Paralel Evrenler Arasında İletişim Mümkün mü?

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-müKuantum çoklu dünyalar yorumuna göre, bu evrende yapmadığımız bütün seçimler ve gerçekleşmeyen bütün olasılıkların yaşandığı sonsuz sayıda paralel evren var. Peki bu alternatif evrenlere kuantum dolanıklık ve kuantum ışınlama yoluyla mesaj göndermek mümkün mü? Evrendeki tüm kuantum parçacıkları, fiziksel sistemler ve kısaca varoluşun nasıl davranacağını hesaplamamızı sağlayan Schrödinger denkleminin tanımladığı olasılık dalga fonksiyonu ve Everett-Wheeler telefonuyla görelim.

Paralel evrenler arasındaki olasılıklar

Olasılık dalgalarını anlamak için bir an çevrenizi dinleyin. Ne duyuyorsunuz? Ortamdan gelen sesleri elbette ve bu öznel bir deneyimdir… Kimse dünyayı sizin gibi işitemez, hatta sesinizi de sizin gibi işitemez; çünkü kafatasınızda yankılanan sesiniz size olduğundan tok ve bas gelir. Kulağınızın dışındaysa ses dalgası hava moleküllerinden oluşan yoğunluk dalgalarından başka bir şey değildir. Sesi algılayan da duyan da anlamlandıran da sizsiniz. Bilinçsiz evren içinse bunlar moleküler titreşimlerden başka bir şey değildir. Gerçi her ne kadar varoluşçu filozofları sevsem de burada bilimi anlatmak istiyorum:

Ses dalgaları üst üste binen, yapıcı ve yıkıcı girişim yapan; yani birbirini pekiştiren veya sönümleyen (silen) ama ayrıldıktan sonra da hiçbir şey olmamış gibi kendi yoluna giden (ki paralel evrenler için bunu aklınızda tutun) karmaşık bir mekanik dalga yumağıdır. Bunlar da dediğim gibi tam olarak çevredeki sesleri kodlayan frekanslar ve genliklerle birbirinden uzaklaşan bir dizi basit sinüs dalgasıdır. (Evet, kosinüs ve sinüsteki sinüs…) Bu dalgalardan biri annenizin baskın sesi olabilir. Diğeri arka plan gürültüsü, örneğin trafikteki korna sesleri olabilir. Buna bilgisayar fanınız vb. de dahildir.

Kadın sesi, erkek sesi, yağmur sesi… Bunların her birinin kendine özgü sinüs dalgaları vardır. Öyle ki odanızda titreşerek ses üreten kuantum parçacıkların anlık görüntüsünü alsanız kuantum alanları ve parçacık izlerinden oluşan karmakarışık bir resim elde edersiniz. Beyninizin, kargaşa olmasa da bütün bu karmaşadan nasıl anlam çıkardığına hayret edersiniz. Ne de olsa beyniniz sadece annenizin sesini duymak gibi tek bir ses kaynağına odaklanabilir:

İlgili yazı: Natron Gölü Kuşları Nasıl Taşa Çeviriyor?

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-mü

 

Paralel evrenler arasında dalgalar

Bütün bu anlattıklarım gerçektir ama işte evren dediğimiz bu devasa fiziksel sistemde, parçacıkların davranışlarını gösteren olasılık dalgaları da böyle işler. Olasılık dalgası bildiğimiz kadarıyla cismani değildir ama nasıl olduğunu bilmesek de fizikseldir. Sonuçta parçacıklar üzerinden veya onlarla bu evrendeki fiziksel etkileşimleri tanımlar. Bir parçacığın ne yapacağını önceden bilemeyiz. Buna karşın ne yapacağına dair bütün olasılıkları yüzde 100 kesin biliriz. Kuantum çoklu dünyalar yorumuna göre de paralel evrenler bu olasılık dalgalarından türer.

Biliyorum fazlasıyla basit bir benzetme ama sabredin: Olasılık dalgasının ne olduğunu bilmesek de bu dalgaları, yarı klasik kuantum alan kuramında, tıpkı denizdeki dalgalar gibi hesaplarız. Sadece kuantum alanlarını şey… kuantumlaştırırız. Oysa bunları çok anlattım. Şimdi biraz Kopenhag yorumunu kurcalayalım. Bu dünyada sayısız kez evlenip boşanabilirsiniz ama aynı anda aynı kişiyle hem evlenip hem boşanamazsınız. Aynı anda hem 18 hem 108 yaşında olamazsınız. Aynı anda hem sağa hem sola dönemezsiniz. Bu evrende sadece belirli olasılıklar gerçekleşir:

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

 

Paralel evrenler arasında yorumlar

Kopenhag yorumuna göre bir parçacık başka parçacıklarla etkileştiğinde veya siz onu bu yolla ölçtüğünüzde parçacıkla ilgili sonsuz olasılık barındıran dalga fonksiyonu çöker. Bir dalga nasıl çöker bilmiyoruz. Buna karşın Kopenhag yorumuna göre bir şekilde çöker ve yaşadığımız evren oluşur. Keşke Üsküdar Amerikan Koleji yerine İtalyan Lisesi’ne gitseydim dersiniz fakat 45 yaşında tekrar lise okumanız imkansızdır. Öte yandan parçacıkların süperpozisyona ve dolanıklığa girmesi söz konusudur.

Süperpozisyonu da anlattım ama konumuz açısından değinmekte yarar var. Çevreyle etkileşime girmeyen, ortamdan tümüyle yalıtılmış bir parçacığın dalga fonksiyonu çökemez. Bu sebeple o parçacık için hiçbir olasılık gerçekleşemez. Bu tekil parçacık hiçbir olasılığın gerçekleşmediği, hiçbir seçimin yapılmadığı, evren bilinçli olsa henüz hiçbir şeye karar vermediği bir durumda, araftadır. Parçacıkların kuantum durumlarının belli olmadığı bu iki arada bir derede hale süperpozisyon deriz.

Bazen süperpozisyonu bir elektronun aynı anda hem sağa hem sola dönmesiyle örnekleriz ama bu tam olarak doğru değildir. Elektron bulanık bir haldedir ama aynı anda hem sağa hem sola dönmez. Schrödinger’in kedisi de kutuyu açıp baktığınızda ya canlı ya ölüdür. Öte yandan yukarıdaki ses dalgası analojisinden ve yarı klasik kuantum alan kuramından hareket edersek süperpozisyon olasılık dalgalarının üst üste binmesinden oluşur. Örneğin elektronun sağa ve sola dönme olasılıklarının üst üste binmesinden… Daha ilginci dalgalar yapıcı girişim yapabilir, yani bir olasılığın yaşanma şansı artar:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Dolanık kuantum olasılık dalgaları.

 

Süperpozisyon ve dolanıklık

Diğer yandan dalgalar yıkıcı girişim de yapabilir. Bu kez de bir olasılığın gerçekleşme şansı azalır. Buna dalga genliğinde dalganın tepeleri ve çukurları dersiniz. Gerçekten de matematiksel hesaplama açısından denizdeki dalgalardan farksızdır; çünkü kuantum alan kuramı özünde kuantum olsa da tüm olasılıkları sistemin salınımlarının ortalamasını alarak yaparsınız. Kesintili kuantum dünyasını dikkate alır ama hesaplamalarınızı ancak kesintisiz klasik fizik dünyasında yapabilirsiniz.

Aksi taktirde Schrödinger denklemi her parçacık için sonsuz olasılık ve evrenin geri kalanıyla da her parçacık için sonsuz olasılık birleşimi içerir. Sonsuzluklarla işlem yapamayacağınız için bunları sadeleştirerek elemine etmeniz gerekir. Buna kuantum fiziğinde yeniden normalleştirme deriz. Belirsizlik ilkesine göre tüm olasılıkların toplamının her zaman bire eşit olması buna imkan tanır. Peki bunun paralel evrenlerle ve onlarla iletişim kurmakla ne alakası vardır?

Kuantum çoklu dünyalar yorumuna göre çok alakası vardır ve işin temeli budur. Nasıl ki denizde üst üste binen dalgalar kendi yoluna devam eder, çoklu dünyalar yorumunda da olasılık dalgası çökmez! Bunun yerine, bu evrende gerçekleşmeyen olasılıklar, paralel evrenler yaratmak üzere kuantum alanlarında dalgalanarak kendi yoluna gider. Nasıl ki bu dünyada yaptığınız her seçim yeni olasılıklar yaratır, yaptığınız her seçim aynı zamanda evreni de ikiye böler. Yolun solundan yürüdünüz ama yolun sağından yürüdüğünüz bir paralel evren olmalı gibi:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-mü

 

Üç farklı kuantum yorumu

Dediğim gibi kuantum fiziğindeki yorumlar ille gerçek değildir. Örneğin Kopenhag, çoklu dünyalar ve Bohm’un pilot dalga yorumu aynı anda gerçek olamaz. Evren içlerinden sadece birine uyar. Pilot dalga teorisi Bell’in çürüttüğü yerel gizli değişkenler teorisiyle alakalıdır. Dolayısıyla pilot dalganın yanlış olduğundan oldukça (az çok) eminiz. Öte yandan çoklu dünyalar ve Kopenhag yorumlarından hangisinin gerçek olduğunu bilmiyoruz. Yine de paralel evrenlerin nasıl oluşabileceğini artık görüyorsunuz:

Sean Carroll gibi çoklu dünya teorisyenleri neden paralel evrenlere bu kadar kafayı takıyor? Yoksa çok mu ayran içiyor derseniz… Her ne kadar bu görüştekiler kuantum fizikçisi olsa da aslında kuantum fiziğini en az Einstein kadar klasik fiziksel olarak yorumluyorlar da ondan! Çoklu dünyalar yorumu olasılık dalgasına pilot dalga teorisi gibi cismani bir özellik kazandırmıyor kabul. Buna karşın en az onun kadar deterministtir (belirlenimci). Neden derseniz: Olasılık dalgasının çöktüğüne inanmıyorlar. Enerjiyi yok edemeyeceğimize göre olasılık dalgası da yok olmaz. Bunun yerine paralel evrenler yaratır diyorlar. Gayet belirlenimci bir yorum:

İlgili yazı: Okyanuslar Hakkında Yanıtını Bilmediğimiz 7 Soru

 

Paralel evrenler arasında test yapmak

Çoklu dünyalar yorumuna birçok itirazda bulunabilirsiniz. Bunları kısaca sıralarsak… 1) Gözlemlenebilir evren sonlu ama sınırsızdır. Dolayısıyla sonsuz karmaşıklıkta değildir. Oysa çoklu dünyalar sonsuz sayıda paralel evren öngörüyor. Sonlu karmaşıklıkta olmayan bir şeyi sonsuz karmaşıklıkta olan bir şeyle açıklamak Ockham’ın usturasına aykırıdır dersiniz. 2) Çoklu evrenlerin varlığını bilimsel olarak test edemeyiz. Bu yüzden bu teori bilimsel değildir dersiniz. İpucu: Paralel evrenlere telefon edip edemeyeceğinizi araştıran bu yazı tam da buna odaklanıyor. Bir evrene telefon edip edemeyeceğinizi bilmek, paralel evrenlerin olup olmadığını test etmek demektir!

3) Çoklu dünyalar sonsuz ama fizik ve evren sonludur. Birinci maddenin varyasyonu olarak sonsuzlukları bilimsel olarak araştıramayız dersiniz. Bu konuyu şurada ve şurada iki yazıyla ele aldım. Birinde çoklu dünyaları savunanların bakış açısını, diğerinde de bunu kabul etmeyenlerin görüşünü anlattım. Yeri gelmişken çoklu dünyalara sonsuzluk suçlaması yöneltmenin bilimsel olduğundan pek emin değilim. Sonuçta anne babamız ne der? Hayatta bir kapı kapanırsa başka bir kapı açılır. Demek ki bu evrendeki her seçim sonsuz olasılığa yol açmıyor. Bazı olasılıkları yok ediyor (yıkıcı dalga girişimi).

Çoklu dünyaların imkanı

Öyleyse çoklu dünyaların sonsuz sayıda paralel evrene yol açması mümkün değildir. Olasılık dalgaları hem dağılır hem birleşir. Pekala artık paralel evrenlere telefon açabilir miyiz ve açarsak nasıl açarız sorusunu yanıtını anlayacak kadar bilgi sahibi olduk. Şimdi işin derinine inelim. Benim çok sevdiğim ama erken yaşta aramızdan ayrılan bir bilim insanı var. Düşünün ki yine geçenlerde aramızdan ayrılan efsane Steven Weinberg gibi onu da sakalı olmadığı halde çok seviyorum. 😊 Joseph Polchinski ki kara delik enformasyon paradoksu tartışmalarını ateş duvarı varsayımıyla yeniden alevlendirmiştir. Paralel evrenler arasında iletişim kurmak mümkün mü diye soran kişi bu dahi bilim insanıdır:

İlgili yazı: Dünyadaki En Ölümcül 5 Toksin Nedir?

 

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-mü

 

Paralel evrenler arasında iletişim

Polchinski’den önce gelen fizikçilerin son 60 yılda bulduğu bir şey vardı. Schrödinger denklemi klasik fizik denklemidir. Tabii ki öyle, Schrödinger kuantum fiziğini hiç sevmezdi. Şaka bir yana, klasik fizik denklemi olduğu için doğrusaldır (lineer). Peki ya denklem yanlışsa? Tamam tamam! Artık o sopayı yere koyabilirsiniz… Ya denklem eksikse? Denkleme bazı ekstra matematik terimleri eklersek ne olur?

Mesela ya bunlar varsa ama denklemi çok küçük bir şekilde değiştirdiği için bu terimlerin bugüne dek farkına varmadıysak? Pekala… Pertürbasyon teorisini bilenlerin kulakları ilgiyle dikildi mi? Güzel. Demek o ki Schrödinger denklemi doğrusal değilse bu denklemle akla hayale gelmeyen pek çok çılgınlık yapabilirsiniz. Üstelik bunlar ses hızında gider hızyuvarı vagonlarıyla teker teker konteyner taşıyarak hızlı trenleri yenebileceğinizi düşünmek veya Everest’e tırmanmaktan daha büyük çılgınlıklardır.

Doğrusal olmayan bir Schrödinger denklemiyle neler yapabilirsiniz biliyor musunuz? Zamanda geçmişe gidebilirsiniz. Işıktan hızlı gidebilirsiniz. Paralel evrenlere geçit açabilirsiniz ve kara deliklere girip çıkıp olay ufkunu yalama edebilirsiniz… Şey, zaten denklemin doğrusal olduğundan emin olmamızın sebebi de bu paradokslardır. Işıktan hızlı giden biri, lambayı daha yakmadan yakabilir. :p Siz de geçmişe gidip büyükbabanızın yanlışlıkla ölümüne yol açtığınız için geçmişe gidip ölümüne yol açamazsınız. Bunun gibi çılgınlıklar, saçmalıklar… Peki ya Schrödinger denklemini ucundan azıcık değiştirsek?

O zaman fiziği bozmadan varsa paralel evrenlerle iletişim kurmamıza izin verir mi? Polchinski işte bunu merak etti. Neden derseniz Kopenhag gibi kuantum fiziği yorumlarını kendi içinde test edemeyiz; çünkü evreni onlarla yorumluyoruz. Kuantum fiziğinin olanaklarını ancak deneylerle test edebiliriz. Haydi yapalım!

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

 

Paralel evrenler arasında dolanıklık

Dolanık parçacıklar birbirini ne kadar uzaktan olursun sanki anında etkiler. Önceden yazdığım gibi bunun sebebi parçacıkların kuantum alanlarındaki titreşimler olmasıdır. Parçacıklar bu alanlarının bir parçasıdır ve kuantum alanlarıyla titreşir. Birbirini sonsuz uzaktan etkilemelerinin sebebi bu olsa gerekir. Öte yandan çoklu dünyalar, yani paralel ve alternatif evrenler varsa tüm evrenler, evrenler arası kuantum alanlarının içinde var olacaktır. Her evren sanki bir parçacık gibi davranacaktır.

Bu durumda iki paralel evren arasında iletişim kurmak bu evrenleri dolanıklığa sokmayı gerektir. Elbette iki koca evreni bir bütün halinde dolanıklığa sokmak yeni evrenler yaratma hayalimizin bile ötesindedir! Buna karşın bizim evrenimizdeki bir parçacıkla paralel evrendeki bir parçacığı dolanıklığa sokarsak o evrene mesaj gönderebiliriz. Gerçi kuantum dolanıklık ışıktan hızlı iletişime izin vermez; çünkü dolanık parçacıkları birlikte süperpozisyona sokarak elde ederiz. Sonra bunları birbirinden ayırdığımızda aralarındaki ilişkiyi korurlar; ancak bir durum var…

Bir parçacığın durumu onu ölçmeden belirlenmez. Bu durumda siz (örneğin) bir elektronu ölçüp spin yukarı durumda olduğunu bilmeden, o elektronun dolanık eşinin spin aşağı durumda olması imkansızdır. Bu sebeple arkadaşınıza elektronu spin yukarı olarak ölçtüğünüzü normal yoldan telefon açarak bildirmeniz gerekir. Aksi takdirde arkadaşınızın dolanık elektronunun göndermek istediğiniz mesajı içermesi imkansızdır. Kuantum ışınlama da aslında böyledir. Enerjiyi yok edip yoktan yaratamayacağınız için bir parçacığı Uzay Yolu’ndaki ışınlayamazsınız. Öte yandan o parçacığın bilgisini başka bir parçacığa dolanıklık yoluyla kopyalayabilirsiniz:

İlgili yazı: Süpersonik Yolcu Uçakları ve Hipersonik Füzeler Geliyor

 

Paralel evrenler arasında ışınlama

Yalnız bu durum ışıktan iletişime izin vermez; çünkü mesaj göndermiyorsunuz. Bunun yerine parçacığın bir durumunu dolanık eşine kopyalıyorsunuz. İki fotonu birbirinden ayıran şey de kuantum durumlarının farklı olmasıdır. Demek ki bir fotonun kuantum durumunu diğerine kopyalarsanız o fotonu klonlamış olursunuz. Profesör Mete Atatüre’nin üzerinde çalıştığı kuantum ışınlama budur. Oysa kuantum fiziğinde enformasyonun kusursuz kopyasını yapmak, yani bir parçacığı kusursuz klonlamak da imkansızdır. Öyleyse bir fotonun ancak bazı kuantum durumlarını dolanık fotona kopyalayabilirsiniz. Diğer yandan…

Çoklu dünyalardaki paralel evrenler alternatif olasılık evrenleridir. Bu evrenlerin birbiriyle uzaktan yakından fiziksel ilişkisi yoktur. Dolayısıyla bunlara mesaj göndermek, kusursuz mesaj göndermek bile yukarıdaki sınırlamaları ihlal etmez. Sonuçta enerjiyi ve enformasyonu, dolayısıyla maddeyi aynı evrende kopyalamak imkansızdır. Bu teorik olarak başka evrene kopyalamanızı engellemez. Dahası paralel evrenler bu evrende gerçekleşmeyen olasılıkların evrenidir.

Bu nedenle kopyalarınız da birebir değil, alternatif kopyalar olacaktır. Kopyadan kastım paralel evrene göndereceğiniz mesajdır. İşte Joseph Polchinski bu detayları değerlendirerek paralel evrenlere mesaj göndermenin kavramsal sınırlarını çizdi. Ardından da Schrödinger olasılık dalga fonksiyonu denkleminde ne tür doğrusal olmayan değişiklikler yaparak bunu başarabileceğini araştırdı. Örneğin bütün paralel evrenlere mesaj göndermek mümkün mü? Peki bu şekilde Kant’ın bütün eserlerinin metnini diğer evrene kodlayabilir miyiz? Şimdi buna bakalım:

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

 

Ses dalgaları ve olasılık dalgaları

Bunu anlamak için ses dalgalarına geri dönelim. Dalgalar süperpozisyon özelliği sayesinde birbirini karıştırmadan birbiri üstünden geçip gider. Öyle ki üst üste giden dalgaların evrimini tek tek dalgaların evrimini hesaplayıp bunları toplayarak gösterebilirsiniz. Oysa dalgalar yumurta çırpar gibi karışsaydı bunu yapamazdınız. Ayrıca dalgaların süperpozisyon yapması için su ve hava gibi elastik ortamlardan geçmesi gerekir. Nitekim evrenin dokusu olan uzayzamanın yapısı da elastiktir!

Elastik ortamlar ise bir kez sallandıktan, gerilip deforme olduktan sonra eski haline, yani denge durumuna döner. Sonuçta ortamın dalgalanması bir salınım üretir. Salınımın iki kenarındaki noktalar birbirini çekerek dalganın ortamda yol almasını sağlar. Elbette bu noktalar zamanla sistemin enerjisini emerek yatışır (enerji ortamı sallamaya harcanır). En düşük denge haline, yani en düşük enerjiye geri döner. En basit ve ideal salınım türü olan armonik salınım için bu böyledir.

Ayrıca armonik salınımı yatıştıran kuvvet de doğrusal kuvvettir; çünkü ortam örneğin moleküllerle doluysa bunlar birbirini itip kaydırarak dalgayı taşıyacak, iletecektir. Hımm… dalgayı taşımak, olasılık dalgasını taşımak ve mesaj iletmek arasında bir bağlantı kurduk sanki. Zaten ancak salınım doğrusalsa birbirinden bağımsız dalgaların süperpozisyonunu üretebiliriz.

Tabii gerçek dünyada en basit doğrusal armonik salınımı ve süperpozisyonu uzun süre koruyamazsınız. Madde dalgalarında çalkantılar meydana gelir. Sistem kaotik bir şekilde enerji kaybeder ve bozulur. Schrödinger denklemindeki olasılık dalgaları da böyledir ve ilk bakışta bu yüzden çoklu dünyaların varlığını test edemezsiniz. Bunlar bizden kopuktur ve evrenimizi dalgalandırmaz.

Meta olasılık dalgaları

Buna karşın Nobel ödüllü Steven Weinberg, Schrödinger denkleminde doğrusal olmayan faktörler varsa ışıktan hızlı gitmek gibi olağanüstü durumların gerçekleşeceğini anlamıştı. Bunu ilk fark eden oydu. Dünyamızı oluşturan konum, momentum ve spin gibi doğrusal durumlar değişerek doğrusal olmayan durumlara dönüşecekti. Bunları da John Bell’in dediği yerel olmaya gizli değişkenler, bu kez ekstra değişkenler etkileyecekti. Bunlar yerel olmadığı için kuantum olasılık alanlarının tamamını etkileyecekti. Çoklu dünyalar varsa onlar da evrenler arası meta olasılık alanlarının parçası olduğundan salınımlarından etkilenecekti. Varsa çoklu dünyalar arasında iletişim kurmanın teorik imkanı buydu:

İlgili yazı: Evren Simit Şeklinde Olabilir mi?

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-mü

 

Paralel evrenler arasında meta dalgalar

Kopenhag yorumuna göre Schrödinger denklemindeki olasılık dalgaları doğrusal olmayan dalgalar olsa bile fiziksel etkileşimler ve bunların bir türü olan ölçümler sırasında olasılık dalgası çökecektir. Oysa çoklu dünyalar yorumu varsa meta olasılık dalgaları da vardır. Bu dalgalar paralel evrenlere uzanır. Evrenler birbirini tümüyle etkileyemese de bir evrendeki parçacığı başka evrendeki bir parçacıkla dolanıklığa sokmak prensipte mümkündür. (Kendi evrensel olasılık dalgaları meta dalga dışında birbirinden kopuktur). Weinberg’in makalesindeki bu detayı Joseph Polchinski fark etti ve Weinberg’in lineer olmayan gözlemlenebilir nesnelerinin paralel evrenler olabileceğini gösterdi.

Nitekim dalga fonksiyonu çok az sayıda olsa bile doğrusal olmayan unsurlar içeriyorsa paralel evrenler arasında iletişim kurmak prensipte mümkündü. Polchinski’nin 11 satırlık matematik işlemi bunu gösteriyordu. Ünlü fizikçi paralel evrenlere mesaj göndermeyi sağlayacak hayali aygıta ise Everett-Wheeler telefonu dedi. Hugh Everett çoklu dünyalar yorumunu yapan kişidir. Efsanevi John Archibald Wheeler onun doktora tez danışmanıdır. Aynı zamanda tek tek parçacıkların zamanını silip sıfırlayan kuantum silgi deneyini tasarlayıp yapan kişidir. Peki paralel evrenlere nasıl merhaba deriz?

Bunun için Stern-Gerlach aygıtı kullanalım. Önce bir çift mıknatıs alıyor ve içindeki elektronları mıknatısların kuzey veya güney kutuplarını kullanarak ters çeviriyoruz. Böylece spin aşağı ya da yukarı durumda olmalarını sağlıyoruz. Sonuçta bir manyetik alandaki kuantum parçacıklar ya mıknatısların güney kutbu (spin aşağı) ya da kuzey kutbuna (spin yukarı) hizalanır. Mıknatısları önceden hizalayarak parçacıkları istediğiniz spin durumuna çevirebilirsiniz. Spin yönünü seçerek dalga fonksiyonunun da evrimini belirlemiş olursunuz. Polchinski mesaj gönderme evrelerini dikkatle açıkladı:

İlgili yazı: Toryum Reaktörü Temiz Nükleer Enerji mi?

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-mü

 

Paralel evrenler arasında sınırlar

Stern-Gerlach aygıtına bir elektron gönderiyor ve spinini ölçüyorsunuz. Ya spin yukarı ya da aşağı durumda olacak. Diyelim ki spin aşağı durumunu gördünüz. Çoklu dünyalar yorumuna göre o anda evreni ikiye böldünüz. Spin yukarı durumunu ölçtüğünüz bir paralel evren de var. Paralel evrene mesaj göndermek için ölçtüğünüz elektronunun dalga fonksiyonuna enformasyon eklemeniz lazım. Ya elektronu ölçtüğünüz gibi bırakacak ya da spin yukarı duruma dönüştüreceksiniz. Ardından siz ve kendi evrenindeki paralel kopyanız, elektronlarınızın ölçtüğünüz durumunu, evrenler arasındaki meta dalga fonksiyonuna kaydeden hayali bir aygıt kullanacaksınız.

Öyle ki Stern-Gerlach aygıtındaki elektronunuz ölçtüğünüz değerin tersine dönüşecek. Unutmayın ki paralel evrendeki kopyanız siz ne ölçerseniz tersini ölçer. Siz elektronu spin aşağı ölçer ve Stern-Gerlach aygıtında ortamdan yalıttığınız halde aniden tersine döndüğünü görürseniz, paralel kopyanız, size göre ilk ölçtüğü ters durumu size aynen göndermiş demektir. Bu durumda sizin elektronunuzun durumu, sizin evreninizde görünüşte sebepsiz yere tersine döner. Tebrikler! Paralel evrenle bir bitlik bilgi alışverişi yaptınız! Ne yazık ki bununla paralel evrene Kant’ın kitaplarındaki bilgiyi gönderemezsiniz.

Bunun sebebi birden fazla elektron kullanmanız gerekmesidir. Oysa her ölçüm ayrı bir paralel evren yaratır. Bu sebeple aynı evrene birden fazla veri biti gönderemezsiniz. ☹ Dolayısıyla paralel evrenlerle Whatsapp sohbeti başlatmanız imkansızdır. Ayrıca sadece Everett-Wheeler telefonuyla (yani Stein-Gerlach aygıtıyla) o belirli elektronu ölçerek yarattığınız paralel evrene mesaj gönderebilirsiniz. O sabah beyaz çorap giyerek yarattığınız kırmızı çorap giyilen başka bir paralel evrene mesaj yollayamazsınız. İşte bu da çoklu dünyalar yorumuyla ilgili asıl sorunu gündeme getirir:

Bu deneyi kim yaptı?

Paralel kopyanız deney yaparak mı sizi yarattı? Yoksa siz deney yaparak mı onu yarattınız? Paralel kopyanız kırmızı çorap giydiği için oluşan renk seçenekleri yüzünden mi bu sabah beyaz çorap giydiniz? Yoksa bu sabah beyaz çorap giydiğiniz için oluşan renk seçenekleri yüzünden mi paralel kopyanız kırmızı çorap giydi? Peki ya onun kırmızı çorap seçeneğini kahverengi giyen başka bir paralel kopya yarattıysa? Kim kimin paralel evrenini yaratıyor? Büten evrenler birbirini yaratıyorsa herhangi bir evrende herhangi bir şey nasıl gerçekleşiyor? Evrenler arası meta nedenselliği nasıl göstereceksiniz!? Kısacası herkes herkesin paralel evrenini yaratıyorsa ortada paralel evrenler olduğundan söz edebilir miyiz?

İlgili yazı: Evrenin En Küçük ve Yoğun Beyaz Cücesi Keşfedildi

Paralel-evrenler-arasında-iletişim-mümkün-mü

 

Paralel evrenler arasında sonsöz

Gördüğünüz gibi bu evrendeki seçimleriniz ve bu evrenle olan etkileşimleriniz sonlu sayıda paralel evren yaratsa da sonsuz sayıda paralel evren oluşuyor. Sonuçta bu evrende sizden başka insanlar, onların seçimleri ve etkileşimleri de var. Bu evrenin kendi kendisiyle tümel etkileşimi var. Böyle bir durumda sonsuz sayıda paralel evrenin doğurduğu mantıksal çelişkiler kuantum çoklu dünyalar yorumu için sorun yaratmaya devam ediyor.

Siz de kara deliklerle başka evrenlere yolculuk mümkün mü ve  matematik nesneleri gerçek ve fiziksel mi diye sorabilirsiniz. Kara deliklerin içindeki tekillik olup olmadığını merak ederek kuantum fiziğinde karmaşık sayıların rolü ve Riemann hipotezini araştırabilirsiniz. Newton’ın Pi sayısını nasıl hesapladığı ve Gödel eksiklik teoremine bakabilirsiniz. Sihirli karelerle matematikte çözüm bekleyen 4 probleme göz atabilirsiniz. Hızınızı alamayerek sonsuzluk gerçek mi yoksa hayali mi diye de sorabilirsiniz. Bilimle ve sağlıcakla kalın. 😊

Paralel evren var diyen fizikçiler


1Proposal for an experimental test of the many-worlds interpretation of quantum mechanics
2Making Sense of the Many Worlds Interpretation
3The Multiverse Interpretation of Quantum Mechanics
4An introduction to many worlds in quantum computation

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir