İnsanlar Ne Zaman Dik Yürümeye Başladı?

İnsanlar-ne-zaman-dik-yürümeye-başladıİnsanlar neden, ne zaman ve nasıl dik yürümeye başladı? İnsanın ataları olan insansıların içinde ilk hangi tür iki ayak üzerinde yürüdü? Bunun cevabı 7 milyon yıl öncesine, hiçbir primatın düzenli olarak dik yürümediği eski çağlara, hatta Hindistan’ın 60 milyon yıl önce Asya ile çarpışmaya başlamasına uzanıyor. Bu çarpışma sonucunda Himalaya Dağları oluştu ve bunlar da Doğu Afrika’nın rutubetini çaldı.

8 milyon yıl önce muson yağmurları şiddetlendiği zaman insansıların yurdu olan Doğu Afrika ormanları kurumaya başladı. Yarı kurak iklim ve savanlar (Afrika bozkırları) oluştu. Popüler teoriye göre ağaçta yaşayan atalarımız ortam kuruyunca yere indi, yüksek eğreltiotları önünü kapattığı için ayağa kalktı ve dik yürümeye başladı. Gerisi bildiğimiz tarih oldu. Güzel hikaye ama doğru mu? İnsansılar ormanlar kuruyunca mı yere indi yoksa ağaçlarda dik yürüyor muydu?

Dik yürümeye başlamanın hikayesi

Himalayalar tarihin en büyük trafik kazasıdır; çünkü bu dağlar Hindistan’la Asya çarpışınca oluştu. Oysa Hindistan, Asya ile çarpışmasaydı ormanların kurumayacak, atalarımız düzenli olarak iki ayak üzerinde yürümeyecek ve biz insanlar ortaya çıkmayacaktık. Düzenli olarak iki ayak üzerinde yürüyen ilk insan türü Homo erectustur ama dik yürümenin izleri daha eskiye uzanıyor. Düşünün, 3,6 milyon yıl önce Doğu Afrika, Tanzanya’dasınız ve yanınızdan garip bir yaratık yalınayak yürüyerek geçiyor. Hint Okyanusu kıyısını kaplayan ıslak volkanik küller üzerinde küçük ayak izleri bırakıyor. Dik yürüme serüveni milyonlarca yıl önce işte böyle başlıyor:  

Yanınızda 1,5 m boyunda ve 45 kg ağırlığında bir erkek kuyruksuz maymun var ki küçük, kıllı bir gorile benziyor. Daha önce hiç görmediğiniz türden bir maymun olabilir mi bu? Doğrusu ne insan ne de goril sayılır. Hem bizi andırıyor hem de bize çok uzak görünüyor ama ayaklar asla yalan söylemez. Nasıl ki parmak izini hayat bize sonradan verir, ayak izlerimiz de tarihi öyle şekillendirir:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

İnsanlar-ne-zaman-dik-yürümeye-başladı

Homo erectus. Dik yürüyen ilk insan.

 

Şimdi hızla ileri saralım

Yıl 1978, OPEC krizinin olduğu yıllar. Dünya gergin, ABD Yakındoğu’da gücünü artırmaya kararlı. Oysa evrene daha geniş bir açıyla bakan ve küçük ekonomik çıkarlar peşinde koşmayan bilim insanları var: Eski insanbilimci Mary Leakey ve ekibi, Leto Lee adlı sit alanında insansıların nasıl dik yürümeye başladığını gösteren ayak izlerini buluyor. Böylece eski insanbilimde yeni bir çığır açılıyor. O zamana dek insanların zeki olduktan sonra dik yürümeye başladığını sanıyorduk. O gün anladık ki atalarımız ne teknolojiyi ne konuşma dilini ne de dik yürümeyi geliştirdiler… Bunların hepsini bizden önce gelen insansı atalarımızdan devraldık. Biz varoluşta özel değildik, sadece biraz daha zeki ve şanslıydık.

Nitekim 51 bin yıl öncesine dek kuzenimiz olan iki zeki insan türüyle birlikte yaşıyorduk: Neandertaller ve Denisovalar ki onlar da birbirinin kardeşi sayılırdı. Bunun dışında muhtemelen hiç karşılaşmamış olsak da Flores insanı, Naledi insanı ve Homo erectusla da gezegeni paylaştık. Fosil kayıtlarına insan DNA’sındaki genetik izleri de eklersek bir ara Dünya’da çağdaşımız olan 7 insan türü vardı. Bunlar da neredeyse veya Neandertallerde olduğu gibi en az bizim kadar zekiydi. Peki 3,6 milyon yıl önce Tanzanya kıyılarında dik yürüyen o küçük insansı kimdi? Australopithecus afarensis. Doğrudan atamız:

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

Aferensis Lucy.

 

Yıl 1974: Afarensisler geliyor

24 Kasım 1974’te Etiyopya’nın Hadar bölgesinde Land Rover’la geziye çıkan Donald Johanson’la Tom Gray yerde bir önkol kemiği, kafatası kemiği, uyluk kemiği, kaburga kemikleri, leğen kemiği ve altçene kemiği buldular. İki hafta sonra bölgeye geri dönüp kazılara başladıklarında tek bir insansı birey iskeletinin yüzde 40’nı oluşturan yüzlerce küçük kemik parçası daha açığa çıkardılar. Bu yalnızca 1,05 metre boyunda ve 28 kg ağırlığında olan bir Australopithecus afarensis dişisiydi. Ünlü Lucy…

Lucy 3,18 milyon yıl önce yaşamıştı ama beyni şempanze beyni kadar büyüktü. Lucy büyük olasılıkla şempanzelerden zekiydi ama dik yürüyor olmasına karşın alet kullanan ilk insan olan Homo habilis kadar bile zeki değildi. Neden derseniz insan beyni en çok enerji yakan organımızdır. Üstelik son 20 bin yılda beynimiz büyümek yerine biraz küçülmüştür. Hem de aradan geçen zamanda daha zeki olmamıza rağmen. Bunun nedeni buzul çağında az enerji tüketen en zeki canlının hayatta kalma şansının yüksek olmasıdır. Buzul çağı en zeki insan türünün türemesi için evrimsel baskı yaratmıştır.

Dolayısıyla insan beyninden daha küçük bir beynin daha zeki olması da imkansızdır. Pekala… Lucy büyük olasılıkla Kenyathropus platyops (3,5 milyon yıl önce), Homo habilis (2,5 milyon yıl önce) ve Homo erectusun (1,9 milyon yıl önce) tersine taş aletler kullanmıyordu. Oysa asıl devrim başka: Afarensisler 3,6 milyon yıl önce dik yürüyorsa insansılar içinde dik yürüyen ilk tür hangisiydi? Bu bilgiyi ayak izleri sağlayacaktır; çünkü ayak izleri yürümeye uygun ayak ve bacakların bağdokularını gösterecektir:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

İnsanlar-ne-zaman-dik-yürümeye-başladı

Külde izini belli edenler.

 

Dik yürümeye hazırlık anatomisi

Neden ve nasıl dik yürümeye başladığımızı anlamak için iskeletimizi baştan ayağa gözden geçirmemiz gerekir. Kemiklerimiz dik yürümeyi nasıl kolaylaştırıyor? Önce dik yürüme anatomisini saptayalım ve sonra atalarımızın iskeletine bakıp hangisinin ne kadar iyi yürüdüğünü görelim. 1) Başınız omurganın hemen üzerinde yer alır ve omuriliğiniz beyin sapına kafatasının hemen altından bağlanır. Dört ayak üzerinde yürüyen hayvanlarda olduğu gibi kafanın arkasından değil…

2) Omurganız dik yürürken dengenizi korumak için biraz kıvrımlıdır (dimdik olsa sırt ağrıları ve kireçlenme artar, yere düşüp belinizi kırmanız kolay olurdu). 3) Leğen kemiğiniz adı üstünde, leğen şeklinde olup kalça kemikleriniz iki yanınızda yuvarlak kıvrımlara sahiptir. Böylece dik dururken beliniz ağrımaz. 4) Uyluk kemikleri bacakların iç yüzüne doğru eğimlidir ki dizleriniz birbirine yaklaşır. Bu da dizlere binen yükü azaltır ve eklemlerinizi zorlamadan, dengeli yürümenize yardım eder.

5) Ayaklarınız şempanze ve gorillerden çok farklıdır. Örneğin ayakları arka eller gibi kullanamazsınız ve başparmaklarınız ellerde olduğu gibi yandan çıkmaz. Düztaban değilsiniz, ayak kemeriniz ve büyük topuk kemikleriniz ayağa binen baskıyı azaltarak uzun süre yürümenize izin verir. Buna karşın kısa ve küt ayak parmaklarınızı el gibi kullanamaz; yani dalları ayaklarınızla kavrayamazsınız. Ancak dallara sıkı basabilirsiniz. Bütün bunlar dik yürümeye anatomik olarak nasıl uyarlandığınızı gösterir.

Adaptasyon belirtileri

Şempanzeler de özellikle güzel bir meyve bulduğunda bu değerli ganimeti elde taşımak için dik yürür ama bu bel ağrısı yapar ve uzun süre yürüyemezler. İşin ilginci tendonları farklı bağlayarak ayak kemiklerimizin düzenini değiştirirsek ayaklarımızı az da olsa ele benzetmemiz mümkündür. Bu da insansı atalarımızın ayaklarının şempanze ayağına benzeyen uzuvlardan türediğini gösterir.

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

İnsanlar-ne-zaman-dik-yürümeye-başladı

Büyütmek için tıklayın.

 

Dik yürümeye geçişin faydaları

Dik yürümek bize ne gibi avantajlar sağladı? Başta söylediğim gibi dik yürüyen canlıların savanlarda önünü görmesi ve avlanması daha kolaydır. Aynı zamanda kısa mesafelerde hızlı koşabilir ve dört ayak üzerinde yürüyen hayvanlardan daha uzun mesafeler kat edebilirler. İki ayak üzerinde yürümek (dört ayağa göre) yürümek ve koşmak için gereken kas gücünü, dolayısıyla enerji tüketimini azaltır. Örneğin atlar insanlardan hızlı koşar ama insanlar atlardan daha uzun süre koşabilir.

Örneğin 2510 yıl önce Perslerin Atina istilasını önlemek için yapılan Maraton Savaşı zaferini Atina’ya koşarak ilettiği söylenen askeri ulak (hemerodrome) Pheidippides’in hikayesini okuyabilirsiniz. Tarihi kayıtlara göre enerji için özel ulak tayını yiyen Pheidippides (resme bakınız), Atina’nın yardım talebini Sparta’ya iletmek için iki günde 240 km koşmuş ve geri dönmüştür. Ardından Greklerin Persler karşısındaki zaferini iletmek için Atina’ya 40 km koşmuş ama yorgunluktan hayatını kaybetmiştir.

Pheidippides’in rotasını resimde bulabilirsiniz. Pheidippides’in Atina-Sparta parkurunda kuşku yoktur ama Maraton koşusunu büyük olasılıkla başka bir ulak yapmıştır. Her durumda Pheidippides, Atina-Sparta arasında yapılan modern Spartathlona ek olarak maraton ve ultra maraton yarışlarına ilham kaynağı olmuştur. Bu yarışlara bakarsanız insanların gerçekten de 2 günde çok uzun mesafeler kat edebileceğini görürsünüz. Özetle dik yürüyen insanların diyaframı genişler, daha iyi nefes alarak hızla serinler ve göğüslerdeki tüylerin dökülmesiyle hızla terleyerek bedeni serinletirler.

Susam tatlısı ve Robotech hayranları

Dik durmak bedenin güneş alan yüzeyini azaltır. Atalarımızın türediği Doğu Afrika savanlarında sık görülen sıcak günlerde canlıları sıcak çarpmasından korur. Elbette uzun koşular için duraklayarak besin tüketmemiz gerekir. Örneğin Grek ulakları incir, kurutulmuş meyveler, zeytinyağı, kurutulmuş et, susam taneleri ve bal karışımından yapılan pasteli yerdi. Resimdeki gibi bu biraz da bizim susam tatlısına/helvasına benziyor. Çitirmek ve ballı kıtıra da…

İşte Japon animelerindeki mekaların, yani insana benzeyen iki ayaklı savaş robotlarının asla üretilmeyecek olmasının sebebi budur. Dünyanın en iyisi mekası insanlar ve diğer primatlardır. En hafif, en hızlı, en çevik olan türler primatlardan çıkar. Primatlar dünyayı elleri olmayan dört ayaklılarının yapamayacağı kadar iyi maniple eder. Bu yüzden modern savaşta silahlı dronlar (SİHA’lar) gelinceye kadar mağaralarda saklanarak düzensiz savaşan gerillaları yenmek mümkün olmamıştır. Japon mekaları ise toplarını havaya doğrultana dek uçaktan atılan füzelerle etkisiz hale getirilirdi.

İlgili yazı: İnsanlar Ateşi Ne Zaman Kullanmaya Başladı?

 

Peki dik yürümeye ne zaman başladık?

Dik yürümeyle ilgili diğer anlatılanlar da doğrudur. Ellerin serbest kalması alet yapımına imkan tanımış ve bu da daha zeki bir beynin evrim geçirmesini teşvik etmiştir. Peki atalarımız ağaçlardan yere inince mi dik yürümeye başladı? Şempanzeler gibi sadece gerektiğinde yerde yürüyen bir insansı oymağı olmaktan çıkıp düzenli olarak dik yürüyen Homo sapiens sapiens (Düşündüğü üzerine düşünen insan) alt türüne nasıl dönüştük?

Doğrudan atamız olmadığı için (buna karşın teknolojiyi icat eden tür olan) Kenyathropus platyopsu saymazsak, doğrudan atamız A. afarensislerden önce dik yürüyen tür, 4,2-3,8 milyon yıl önce bugünkü Kenya ve Etiyopya’da yaşamış olan Australopithecus anamensistir. Elimizde bu türe ait bir uyluk kemiği parçası var ki daha büyük olmasına karşın afarensis uyluk kemiğine benziyor. Elimizde çok sayıda aferensis iskeleti olduğundan bu karşılaştırmayı yapabiliyoruz.

Afarensislere göre oldukça iri cüsseli olan bu Australopithecus atasının da dik yürümeye uygun uyluklara sahip olması insansılarda dik yürümenin daha eskilere uzandığını gösteriyor. Nitekim 1994’te Kuzey Kenya’da kazı yapan araştırmacılar bir anamensis kavalkemiği buldular. Bu kısmi kemik iki parçaydı ama şansımıza parçalardan biri ayak bileği ve diğeri de dize bağlanıyordu.

Eski insanbilimciler bu kemikleri şempanze ve insan kaval kemikleriyle karşılaştırdılar. İnsan kavalkemikleri ayak bileğinden dik çıkar ve bu da dik yürümeyi kolaylaştırır. Oysa şempanzelerde bu kemik bacakların dış yüzüne doğru açı yapar. Bu da şempanzelerin ellerini yumru yaparak parmak eklemleri üzerinde 4 ayak yürümesine uygundur.

Anamensis, aferensis ve ramidus karşılaştırması

Sonuç olarak anamensis kavalkemiği insan kemiğine benziyor ve bu da anamensislerin dik yürüdüğünü gösteriyordu. Şimdi daha eskiye gidelim. 4,5–4,3 milyon yıl önce yaşamış Ardipithecus ramidusa, özellikle de bir dişinin 4,4 milyon yıllık iskeletine… Ardi adı verilen bu dişi Yohannes Haile-Selassie tarafından Etiyopya’daki Awash Irmağında keşfedildi. 125 parçadan oluşan Ardi iskeleti elimizdeki en eksiksiz insansı fosilidir. Aferensis dişisi Lucy’den bile daha eksiksiz bir iskelettir.

İlgili yazı: Okyanuslar Hakkında Yanıtını Bilmediğimiz 7 Soru

İnsanlar-ne-zaman-dik-yürümeye-başladı

Büyütmek için tıklayın.

 

Ardi dik yürümeye başlıyor

2009’da popüler olunca Ardi adını alan bu birey 1,2 metre boyunda, 50 kg ağırlığındaydı. Ardi’nin yattığı yerde bulunan hayvan fosilleri türün ormanlık bir bölgede yaşadığını gösteriyordu. Buna da şaşırmamak lazım. O yıllarda Doğu Afrika’daki ormanlar henüz otlaklara dönüşmemişti. Peki Ardi insansı atalarımız içinde ağaçlardan inip yerde yürümeye başlayan ilk tür mü? Resimdeki gibi Ardi bir geçiş türüydü. Ayaklarında maymun ayakları gibi yandan çıkan başparmaklar vardı. Öte yandan ayak parmağı eklemleri dalları el gibi kavramaya uygun değildi.

Ayak başparmakları kaldıraç kuvveti uygulayarak Ardi’nin yerde iki ayağı üzerinde yürümesini sağlıyordu. Dahası Ardi’nin leğen kemiğinin üst kısmı tıpkı aferensisler gibi kısa ve genişti. Daha genç atalarımızda ve bizde olan o tipik leğen şeklini almak üzereydi. Oysa kemiğin alt kısmı dört ayak üzerinde yürüyüp ağaçlara tırmanan şempanzelerin kemiklerine benziyordu.

Dizardı kirişleriyse kalın ve güçlüydü. Aynı zamanda dizin arkasına dışa açı yaparak bağlanıyordu ki bu da dik yürümeye uygundu. Kısacası Ardi hem ağaçlara tırmanan hem de yerde yürüyen güçlü bir insansıydı. Yine de Ardi’nin insansıların ağaçlardan yere indiği geçiş türü olduğunu söylemek için önceye gitmeliyiz. Buna karşın eskiye gittikçe iskelet bulmak da zorlaşıyor. İşler bulanıyor. Yine de iki ayak üzerinde yürüdüğü düşünülen daha eski üç tür var:

İlgili yazı: 5 Soruda Paralel Evrenler

 

Ardipithecus kodava

Bu tür Etiyopya’nın Orta Awash bölgesinde 5,8-5,2 milyon yıl önce yaşamış olup muhtemelen dik yürüyordu. Bunu da büyük ayak başparmağı gösteriyordu. Oysa tek bir kemikle iki ayak üzerinde yürüdüğünü göstermek de kolay değildir. Buna karşın Orta Kenya’daki Tugen Tepelerinde 6–5,7 milyon yıl önce yaşayan Orrorin tugenensisin kalça kemikleri de kısmen dik yürüyen afarensislere ve kısmen de şempanze kemiklerine benziyor. Kodavaların dik yürüdüğünden oldukça eminiz; çünkü 2007’ye kadar bu türe ait 20 kısmi iskelet bulduk. Yine de Kodavalar tıpkı ayağa kalkan maymunlar gibi salına salına yürüyordu. Son olarak iki ayak üzerinde yürüdüğünü düşündüğümüz bilinen eski tür var:

Sahelanthropus tchadensis adlı bu türden elimizde kısmi bir kafatası var. Kafatasına bakınca omurganın kafaya arkadan değil de alttan bağlandığını görüyoruz. Tıpkı insanlarda olduğu gibi… Yine de sadece bu bağlantıya bakarak bir türün dik yürüdüğünü söylemek zordur. Bu açıdan bakarsak insanların doğrudan atası olan insansıların izini Australopithecuslara kadar sürebiliyoruz. Bu açıdan A. anamensisler de dik yürüdüğünden emin olduğumuz en eski atamızdır.

Yine de iki ayak üzerinde yürümek milyonlarca yılda gelişmiş olan bir evrimsel uyarlanma sürecidir. Afrika ormanları kurudukça atalarımız yavaş yavaş yerde daha uzun süre geçirmeye başlamıştır. Australopithecuslardan itibaren de yerde ağaçlardan daha uzun süre geçirmeye başladılar. Bu sürede dik yürümeye uygun bir anatomi geliştirdiler. Öte yandan atalarımız ormanlar kurumadan önce de dik yürüyordu ki Ardi bunu gösteriyor. Öyleyse ağaç dallarında ayağa kalkıyorduk. Peki ama neden?

İlgili yazı: Dünyadaki En Ölümcül 5 Toksin Nedir?

İnsanlar-ne-zaman-dik-yürümeye-başladı

 

Dik yürümeye geçiş uzun sürdü

Bunun çok basit bir sebebi var. Şempanzeler ve hatta kuyruklu maymunlara bakın. Bunlar dallardaki meyvelere ayağa kalkarak uzanır. Ayrıca kuyruksuz maymunlar (ape) kuyruklu maymunlardan (monkey) genellikle daha iridir. Bu yüzden elleriyle üst dallara tutunup ayaklarıyla alt dala basma eğilimi gösterir. Dahası ağaçların dibine düşen meyveleri aramak için yere inerler; çünkü iri maymunların doymak için çok yemesi gerekir.

Oysa yağmur ormanlarındaki ağaç dalları labirent gibidir ama loş orman tabanında besin bulmak daha kolaydır. Özellikle de herkes dallarda meyve ararken… Dolayısıyla dik yürümenin 7 milyon yıl önce evrimleşmeye başladığı ve atalarımızın 4 milyon yıl öncesinden itibaren iki ayak üzerinde yürüyerek yerde daha uzun süre geçirdiğini söyleyebiliriz.

Peki atalarımız ateşi ne zaman kullanmaya başladı? Onu da şimdi okuyabilir ve konuşma dilini ne zaman geliştiğine bakabilirsiniz. Gerçek Adem’in peşine düşerek ilk insanın izini Çoklu Adem yazısında sürebilirsiniz. İnsanlarda evrimi gösteren 5 kanıta bakıp gelecek 100 yılda nasıl evrim geçireceğimize de şimdiden göz atabilirsiniz. Aşkın insan mı, üstün insan mı bağlamında ise transhümanizmin kökenlerini beyne takılan Neuralink çiplerinde görebilirsiniz ki transhümanizmi daha bugün Kültür Üniversitesi’ndeki eski öğrencilerime anlattım. Sağlıcakla ve bilimle kalın. 😊

İnsanların 14 atasını görelim


1The arboreal origins of human bipedalism
2The First Hominins and the Origins of Bipedalism
3Orrorin tugenensis femoral morphology and the evolution of hominin bipedalism

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir