Dünya’nın İki Uydusu Olsa Ne Olurdu?

Dünyanın-iki-uydusu-olsa-ne-olurduDünya’nın uydusu Ay’a çok şey borçluyuz: Öncelikle Ay’ın kütlesi Dünya’da yaşamın ortaya çıkışını, özellikle de karalara yayılması ve evrim geçirmesini kolaylaştıran gelgit etkisini güçlendiriyor. Ay aynı zamanda yerçekimi çapası gibi davranarak Dünya’nın diğer gezegenlerin etkisiyle aşırı yalpalamasını önlüyor ve gezegenin eksen eğikliğini yaklaşık 23,5 derecede sabitliyor.

Uydusu olmak güzeldir

Bu sayede Dünya ekvatorun, yani göbeğinin üzerine devrilmiyor; ekvator buz tutarken kutuplar tropik bölgelere dönüşmüyor ve sert buzul çağlarından ziyade ılıman mevsimlerimiz oluyor. Kısacası Ay biz insanların yumuşak bir iklimde yaşamasını, yazın iç denizlerde büyük fırtınalarla pek karşılaşmadan denize girmemizi ve elbette Ay ışığı sayesinde romantik akşamlar geçirmemizi sağlıyor. 🙂

Peki ya Dünya’nın iki uydusu olsaydı? O zaman daha yumuşak bir iklim mi olurdu? Dünya gezegeni yaşama daha elverişli bir hale mi gelirdi? Yoksa iki uydu, tıpkı küresel ısınmada olduğu gibi yıkıcı iklim değişikliğine yol açarak gezegenin hayatı desteklemesini mi zorlaştırırdı? Ay mekaniğiyle görelim.

İlgili yazı: Evrenin Şekli Hakkında Kozmolojik Kriz Çıktı

Dünyanın-iki-uydusu-olsa-ne-olurdu

 

İki uydusu olan Dünya nedir?

Her şeyden önce uydumuz Ay, Dünya’nın bugüne dek sahip olduğu tek uydu değil. Dünya gezegeni zaman zaman Güneş’e giderken yakından geçen uzay kayalarını (asteroitleri) yakalıyor. Bunlar Dünya çevresinde geçici yörüngeye giriyor ve birkaç kez devindikten sonra uzaya savrularak Güneş Sistemi’ndeki yolculuğuna devam ediyor. İşte o sırada Dünya’nın iki uydusu oluyor.

Öte yandan, bunun gerçekten iki uydu sahibi olmak anlamına gelmediğini söylerseniz siz de haklısınız. Bir kere geçici yörüngeye giren asteroitlerin içinde en küçük olanları genellikle gözden kaçıyor. Her ne kadar NASA ve diğer uzay kuruluşları bunları saptamak için elinden geleni yapsa da uzay çok büyük ve bazen asteroitler, Dünya’ya radar ile teleskoplarımıza göre ters açıdan çok hızlı yaklaşıyor.

İkincisi Dünya’nın iki uydusu olsa derken, Ay’a ek olarak ikinci bir kalıcı uydusu olmasından söz ediyoruz. Öyleyse soruyu şöyle soralım: Dünya’nın neredeyse Ay kadar büyük ikinci bir uydusu olsa ne olurdu?

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

 

1. Ay ışığı artacak

Gökyüzünde iki Ay demek, geceyi aydınlatan Ay ışığının artması demek. Aynı zamanda bir Ay batarken diğer Ay’ın doğması veya gökte kalması demek. Her ikisi de bitki ve hayvanların sirkadyen ritmini; yani gece-gündüze göre değişen metabolizma hızını etkileyecektir.

En azından karanlık geceye alışkın insanların uykusunun kaçacağını söyleyebiliriz. Dahası geceleyin avlanan hayvanlar da zorluk çekecektir; çünkü parlak Ay ışığında avlarına yakalanmadan yaklaşma şansları azalacaktır (gerçi avlarını da daha iyi görebilecekler).

Açıkçası Dünya’nın iki uydusu olsa parlak Ay ışığı bazı canlıların soyunun tükenmesine yol açardı. Muhtemelen tarımda rekolteyi düşürür ve Dünya’nın biyolojik dengesini bozardı. Gerçi canlılar birkaç milyon yıl içinde yeni dengeye alışırdı; ama o dünya bize dost bu Dünya’dan çok farklı olurdu. Yine de gecelerin daha aydınlık olması besin zincirini çökertmeyecek ve genel açlık sorunu oluşturmayacaktır.

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

 

2. Gelgitler güçlenecek

Dünya’da görülen gelgitlerin tek kaynağı Ay değil, Güneş de büyük kütlesiyle ortalama 150 milyon km uzaktan Dünya okyanuslarında gelgitler oluşmasını sağlıyor. Ancak, Güneş’in gelgit etkisi ortalama olarak Ay’ın gelgit etkisinin yarısını oluşturuyor. Bu da Ay ve Güneş uygun hizada olduğu zaman yüksek gelgit veya düşük gelgitin güçlenmesini sağlıyor.

Ancak, Dünya’nın iki uydusu olsaydı gelgit etkisi çok daha güçlü olurdu. Bu da okyanus kıyısındaki birçok yerleşimin düzenli olarak sular altında kalması ve dolayısıyla terk edilmesine yol açardı. İnsan uygarlığı da bunu önlemek için belirgin gelgit görülen kıyı şehirlerini taşkın setleri inşa ederek korumak zorunda kalırdı.

Bugün Dünya’da küresel ısınmaya bağlı olarak deniz seviyesinin yükselmesi yüzünden, başta Endonezya’nın sahil kesimleri olmak üzere, okyanuslardaki birçok ada devleti sular altında kalacak ki bu önümüzdeki 30 yılda en az 192 milyon iklim mültecisi anlamına geliyor. İki uydusu olan Dünya’da gelgitlerin güçlenmesinin bu sayıyı daha hızlı artıracağını tahmin edebilirsiniz.

Oysa mesele sadece deniz seviyesindeki yükselme değil: İki uydu muhtemelen Dünya’ya aynı uzaklıkta dönmeyecek ve dolayısıyla da farklı hızlarda devinecektir. Bu da bizim evcil ve düzenli gelgitlerimizin karmakarışık olması demek. Suların daha sık aralıklarla ve farklı oranlarda yükselip çekilecek olması, bırakın denizciliği ve şehirciliği, sahil şeridindeki canlıları da olumsuz etkileyecektir.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

 

3. Deprem ve tsunamiler artacak

Özetle kıyı erozyonu artacak ki bu da hem balık yuvalarını hem de kıyıdaki mendirekler ve dolgu alanlarını yıpratacak. Dahası gelgitler sadece okyanusları çekmiyor; yeryüzü ve yeraltındaki her şeyi çekiyor. Öyle ki Dünya’nın iç kesimlerinin, gelgite bağlı esneme-büzülme kaynaklı sürtünme sebebiyle daha çok ısınacağını ve bu nedenle volkanizma faaliyetlerinin güçleneceğini de söyleyebiliriz.

Daha çok yanardağ püskürecek, bunların yarattığı kül bulutuna bağlı geçici mini buzul çağları daha sık görülecek. Atmosferde küresel ısınmaya yol açan sera gazları ve okyanusların asitlik oranı artacak. Ayrıca kıtaların kayması da bundan etkilenecek ve Dünya’da daha şiddetli depremlerle tsunamiler görülecek.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

İki uydu ile geceler çok aydınlık olurdu.

 

4. Günler uzayacak

Ay oluştuğunda Dünyamız Theia çarpışmasının etkisiyle kendi çevresinde sadece 8 saatte dönüyordu. Ancak, Ay’ın gelgit etkisi Dünya’nın momentumunu çalarak dönmesini yavaşlattı ve 4 milyar yılda bize alışık olduğumuz 24 saatlik günleri kazandırdı. Ay da momentum kazanarak Dünya’dan gittikçe uzaklaştı ve bugünkü ortalama 384 bin km’lik uzaklığa erişti.

Öte yandan Dünya’nın iki uydusu olsa ve bunlardan biri daha yakın dönse o da orijinal Ay gibi momentum çalarak bizden uzaklaşacaktır. Bu da Dünya’nın dönüşünün yavaşlamasını ve günlerin uzamasını hızlandıracaktır. Oysa bu feci bir şey!

Sonuçta ikinci uydu bizden uzaklaşırken önünde sonunda Ay yörüngesine gelecek, uydumuzla çarpışarak onunla birleşecektir. Belki bu sürede iki uydu tümüyle parçalanarak Dünya çevresinde Satürn halkalarına benzeyen bir halka oluşturacaktır. Her durumda, gezegenimize binlerce asteroit çarpacak ve bu da muhtemelen Dünya’daki hayatı yok edecektir (insan uygarlığını kesin yok edecek).

İlgili yazı: Gezegenler Güneş Çevresinde Nasıl Dönüyor?

Dünyanın-iki-uydusu-olsa-ne-olurdu

Gelgit olmazdı.

 

Bonus: Dünya’nın hiç uydusu olmasa?

Dünya’nın iki uydusu olmasının pek de iyi bir fikir olmadığını gördük. Peki ya Dünya’nın hiç uydusu olmasaydı? Bunun yol açacağı olumsuz sonuçların kısa bir özetini yazının başında paylaştım. Oysa bir de Dünya’da hayatın ortaya çıkmasının, belki de evrende çok az görülen bazı şanslı rastlantılara borçlu olduğumuzu söyleyen Nadir Dünya hipotezi var.

Öyleyse bu sorunun yanıtını daha detaylı olarak inceleyelim. Hiç uydusu olmayan bir Dünya hayal edelim: Öncelikle Ay gelgitleri ortadan kalkar ve geriye sadece Güneş gelgitleri kalırdı. Bu da gelgit gücünün yüzde 60 azalmasına yol açardı. Ayrıca gelgitler her gün öğle vakti görülürdü.

Nasıl ki iki Ay hem gökyüzünde daha geniş bir alanı kapladığı, hem de karanlık geceleri nadir hale getirdiği için astronomi gözlemlerini zorlaştırırdı; hiç Ay olmaması da geceleri çok daha karanlık kılarak gökbilimi kolaylaştırırdı. Ancak siz siz olun, astronomiyi ne kadar sevseniz de Ay’ın yok olmasını istemeyin. Yoksa bakın neler olur?   

Ay Güneş’in sadece 400 binde biri kadar parlak olsa da Ay ışığının ortadan kalkması, romantik geceleri yok etmek bir yana, gececi hayvanlar ve canlıların sirkadyen ritmi için bir felaket olur. Avcılar ve avların kör olduğu bir besin zinciri felaketi tetiklenebilir.

İlgili yazı: Evrenin En Büyük Yıldızı UY Scuti mi?

 

Uydusu olmayınca eksen eğikliği

Dünya’nın eksen eğikliği yaklaşık 41 bin yıllık periyotlar halinde, 22,1 ila 24,5 derece arasında değişiyor. Bu da son 800 bin yıldır, yaklaşık 100 bin yıl aralıklarla görülen ve en büyük soğukları 19 ila 23 bin yıl süren buzul çağlarına yol açıyor.

Oysa Dünya’nın uydusu olmasaydı, özellikle bize en yakın gezegen olan Venüs ve Güneş Sistemi’nin en kütleli gezegeni olan Jüpiter nedeniyle, Dünya kendi çevresinde dönerken çok daha şiddetli olarak yalpalayacaktı. Bu da yukarıda belirttiğim gibi gezegenin alabora olmasına neden olacaktı.

Nitekim Mars’ın kayda değer kütlede uydusu yok. Bu da kızıl gezegenin eksen eğikliğinin (bugün 24 derece olmasına karşın) 15 ila 35 derece arasında değişmesine sebep oluyor. Bunun Mars’ın atmosferini kaybetmesine bağlı iklim felaketini ne kadar güçlendirdiğini bilmiyoruz; ama bu tür şiddetli yalpalamaların kutup buzlarının ekvatora inmesine neden olduğunu söyleyebiliriz.

Dünya’nın uydusu olmasa Mars kadar da şanslı olmazdık. Sonuçta bize Mars’tan yakın olan Venüs var ve onun kütlesi Yer kütlesinin yüzde 82’si. Bu da Dünya’nın eksen eğikliğinin milyar yıllık periyotlar halinde 0 ila 85 derece arasında değişmesi demek. Kelimesi kelimesine, işte buna can dayanmaz! Sonuçta Dünya’nın Uranüs gibi yan yatması demek, gecelerin 6 ay sürmesi demektir. 😮

İlgili yazı: Yapay Zeka Nedir ve Nasıl Çalışır?

Dünyanın-iki-uydusu-olsa-ne-olurdu

Güzel mevsimler için şart.

 

Dünya’nın uydusu Ay olmalı

Elbette Dünya’nın uydusu olmasa bugün kendi çevresinde daha hızlı dönüyor olurdu. Düşünün ki uydumuz Ay sayesinde günler her 67 bin yılda 1 saniye uzuyor. Ay olmasa bir gün 8 saat sürerdi. Haydi iş yetiştirin bakalım o zaman! Böyle bir Dünya yaşanabilir olsa bile mutlaka çift vardiya gerektiren bir gezegen olurdu. 😉

Öyleyse Dünya’nın uydusu Ay olmalı, kesinlikle var olmalı. Peki eskiden Dünya’nın gerçekten iki uydusu olduğunu biliyor musunuz? Onu da Theia Çarpınca Ay Nasıl Oluştu yazısında okuyabilirsiniz. Bilgi Üniversitesi’nde ara sınavlar başladı. Ben de SCI 117 Amazing Science ve SCI 119 From Invention to Innovation derslerimin vizelerini yaptım. Sınava giren tüm öğrencilere başarılar ve tutkularının peşinden koşmaları için bol enerji dilerim.

Ay şimdi yok olsa…


1Excavation and Melting of the Hadean Continental Crust by Late Heavy Bombardment
2Does moonlight increase predation risk? Meta-analysis reveals divergent responses of nocturnal mammals to lunar cycles
3Tidal evolution of the Moon from a high-obliquity, high-angular-momentum Earth
4Near-resonance tidal evolution of the Earth-Moon system influenced by orbital-scale climate change

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir