İstanbul’da Deniz En Az 6 Metre Yükselecek

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecekBilim insanları küresel ısınma nedeniyle 2100 yılına dek Dünya’da deniz seviyesinin en az 3 metre yükseleceğini söyledi. Sadece bu bile Caddebostan, Yeşilköy ve Foça sahilinin sular altında kalması demek. Ancak, İstanbul gibi kıyı şehirlerinde denizler en az 6 metre, belki de yer yer 12 metre yükselecek. Peki kıyıları su basmasını ve 1,6 milyar insanın evsiz kalmasını nasıl önleyebiliriz?

Küresel ısınma nedir?

Bunu anlamak için önce enerji bütçemizi görelim: Bugün Dünya’nın enerji ihtiyacının yüzde 83’ünü fosil yakıtlarla karşılıyoruz. Buna ısınma, elektrik, taşıma, üretim ve bilgi-işlem ihtiyaçlarını dahil ediyoruz (Bitcoin ve kriptopara madenciliğine dayalı enerji tüketimini de ekliyoruz).

Oysa Dünya enerji ihtiyacının sadece yüzde 7,7’si rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir temiz enerji kaynaklarından, yüzde 8,3’ü ise nükleer enerjiden karşılanıyor. Dünyada en çok kullanılan fosil yakıt yüzde 39 ile petrol ve ardından kömür (yüzde 33) ile doğal gaz (yüzde 28) geliyor.

Öte yandan, her şey elektrikle çalışıyor ve dünya elektrik üretiminin yüzde 40’ınıdan fazlasını kömürden karşılıyoruz. Başta Türkiye ile Çin olmak üzere, Amerika ve hatta Almanya termik santrallerle elektrik üretiyor. Petrol daha çok taşımacılıkta kullanırken (benzin, dizel vb.), doğal gaz ve türevleri hem ısınma hem de elektrik üretiminde eşdeğerde kullanılıyor.

Her durumda fosil yakıtlar atmosfere karbondioksit gibi sera gazları yayıyor. Bunlar da dünyamızı bir yorgan gibi örterek ısının uzaya kaçmasını önlüyor. Bu sebeple dünyanın ortalama sıcaklığı artıyor. Nitekim 19 yy sonunda 13 derece olan ortalama sıcaklık günümüzde 16 dereceye ulaştı. Bu da güney kutbunda -90 ve Arap çöllerinde 60 derece sıcaklığa karşılık geliyor.

İlgili yazı: Gerçek Adem: İlk insan ne zaman yaşadı?

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

İstanbul’da deniz 6 metre yükselirse su altında kalacak alanlar Yenikapı dahil haritada görülüyor. Bu manzara Türkiye’nin tüm kıyılarında farklı ölçülerde tekrarlanacak. Bu da gelecek 50 yılda kıyılara su basmasını önlemek için deniz seddine en az İstanbul kadar yatırım yapmak anlamına geliyor. Tabii güneş enerjisine geçerek küresel ısınmayı azaltırsak buna gerek kalmaz.

 

Denizler 6 metre yükselecek

Küresel ısınma nedeniyle kutuplardaki buzlar eriyor ve deniz seviyesi her yıl yükseliyor. Bu da kıyı şehirlerini su basması demek. Sadece kıyı şehirleri değil, Çukurova ve Büyük Menderes Ovası gibi tarım alanlarının da sular altında kalması demek.

Öyle ki deniz seviyesindeki artış yüzünden yaklaşık 1,6 milyar insan 2060’a kadar evsiz kalacak. 20 yıl içinde ise Endonezya ve Bangladeş gibi ülkelerin sahil kesimlerini su basacağı için en az 192 milyon insan, iklim mültecisi olarak evlerini terk edecek. Bu durum ABD’yi de etkileyecek:

Nitekim Florida’nın bazı sahil kasabalarını artık her yıl su basıyor (Tıpkı İtalya’nın Venedik şehri gibi). Küresel ısınma nedeniyle yol değiştiren kasırgaların kıyıları vurması yüzünden evlerini satanların sayısı her yıl artıyor. Son raporlar Florida emlak fiyatlarının diğer bölgelerden daha yavaş arttığını gösteriyor; çünkü insanlar sel tehlikesi olan evleri daha ucuza satın alıyor.

Her durumda küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği, tarlaların çölleşmesi ve ormanların bataklığa dönüşmesi nedeniyle su basmayan ülkelerde de tarımın azalmasına yol açacak. Geri kalanını tahmin edebilirsiniz: bölgesel savaşlar, açlık, salgın hastalıklar ve yoksullaşma.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

Bize yalan söylediler

Bunu bizzat Papa Francis, Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve Avrupa Birliği’ne danışmanlık yapmış olan Hans Joachim Schellnhuber söylüyor.5

Almanya’daki Postdam Enstitüsü’nün İklimsel Etkiler Araştırma Merkezi’nde çalışan Schellnhuber, dünyanın en saygın iklimbilimcilerinden biri ve politikacıların baskısına maruz kalan bilim insanlarının, küresel ısınma risklerini yeterince vurgulamadığını söylüyor.

Örneğin, son 20 yılda yayınlanan küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği raporları deniz seviyesindeki gerçek yükselişi saklıyor. Buna göre 2100 yılında global deniz seviyesi 2,5-3 metre yükselecek. Ancak bu 4 metre olabileceği gibi, kıyılarda deniz 6 metreye kadar yükselebilecek.

Schellnhuber, bu konuda özellikle Hükümetler Arası Küresel Isınma Paneli (IPCC) raporlarının küresel ısınmanın risklerini halka yeteri kadar anlatmadığı ve gerçekleri sakladığı kanısında.

Aptal uykusu

Ne de olsa küresel ısınma sorunu politikacıların bütçe öncelikleri arasında yer almıyor ve seçimlerde oylarını hemen artırmalarını sağlamıyor. Şirketlerin de küresel ısınmayı önlemek için masraf etmesi gerekiyor. Bu da üç aylık satış kotalarını doldurmaya odaklanan CEO’ların pek umurunda olmuyor.

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Amerika’da devlet deniz seviyesi yükselirse nereyi ne kadar su basacağını gösteren interaktif bir harita hazırladı. Resimde 2 metrelik artışla sular altında kalacak olan New York.

 

Gerçekler neden gizleniyor?

Bunun açıklamak için komplo teorisine gerek yok: Dünyanın en büyük zenginleri büyük bir serveti kontrol ediyor. O sebeple amaçları para kazanmaktan çok, sürdürülebilir kârlılık için dünyayı kontrol etmek.

Bunun için de enerji erişimini kontrol etmek zorundalar. Daha önce belirttiğim gibi, güneş enerjisi dünya ekonomisine önümüzdeki otuz yılda 19 trilyon dolar kazandıracak. Öte yandan, petrol gibi fosil yakıtlar da önümüzdeki 30 yılda 19 trilyon dolar kazandıracak.

Bu bağlamda çatınızda ve hatta cam gibi takılan saydam güneş panelleriyle pencerenizde güneş enerjisi üretebilirsiniz; ama petrolü dışarıdan satın almak zorundasınız. Bu da petrol zenginlerine, hem satışlar yoluyla, hem de doların rezerv para olması sebebiyle borsalar yoluyla dünya ekonomisini kontrol etme fırsatı veriyor.

İşte bu yüzden Trump gibi inşaatçı ve emlakçıları iktidara getirerek çıkarlarını korumak istiyorlar. Bu sebeple de dünyada deniz seviyesinin en az 3 metre yükselmesine yol açacak olan küresel ısınma doğal bir olaydır diyorlar. Küresel ısınmaya insanların yol açmadığını söylüyorlar.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Tahminler ve deniz seviyesindeki gerçek yükseliş. Büyütmek için tıklayın.

 

Büyük yalan

Şimdi diyeceksiniz ki bilim insanlarını kandıramazlar. Ancak dünyayı bilim insanları yönetmiyor ki! Trump gibi insanlar yönetiyor. Hatta Trump’ın küresel ısınmaya Amerikan şirketleri yol açıyor diyen iklimbilimcileri NASA gibi devlet kurumlarından atarak işten çıkardığını biliyoruz.

Hatta Trump dünyada hangi petrol şirketlerinin küresel ısınmaya ne kadar yol açtığını tespit edecek olan iki NASA uydusunun bütçesini kesti ki seçim kampanyasına destek veren Amerikan şirketleri töhmet altında kalmasın.7

Sonuç olarak küresel ısınmaya İngiltere, AB, Amerika, Arap Yarımadası, Rusya ve Çin’de hangi şirketlerin sebep olduğu anlaşılırsa hem bu şirketler büyük miktarda tazminat ödeyecekler, hem de onların çıkarını koruyan politikacılar mahkemede yargılanabilecekler.

Dahası, halk Trump’tan küresel ısınmaya bağlı olarak deniz seviyesinin artmasına karşı önlem almasını isteyecek. Bu da hem yurttaşların su basan evleri için Koch ailesi gibi en zenginlerden tazminat talep etmesini sağlayacak, hem de Trump’ın şirketlere aktarabileceği parayı deniz setlerine harcamasına neden olacak.

İlgili yazı: Renk Körlüğünü Düzelten Gözlük EnChroma

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

O da kârlı değil mi?

Elbette şunu diyebilirsiniz: Trump bir inşaatçı. Deniz seti çekerek para kazansa ya! Peki deniz seti inşaatları ne kadar kârlı? Hangi petrol şirketi veya inşaatçı sıcak para kazandığı işini bırakıp deniz setlerine yatırım yapar?

Bu açıdan bakarsak Kansas merkezli Koch ailesi neden petrolü bırakıp güneş enerjisi işine girsin? Sonuçta güneş ve rüzgar enerjisinde tekel olarak büyük paralar kazanamaz. Yazının devamında anlatacağım gibi, güneş enerjisi ekosistemi petrodolar veya ruble-doğal gaz ekonomisi değildir.

İlgili yazı: Mobil İnternette Video İzleme Rehberi

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Dünyada fosil yakıtlarla enerji üretimi. En büyük pay, en zehirli olan kömürde. Evet, hâlâ kömür yakıyoruz. Büyütmek için tıklayın.

 

Ekonomik ve politik çerçeve bu

Şimdi küresel ısınmayla ilgili bilimsel gerçekleri rapor edelim: Schellnhuber diyor ki IPCC politik baskılar yüzünden aman abartmayalım dedi ve deniz seviyesindeki gerçek artışı gizledi. IPCC, 2011 yılında denizlerin yılda 2 mm yükseleceğini söyledi. 2007’de ise 3,3 mm yükseldiğini belirtti.

Kısacası ıstakozu tencerede yavaşça kaynatma taktiği uyguluyor ve gerçeği yavaş yavaş söylüyorlar. Nitekim politikacılar bir anda denizler 6 metre yükselecek derse yurttaşlar hesap soracak ve çözüm isteyecektir. Oysa öngörüleri azar azar artırırsa küresel ısınma doğaldır yalanını sürdürebilecektir.

Burada önemli olan nokta politikacıların halkı ikna etmesi: Ne de olsa halk seçtiği sürece bilimsel gerçeklere aykırı politikalarını sürdürebilirler.

İşte bu yüzden eğitimin yaygınlaşmasını önleyerek bilim insanı olan seçmen sayısını yüzde 3’ün altında tutuyorlar. Düşünsenize, bilim insanları nüfusun yüzde 30’unu oluştursa Trump gibi biri iktidara gelebilir mi? Bırakın iktidarı, bu zihniyette bir şirket sahibi olabilir mi?

Deniz seviyesi hızla artıyor

IPCC ekibi, 2007 yılında deniz seviyesi 2100’de 18 ila 59 cm artacak dedi. Oysa 2009 yılındaki raporda, 2100 senesindeki artışın 0,5 ila 2 metre arasında olacağını belirtti! Üstelik kendi hatasını kabul etmek yerine 2014 raporunda, 2100 için ilk tahminlerinden daha düşük bir artış öngördü: Yalnızca 55 cm!

İlgili yazı: Konutlar İçin Ucuz Güneş Enerjisi Rehberi

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

Gerçekler acıdır

Ancak, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), hani şu küresel ısınma uydusu bütçeleri kısılan; ama dünyayı uzaydan gözlemlediği için deniz seviyesindeki artışı en iyi bilen NOAA, 2017 raporunda acı gerçekleri yüzümüze vurdu: 2100’de deniz seviyesi en kötü ihtimalle 2,5 metre, 2150’e 5,5 metre ve 2200’de 9,7 metre artacak.

Neden yanlış yaptılar?

Şimdi diyeceksiniz ki “Ama hocam, bütün bilim insanlarını da satın alamazlar ya! IPCC raporlarını iklimbilimciler hazırladı. Deniz seviyesindeki artışta 10 yılda bu kadar hata olur mu?”

Maalesef olur ve bunun çok basit bir sebebi var: Bilim insanları deniz seviyesindeki artışın kaç metre olacağına karar veremedikleri için bu veriyi IPCC raporlarına eklemediler!

Oysa en iyi yorumla bu, deniz seviyesinde gerçekleşecek olan artışı gözden kaçırmak demek. En kötü ihtimalle ise ağır ihmal demek ve bu da yurttaşları kıyıların su basması yüzünden evsiz bırakmaya davetiye çıkarmak anlamına geliyor.

İlgili yazı: Güneş Sisteminde Hayata Uygun 8 Okyanus Dünyası Var

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Küresel bolluk mu, küresel ısınma mı?

 

Deniz seviyesi artışı nasıl hesaplanır?

Dünyadaki deniz seviyesi artışı birkaç faktöre bağlı ve bu yüzden gerçekten de denizlerin kaç metre yükseleceğini öngörmek zor. Ancak, her şeyin çaresi var ve biz de aşağıdaki faktörleri dikkate almalıyız:

  • Küresel ısınma nedeniyle ısınan suyun genleşmesi: Tuzlu deniz suyu ısınınca daha çok genleşiyor.
  • Küresel ısınma nedeniyle sera gazı karbondioksitin (CO2) atmosferde artması ve daha fazla ısınmayı tetiklemesi.
  • Denizlerin artan karbondioksiti emerek genleşmesi (gazlı su).
  • Denizlerin CO2 kapasitesinin dolması ve daha fazla gaz ememedikleri için atmosferdeki karbondioksitin daha hızlı artması.
  • Karbondioksitten yüzde 60 daha etkili bir sera gazı olan su buharının küresel ısınma nedeniyle artması.
  • Doğu Sibirya ve Alaska’dan kaya gazı çıkarılması nedeniyle donmuş tundra toprağındaki metan gazı ceplerinin patlaması. CO2’den 28 kat etkili metan gazının atmosfere karışarak daha fazla toprağın buzunu çözmesi.
  • Batı Antarktika buzullarının erimesi ve deniz seviyesini yükseltmesi.
  • Haliçler ve dar kıyılarda deniz seviyesinin açık denizden daha çok yükselmesi.

Metan darbesi

Nitekim Küresel Isınma Sebebi Metan 10 Kat Arttı yazısında işte bu yüzden denizler İstanbul’da 30 yılda en az 6 metre yükselebilir dedim. 2013 yılında Oreskes tarafından hazırlanan küresel ısınma raporu da görüşlerimi destekliyor ve bu rapor da iklim değişikliğinin etkilerini öngörmekte tutucu davranmamızdan yakınıyor. Küresel ısınmaya bağlı temel faktörlerin (deniz seviyesindeki artış vb.) yeterince vurgulanmadığını söylüyor.8

İlgili yazı: Evren Bir Simülasyon mu? >> Elon Musk, Matrix dünyasında yaşıyoruz dedi

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Kanal İstanbul yapılacaksa deniz seviyesinin yükselmesine karşı önlem alınmalı. Yoksa İstanbul’un iç kesimlerini de su basabilir. Gerçi Kanal İstanbul’a 10 milyar dolar harcamak yerine, otoyolları güneş paneliyle kaplayıp Türkiye ihtiyacının 3 katı elektrik üretmek için 10 yılda sadece 3 milyar dolar harcamamız yeterli. TL’nin üçte bir değer kaybettiği şu günlerde ülkenin enerji bağımsızlığı, yani tam bağımsızlığı için küresel ısınmayı ve deniz seviyesinin yükselmesini önleyen güneş enerjisi en iyi çözüm.

 

Gamlı baykuş

Peki politikacılar ne diyor? Kendilerini seçtiren zenginlerin çıkarını savunmak için bilim insanlarını halkı korkutmakla suçluyorlar. Oysa bilimsel düşüncenin yapısı gereği korkmamız, hem de çok korkmamız gerekiyor. Özetle neden deniz seviyesi artışında tutucu ve ılımlı tahminlerde bulunalım? Tersine en kötü durumu tahmin edelim ve önlemimizi ona göre alalım ki zararlı çıkmayalım.

Örneğin, Karadeniz ile Marmara Denizi’ni Küçükçekmece gölü hizasından Kanal İstanbul projesiyle birleştirmek istiyoruz. Böylece İstanbul inşaat sektörünün önümüzdeki 30 yıllık kazancını garantilemeyi planlıyoruz. Peki deniz seviyesindeki artışı hesaba katıyor muyuz?

Sonuçta deniz seviyesi yalnızca 3 metre artsa bile, bu yapay kanal nedeniyle İstanbul’un Avrupa yakasının iç kesimlerini su basma riski ortaya çıkacak (Dere yatağına yapılan inşaatlar nedeniyle hemen her gün sel felaketi yaşayan Karadeniz bölgesini düşünün).

İşte bu yüzden, şimdiden İstanbul’da deniz seviyesi 2045’te 6 metre yükselecekmiş gibi önlem alalım ki 2 metre artarsa sahil şeridi ve Kanal İstanbul için payımız olsun. Tabii bunun için bütçede pay ayırmamız gerekecek.

İlgili yazı: Paris’te Küresel Isınma Duracak Yalanı

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Dünya ısındıkça Alaska ve Doğu Sibirya’daki donmuş tundra toprağı da çözülüyor ve içindeki metan açığa çıkıyor. Metan küresel ısınmayı artırmakta karbondioksitten en az 28 kat etkili bir sera gazı! Üstelik Amerika kaya gazı olarak Alaska’dan metan çıkarıyor ve bu sırada metanın üçte biri atmosfere kaçarak ziyan oluyor.

 

Gerçekçi politikalar

Ancak, Kanal İstanbul gibi projelere maliyet açısından bakarsak önceliğimiz güneş enerjisi olmalı. Örneğin, Kanal İstanbul’un maliyeti 10 milyar doları aşacak. Bunu TL’nin Ağustos ayında yüzde 30 değer kaybetmesiyle birlikte düşünürsek çok yüksek bir bütçeden söz ediyoruz.

Peki 10 yılda sadece 3 milyar dolar harcayarak Türkiye’deki otoyolları güneş paneliyle kaplarsak ülkemizin yıllık elektrik tüketiminin üç katını üretebileceğimizi biliyor musunuz?

Bu da dışarıdan enerji satın almak ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar kullanarak küresel ısınmayı artırmak yerine, temiz güneş enerjisi ile 2040 yılının elektriğini bile şimdiden üretmek demek. Aksi takdirde, yeni evlerimizi 20 yıl içinde su basacak olduktan sonra, nüfusu bugünden 20 milyona ulaşan İstanbul’u kim ne yapsın?

Oysa geleceği bugünden hesap edersek hem inşaat sektörü, hem de enerji sektöründe çok daha güvenli yatırımlar yapabilir ve daha uzun bir süre boyunca sürdürülebilir kârlılık sağlayabiliriz. Bu bağlamda, endüstri 4.0’ı gerçekleştirecek nesnelerin interneti için kritik önemde olan güneş enerjisinin, küresel ısınmayı önlemek açısından da vazgeçilmez olduğunu anlamalıyız.

İlgili yazı: Küresel Isınma Sebebi Metan 10 Kat Arttı

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Normal olasılık dağılımına göre, Dünya’nın önümüzdeki 100 yılda 6 derece ısınarak insanlar için yaşanmaz hale gelme olasılığı tam yüzde 10. Bu olasılığı görmezden gelmek çılgınlık olur; çünkü bu en gelişmiş ülkeleri bile batırır ve varlıklı kesimler bile kendilerine korunaklı şehir inşa edecek para bulamazlar. Büyütmek için tıklayın.

 

İstatistik bilimi

En kötüsünü hesaba katmak konusunda Schellnhuber de bir örnek veriyor ve diyor ki Dünya’nın 100 yılda 6 derece ısınma ihtimali yüzde 2 değil, normal dağılım yöntemiyle hesaplandığında yüzde 10’dur!4 Peki ne yapalım? Yüzde 10 ihtimali hesaba katmayalım mı?

Şöyle sorayım: Birisi çıkıp size şu otobüse binersen yüzde 10 ihtimalle trafik kazasında öleceksin, o firmayla giden her 10 kişiden biri hayatını kaybediyor derse ne yaparsınız? Muhtemelen o otobüse binmezsiniz. Elbette otobüs firmaları bu kadar yüksek bir risk taşımıyor, yoksa bu skandal olurdu.

Öte yandan küresel ısınma işte bu kadar ciddi bir risk. Tek sorun, biz yurttaşların seçimlerde oyumuzu doğru kullanmak ve demokratik kanallardan yönetimleri uyararak denetlemek dışında bir çaremizin olmaması (Tabii çocuklarımızı eğiterek bilinçlendirebiliriz).

İlgili yazı: Küresel Isınmaya Karşı Sera Kentler

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

En büyük tehlike metan gazı

Ne yazık ki Dünya’da küresel ısınmanın en büyük ikinci sebebi metan gazı ve hayvancılık sektörü. Metan gazı derken, sadece donmuş toprakta saklanan metan gazı ceplerinden söz etmiyorum. Bir de kuzey kutup dairesi üzerinde, Alaska ve Sibirya’da yeni oluşan yeraltı gölleri var.

Bunlar ısınınca sadece çevredeki toprağı da ısıtıp içindeki metan gazını havaya salmayacak, aynı zamanda bu göller atmosfere büyük miktarda karbondioksit kusacak. Hem de tahminlerimizden 10 yıl önce kusacak.

Öyle ki Alaska Fairbanks Üniversitesi’den Katey Walter Anthony, bunun dünyanın geri dönülmez bir şekilde aşırı ısınmasına neden olacağını söylüyor5 (Sahi, Dünyamızın yüzey sıcaklığı 460 dereceye ve yüzey basıncı 90 bara ulaşan bir düdüklü tencere dünyası olan Venüs’e dönüşmesini ister misiniz?).

İlgili yazı: Artık Ormanlar Küresel Isınmaya Yol açıyor

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

Batı Antarktika buzulları önümüzdeki 100 yılda erirse deniz seviyesi global olarak 12 metre kadar yükselebilir. Bu da İstanbul’da 30 metrelik yükseliş demek.

 

Termokarst göller

Bilim insanları küresel ısınma nedeniyle Alaska’da yağmurların ve buzul suyunun artacağını, bunun da yeraltında yeni göller oluşmasına yol açacağını belirtiyor. Sonuçta yeni göller donmuş toprağı ısıtarak daha hızlı çözülmesine neden olacak. Dahası toprağı sıkıştırarak sera gazlarını dışarı çıkmaya zorlayacak (tıpkı ıslak süngeri sıkınca su çıkarması gibi).

İşin ilginci toprak son derece bağışlayıcı: Donmuş tundra toprağı ısınınca yeşeriyor ve bitkiler en azından karbondioksiti emerek küresel ısınmayı kısmen engelliyor.

Yeraltı gölleri ise hiç acımıyor ve kalker ile karst kayaçlarını eriterek hızla oluşuyor. Bu göllerde bitki yetişmediği için sera gazlarının tamamı atmosfere karışıyor. Üstelik göller üstteki kayaları da eriterek yüzeye erişiyor ve böylece sera gazlarının havaya karışmasını da hızlandırıyor.

İlgili yazı: Küresel Isınma Yüzünden Türbülans Artacak

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

Çözüm

Küresel sermayenin çıkarları nedeniyle 2045 yılına kadar yüzde 70 oranında fosil yakıt kullanmaya devam edeceğiz. Ancak, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğini önlemek ve insanların deniz seviyesinin 3-6 metre yükselmesine bağlı olarak evsiz kalmasını engellemek için temiz enerjiye geçmeliyiz.

Bu konuda yurttaşların kendi elektriğini ücretsiz üretmesine izin veren güneş enerjisi ile rüzgar enerjisi en kolay ölçeklenebilen iki yenilenebilir enerji türü. Aksi taktirde küresel ısınma kontrolden çıkabilir ve İstanbul ile İzmir kıyılarında deniz seviyesi 6 metre kadar yükselebilir.

Bu da Türk yurttaşlarının sel baskınları yüzünden 2060 yılına dek Dünya’da evsiz kalacak olan 1,6 milyar iklim mültecisine katılmasını yol açabilir. Kısacası Türkiye’nin küresel ısınmaya bağlı çölleşme ve su baskınlarından korunmak için hızla önlem alması gerekiyor (Sahra 4000 yıl önce ormandı).

Bunun için de Paris iklim anlaşmasına imza atan ülkelerle birlikte çalışarak küresel ısınmanın azaltılması konusunda verdiğimiz taahhütleri yerine getirmeliyiz. Güneş enerjisine yatırım yaparsak bunu dış yardım almadan yaparız. Çukurova’dan Kanal İstanbul’a, ülkemizin tarım ve inşaat alanlarını sıcak dalgalarından korumanın tek yolu bu. İnsanlık olarak aklımızı başımıza alalım; alalım ama bu süreçte kriptoparaları da hesaba katalım:

İlgili yazı: 1 milyar yıl sonra Dünya gezegenine ne olacak?

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

Küresel ısınmaya karşı Blockchain

Peki petrol şirketlerinin baskısına rağmen güneş enerjisinin, blockchain tabanlı Bitcoin ile diğer kriptoparalar yüzünden kaçınılmaz olarak ve hızla yaygınlaşacağını biliyor musunuz? Sonuçta kriptopara madenciliğini bilgisayarla yapıyor ve kriptopara işlemlerini de bilgisayarla onaylıyoruz.

Bitcoin madenciliği için de güçlü bilgisayarlar satın almak gerektiğinden bu işin büyük maliyeti var. Ayrıca bilgisayarları çalıştırmak ve soğutmak için elektrik harcıyoruz. Örneğin, Bitcoin Enerji Tüketim Endeksi’ne göre, global Bitcoin ve Ethereum madenciliği 14,54 terawatt saat elektrik tüketiyor.

Bitcoin işlem onayının ortalama enerji tüketimi ise 163 kilowatt saat ile bir evin elektriğini 6 gün karşılamaya yeter. Sonuç olarak Bitcoin ve Ethereum enerji maliyetinin, Türkmenistan elektrik tüketimine eşit bir miktar olduğunu söyleniyor.

Kısacası kriptopara devrimi, sadece petrodolar egemenliğini kırma potansiyeli bakımından paranın sahipliğinin el değiştirmesi olmayacak. Asıl devrim, kriptoparaların dünyanın enerjiye doğrudan bağlı olan ilk enerji kredisi sistemini kurması olacak. Gerçi kriptoparalar tam da bu yüzden küresel ısınmayı hızlandırıyor:

İlgili yazı: Sıcak Dalgaları ile 1,6 milyar İnsan Evsiz Kalacak

istanbulda-deniz-en-az-6-metre-yükselecek

 

Çözüm güneş enerjisi

Ancak, kriptopara madenciliği ve işlem onaylarını güneş enerjisiyle yaparsak küresel ısınmayı önleyen temiz enerjiye daha hızlı geçeriz. Tabii Türkiye’nin de tam bağımsızlık için kendi milli kriptoparasını çıkarmak üzere şehirlerarası otoyolları güneş paneliyle kaplaması buna yardımcı olur.

Sonuç olarak kriptopara ekonomisi maliyetleri düşürmek için güneş enerjisini teşvik edecek. Biz de kriptoparaların gerçek değerinin dolar karşılığıyla değil de enerji maliyetleriyle hesaplanacağı bir döneme gireceğiz.

Siz asıl o zaman küresel ısınma ve enerji maliyetlerini görün! İşte petrodoları dünyaya dayatan şirketlerin bükemediği eli öpmek zorunda kalacağı; ama önce kriptopara işine giren Soros furyasıyla birlikte pazarı kontrol etmeye çalışacağı dijital dönüşüm budur.

Her halükarda gelecekte şehirlerimizi iklim kontrollü sera kentlere dönüştürerek küresel ısınmanın etkilerini azaltabilir ve böylece toplumsal refahı artırabiliriz. Nasıl derseniz onu da İstanbul çatılarında turfanda meyve sebze yetiştiriciliğinin başlayacağı sera kentler yazısında okuyabilirsiniz. Bayramınız temiz havada bol güneşli geçsin ve geleceğiniz parlak olsun.

1,6 milyar kişi evsiz kalacak


1Global and Regional Sea Level Rise Scenarios for the United States
2Circumpolar distribution and carbon storage of thermokarst landscapes
3Earth’s energy budget
4Domino-effect of climate events could move Earth into a ‘hothouse’ state
521st-century modeled permafrost carbon emissions accelerated by abrupt thaw beneath lakes
6Ethereum And Bitcoin Energy Consumption
7Trump’s NASA Budget Would Cancel Space Telescope & 5 Earth Science Missions
8The Collapse of Western Civilization

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir