak.

Evrendeki son kara deliklerin buharlaşırken yayacağı gama ışını patlamalarıyla birlikte bu son gama ışınları da zamanla kozmik mikrodalga artalan ışıması gibi aşırı solarak kırmızıya kayacak. Kızılötesi ve derken en uzun radyo dalgalarına dönüşerek evrenden pratikte silinip gidecek. Belirsizlik ilkesinden kaynaklanan kuantum salınımlarını saymazsak buna da evrendeki radyasyonun sonu diyebiliriz.

İlgili yazı: 5 Adımda Başka Yıldızlara Nasıl Gideriz?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Karanlık madde gizemi

Ancak, kara delik çağı sona ererek karanlık çağlar başlarken; karanlık maddeye ne olacağını bilmiyoruz; çünkü bozunup bozunmadığını ve bozunuyorsa yarı ömrünün ne olacağını bilmiyoruz. Dolayısıyla kara deliklerin karanlık maddenin ne kadarını yutacağını bilmiyoruz.

Ayrıca karanlık madde bozunmuyorsa bunun yarattığı ek yerçekimi, evrendeki serseri kara deliklerin daha büyük bir kısmının merkezdeki kara deliğe çökmesine yol açabilir. Oysa bu süreçten emin değiliz; çünkü kara delikler buharlaşıyor ve kara delikler ne kadar küçükse o kadar hızlı buharlaşıyor. Buna Hawking radyasyonu yol açıyor.

Kara delik çağının sonu

Kara delik çağı evrenin en uzun çağı olacak. Sonuçta Güneş’ten on kat kütleli bir kara delik 1067 yılda buharlaşacak! Bu da kara delik çağının başlangıcı olan 1040 yıldan 1000 trilyon trilyon kat uzun bir süre! Yine de evrenin merkezindeki en büyük kara delik bile 10106 yıl sonra, yani milyon Googol yıl sonra buharlaşmış olacak. İşte büyük verinin efendilerinden Google’ın ismi bu sayıdan geliyor!

İlgili yazı: Elektrikli Karanlık Madde ve Steril Nötrino

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Karanlık maddenin alternatif sonu

Mademki yaşadığımız evren nasıl yok olacak sorusunu yanıtlıyoruz, karanlık maddenin tümüyle yok olabileceği senaryosunu da değinelim: Karanlık maddenin ne olduğunu bilmiyoruz; ama tümüyle yok olması için sadece bazı karanlık madde teorilerini dikkate almamız gerekiyor. Sonuçta sadece bazı teoriler buna izin veriyor.

Bunlara göre karanlık maddenin büyük kısmı dejenere çağ sırasında kendi arasında rastgele çarpışarak foton ve leptonlara dönüşüp yok olacak ve/veya nötron yıldızlarına düşecek. Geri kalan karanlık maddeyi de kara delikler yutacak. Onlar da en geç 10106 sonra buharlaşacaklar.

İlgili yazı: Fizikçiler Karanlık Madde Süper Sıvı Olabilir Dedi

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Maddenin alternatif sonu

Evrenin sonuna yaklaştıkça bütün defterleri ve bütün hesapları bir bir kapatıyoruz. Bu bağlamda protonların sonuyla ilgili ikinci olasılığı da değerlendirelim ve evrenin son nefesine öyle geçelim:

Ya protonlar bozunmuyorsa? Bu durumda evrenin ömrü büyük ölçüde uzayacaktır. Sonsuzlukta bunun bir anlamı yok diyebilirsiniz; ama aslında öyle değil: İkişer ikişer sonsuza dek sayarsanız birer birer sonsuza dek saymaktan daha büyük bir sonsuzluğa ulaşırsınız.

Kısacası Bilgi Üniversitesi matematik bölümünde okuyan Amazing Science öğrencilerimin bildiği gibi, sonsuzluk içinde diğer sonsuzluklardan daha büyük sonsuzluklar olabilir. Protonların çürümedikleri takdirde evrenin ömrünü uzatacak olması da böyle bir şey. Peki o zaman maddeye ne olacak?

İlgili yazı: Buruşuk Galaksi: Samanyolu 2 Kat Büyük Çıktı

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Sicim teorisyeni Leonard Suskkind’e göre, kuantum tünelleme birbiriyle tam dolanıklığa girmiş iki kara deliği birleştiren mikroskobik solucandelikleriyle gerçekleşiyor olabilir.

 

Kuantum tünelleme

Öncelikle Dünya gezegeni bir trilyon yıl içinde büyük ölçüde aşınarak küçük bir kaya parçasına dönüşecek. Bu elbette Dünya’nın yıldızlar arasında bulunan ve evren genişledikçe gittikçe seyrelen gaz ve toz bulutuna sürtünmesiyle olacak.

Öte yandan, Heisenberg’in belirsizlik ilkesi nedeniyle, evrendeki bütün parçacıklar ki buna protonlar da dahildir, kuantum tünelleme denilen mikroskobik süreçle mümkün olan en düşük enerji düzeyine ulaşacaklar (İşte buna ısıl ölüm ve uzay boşluğunun sahte vakum değeri diyoruz ve buna aşağıda değineceğiz).

Öyle ki demirden hafif bütün atomlar birbirine yapışacak ve demirden daha olan bütün ağır elementler de bozunacak. Kısacası bütün elementler kuantum tünelleme etkisiyle periyodik tablodaki en kararlı atom olan demire dönüşecek.

Siyah cüceler

Örneğin, beyaz cücelerin soğumuş kalıntısı olan siyah cüceler kuantum fiziğinin elverdiği ölçüde kusursuz küre olan dev demir toplarına dönüşecekler. Bu da 101500 yıl içinde gerçekleşecek. Akıl almaz bir süre!

İlgili yazı: Başka Galakside Binlerce Öte Gezegen Keşfettik

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Yaşadığımız evren için kaçınılmaz son: Bir gün evrendeki bütün atomlar periyodik tablonun en kararlı elementi olan demir atomlarına dönüşecek. Tabii protonlar bozunmuyorsa.

 

Demir yıldızların sonu

Ancak, demir yıldızlar da sonsuza kadar var olamazlar. Kuantum tünelleme etkisiyle çok daha uzak bir gelecekte bunların içindeki bütün demir atomları yıldızın çekirdeğine ışınlanacak ve demir yıldızlar da nötron yıldızlarına dönüşecekler.

Bu o kadar uzun sürecek ki blogda yazmak bile problem: 1010^10^76 yıl! 🙂 Yazıyla 10 üzeri 10 üzeri 76 yıl! Aşağıda göreceğimiz gibi bu, evrende rastgele Boltzman beyinlerinin oluşması için gereken süreden; yani 105000 yıldan çok daha uzun bir süredir.

İlgili yazı: Kara delikler ne kadar büyük ve elektron kara delik mi?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak 

Peki nötron yıldızı çağı mı?

Yoksa kara delik çağı mı? Belki de bu kadar uzun beklememize gerek kalmayacak. Bunun yanıtı evrendeki en küçük kara deliklerin ne kadar küçük olabildiğine bağlı: Eğer evrende mikro kara delikler mümkünse nötron yıldızlarının çekirdeği çok daha kısa sürede kara delik halinde çökecek.

Bu durumda nötron yıldızlarının kara delik çekirdekleri bunları içeriden kemirip yutacak. Nitekim fizikçi Freeman Dyson, Planck ölçeğindeki 20 mikrogramlık kütlenin mikroskobik kara delikler oluşturabileceğini söylüyor (evrendeki en küçük teorik kara delik 10-37 cm çapında ve 20 mikrogram ağırlığında olabilir).

Bu durumda evrenin ömrü büyük ölçüde kısalacak ve evrende toz taneciklerinden büyük olan bütün madde topakları sadece 1010^10^26 yıl sonra (!) kara delik halinde çökmüş olacaklar.

Tabii ilk kara delik çağından çok sonra gelecek olan ikinci kara delik çağındaki kara deliklerin büyük kısmı mikroskobik olacak. Bu yüzden Hawking radyasyonu ile anında buharlaşacaklar. Bu da Dünya gezegeni aşındıktan sonra geriye kalacak olan küçük metal asteroitin de (mikroskobik olmasa da) mikro kara delik halinde çökerek kısa sürede buharlaşacağı anlamına geliyor.

İlgili yazı: İlk Canlı ve Ortak Ata LUCA Ne Zaman Yaşadı?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Yıldız kütleli kara delikler

Bu durumda ikinci kara delik çağında bütün gezegenler, asteroitler, kuyrukluyıldızlar, cüce gezegenler ve toz tanesinden büyük gaz bulutları kara deliklere dönüşüp kısa sürede yok olacaklar. Geriye sadece siyah cücelerden türeyen nötron yıldızlarından geriye kalan 1-2 Güneş kütleli normal kara delikler kalacak. Yukarıda yazdığımız gibi Güneş kütleli bir kara delik 1067 yılda buharlaşacak.

Yeni yıldız kütleli kara deliklerin Güneş’ten 2-3 kat kütleli olacağını ve bazıların da aralarında birleşerek 20-30 Güneş kütleli orta boy kara deliklere dönüşeceğini de varsayarsak evrendeki ikinci kuşak kara delikler 10106 ila 1010^10^26 yıl içinde tümüyle buharlaşacaktır.

Böylece yaşlı evrende sadece elektronlar, pozitronlar, nötrinolar (?), düşük frekanslı fotonlar ve toz tanesinden küçük olan demir topakları; daha doğrusu proton ile nötronlardan oluşan çıplak demir atomu çekirdekleri olacaktır. Evrende geriye kalan son element demir atomu olacaktır.

Peki sırada ne var? Sırada yaşadığımız evren için nihai son, sürekli değindiğimiz ısıl ölüm var; yani evrenin termal dengeye ulaştığı maksimum entropi anında nasıl yok alacağı var. Yaşadığımız evren için kesin son.

İlgili yazı: Evrenin En Büyük Yıldızı UY Scuti mi?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Gökcisimlerinin sonu

Böylece sondan bir önceki aşamaya geldik. Artık evrenin ısıl ölümü aşamasındayız. Sonsuzluk kadar uzun süren karanlık çağların sonuna doğru evrenin sadece kuantum salınımları, pozitronlar, elektronlar ve süper zayıf radyasyondan (düşük frekanslı fotonlar) oluşacağını söyleyebiliriz. Bu sırada evrenin sıcaklığı mutlak sıfıra düşmüştür.

Evrenin bu son çağında gökcisimleri tümüyle yok olacağı için madde ve enerjinin uzaya tümüyle eşit biçimde dağılmasına hiçbir engel kalmayacak. Evrenin termal dengeye ulaşacağı bu nihai çağa ısıl ölüm diyoruz; çünkü bu çağda bir fotonun başka bir fotonla etkileşime girmesi bile mümkün olmayacak. Her şey birbirine o kadar uzak olacak!

İlgili yazı: Dünyada 12 Metrelik Eksen Kayması Oluştu

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Tek foton?

Belki de yaşadığımız evren sürekli genişlediği için gözlemlenebilir evrende geriye sadece tek bir foton, nötrino ve elektron kalacak. Kim bilir? Doğrusu sadece birkaç parçacık veya çok az sayıda parçacıktan oluşan bir evrende fiziksel etkileşimlere, yani fizik yasalarına ne olacağını da bilmiyoruz.

Öte yandan, termodinamik yasalarına göre mutlak sıfıra soğuyan parçacıkların Heisenberg’in belirsizlik ilkesi nedeniyle kendiliğinden titremeye başlayarak durduk yere ısınacağını biliyoruz. Nitekim bu evrende ısının sıcaktan soğuğa akmasının tek nedeni, nispeten soğuk olan parçacıkların, nispeten sıcak olan parçacıklardan daha fazla sayıda olmasıdır.

Zamanın oku yazısında belirttiğim gibi termodinamik istatistiksel bir yasadır. Mutlak sıfıra inen cisimler kendiliğinden ısınır ve bu sırada bir an için ısı soğuktan sıcağa akar. İşte bu sürece kuantum salınımları diyoruz. Evrenin son nefesinde uzaya kuantum salınımları hakim olacak.

İlgili yazı: Mars’a Kış Uykusuna Yatarak Gideceğiz

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Son nefes

Bu noktada bir an duralım ve kısaca evrenin boşluktan nasıl oluştuğuna bakalım. Alan Guth’un büyük patlamanın öncesini anlatan kozmik enflasyon teorisine göre, evrenimiz doğmadan önce sanal uzayda (?) sadece kuantum enerji alanları vardı ve bunlar kuantum salınımları halinde rastgele dalgalanıyordu.

Kuantum salınımları büyük patlamaya yol açarak gerçek uzay-zamanı, yani evrenimizi oluşturdu. Ardından gerçek uzayda kuantum salınımları görülmeye başladı. Evrenin kısa süre için ışıktan hızlı genişlemesine yol açan kozmik enflasyonun en azından gözlemlenebilir evrende sona ermesiyle birlikte, bu salınımlar lastik gibi gerilip devleşerek gökyüzüne yayıldılar.

Sonuçta evreni örümcek ağı gibi saran görünmez karanlık madde ve galaksiler hep bu kuantum salınımlarından; yani kozmik mikrodalga artalan ışımasında minik lekeler olarak görülen küçük ısı farklarından meydana geldi. Şimdi bunları aklımızda tutarak evrenin son anına geçelim:

İlgili yazı: Nükleer Makarna Çelikten 10 Milyar Kat Sert

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Isıl ölüm

Bu da boş uzayın, yani vakumun enerji değerinin aslında evrenimizi doğuran kuantum alanlarının oluşturduğu vakumun enerji değerinden daha yüksek olduğunu gösteriyor. Kısacası uzay aslında sahte vakumdur.

Oysa evrenin termal dengeye ulaştığı ısıl ölüm anında uzay boşluğu tümüyle boşalacak. Son elektron, foton ve pozitronların enerji değeri mutlak sıfıra düşerek uzay boşluğunun minimum enerji değerine inecek. O andan itibaren evrendeki son parçacıkları uzaydaki kuantum salınımlarından ayırmak mümkün olmayacak.

Buna evrenin ısıl ölüm anında kendini sıfırlaması ve kendine reset atması da diyebiliriz. İşte o anda, yani son kara deliğin buharlaşmasının üzerinden sonsuzluk kadar uzun bir süre geçtikten evren gerçekten ölmüş olacak.

Sonrasını bilmiyoruz

Ancak, fikirlerimiz var. Belki de uzay boşluğu sonsuza dek bomboş olarak var olacak. Belki de İçi tümüyle boşalan uzay kuantum salınımlarının etkisiyle gerçek uzay olmaktan çıkacak. Sahte vakum gerçek vakuma çökecek ve uzay-zaman, tıpkı Hawking’in hayata veda etmeden önce yazdığı son makalesinde olduğu gibi, sanal uzay-zamana dönüşecek.

İlgili yazı: Büyük Yırtılma Evreni Nasıl Yok Edecek?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak 

Yeni bir evren doğuyor

Bu durumda uzay ve zaman da bir gün çürüyerek yok olacak. Aslında bunu anlamak nispeten kolay: Zaman kütle olmadan var olamaz. Evrenin son anlarında ise kütleli parçacıklar olarak geriye sadece elektronlar, pozitronlar ve belki de nötrinolar (?) kalacak. Bunlar madde ve antimaddenin son kalıntıları olacak.

Sonsuzluk kadar uzun bir süre sonra madde ve antimaddenin çarpışarak birbirini yok edeceğini söyleyebiliriz (nötrinoların sonu biraz karışık, başka yazıda anlatalım). O zaman geriye sadece fotonlar kalacak ve fotonların kütlesi olmadığını da biliyoruz.

Her durumda evrenin fizik yasalarını oluşturan sahte vakumun minimum enerji değeri (uzay boşluğunun reel enerji değeri), elektron ve proton gibi kütleli parçacıkların, ayrı bir kuantum alanı olan Higgs enerji alanıyla etkileşime girmesiyle oluşuyor.

Higgs alanıyla etkileşime giren hiçbir parçacığın kalmayacağı (?) ısıl ölüm anında evrende sadece fotonlar ve kuantum salınımları olacak. İşte bu yüzden sahte vakum gerçek vakuma çökerek fiziksel uzay-zamanı çürütüp yok edebilir.

Bu durumda kuantum salınımları tüm evrene hakim olacak ve belki de büyük patlama ile yepyeni bir evren ya da evrenler oluşmasını sağlayabilir. Biz de evrenin son anını anlamak için son olarak kuantum köpüğüne değinelim:

İlgili yazı: Zamanın Akışı Yavaşlıyor mu ve Bir Gün Duracak mı?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak 

Kuantum köpüğü

Mademki ısıl ölüm anında kuantum salınımları devreye giriyor, öyleyse evrenin termal dengeye eriştikten sonra sıfırlanıp yeni bir evren halinde küllerinden doğacağını söyleyebiliriz. Hawking’e göre sıfırlanma anı sanal uzay-zamanda gerçekleşiyor. Sanal uzay-zaman ise ezelidir; yani hem sonsuz geçmişimizde hem sonsuz geleceğimizde yer alıyor.

Öyleyse evren boşluktan nasıl oluştu yazısında belirttiğim gibi, evrenimizin ölüp sanal uzaya dönüşmesi evrenin kalıntıların bir değil, sonsuz sayıda evren doğmasına yol açabilir. Sonuçta sanal uzayda sadece sonsuzluklar geçerlidir. Bu matematiksel uzaya sonsuz sayıda parçacık ekleyip çıkarabilirsiniz; ama kuantum salınımları ve temel (metafizik?) kuantum alanları hiç değişmez.

Bu durumda ısıl ölüm anını, yaşadığımız evrenin, ezelden ebediyete tüm evrenleri doğuran ve doğuracak olan sanal uzaya geri dönmesi olarak tanımlayabiliriz. Evrenin bu şekilde yok olacak.

Nitekim evrendeki fizik yasalarının geçerli olduğu en kısa mesafe olan 1,61622837 × 10-37 cm’de kuantum salınımları devreye giriyor. Bunlar kuantum ölçeğinde rastgele kabarcıklanarak kaynar su gibi köpüklenen kuantum köpüğünü oluşturuyor.

İlgili yazı: Kütleçekim Dalgalarıyla Veri Transferi Yapabiliriz

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

Belki de insan bilinci, zihni çok boyutlu sanal uzayda var olan bir yapı ve maddenin çok boyutlu bir fiziksel halidir. Bu durumda evrenin yok olması, zihnin yok olması anlamına gelmeyebilir. Ölümden sonra hayat bilimsel çerçevede açıklanabilir mi? Şimdilik hayır. Ancak, süper gelişmiş insan uygarlığının gelecekte evrenin genişlemesini durdurması veya yavaşlatması ya da yaşadığımız evren yok olmadan önce başka bir evrene göç etmesi mümkündür.

 

Spekülasyon çağı

Kuantum fiziğini yerçekimiyle birleştiren bir kuantum kütleçekim teorisine sahip olmadığımız için yaşadığımız evren açısından bu son anlattıklarımız ve bundan sonra anlatacaklarımız tümüyle spekülasyondur. Hawking’e göre yaşadığımız evren ezeli-ebedi kuantum alanlarından doğmuştur ve kuantum alanlarına geri dönecektir.

Bu da yaşadığımız evren nasıl oluştu ve nasıl yok olacak sorusuna cevaben; bizi tavuk mu yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı tavuktan çıkar kısır döngüsünden kurtarıyor. Artık anlıyoruz ki bardak boş mu, dolu mu diye sormaya gerek yok; çünkü bardak yok. Tavuk ve yumurta gerçeğin iki yüzüdür.

Kuantum alanlarının geçerli olduğu sanal uzay-zaman Aristoteles’in dediği anlamda nihai metafiziktir. Bütün olası evrenlerin ve bütün olası fizik yasalarının altında yatan ana temel sanal fiziktir.

Öyleyse sanal fiziğe “fiziğin altında yatan; ama spritüel değil de bilimsel olan nihai metafizik” de diyebiliriz. Bu durumda kuantum alan kuramında geçen kuantum alanları da fizik bilimindeki nihai aksiyomlar; yani ünlü filozof Kant’ın değişiyle salt a priori önermelerdir: Öyle olduğu için öyle.

İlgili yazı: Devrik Kara Delik Sagittarius A Görüntülendi

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Sonsuzluğun sonu

Öyleyse yaşadığımız evren nasıl oluştu ve yok olacak sorularına kesin yanıt verebilmek için bize yepyeni bir fizik gerekiyor. Yeni fizik, yaşadığımız evreni ve birden fazla evren varsa bütün bunların nasıl oluştuğunu anlamamızı sağlayacak.

Öte yandan sanal zamanda yılların bir anlamı olmadığını biliyoruz: Öyle ki sanal uzay-zamanda 10500 sanal yıl sonra veya gerçek uzayda yaşayan bizlere göre; aynı anda hem sonsuz geçmiş, hem sonsuz gelecek, hem de hemen şimdi olmak üzere sonsuz sayıda evren sürekli oluşuyor olabilir. Öyleyse sonsuzluğun sonunda bizi bekleyen son sürpriz olan Boltzman beyinlerine de kısaca değinelim.

İlgili yazı: Soğuk Bozon Yıldızları Nerede Gizleniyor?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Boltzman beyinleri

Yaşadığımız even için mademki artık sanal sayılarla oynuyoruz öyleyse 10500 ile 105000 yılı da karşılaştırabiliriz. Böylece teorik fizikte sonsuzluğun sonunu bulmaya çalışabiliriz: Bize göre sanal uzaydaki 10500 sanal yılda rastlantısal kuantum salınımlarıyla yeni bir evren oluşuyorsa; 105000 yıl sonra da tümüyle tesadüf eseri olarak boşlukta kendini insan sanan Boltzman beyinleri de oluşabilir mi?

Sonuçta büyük patlamayla rastgele bir evren oluşması; büyük patlamayla ve tümüyle rastlantısal olarak kendini insan sanan çıplak insan beyinlerinin, yani Boltzman beyinlerinin boşlukta oluşmasından çok daha yüksek bir olasılıktır. Yine de sonsuz zamanda boşlukta rastgele Boltzman beyinleri de oluşabilir. Üstelik sonsuz zamanda bunların sonsuz sayıda olması gerekir.

Yoksa gerçek dünya dediğimiz şey, evren dediğimiz şey; benliğimiz, düşünüyorum öyleyse varım dediğimiz öznel algımız… Bütün bunlar birer yanılsama mı, evren dinlerin dediğinin çok ötesinde olan fani bir yalan mı? Bildiğimiz kadarıyla evren gerçektir;  ama dilerseniz yeni yılın bu ilk yazısında daha fazla beyin yakmadan bu konuyu sonlandıralım:

İlgili yazı: Çoklu Evren: En Yakın Komşu Evren Nerede?

Yaşadığımız-evren-nasıl-yok-olacak

 

Yaşadığımız evren için sonsöz

Termodinamik yasalarını geliştiren Boltzman’ın adı verilen ve fizik bilimini imkansız kılma riski taşıyan Boltzman beyinlerini; yani istatistik yasalarının en büyük kabusunu da sonraki yazıya bırakalım. Sonuç olarak ileriki yazılarda hem Stephen Hawking’in sanal uzay-zaman teorisini (sınır yok önerisi) hem de Boltzman beyinlerini ele alacağız.

Toparlayacak olursak evrenin dört olası sonu var: 1) Ölü evren sonsuza dek genişleyecek. 2) Karanlık enerji, büyük yırtılma ile 22 milyar yıl sonra değil de evrenin termal dengeye ulaştığı maksimum entropi anında devreye girecek ve evreni büyük patlama ile yok edecek.

3) Bizim ölü evren sonsuza dek genişlerken kuantum salınımları boşlukta bizden kopuk yeni evrenler doğuracak ve 4) Bizzat uzayın sahte vakum enerjisi değişecek ve yaşadığımız evren fizik yasalarının farklı olduğu yeni bir evren halinde küllerinden doğacak.

Bonus: Belki de insan bilinci maddenin çok boyutlu fiziksel bir hali olduğu için yaşam sonsuza dek sürecek veya insanlar evrenin genişlemesini durduracak ya da başka evrene göç edecekler. Sizce hangisi olacak?

Yazımıza karanlık enerji ve karanlık maddeyle başladık ki ne olduğunu hiç bilmediğimiz bu iki olgu, bizi evrenin son nefesiyle yepyeni evrenlerin oluşmasına kadar getirdi. Peki ya karanlık madde ve karanlık enerji aslında aynı şey ise? Onu da karanlık madde karanlık sıvı mı yazısında okuyabilirsiniz. 2019’un yeterli sağlık ve mutluluk getirmesi dileğiyle muhteşem bir yıl dilerim.

Yaşadığımız evren nasıl yok olacak?


1Gravitational effects on and of vacum decay (pdf)
2Viewpoint: Are We on the Brink of the Higgs Abyss?
3The Origins of the Universe: Quantum origins

6 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir