Küresel Isınmaya Karşı Sera Kentler

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınmaKüresel ısınma yakın gelecekte sıcak dalgaları, çölleşme ve açlığa yol açacak. Özerk iklimlendirme sistemiyle kendine yeten ve kendi yiyeceğini yetiştiren sera kentler ise 10 milyar nüfusu insani şartlarda yaşatarak uygarlığı kurtaran kısmi ütopya yaratacak. Akıllı şehirlerin geleceğini görelim.

Akıllı şehirler ve sera kentler

Bunlara sera kentler diyebiliriz; çünkü arkolojiler tıpkı turfanda meyve-sebze yetiştirilen seralar gibi, cam veya saydam plastikle kaplı mekanlardan oluşuyor. Her ne kadar bugün gerçek bir sera kent inşa etmemiş olsak da bunların en basit versiyonunun 5000 kişiye ev sahipliği yapması planlanıyor.

Gerçi sera kentler dev gökdelenler olmak zorunda değil; tıpkı Mars için tasarlanan Biyosfer 1 ve Biyosfer 2 deneylerinde olduğu gibi, üstü kubbeyle kaplı küçük köyler veya büyük kasabalar da olabilirler.

Yine de dünya nüfusunu çevreyi beton yığınına dönüştürmeyen doğa dostu sera kentlerde yaşatmak istiyorsak yerden kazanmamız gerekiyor. Bu nedenle dev gökdelenler inşa etmek mantıklı görünüyor.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Sera kentler İtalyan mimar Sorelli’nin icadı; ama arkolojiler ilk olarak SimCity oyunlarında popüler oldu.

 

Sera kentlere ne gerek var?

Türkiye’mizin birçok güzel köyü var. Bunlar doğayla iç içe yaşayan harika mekanlar ki sadece Artvin’deki Şavşat Yaylası’nı düşünsek yeter. Oysa nüfus hızla artıyor. Bugün 7,5 milyar olan dünya nüfusu 2050’de 9 milyarı aşacak.

Bu kadar insanı İstanbul gibi beton yığını büyükşehirlerde yaşatmamız imkansız. Öte yandan, Dünya’nın yüzey alanının çok küçük bir kısmını kullanarak (aslında sadece karalara sera kent gökdelenleri inşa ederek) 10 milyar değil, 1 trilyon insanı bile güllük gülistanlık yaşatabiliriz (İstanbul’un Dünya’nın en kalabalık 6. şehri olduğunu belirtelim).

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Sorun nüfus artışı değil

Sorun doğal kaynaklarla zenginliğin birkaç yüz elit ailenin elinde toplanması ve bunların diğer insanlara damlalıkla dağıtılması. Oysaki bugünkü yapay kıtlık ekonomisinin sadece 30-40 yıllık ömrü kaldı ve gelecekte kıtlık sonrası ekonomiye geçeceğiz.

Bolluk (cornucopia) teknolojisi gelince insanlar istedikleri ürün ve hizmetlere ücretsiz olarak veya enerji eşdeğeri üzerinden çok ucuza erişebilecekler.

O zaman oyunun kuralı tümüyle değişecek ve nüfus artışı açlık ya da çevre kirliliğine yol açmaktan çıkacak. Günümüzde bu bir hayal; ama nüfus artışını durduramadığımıza göre, söz konusu planı gerçeğe dönüştürmek için şimdiden hazırlık yapmamız gerekiyor. Sera kentler bunun için gerekiyor.

İlgili yazı: İnternette teknik takip ve gözetimi önleme rehberi

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Mimar Sorelli çok sayıda sera kent çizdi.

 

Gerçek ütopya nasıl kurulur?

Aslında çevreye zarar vermeden, hatta tersine Dünya’nın yüzeyini 20 bin yıl önceki balta girmemiş haline geri döndürerek çok sayıda insanı destekleyebiliriz. Öyle ki yerde ve gökte 5 milyon trilyon insanı bile ormanlar ve bahçeler içinde yaşatabiliriz.

Bunun için enerji sorununu çözmemiz ve nükleer füzyonla güneş enerjisine yatırım yaparak yeni üretim teknikleri, örneğin 4D printerlar geliştirmemiz yeterli.

Enerji sorununu çözdükten sonra, diğer ölçeklenebilirlik problemlerini dijital dönüşüm gerçekleştirerek ve 30 yıl sonra gelecek olan endüstri 5.0’ı kullanarak rahatlıkla çözebiliriz.

İlgili yazı: Mobil İnternette Video İzleme Rehberi

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Sera kentler teraslı olursa dar alanda bol rekolte alan tarıma imkan veriyor.

 

Yeryüzü cennetinin mimarisi

Elbette bu yazıda o kadar uçmayacağız ve kendimizi sera kentlerle sınırlayacağız. Ancak, teknolojiyi doğru kullanırsak bırakın 10 milyar insanı, 1 trilyon insanı bile Star Wars’taki betonarme Dünya-Şehri Coruscant’ı inşa etmeye gerek kalmadan, çevreci sera kentlerde barındırabiliriz.

Her ne kadar 5 milyon trilyon insanı 300 yıldan önce beslememiz mümkün olmasa da 10 milyar kişiyi barındıracak sera kentleri sadece 100 yıl içinde inşa edebileceğiz. Doğrusu bunu yapmak zorunda kalacağız:

İlgili yazı: Evren Bir Simülasyon mu?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Babil’in Asma Bahçeleri’nden esinlendi.

 

Küresel ısınma yüzünden

Buna inanmak ilk bakışta zor ve siz de “ama hocam 10 milyar insana ne gerek var” diye sorabilirsiniz. Doğru bir soru ve bunu aklınızda tutun; çünkü yazının devamında geleceğiz, fakat sera kentler kurmak zorunda olmamızın asıl sebebinin vahşi hayal gücümüz değil de küresel ısınma olduğunu belirtelim.

Küresel ısınma yüzünden önümüzdeki 20 yılda Florida ve California’dan tutun da İtalya ile Hindistan’a kadar birçok ülkede ölümcül sıcaklık dalgaları görülecek. Bu yüzden insanlar gündüz kapı dışarı çıkamayacaklar. Tarlalardaki mevsimlik işçiler de günlerce çalışamayacaklar.

Küresel iklime bağlı iklim değişikliğinin tetiklediği erozyon ile toz fırtınaları tarlaların çölleşmesine yol açacak (şimdiden yol açıyor) ve sel baskınları ekinleri kıracak. Deniz seviyesi 2100’e kadar en az 3 metre yükselecek ve kıyıları su basacak (Dünya’nın bütün sahillerine taşkın duvarı çekmediğimiz sürece).

İlgili yazı: AIDS’e Kesin Çare >> Amerikalı doktorlar HIV virüsünü insan DNA’sından sildi

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Etemenanki. Teraslı gökdelenlerin ilk ve en büyük örneği.

 

Kendi bağınız, bahçeniz

Kısacası ormanlar tarla olurken tarlalar çöl olacak. Hiçbir ülke de benim mısır tarlalarım artık çöl oldu, ben de senin mısır tarlalarını işgal ettim diyemeyeceğine göre (?); açlık ve savaş tehlikesini önlemek için kendi yiyeceğini yetiştiren köylüler gibi yaşamak zorunda kalacağız (fena fikir değil hani).

Nitekim Meksika’nın başkenti ve Dünya’nın en kalabalık şehirlerinden biri olan Mexico’da insanlar 30 yıldır mısırını evinin çatısında yetiştiriyor, hatta ineğini besliyor.

Kendi klima sistemleri ile küresel ısınmaya rağmen insan yaşamına elverişli kapalı bir iklim yaratacak olan sera kentler ise bunu yapmanın çok daha etkili ve organize bir yolu. Üstelik Mars ve Ay’a yerleşince sera kent inşa etmeye mecbur kalacağız. Sonuçta bu gezegenler çok soğuk ve hava yok, tabii ki insan hayatına uygun kapalı mekanlarda yaşayacağız.

Ancak, sera kent derken aklınıza Levent’teki balkonsuz cam plazalar gelmesin. Sera kentler kapak resmindeki gibi ferah mekanlar olacak. Peki ama nasıl? Hemen görelim.

İlgili yazı: Taht Oyunları Dünyası Gerçek Olabilir mi?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Babil Kulesi’ni çizen ressam işini biliyordu.

 

Özerklik anahtar kelime

Özerk olmak yüzde 100 bağımsız olmak anlamına gelmiyor. Bu bağlamda sera kentler de diğer şehirlerle ticaret yapacaklar. Ancak günümüzde şehirler kendi yiyeceğini üretmiyor. Bunun yerine kırsal kesimler şehirleri besliyor. Tıpkı derebeyleri zamanında çiftliklerin şatoları beslemesi gibi.

Sera kentler ise en azından sebze ve meyveyi kendi yetiştirecek. Elbette küreselleşme çerçevesinde ürün ve hizmet ithalatı sürecek; ama ekonomik özerklik sayesinde yerel kaynakları daha verimli ve eşitlikçi kullanacağız.

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Sera kentler gökdelen olmak zorunda değil; ama teraslı olursa iyi olur.

 

Sera gökdelenlerin ekonomisi

Sera kentleri her biri Kadıköy büyüklüğündeki dev gökdelenler halinde hayal etmek bir şehir efsanesi ve bu efsane 2000 yılında o zamanın en popüler video oyunlarından SimCity ile yaygınlaştı. Yine de sera kentlerin kendi tarlaları olacağını söylerken, bunun için klasik açık arazi tarımını kullanacaklarını söylemiyoruz; çünkü sadece bunu kullanmak pek gerçekçi olmaz.

Tarımın ne kadar çok yer kapladığını biliyor musunuz? Bırakın bin türlü meyve-sebzeyi; yalnızca buğdaya odaklansak bile bir kişiyi kıt kanaat beslemek için en az 1 dönüm araziye ihtiyacımız var.

İlgili yazı: Dünyanın Derinliklerinde Yeraltı Okyanusu Bulundu

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Coruscant benzeri dev şehirler aşırı ısı üreterek herkesi kızartır. Bu yüzden sera kentler daha gerçekçi.

 

Alternatif tarım

Bununla birlikte hidroponik sistemler (bitkilerin toprak yerine mineralli suyla beslenmesi), özellikle çok katlı hidroponik sistemler ve fotosentezde kullanılan kırmızı ışık desteğiyle sera kentleri beslemek mümkün olacak.

Buna karşın gökdelenlerde ölçeklenebilirlik sorunları var. New York’ta gökdelen dairelerinin metrekaresi yerine göre 10 bin doları buluyor.

Üstelik buna koyun veya tavuk gibi besi hayvanları, tekstil ürünleri için pamuk ve ahşap için ağaç yetiştirmek veya biyoyakıt ile plastik türevleri için endüstriyel tarım yapmak dahil değil.

Özetle sera kentlerde yaşayan bir kişinin 200 metrekarelik tarım alanına ihtiyacı var. Bu da kişi başına 2 milyon dolardan fazla besin ve ham madde yatırımı demek. Dolayısıyla sera kentleri sadece resimdeki gibi duvarları olan ve balkonlarında saksı bitkileri yetişen betonarme binalar olarak düşünemeyiz.

İlgili yazı: Elon Musk Dragon 2 Mars Seferi İptal Demedi

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

İlk örnekler inşa ediliyor; ama küçük çaplı.

 

Öyleyse gerçek sera kent nasıl yapılır?

Her şeyden önce sera kentlerin gelecekte mevcut kentlerin yerini alacağını belirtelim. Bu nedenle ilk örnekler klasik şehirlerin yanında eklenti gibi dursa da nihai amacımız tüm şehirleri sera kentlerle değiştirmektir.

Örneğin, sadece bugünkü gökdelenler kadar yüksek olan, ama aynı zamanda bağ bahçenin ortasında yükselen sera kentler yapabilir miyiz? Önce bunu soralım ve doğal bitki örtüsüyle yaşam alanlarını bozmayan yapılara odaklanalım. Önümüzdeki asıl engelin de atık ısı olduğunu unutmayalım.

Nitekim Star Wars’taki Coruscant dünya şehrinde 1 trilyon insan yaşıyor. Ancak, herkesi o beton ve metal yığınlarına hapsedip tüm gezegeni şehirlerle kaplarsanız ortaya çıkacak ısı herkesi kızartır: Bir insanın 100 wattlık tungsten telli ampul kadar enerji tükettiğine dikkat edersek sera kentlerde ısı yönetiminin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.

İlgili yazı: Amerika Mobil Füzyon Reaktörü Geliştiriyor

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

SimCity 4’te gerçekçi bir sera kent örneği.

 

Bu yüzden açık arazi şart

Sera kentler geniş yeşil arazilerin ortasına inşa edilmeli ve asla Kordon Boyu’ndaki apartmanlar gibi bitişik düzen olmamalı. Sera kentlerin kendi ısısıyla pişen düdüklü tencereye dönüşmemesi için havadar olması gerekiyor.

Elbette sera kentler kendi yiyeceğini kapalı kubbelerin veya binaların içinde üretebilir; ama çevresindeki açık alandan kısmen yararlanmak da (gökdelenin yer hizasındaki bahçesini kısmen tarımda kullanmak da) enerji ve üretim verimliliğini artırır.

İlgili yazı: Süpernova 1987A Patlamasının 3B Haritasını Çıkardık

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Nereden nereye.

 

Her durumda nükleer füzyon zorunlu

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, güneş enerjisi en temiz enerji olsa da ölçeklenebilirlik açısından (nüfus artışına bağlı olarak artan ihtiyaçları karşılamak açısından), gerçek güneş enerjisi olan nükleer füzyonu da geliştirmek zorundayız. Bu da bizi yazının başındaki 1 trilyon insana getiriyor:

Bugün robotlaşma ve yazılım otomasyonu nedeniyle gittikçe daha çok insan işsiz kalıyor. Her ne kadar robotların bir günde bütün işçilerin yerini alacak olmasa da işsizlik kaçınılmaz olarak artıyor.

Bütün bu sebeplerden dolayı işsizlik artacak ve işsiz kalan insanlar da ya savaşacaklar ya da sevişecekler. Bu popülist bir söylem değil: Robotlaşma sürecinde işsiz kalan insanlar nedeniyle önümüzdeki 20 yılda İngiltere’de bile nüfusun tekrar artmaya başlamasını bekliyoruz.

İlgili yazı: Diş Çürükleri için Kök Hücre ile Dolgu Tedavisi

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Mexico ve diğer bazı şehirlerde insanlar evinin çatısında sebze yetiştiriyor.

 

Geçmişin hayaleti ve geleceğin vizyonu

Elbette 100 yılda 1 trilyon nüfus olur mu bilemeyiz, ama 40 yılda 10 milyar insan olacak. Bunun asıl sorumlusu da doğum kontrol alanındaki eğitim eksikliği değil; sanayicilerin üretim maliyetlerini azaltmak için robotlara geçmesi olacak.

Dolayısıyla sera kentlerin de bu kadar insana hizmet etmek için minimum ısıyla maksimum enerji üretmesi gerekecek.

İlgili yazı: Kuantum ışınlama Rekoru: Çin Uzaya Foton Işınladı

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Sorelli’nin sera gökdelenleri.

 

Nükleer füzyon bu yüzden şart

Tabii buna ek olarak çok ucuz ve sağlam inşaat malzemeleri gerekecek. Üstelik bunlar günümüzün Ford kafasıyla üretilen, “çabuk eskisin de yenisini satarız” tarzında kısa ömürlü inşaat malzemeleri değil; 100 yıl ve 300 yıl ömürlü evladiyelik materyaller olacak. Arabayı satayım da asıl parayı teknik servisten kazanayım mantığını terk etmek zorunda kalacağız.

Yoksa sera kentlerin bakım masraflarını yedek parça ekonomisiyle karşılayamazsınız ki bunun en kolay çözümü, zamana ve önceden belirlenen parametrelere göre şekil değiştiren programlanabilir madde kullanmaktır: Kısacası 4D printerlar yardımıyla replikasyona geçeceğiz ve insan hücreleri gibi kendini yenileyen organik üretim malzemeleri kullanacağız.

Bunun detaylarına sentetik biyoloji ve genetik yazılarımda erişebilirsiniz. Ancak, sera kentler için sadece enerji üretimi ve yönetimini optimize etmenin yeterli olmayacağını, 10 milyar insana ölçeklenebilen yapılarda yepyeni inşaat teknikleri kullanmak gerekeceğini de ekleyelim.

İlgili yazı: Galaksinin En Küçük Yıldızı Satürn Boyunda

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Hidroponik tarımda bitkiler toprakla değil, mineralli suyla yetiştiriliyor.

 

Yaşayan binalar

Kendi dijital sistemi olan, kendini onaran ve kendini yöneten yapay zeka destekli yarı organik, yarı sentetik binalardan söz ediyoruz. Bağı bahçesiyle gerçek anlamda nefes alan; atıklarını günümüzün tersine yaygın ve rutin olarak geri dönüştüren sera kentler kurmalıyız.

Dikey tarım

Yerden kazanmak için gökdelen şart olduğuna göre, toprak kullanımını en aza indirgeyen hidroponik sistemler tarafından desteklenen dikey tarım da şart olacak. İşte bu sorunu aşmak için inşaatta devrim yapmalı ve aslında geçmişe, özümüze dönmeliyiz.

Özümüze derken, 1 kişi için binlerce saatlik buğday yetiştiriciliği ve 1-2 megavatlık enerji tüketimini optimize etmek üzere geçmişten ders almaktan söz ediyoruz. Bu açıdan Babil’in Asma Bahçeleri’nden, Tanrı Marduk’a adanan Etemenanki zigguratından ve Babil Kulesi’nden, kısacası teraslı gökdelenlerden bahsediyoruz.

Resimde gördüğünüz gibi yere çukur açarak veya doğal çöküntülerden yararlanarak yapılan anfi tiyatro benzeri teraslı tarlalar hem yerden kazanıyor hem de bitkilerin dar alanda güneş ışığından maksimum ölçüde yararlanmasını sağlıyor.

Oysa düz gökdelenlerin içindeki bitkiler pencere kenarında değilse yeterli gün ışığı alamazlar ve nükleer füzyon desteğiyle fotosentezi artıran kırmızı LED lambalar kullansak bile binaların aşırı ısınmasını engelleyemeyiz. Düşünün, öğle vakti 1 metrekarelik yer yaklaşık 1000 watt enerjiye eşdeğer gün ışığı alıyor.

İlgili yazı: Çifte Tılsım: Protondan 4 Kat Ağır Yeni Parçacık Bulundu

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Dikey tarım. Temsili.

 

Güç birliği

Demek ki sera kentler için nükleer füzyon ile güneş enerjisini birlikte kullanmalı; temiz enerjiden binlerce kat verimsiz olan ve küresel ısınmaya yol açarak çevreyi kirleten fosil yakıtlardan ise kesinlikle uzak durmalıyız.

Her ne kadar sermaye şimdilik fosil yakıt tabanlı enerji tekeliyle dünyayı kontrol etmeyi seçse de gelecekte hayatta kalmak için petrol ve doğal gazdan vazgeçmek zorunda kalacağız. En azından Dünya gezegeninde.

Bu arada 1 metrekare 1000 watt enerji alıyor dedik; ama tungsten ampuller 100 watt enerji tüketirken sadece 10 wattlık ışık üretiyor. Bu yüzden evde elektrik faturasını azaltmak için tümüyle LED lambaya geçmeniz gerekiyor. LED lamba watt başına daha çok ışık üretiyor.

Ayrıca Dünya’ya vuran güneş ışığının sadece küçük bir kısmı fotosenteze uygun; yani bitkilerin yetişmesine uygun dalga boyunda. Gerisi sadece elektrik üretmeye veya Dünya’yı ısıtmaya uygun. Oysa bizim sera kentlerde büyük bir ısınma sorunumuz var.

İlgili yazı: Beşiktaş JK Müzesi Futbolu Teknolojiyle Birleştiriyor

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Sıcak dalgalarına karşı.

 

Nasıl çözeriz?

Terasları camla kaplayarak çözebiliriz (sera kent demiştik değil mi?). Bu camlar sadece fotosenteze uygun ışığı geçiriyor (ve manzaramız olsun diye görünür ışığı); ama ısıyı dışarıda bırakarak seraların aşırı ısınmasını önlüyor. Kış aylarında ise daha fazla ısının içeri girmesine izin vererek doğal ısıtma yapmayı sağlıyor.

Gerçi bununla yetinmeyiz: Teraslarda fotosenteze uygun kırmızı ışık yayan LED lambalar da kullanırız. Sonuçta LED lambaların sadece istediğimiz dalga boyunda ışık yaymasını sağlıyoruz. Bu da dar mekanda bitkilerin ısınmadan hızlı büyümesine izin veriyor.

Sadece 5 wattlık enerjiyle fotosentezi teşvik eden LED lambalar, hidroponik tarım, teraslı binalar, gün ışığı ve nükleer füzyon minimum ısınmayla (yüzde 5) maksimum enerji tasarrufu sağlayarak sera kentlerde toplam 10 milyar nüfusu yaşatmamızı kolaylaştırıyor.

İlgili yazı: Çarpışan Galaksiler: Samanyolu Büyük Macellan ile Çarpışacak mı?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

New Orleans için Nuh arkolojisi.

 

Antirefle güneş panelleri

Bu teknolojiyi önceki yazımda anlattım; ama insanlığın geleceği için o kadar önemli ki burada özet geçmemiz gerekiyor: Antirefle güneş panelleri atık ısıyı havaya değil, özel frekansta doğrudan uzaya yansıtıyor.

Böylece binaları klima kullanmadan soğutuyor. Tabii ısıyı uzaya yansıttığı için küresel ısınmayı büyük ölçüde azaltıyor.

Biz de sera kentlerin teraslarını antirefle film kaplı cam kullanan seralarla kapatırsak enerji tüketimini daha fazla azaltabiliriz (hatta camların aynı zamanda güneş paneli gibi elektrik üretmesini sağlarız). Yine de 10 milyar insan için bunu ancak nükleer füzyon desteğiyle yapabiliriz.

İlgili yazı: İnsanları Küçültmek Mümkün mü ve Küçültürsek Ne Olur?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Teras sistemi dar alanda verimliliği artırıyor.

 

Sonra da bahçelere böleriz

Bahçe derken, terasları küçük bahçelere böleriz. Nasıl ki dairenizin tapusu var; bu teras bahçelerini de satın alabilir veya kiralayabilirsiniz ya da devlet her aileye bir küçük bahçe ayırabilir. Böylece o bahçede akşam sofranıza koyacak sebzeler yetişir.

Yine de bu naif bir sistem değil. Daha pratik yollar var. Örneğin bahçeniz size ait olur; ama doğrudan bahçeden yemezsiniz. Bunun yerine bahçeniz size günlük kalori hakkı (istihkakı sağlar). Bununla marketten et, sebze, istediğiniz şeyi satın alırsınız.

Hakkınızın yetmediği yerde ise cebinizden ödersiniz (Devlet nüfus artışını telafi etmek için işsiz yurttaşlara temel gelir maaşı bağlayacaktır).

İlgili yazı: Venüs Dünyanın Ozon Tabakasını Nasıl Kurtardı?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Kaynakları doğru kullanırsak bütün insanları Şavşat Yaylası’ndaki gibi yaşatabiliriz hem de büyükşehir lüksüyle.

 

Enerji kredisi

Görüyoruz ki Bitcoin ve diğer coin bazlı ödemelerin öncelik ettiği yapay kıtlık sonrası ekonomide (2045’ten sonra) para birimlerinin yerini önce dijital para alacak. Ardından bunlar enerji eşdeğerine endekslenecek.

Bunu siz de biliyorsunuz! Bugün farkında olmasak da böyle para harcıyoruz. Sizce neden Antep iç fıstık ve çikolataya gram başına taze fasulyeden daha çok para ödüyoruz? Çünkü enerji yoğun gıdalara daha fazla para alıyorlar. Bu basit pancar şekeri olsa bile!

Oysa bugün bundan yalnızca birkaç şirket zengin oluyor. Gelecekte ise sera kentlerle fakirlik ve açlık ortadan kalkacak. Sağlıklı insan ömrü de uzayacak; ama can sıkıntısını önlemek için herkesin iyi eğitim alıp entelektüel faaliyetlerde bulunması gerekecek.

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Uzay Yolu ekonomisi

Uzay Yolu: İlk Temas filminde Kaptan Picard, Federasyon ekonomisinin para kullanmadığını söylüyor. Sizce bu nasıl oluyor? Yukarıda değindiğimiz şekilde oluyor.

Burada sadece basit aritmetik yaparak sera kentlerin insanlığın geleceğini kurtaracağını gösteriyoruz; ama merak etmeyin, Birleşmiş Milletler ve büyük üniversiteler gelecek için şimdiden çok daha ince planlar yapıyor.

Türkiye’nin de şimdiden İstanbul, İzmir ve diğer büyükşehirler için sera kent araştırmasına geçmesi gerek. Akıllı evlerle akıllı şehirler derken bunu kast ediyoruz ve Manyas Kuş Cenneti ile değerli Ege-Karadeniz-Trakya ekosistemini kaybetmeden önce mutlaka tedbir almamız gerekiyor.

İlgili yazı: Robotlaşma yüzünden şoförler 2027 ve cerrahlar 2053’te işsiz kalacak

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Sorelli’nin sera kent çizimleri.

 

Endüstri 4.0

Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki e-business and internet marketing yüksek lisans dersimde endüstri 4.0 için gereken dijital dönüşüm süreçlerini anlatırken, gençlerimizi bu geleceğe hazırlamaya çalışıyorum.

Sonuçta sera kentlere geçiş için robotlaşma, yazılım otomasyonu, yapay zeka ve mikro inşaat teknikleri şart. Bu bağlamda 3D printerlar, 4D printerlar, biyoprinterlar ve inşaatta kullanılan robot 3D printerlar da şart.

İlgili yazı: Bitcoin 2244 Dolar Ama Kriz Yakında

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Köy kentlerle birlikte geniş düşünelim

Yakın tarihe bakarsanız eski başbakanlardan Ecevit’in 70’lerin sonunda tanıttığı köy-kent projelerini görürsünüz. Şimdi bunu modern sera kentlere uyarlayalım; ama bu kez sera gökdelenler ve uzay gökdelenleri yerine, basit orman kulübelerini düşünelim.

Evet, İsviçre Alplerindeki kulübeler veya Şavşat Yaylası’ndaki evler gibi küçük yerleşimler: Bunlara dışarıdan bakınca hiçbir ileri teknoloji ürünü görmezsiniz. Sadece güzel bir orman ve yeşillikler içinde bir ahşap kulübe vardır.

Oysa yukarıda anlatılan sera kent teknikleriyle o evin bodrumunda ve sadece 200 metrekarelik bir alanda hidroponik tarımla yiyeceğinizi kısmen yetiştirebilirsiniz. Hatta Özdilek AVM’nin çok katlı bodrumu gibi yeraltında çok katlı tarım da yapabilirsiniz.

Bunun için tarla açmak üzere ormanları kesmeye gerek kalmaz. Bunun için İstanbul’un plaza insanın büyük paralar ödeyerek oturduğu Maslak semti gibi beton yığınları inşa etmeye de gerek kalmaz. O yüzden köy kentleri unutmayalım ve sera kentlerle birlikte düşünelim. Önce kendine yeterli özerk yerleşim birimlerini kuralım.

Sera kentler İtalyan Mimar Paolo Soleri’nin icadı


İlgili yazı: Sürpriz! Evrende yeni kara delik türü bulundu

 

Polikültür

Bu tür bodrum tarımı örneklerine polikültür diyoruz. Tıpkı Bostancı ve Caddebostan’ın eski bostanları gibi farklı sebzeleri bir arada yetiştiriyoruz. Salatalık ve domatesi birlikte ekmek veya bitişik bahçelerde ekmek buna iyi bir örnek ve bu da minimum enerjiyle maksimum besin değeri elde etmeyi sağlıyor.

Tüketici ve hatta üretici olmayın

Bunlar modası geçecek olan kavramlar. Siz kendi işini kendi gören veya işbirliğine hazır olan türeticilere dönüşün.

2016’da Urla İYTE’de düzenlenen Hacknbreak Açık İnovasyon Kampı’nda Elon Musk’ın kendine yeterli şirketlerini anlatırken, Musk’ın üreticiden türetici olmaya geçiş yapan bir altyapı girişimcisi olduğunu söylemiştim.

Köy kent kavramı şehirlerle köyleri ancak gerçekçi bir ekonomi ve iş modeliyle birleştirebilir. Sera kentler yazısında bunu vurguluyoruz.

İlgili yazı: Yapay Zeka Bilimsel Düşüncenin Yerini Alacak mı?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Robotlar ve polikültür

Şimdi tarımla uğraşan arkadaşlarım diyecekler ki hocam bu dediğiniz çok fazla işgücü gerektiriyor. Farklı bitkileri karışık ekmek pahalı olur. Elbette işgücünden sadece düşük ücretle çalışan mevsimlik tarım işçilerini anlıyorsak bu pahalı olur.

Oysa evdeki mutfak robotları gibi küçük robotları alır ve bunlar bodrum katlarında hidroponik polikültür tarımı yaparsak bu iş çok ucuz olur. Üstelik bu sayede bütün mevsimlik işçilerin böyle güzel bir kulübesi olur ve kulübelerinde kendi sebzelerini yetiştirebilirler.

Endüstri 4.0, robotlaşma ve sera kentler

Öyleyse sera kentler için robotlaşma şart, bunu gördük. Bu yüzden KTÜ, ODTÜ, YTÜ, İYTE, Ege ve Boğaziçi’nden bana ulaşan mühendis öğrencilerime hep biyoteknoloji ile mekatronik alanlarında çoklu ihtisas yapmalarını öneriyorum. Buna Ziraat Fakülteleri de dahil. Hatta Türkiye’yi gelecekte beslemek için ziraat mezunu olmak ve tarım robotlarında uzmanlaşmak şart.

İlgili yazı: Kütleçekim dalgaları uzayı nasıl buruşturuyor?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Sentetik et ve sebze

Sera kentler için besin üretimini optimize etmek üzere yukarıdaki seçeneklere ek olarak biyoprinter ile sağlıklı kırmızı et, beyaz et ve balık eti basabiliriz. Hatta gelecekte bakliyat ve tahıl da basabiliriz. Bunları tarla kullanmadan basabiliriz. Hiçbir şey yapamasak bitkilere gübre ve humuslu toprak basabiliriz!

Bunun için biyoteknoloji ve sentetik biyoloji çözümlerine yönelmeli ve dronlarla tarım robotları kullanmalıyız. Dijitalleşme derken, gözümüzü şu plaza hayatından kaldırıp biraz da tabiata çevirmemiz gerekiyor. Endüstri 4.0’ın fabrikalardan ibaret olmadığına dikkat ederek işe başlayabiliriz.

İlgili yazı: Sentetik et mutfaklara ne zaman gelecek?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Yerel ekonomi

Kısacası tüketim ürünlerinin büyük kısmını kendimiz üretelim. Sonuçta 3D printerlar sayesinde sadece gıda ürünlerini değil, sanayi ürünlerinin ve beyaz eşyanın büyük kısmını da kendi kasabamızda üretmemiz mümkün olacak.

Yoksa bu trafik sıkışıklığında ve nüfus artışında merkezi fabrikalardan dünyanın dört bir tarafına seri imalat ürünleri taşımak pek sürdürülebilir görünmüyor. Altyapının ölçeklenemediği durumlarda altyapıyı değiştirmek gerekiyor ve Elon Musk bir altyapı girişimcisi olarak bunu yapmaya çalışıyor.

Sera gökdelenler

Ancak, gökdelenlerin arazi açısından en verimli çözüm olduğunu da hatırlamalıyız. Bunları köy kentlerle ve özerk kulübelerle birlikte kullanabiliriz. Hatta kazı masraflarının yüksek olmasına rağmen, tıpkı Coruscant’ta olduğu gibi yerin 2 km altına uzanan ve gökte 2 km yükselen dev yapılar inşa edebiliriz.

İlgili yazı: VPN Engellemeyi Aşmanın En kolay 5 Yolu

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Pratik sorunlar

Tabii gökdelen inşa etmenin de sorunları var. Calhoun’un davranış çukurunu buna örnek gösterebiliriz: Kapalı mekanlar insanları boğuyor ve psikolojilerini bozuyor. Gerçekten de bodrumda yaşamak ister misiniz? Sera kentlerdeki insanlar yerüstünde ve geniş pencereli dairelerde yaşamak isteyecekler.

Bu yüzden enerji üretim birimlerini, fabrikaları ve polikültür dikey tarım birimlerini sera gökdelenlerin yeraltı katlarına kurmak, yerüstü katlarını da yaşam alanı olarak kullanmak isteyeceğiz. Yeraltında gün ışığı olmasa da füzyon destekli kırmızı LED’ler dikey tarıma izin verecektir.

Rutubet gibi değişkenleri korumak için dikey tarım katlarına bakım onarım dışında kimse girmez ve rutin işlemleri robot tarım işçileri yapar. Bütün bir kanalizasyon ve su geri dönüşüm sistemini yeraltına kurmak bu yüzden faydalı olur.

İlgili yazı: Uzay asansörü ile uzaya merdiven dayadık

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

En gerçekçi sera gökdelenler silindirik olanlar. Piramitleri inşa ederken kullanılan rampalara benzeyen yük rampalarına dikkat edin; çünkü bu dev gökdelenlerin ihtiyacı olan erzağı asansörle taşımak imkansız. Büyük lojistik talebi var.

 

Asansör sorunu

Bir asansör ne kadar yükseğe çıkarsa o kadar uzun ve ağır bir asansör kablosu gerekiyor. Üstelik yukarı çıkıp inmek zaman alıyor. Bu yüzden insanlar gökdelenlerde uzun süre asansör bekliyor ve 200-800 metrelik gökdelenlerde bu sorunu çözmek için her 30 katta bir asansör transfer noktaları bulunuyor.

Kısacası gökdelenlerin yüksekliğini öncelikle üst katlara erişim sorunu sınırlıyor. Bir binanın yüksekliğini ikiye katlamak o binada oturanların sayısını ikiyle çarpmak anlamına geliyor. Asansör boşluğu sayısı ise iki kattan fazla artıyor!

İlgili yazı: Kara delikler ne kadar büyük ve elektron kara delik mi?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Gökdelen dikmek kolay mı?

Örneğin, 10 katlı bir binanın zemin katı alanı en az 9 metrekare ve binanın toplam alanı 929 metrekare oluyor. Üstelik bunun 92 metrekaresini asansörlere ayırmak zorunda kalıyoruz. Bu da 10 katlı binada koca bir kat asansöre gitti demektir. Müteahhitler bunu çok iyi biliyor.

20 katlı binada toplam kat alanının yüzde 20’si ve 40 katlı binada yüzde 40’ını asansör alanı olarak kullanacağımıza göre 500 metre yüksekliğindeki bir gökdelende asansör sorununun ciddi boyutlara ulaşacağını görebiliriz:

En basitinden, 8,3 metrekareden 14 bin 864 metrekareye çıktığımız zaman binanın yüzde 22’sini asansörlere ayırmış oluyoruz! 100 katlı bir binada ise binanın tamamını asansöre ayırmak gerekiyor. Bu sorunları iki katlı asansörler, sadece belirli katlara çıkan ekspres asansörler ve üst katlara geçiş için aktarma katları gibi seçeneklerle çözüyoruz.

İlgili yazı: En Şaşırtıcı Sıcak Buz ve Süper Sıvı Dünyası

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Robot tarım işçileri sera kentleri mümkün kılacak. Robot çim biçme makinesi varsa bu da olmalı.

 

Duble yol yapmak da zor

Ölçeklenebilirlik sorunları bize gösteriyor ki sera gökdelenler, yatay dağılımlı sera kentler ve sera köy kentleri küçük kulübesine varıncaya kadar bir arada kullanmalıyız. Polikültürü sadece tarımda değil, şehircilikte ve insan hayatının tamamında uygulamalıyız. Geleceğin 10 milyar nüfusu için şehircilik anlayışımızı kökten değiştirmemiz gerekiyor.

Neyse ki sera ketlerin bu farklı birimleri, özellikle gökdelenler bu sorunları kısmen çözüyor. Öncelikle sera kentlerde metrekareye daha az kişi düşüyor ve tarım katlarını yeraltına almak gibi çözümlerde, gökdelenin bazı katlarında trafik azalıyor.

İlgili yazı: Biyoprinter ile Biyolojik Işınlama Geliyor

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Şehir tarımı.

 

Geniş gökdelenler

Babil’in zigguratları ve asma bahçelerini şimdi daha iyi anlıyoruz; çünkü fasulye sırığı gibi sıska gökdelenler yapmak yerine Empire State binası gibi geniş tabanlı gökdelenler de yapabiliriz. Bunlar Burç Halife gibi yukarı çıktıkça incelir. Böylece depreme, rüzgara ve hatta kendi ağırlığıyla ezilmeye daha dayanıklı kuleler dikeriz.

Her durumda asansör sorunu ile psikolojik sorunlardan önce atık ısı sorunu ve aşırı ısınmayla karşılaşacağız. Bu yüzden sera kentlerimizi etkili bir şekilde soğutmamız gerekecek. Antirefle güneş panelleri ve saydam antirefle filmler bu nedenle gerekli.

Sonuçta bir saatten sonra sera kentleri klimayla soğutmak aşırı enerji tüketecek ve bizzat iklimlendirme sistemi muazzam ısı üretecek. O zaman da HP’nin veri merkezlerini rüzgarlı soğuk ülkelere inşa etmesi gibi doğal soğutma yöntemleri kullanacağız.

İlgili yazı: 1 Milyar Yıllık Kayıp Kıtalar Bulundu

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

Bir kişiyi beslemek için bir dönüm arazi gerek.

 

Havadar olması lazım

Böylece Star Wars’taki Coruscant’ın enerji ve ısı yönetimi aşısından imkansız bir şehir olduğunu görüyoruz. Şimdiye kadar neden sera kent yapamadığımızı da görüyoruz. Sera gökdelen yapmanın tek yolu bunları ucuz olarak ve boyuna göre az sayıda insan barındıran ferah binalar olarak inşa etmek.

Burada tarım alanlarının şehirlerden daha fazla yer kapladığına dikkat etmemiz gerekiyor. Bugün şehirlerimizin çok küçük bir kısmı 5 katlı ve daha yüksek binalar içeriyor. Oysa insan nüfusunu beslemek için ülke büyüklüğünde alanlarda tarım yapıyoruz.

İlgili yazı: Çıplak Tekillik: Kara Deliklerin İçini Neden Göremiyoruz?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Betonlaşmaya son

Örneğin 2,6 km2 alanda iki katlı evlerle rahatlıkla 14 bin kişi barınabilir; hem de nüfus yoğunluğu artmadan ki bu da her aileye 1000 metrekarelik bahçe anlamına geliyor. Öyleyse 1 milyon 392 bin kilometrekarelik bir alanda bütün insan nüfusunu 1000 metrekarelik bahçelerle yaşatabiliriz (Türkiye’nin 1,77 katı).

Sadece bu basit hesap bile dünyanın dört bir yanında büyükşehirlerin ne kadar verimsiz olduğunu ve hem insan hayatına hem de çevreye nasıl zarar verdiğini gösteriyor. Oysa köy kent kombinasyonlu sera kentlerle 7,5 milyar insanı çok daha insanı ve lüks şartlarda barındırmak mümkün olacak. Ne de olsa Amerikan yatay kasaba düzeni altyapı ihtiyaçları açısından ölçeklenebilir değil.

İlgili yazı: Dokuzuncu Gezegen Yok Derken 10. Gezegen Çıktı

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Ara çözüm

Sera kentlerde dikey tarım yapmak şimdilik ekonomik değil. Öte yandan 10 milyar insanı insani şartlarda yaşatmak için sera kentler gerekiyor. Peki ne yapabiliriz? Tarım alanlarını saymazsak insanları sera gökdelenlerde yaşatmanın büyük bir sorun olmadığını gördük.

Böylece 2060’tan sonra sera kentleri sadece konut, fabrika ve ofis amacıyla inşa edebilir; çevre arazide ise klasik yatay tarım yapabiliriz. Elbette bu durumda 10 milyar nüfusun üstüne çıkamayız; yoksa bütün ormanları kesip tarla yapmak gerekir.

Ancak, sera kentler 2100’e kadar bizi böyle idare edebilir. Özellikle de su arıtma tekniklerini geliştirip atık su, balık çiftliği ve içme suyunu birlikte kullanan entegre tesisatlar kurmaya başladığımız zaman (duvardan sarkan dikey bahçelerde sebze yetiştirme gibi çözümler de ekleyebiliriz).

Kıtlık sonrası uygarlık

Bugünkü uygarlık yapay kıtlık tabanlı tekelleşme ve merkezi üretim kullanıyor. Ancak gelecekte dağıtık yönetim, üretim ve yönetişim biçimleri gelecek. Bu da dijital dönüşüm ve endüstri 5.0 ile başlayacak. Sera kentler kıtlık sonrası uygarlığın yaşam birimleri olarak tanımlanacak.

İlgili yazı: LISA Kütleçekim Dalgalarını Uzayda Arayacak

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Bu tür sera kentleri nasıl kurabiliriz?

Sadece beslenme değil, ferah yaşam alanlarını da hesaba katarsak kişi başına 930 metrekarelik bir yaşam alanından söz ediyoruz. Buna dükkanlar, çiftlikler, asansörler, depolar, devlet daireleri, fabrikalar ve iş yerleri dahil.

Basit aritmetikle varsayımda bulunursak sera gökdelen başına 5000 kişi ve yaklaşık olarak 4 milyon 650 bin metrekare (1000 dönüm) toplam alan ideal görünüyor. Bunu da kafadan atmadık. Ohio gibi birçok modern idari bölgede kasabadan şehre geçiş 5000 kişi sınırında gerçekleşiyor.

Ayrıca başka bir gezegende sürdürülebilir koloni kurmak ve insan türünün genetik çeşitliliğini korumak (akraba evliliğine bağlı sakat doğumları önlemek) bakımından da 5000 kişi ideal görünüyor. Hem 5000 kişi mesleki alanlarda uzmanlaşmaya ve ilgi alanlarında farklılaşmaya da izin veriyor; yani kendinizi Şarlo’nun filmindeki gibi makinedeki önemsiz bir dişli gibi hissetmezsiniz.

Varsayımsal olarak sera gökdelendeki herkesle tanışabilirsiniz; ama istemediğiniz insanlarla her gün yüz yüze gelmekten kaçınmış olursunuz. Ne 70 kişilik sınıflarda okur ne de 4 kişilik köy okullarına gidersiniz. Bu sayıyı azaltabilir veya artırabiliriz; ama lokal ticaret yapmak açısından 5000 kişi yeterli.

İlgili yazı: Güneş’in kayıp ikizi nereye gitti?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

İlk temel

Bakalım 5000 kişilik sera gökdelenlerle (hayal etmesi en basit ve ölçeklenmesi en kolay olan arkoloji seçeneğinde) 10 milyar insanı rahat yaşatabilecek miyiz? Şimdi bunu 100 katlı silindirik bir binaya dönüştürürsek (Jakub’ın arkoloji resmi gibi) her katta yaklaşık 46 bin metrekare alanımız olur. Gökdelenin genişliği de 122 metre olur.

Bu da Çin’in rekor kıran Yeni Yüzyıl Küresel Merkezi’nden 3 kat, Pentagon’dan 8 kat ve 154 katlı Burç Halife’den 15 kat büyük bir binadır! Bu kadar büyük bir alanda 5000 kişiyi anahtar teslim olarak krallar gibi yaşatabileceğimize dikkat edelim.

İlgili yazı: Fizikçiler Karanlık Madde Süper Sıvı Olabilir Dedi

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Detaylara dikkat!

Silindir gökdelenler aslında bina hacmine göre en küçük dış cepheyi ve dolayısıyla en az pencere alanını sağlıyor. Ancak, bu binanın çevresi yaklaşık 762 metre olacak ki bu da kişi başına 15 metreden daha geniş pencereler düştüğü anlamına geliyor! Kısacası herkese yetecek kadar manzara ve gün ışığı var ve çocuklu aileler yaşadı. 🙂

Türkiye’nin sınır uzunluğu 10 bin 765 km olduğuna ve biz de sera gökdelenleri 1600 metrelik aralıklarla inşa edeceğimize göre, bütün Dünya nüfusunu kıyılarımıza dikilecek 435 sıra gökdelende yaşatabiliriz. Kıyıdan sadece 696 km içeriye girecek şekilde.

Elbette kimseyi tek bir ülkenin sınırlarına sıkıştırmak zorunda değiliz ki dar ve geniş alanlar yüzünden bunu zaten yapamayız. Ancak bu örnek, sadece 4 milyon 685 bin 500 sera gökdelende 7,5 milyar insanı barındırabileceğimizi gösteriyor.

Yalnızca 12 milyon km2 yüzey alanı kullanarak; yani yaklaşık olarak Asya kıtasının dörtte biri kadar bir alanda 7,5 milyar kişiyi lüks içinde yaşatabiliriz! Demek ki büyükşehirlerin sorunları nüfus artışı ve göç değil, organizasyon yetersizliğidir.

İlgili yazı: Balinalar Neden Bu Kadar Büyük?

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Ütopyalar gerçekçidir

Asıl gerçek dışı olanlar ise distopyalardır; yani Dünya’nın beton ve kumdan oluşan bir çöle dönüşeceğini hayal etmektir. Bu ancak tekelci ve sömürgeci oligarşi düzeninde (seçkinler diktatörlüğü) kalırsak mümkün olur.

Bu nedenle nüfus artışı ve beraberinde getirdiği sorunlar günümüzden çok daha iyi bir dünya kurmamız için bizi teşvik ediyor. Yeter ki modern teknolojinin kıymetini bilelim. Yeter ki dijital dönüşüme dayalı olan, özgür internet üzerinde ifade özgürlüğünü savunan; felsefe, bilim ve sanat yapan bir toplum kuralım.

Kısacası nükleer füzyon, güneş enerjisi, polikültür, dikey tarım, 3D printerlar, biyoprinterlar ve 4D printerları kullanarak nüfus artışını bir sorun olmaktan çıkarabiliriz. Öyle ki bugün yalnızca 7,5 milyar insanı sefalet içinde yaşaması aslında yöneticilerin beceriksizliğidir.

Üstelik insan ömrünü sağlıklı bir şekilde uzatmak, sosyal refahı artırmak ve çevreyi korumak mümkün olursa; üstüne üstlük herkesi iyi eğitirsek tam da uzaya yayılmanın arifesinde, Dünya’da 1 trilyon insan yaşaması asla problem olmaz. İnsanları insan gibi yaşatabildiğimiz sürece nüfus artışı iyidir. Bu evrene daha fazla düşünebilen canlı armağan etmekten daha iyi ne olabilir?

İlgili yazı: Piramitleri Uzaylılar Yaptı Teorisini Çürüten 14 Kanıt

sera_kentler-sera-gökdelen-arkoloji-küresel_ısınma

 

Dünyayı kurtaran kentler

İnsanı insanca yaşatmak derken tek bir çaremiz var: Çevre kirliliğini, küresel ısınmayı, yoksulluk, açlık, savaşlar ve salgın hastalıkları önlemek üzere insan nüfusunu gelişmiş sera kentlerde yaşatmalıyız.

Unutmayalım ki Dünya engin boşlukta giden bir uzay gemisi ve bizim evimiz. Ona iyi bakmalıyız ve sadece Mars’a yerleşip Yeryüzünü terk etmek yerine (yağmacı çekirge sürüleri gibi kaçıp gitmek yerine), Dünyamızı büyütüp maddi ve manevi olarak güzelleştirmeliyiz. Mars ve Dünya’nın kardeşçe yaşayacağı iyimser bir gelecek bizi bekliyor.

Nuh: New Orleans için önerilen sera kent


1Arcology: The City in the Image of Man

5 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*