Kuantum Parçacıkları Nasıl Salınır ve Titreşir?

Kuantum-parçacıkları-nasıl-salınır-ve-titreşirEvrende her şey titreşir ama her şey kuantum parçacıklardan yapılmıştır. Öyleyse kuantum parçacıkları nasıl salınır ve titreşir? Peki parçacıklar neden titreşir? Sahi, salınımla titreşim arasındaki fark nedir? Kuantum alanları ve olasılık dalgalarıyla görelim.

Öncelikle titreşim nedir?

Titreşim bir ortamın periyodik olarak, yani düzenli aralıklarla deforme olmasıdır. Bunun en basit örneklerinden biri kung fu filmlerinde sık gördüğünüz Uzakdoğu gonglarıdır. Bunlara tokmakla vurunca tabak şekilli yayvan metal titreşmeye başlar. Titreşim hızı metalin yoğunluğu, kalınlığı, çapı ve şekline göre değişir. Tokmağın vuruş hızı, yapısı, ortam sıcaklığı ve atmosferi basınçtan da etkilenir.

Bu detaylara girmemim sebebi ise bir nesnenin titreşimlerinin siyah cisim ışıması gibi tümüyle kendinden kaynaklanmadığı ve tüm nesnelerin az ya da çok fiziksel ortama bağlı olduğudur. Kuantum alanlarında buna geri geleceğim. Oysa titreşime günlük hayattan örnek vermeye devam edelim. Malumunuz düğün aylarındayız. Davul ve darbuka zarı da tokmak veya elle vurunca titreşir. Telefonunuz titreşimdeyse çalınca titreşir. Bu günlük örneklerden kastım şudur:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Kuantum-parçacıkları-nasıl-salınır-ve-titreşir

 

Kuantum parçacıkları ve titreşimler

Diyelim ki cam bardağı yere düşürdünüz ve kırıldı. Bu aslında cam bardağın yerçekimi alanında aniden durması ve açığa çıkan enerji sebebiyle hızla titremeye başlamasıdır. Bardağınız adeta dalgalanır ve aniden durma kaynaklı dalgaların şiddeti bardağı oluşturan moleküllerin bağlarını koparınca, yani bardağın yapısal bütünlüğünü bozunca bardak kırılır. Buna kuantum parçacıklar parçacık mı, yoksa dalga mı sorusunda geri geleceğiz. Yalnız dikkat:

Özenli okurlarım titreşimden bahsederken dalgalanmaya geçtiğimi fark etmiştir. Fizikte dalgalanmaya salınım, yani osilasyon deriz. Öyleyse titreşimle salınım arasındaki fark nedir? Neden fizikçiler elektromanyetik alanlar için salınım sözcüğünü kullanır da birçok durumda atomların titreştiğini söyler? Bir felsefe mezunu ve bilim yazarı olarak naçizane önerim şudur: Bilimsel araştırma yaparken önce terimlerden ve varsayımlardan başlayın. Teoriniz ve özellikle de mühendisseniz çözünüz ancak varsayımlarınızla terim bilginiz kadar güçlüdür:

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

 

Kuantum parçacıkları sallamak

Birçok fizik öğretmeni ile fizikçi salınım terimini daha çok dalgalar ve titreşimi de parçacıklarla katı nesneler için kullanır. Sonuçta yeni teoriler geliştirir veya ders anlatırken terimlerin inceliklerine pek takılmazlar. Hatta kulak zarınızın titreşimleri sesi duymanızı sağlar deriz. Ayrıca halk arasında titreşimi daha çok gözle görülecek kadar büyük nesneler için kullanırız. Bu tanımlar yanlış değil, eksiktir. Konunun mantığını anlamanıza neden olur. Oysa kuantum fiziği gelmeden önce yapıldığı için ince ayrım gerektiren durumlarda yanlış anlamaya yol açar. Öyleyse daha teknik bir ayrım yapalım:

Bir cismin titreşmesi cismin ortalama konumunun doğrusal, dairesel, periyodik ve periyodik olmayan şekilde değişmesidir. Örneğin bir tenis topunun bulunduğu olduğu yerde zıplaması gibi… Bu klasik fizik tanımını kuantum mekaniğine uygularsak titreşim, konumu belirli bir parçacığın momentumunun belirsiz olması demektir. Heisenberg’in belirsizlik ilkesi uyarınca bu da parçacıkların rastgele titremesine sebep olur. Böylelikle titreşim tanımını atomlar gibi kuantum parçacıklara genişletebiliriz.

Bunun dışında

Cam bardağı anımsayın. Bir cisim yere çarptığında veya eliniz çarptığı için darbe aldığında onu oluşturan moleküller ve atomlar da titreşir. Bu da cismin bir bütün titremesine neden olur (akılda tutun). Öyle ki yere çarpan bir bardakla darbukacının çaldığı darbukanın zarı aynı şekilde titreşir. Fizikte titreşimi daha çok mekanik titreşimler için kullanırız. Öte yandan tanımların bulanıklaştığı durumlar vardır: Mesela denizdeki dalgalar… dalgalanır, salınır ve deniz dalgalı deriz, titreşimli değil… Mademki titreşimin tanımını yaptık öyleyse salınımla arasındaki farkı da anlatalım:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

Kuantum-parçacıkları-nasıl-salınır-ve-titreşir

Evren de kuantum salınımlarından oluştu. Büyütmek için tıklayın.

 

Kuantum parçacıkları sallamak

Salınım bir cismin bulunduğu konumdan uzay ve zamanda belirgin ölçüde uzaklaşmasıdır. (Belirgin, afaki bir sözcük. Bir cismin bulunduğu yerden, çapı veya uzun ekseninden daha fazla uzaklaşması olarak kabul edebilirsiniz bunu. Yazının devamında Compton dalga boyunda anlatacağım.) Bu da tenis topunun yerde zıplamak yerine bir raket vuruşuyla rakibin sahasına uçması gibidir. Ayrıca zaman kristallerine bakabilirsiniz. Bazı moleküller yer değiştirmeden ama zaman içinde düzenli aralıklarla salınır. Zaman kristallerini kuantum bilgisayar bellekleri ve depolama alanlarında kullanacağız. Diğer yandan salınım sarkaçların ileri geri hareketi gibi genellikle periyodiktir.

Salınım aynı zamanda

…Bir cismin kuantum durumlarının uzay ve zamanda dalgalanmasıdır. Örneğin bir elektron spin aşağı ve yukarı durumlarda salınabilir. Bu elektronun dönme yönünün değişmesidir ki dönme yönü elektronunun rastgele titreşimlerinden bağımsızdır (buna açısal momentum da deriz). Titreşimi daha çok mekanik dalgalar için kullanırız ama gördüğünüz gibi bu tam olarak doğru değil. Dalgalar titremez, salınım yapar ki bu aslında dalgaları oluşturan su moleküllerinin toplu halde düzenli titremesidir.

Oysa moleküller yaptığı dalga hareketinden bağımsız olarak tek tek de titreşir. Bu da ısınmalarına neden olur. Örneğin şut çekince top havada uçar ve duvara çarpıp geri seker. Buna karşın top geri sekmeden önce aniden durur. Bu sırada doğrusal momentumunun yol açtığı kinetik enerji topun moleküllerine geçer. (Momentumu yok edemezsiniz). Bu da top geri sekerken hangi yöne giderse gitsin moleküllerin kendi içinde titremesine yol açar. Kısacası kinetik enerji ısıl enerjiye dönüşür ve geri seken top ısınır.

Öyle ki bir sistemin salınımını durdurabilirsiniz. Gelgelelim onu oluşturan atomların belirsizlikten kaynaklanan rastgele titreşimlerini durduramazsınız. Bu tanımlarda belirsizlikler var ve buna geri geleceğim. Neyse ki kuantum mekaniği daha net bir ayrım yapıyor. Salınım bir fiziksel sistemin belirli bir düzende toplu halde dalgalanmasıdır. Denizdeki su moleküllerin toplu halde dalgalanması gibi… Titreşim ise molekül, atom ve parçacıkların tek tek titremesi (salınmasıdır). Buna da ısı deriz. Şimdi salınımla titreşimi karşılaştırmaya devam edelim. Sonra bunları kuantum alan kuramında birbirine bağlamaya çalışacağız:

İlgili yazı: Elektron Yakalama Süpernovası Nasıl Patlar?

Kuantum alanı dalgaları deniz dalgalarına benzer.

 

Kuantum parçacıkları sallamak ve titretmek

Buraya dek titreşimlerle salınımlar arasında sanıldığı kadar büyük bir fark olmadığını gördük. Dolayısıyla yazının geri kalanını titreşimlerle salınımlar aynı şeydir diye okuyabilirsiniz (yukarıdaki ayrım hariç). Yine de bu ayrım fizikte önemlidir; çünkü tek tek parçacıklar ve fiziksel sistemlerin farklı davranışlarını ayırmanızı sağlar. En basitinden, akışkanlar mekaniğinde kuantum mekaniğini hesaba katmaktan çok klasik mekaniği düşünürsünüz. Sadece motorun rastgele titreşimlerle ısınması gibi bir kuantum belirsizlik payı bırakırsınız. O da bir jet uçağı motoru gibi ince ayar isteyen durumlarda gerekir.

Biz de dünyevi örneklerle devam edelim: Bir kere Dünya gezegeni de titrer. Sadece yer sarsıntıları değil… Yeraltında manto ve çekirdek gibi farklı katmanlar olduğu için Dünya her 20,5 dakikada bir bütün halinde zonklar. Zonklar derken çapı az genişleyip büzülür ki yerbilimciler buna gezegenin soluk alma kipi der. Fizikte titreşim sözcüğünü daha genel periyodik hareketler için de kullanırız. Akaryakıtla çalışan içten yanmalı bir motorun, mesela sıradan bir otomobil motorunun titreşmesi gibi.

Gerçi kuantum mekaniğinde motorun düzenli titreşimlerine salınım demek daha doğru olur. Dahası titreşimi büyük dalgalara özgü düşünmek de zordur. Sonuçta mekanik olarak titriyor dediğiniz nesneler atomlardan oluşur. Onlar da kuantum mekaniğine tabidir ve atomların rastgele salınımlarına da titreşim deriz. Dahası salgı düzeyleriniz salınım yapar, uyku süreniz haftalık salınımlar yapar ve bu böyle sürer gider. Fiziğin derinlerine indikçe salınımla titreşim arasındaki fark belirsizleşir. Titreşimlere rastgele kuantum salınımları demek tek çareniz olur. Demek ki daha teknik bir tanım yapmalıyız:

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

Her şey dalgalı.

 

Kuantum parçacıkları ve kuantum alanları

Bazı okurlarım neden hemen sadede gelmediğimi sorabilir. Bunun sebebi basit. Size titreşimin ansiklopedik tanımını yaparsam bunu büyük olasılıkla anlamayacaksınız. Bir şeyi öğrenmenin yolu, bilim insanları bir şeyin tanımını yaparken, bu tanımı neleri dikkate alarak yaptıklarını bilmektir. Fizikçiler titreşim ve salınımların tanımını kuantum mekaniğinden önce yapıyordu. Hatta kuantum mekaniği klasik mekaniğin kuantumlaştırılmış halidir. Fizikçiler de klasik fizikten bildiklerini kuantum mekaniğine uyarlamıştır. Nitekim her şey parçacıklardan oluşur:

Kuantum mekaniğine göre parçacıklar aynı zamanda dalga olup dalgalar da parçacıklardan oluşur ve dalgalar salınım yapar…. Öyle ki kütleli bütün parçacıkların bir dalga boyu vardır. Buna Compton dalga boyu deriz ki parçacığın kütlesiyle ters orantılıdır. Compton dalga boyunu küçük lambda harfiyle gösteririz ve bu da Planck sabiti / kütle x ışık hızına eşittir (resme bakın). Lambdanın, yani salınımın frekansı da ışık hızının dalga boyuna bölümüdür. Hatta bu yüzden ve popüler kanının aksine, elektron gibi parçacıklar mikroskobik kara delikler değildir. Bir kere küçük kara delikler anında buharlaşır.

Elektronlar kara delik olsa 13,77 milyar yıl önce, daha büyük patlama anında buharlaşırdı. İkincisi elektronun kütlesine göre kara delik olması için gereken çapı, Compton dalga boyundan kısadır. Bu yüzden elektronlar kara delik olamaz. Şimdi diyeceksiniz ki Hocam öyleyse elektron nedir, kuantum parçacıklar nedir? Kuantum alan kuramına göre parçacıklar kuantum alanlarındaki titreşimlerdir.

Üstelik

Bunlar rastgele titreşimler değil, salınımlardır. Örneğin elektronun bir momentum belirsizliği ve ısınmaktan kaynaklanan rastgele titreşimleri vardır, bir de Compton dalga boyundan türeyen doğal frekansı vardır. Bu da elektronun en düşük enerji durumundaki doğal dalga boyudur. Peki parçacıkların kuantum alanlarındaki rastgele titreşimler olması ne demektir? Daha doğrusu parçacıklar kuantum alanlarındaki titreşimlerse titreşen şey tam olarak nedir?

İlgili yazı: Okyanuslar Hakkında Yanıtını Bilmediğimiz 7 Soru

Kara delik nötron yıldızı yutuyor.

 

Kuantum parçacıkları ve yerçekimi alanı

Öncelikle kuantum alanlarının ne olduğuna kısaca bakalım… Kuantum alanları sonsuzdur. Neden sonsuz derseniz bunu Einstein’ın görelilik teorisindeki yerçekimi alanına benzetebiliriz. Yerçekimi alanı bir kuantum alanı değildir. Oysa kuantum alan kuramı, kuantum mekaniğinin tersine yarı klasik bir teoridir. Bu sebeple klasik fiziğe tabi olup yerçekimini tanımlayan görelilik teorisiyle arasında bazı benzerlikler vardır. Görelilik teorisinde parçacıkların kütlesine göre birbirini ne şiddette çektiğini hesaplamanız gerekir. Bunun için de yerçekimi alanının en düşük enerji durumunu baz alırsınız.

Klasik fizikte bu doğal olarak 0’dır. Peki ne zaman sıfırdır? Yerçekimi alanının içinde hiçbir kütleli parçacık olmadığı zaman. Hatta E=mc2 gereği kütle enerjiden türeyen bir özellik olduğundan, içinde kütlesiz parçacıklar (foton gibi enerji parçacıkları) da olmadığı zaman… Peki bunu yine bir alan kuramı olan görelilik teorisinde nasıl gösteririz? Örneğin deriz ki birbirinden sonsuz uzaklıkta olan iki proton arasındaki çekim kuvveti sıfırdır. Bu durumda protonların içinde olduğu yerçekimi alanının potansiyel enerjisi 0’dır. Öte yandan protonların potansiyel enerjisi sonsuzdur.

Bu sebeple

Protonlar ölçülemeyecek kadar az da olsa birbirini sonsuz uzaklıktan birbirini çeker. Protonların birbirini çekerek yaklaşması bir iş yapmaktır ve bunun için enerji gerekir. Bu enerjinin de potansiyel enerjisi 0 olan yerçekimi alanından gelmesi gerekir. Öyleyse kütleli cisimlerin birbirini çekmesi için yerçekimi alanı enerjisinin negatif olması gerekir! İşte kuantum alanları da benzer bir mantık sebebiyle sonsuzdur. En azından matematiksel olarak sonsuz olduğunu kabul etmeliyiz. Yoksa hiçbir işlem yapamayız. Kuantum alanlarındaki titreşimler olan parçacıkların davranışını hesaplayamazsınız. Diğer yandan Heisenberg’in belirsizlik ilkesi vardır:

İlgili yazı: Evrenin En Büyük Yıldızı UY Scuti mi?

Kuantum dolanıklık ve süperpozisyon olasılık dalgalarının geçici olarak üst üste binmesidir.

 

Kuantum parçacıkları olasılık dalgalarıdır

Belirsizlik nedeniyle kuantum alanları rastgele titreşir. Rastgele titreşmek bir kuantum alanının tamamının titremesi demektir. Yukarıda yaptığımız tanım uyarınca buna artık salınım demezsiniz, titreşim dersiniz. Öyle ki boş kuantum alanındaki titreşimler denizdeki dalgalar gibi bir yerden diğer yere yayılmaz. Boş alanlar titreşir (Bkz. kuantum köpük). Peki kuantum alanları nedir? Bunlar evrendeki parçacıkların nasıl davranacağını gösteren olasılık alanlarıdır. Parçacıklar da bu alanlardaki olasılık dalgalarıdır. Compton dalga boyu sebebiyle parçacıklar farklı temel kuantum durumları vardır.

Bunlar da parçacıkları birbirinden ayıran, örneğin bir fotonu elektrondan ayıran dalga boylarıdır. Kuantum alanları rastgele titrediği için parçacıklar da rastgele titrer ama Compton dalga boyu içinde titrer. Ne zamanki kuantum alanındaki bir titreşimin dalga boyu, yani olasılık dalgası genliği, bir parçacığın tanımına uygun olarak salınım yapar, onun o parçacık olduğunu söyleriz. Örneğin belirsizlik ilkesinde bir elektronun sonsuz davranış olasılığı vardır. Oysa fotonun sonsuz davranış olasılıkları (kuantum durumları) elektron olasılıklarından, elektrona özgü kuantum durumlarından farklıdır.

Kuantum parçacıkları toparlarsak

Parçacıklar kuantum alanlarındaki titreşimlerdir. Kuantum alanları olasılık alanlarıdır. Farklı parçacıklar da kuantum alanlarındaki kendine özgü olasılık dalgalarıdır. Bu dalgalar bir parçacık olarak tanımlanacak frekans, genlik ve dalga boyunda titreştiğinde buna salınım deriz. Oysa bir elektron momentum belirsizliği yüzünden veya ısındığı için rastgele titreştiğinde buna titreşim deriz. İşte parçacıklar nedir, nasıl titreşir, neden titreşir ve titreşen şey nedir sorularının yanıtı budur.

Ayrıca kuantum alanları rastgele titreşir ve bu titreşimler sonsuz büyüklükteki bir alanın tamamında gerçekleşir. Kısacası rastgele titreşimler denizdeki dalgalar gibi bir noktadan başka bir noktaya ışıktan yavaş olarak yayılmaz. Nitekim kuantum dolanıklığın sebebi de budur. Dolanık parçacıkların olasılık dalgaları birbirine dolanır. Bu yanıt net değil ama fizikçilerin bunda bir suçu yok. Kuantum mekaniği eksiktir. En azından doğayı tek başına tanımlamaya yeterli değildir. Fizikçiler de bu sebeple titreşimle salınım arasında net ayrım yapamaz. Yoksa daha kesin konuşmayı önce onlar isterdi.

Oysa bir gün yerçekimini atom ölçeğinde gösteren bir kuantum kütleçekim kuramı geliştirirsek parçacık ve dalga nedir sorusunun kesin yanıtını verebiliriz. Bana öyle geliyor ki ne parçacık ne dalga ne de bunların içinde var olduğu uzayzaman temel değildir. Bunlar da başka bir şey(ler)den türer. Keza dalgalar ve titreşimlerin daha temel olduğu kanısındayım ve Sean Carroll’un sözlerine katılıyorum: “Fizikçiler size yalan söyledi. Evrende her şey dalgadır” diyor. 😉 Yine de merak etmeyin. Yazıyı burada kesip sizi yarı yolda bırakmayacağım:

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

Kuantum-parçacıkları-nasıl-salınır-ve-titreşir

Kütleçekim dalgaları.

 

Olasılık dalgası nedir?

Fizikçiler olasılık dalgalarının ne olduğunu bilmiyor. Sadece salınım yaptığı konusunda hemfikirler ki olasılık dalgaları cisimsel değildir… Oysa tıpkı gerçek dünyada var olmayan sanal parçacıklar gibi gayet net fiziksel etkilere yol açarlar. Biz de bunları parçacık ve dalga olarak ölçüyor, zaten parçacık ve dalgalardan oluşuyoruz (Bkz. Maddenin kökeni parçacık mı, enerji mi?).

Bu nedenle: 1) Momentum nedir, 2) Fotonun kütlesi olmadığı halde neden momentumu var, 3) Kuantum mekaniğinde açısal ve doğrusal momentum arasındaki fark nedir, 4) Parçacıklar ne parçacık ne dalga olsa bile neden onları parçacık ve dalga olarak ölçebiliyoruz sorularının kesin yanıtı şimdilik yoktur. Yine olasılık dalgaları, yani elektron olasılık dalgası ve onu etkileyen kuantum alanları (elektromanyetik alan vb.) elektronunun konumu, momentumu, hızı (vektörü), spini gibi kuantum durumlarını belirler. En basitinden, elektron dediğimiz olasılık dalgası saniyede 1020 kez salınım yapar.

Nitekim bütün parçacıkların temel salınım frekansı vardır. Biz de parçacıkları birbirinden kendine özgü frekanslarıyla ayırırız. Ayrıca sadece kütlesi olan parçacıklar için zaman geçer ve salınım frekansı da parçacıkların kütlesiyle doğru orantılıdır. Öyle ki bir parçacık ne kadar ağırsa o kadar hızlı salınır. Işık hızına yaklaşan cisimlerin kütlesi sonsuza yaklaşır ve bize göre o parçacıkların zamanı sonsuza dek yavaşlar derken genel kastımız budur. Genel diyorum; çünkü elimizde kuantum kütleçekim kuramı yok:

İlgili yazı: 5 Soruda Paralel Evrenler

Kuantum-parçacıkları-nasıl-salınır-ve-titreşir

Parçacıklar olasılık dalgalarıdır ve bunlar da kuantum olasılık alanlarında titreşir. Olasılık dalgaları birbirine dolanınca kuantum dolanıklık oluşur.

 

Kuantum parçacıkları olarak nötrinolar

Oysa salınımla ilgili hiçbir kuantum mekaniği yazısını nötrinolara değinmeden bitiremeyiz. Nötrinoların kütlesi ölçemeyeceğimiz kadar küçüktür. Bu yüzden yıllar boyunca nötrinoların kütlesiz olduğunu düşündük. Buna karşın nötrinoların çok garip bir özelliği vardır. Bunları oluşturan olasılık dalgaları sadece kendi başına salınım yapmaz. Aynı zamanda birbirinin içine geçerek salınım yapar. Bu da farklı nötrino türlerinin salınım genliği, yani olasılık dalgasının birbirine dönüşmesine neden olur. Kısacası nötrinolar sürekli birbirine dönüşür ve tekrar özgün (?) türüne geri döner.

Neden öyle bilmiyoruz. Nötrinoların kütlesini de hâlâ ölçemedik ama bunların birbirine dönüşmesi için kütleli olması şarttır. Böylece kütle ve salınım arasındaki ilginç ilişkiyi de görmüş olduk. Hatta 2015 Nobel jürisi, Nobel fizik ödülünü nötrinoların kütleli olduğunu bu şekilde keşfeden fizikçilere verdi. Peki ya fotonlar? Öyle ya, fotonların momentumu var ama kütlesi yok. Bu sebeple fotonların saati de yoktur, yani zamanın akışını algılamazlar.

Fotonlar uzayın değil ama zamanın dışındadır. Çok garip; çünkü genel görelilikte uzayzaman bölünmez bir bütündür. Öyleyse parçacıklar hem uzayda hem de zamanın dışında nasıl olabilir? Gerçi kütle uzayı büker ve ışığın uzayda aldığı yol uzar ve biz de bunu sisteme dışarıdan bakınca zamanın yavaşlaması olarak algılarız. Bu da zamansız fotonların zamanın akışına ölçü olduğunu gösterir. Ah kuantum kütleçekim kuramı, gel artık!

Her durumda fotonlara bu yüzden enerji parçacıkları deriz ki fotonların enerjisi artarken frekansı da artar. Biz de madem salınım ve titreşimleri kuantum fiziğinde gördük, bir de klasik fizik uyarınca genel görelilik teorisinde görelim. Uzayzaman titrer mi?

İlgili yazı: Oksijen Dünya Atmosferinde Nasıl Birikti?

Kuantum-parçacıkları-nasıl-salınır-ve-titreşir

Yerçekimi alanında kütlenin hareket alanı ve hareket vektörleri.

 

Neden sordunuz derseniz

Evrenin sadece kuantum alanları; yani parçacıklar, dalgalar ve dolayısıyla enerjiden oluşmadığını biliyoruz. Bir de bütün bunların içinde etkileştiği uzayzaman var. Peki uzayzaman salınım yapar ve dalgalanır mı? Evet, Amerika’daki LIGO gözlemevi 2015’ten beri birleşen kara delikler ve nötron yıldızlarının uzaya yaydığı kütleçekim dalgalarını saptıyor. Öyle ki iki kara delik birleştiğinde kütlesinin yaklaşık üçte birini uzaya kütleçekim dalgaları halinde yayar.

Aslında uzayda simetrik olmayan ve simetrik hareket yapmayan her şey kütleçekim dalgası yayar. Siz de bu yazıyı okuduktan sonra haydi gidip kendime bir çay koyayım diyerek mutfağa yürüdüğünüz zaman kütleçekim dalgası yayarsınız. Gerçi bu salınımlar ölçemeyeceğiniz kadar küçüktür. Yalnızca kara delik ve nötron yıldızı gibi çok güçlü yerçekimine sahip cisimlerin yaydığı kütleçekim dalgalarını görebiliriz. Öyleyse evrende her şey titreşir. Tüm evren bir tür titreşimli enerji alanıdır. Yine de bu kuantum çakra gibi sözde bilim söylemlerini kanıtlamaz. Biz sadece bilimin sınırlarını anlattık.

Kuantum parçacıkları için sonsöz

Peki neden kara delik gibi güçlü yerçekimine sahip cisimler dedim ama en büyük kütleli cisimler demedim? Neden 3 Güneş kütleli bir kara delikten 5 kat ağır bir yıldız kütleçekim dalgaları yaymıyor da kara delikler yayıyor? Onu da uzayzaman nedir ve gerçek midir ve kütleçekim dalgalarına veri yüklemek mümkün mü yazılarında okuyabilirsiniz. Kuantum alanlarının nasıl oluştuğuna evreni genişleten vakum enerjisi nedir ve paralel evrenler arasında iletişim mümkün mü yazılarında bakabilirsiniz.

Hızınızı alamayarak dolanıklığın kuantum alanlarından nasıl türediğine, Einstein uzaktan etki yok derken ne kastetti başlığında göz atabilirsiniz. Kendinizi cesur hissediyorsanız elektron spini nedir ve paralel evrenler nerede sorularını da ele alabilirsiniz. Bilimle ve sağlıcakla kalın. 😊

Kuantum alanı titreşimleri ve parçacıklar


1Digital quantum simulation of molecular vibrations
2Quantum Oscillations and the Quasiparticle Properties of Thin Film Sr2RuO4
3Bell correlations between light and vibration at ambient conditions
4Quantum oscillations from a pair-density wave
5Quantum oscillations in the activated conductivity in excitonic insulators: possible application to monolayer WTe2

One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir