y-kromozomu-kayboluyor-peki-ya-erkekler

Y Kromozomu Kayboluyor. Peki Ya Erkekler?

y-kromozomu-kayboluyor-peki-ya-erkeklerErkekler nereden geliyor ve nereye gidiyor? İnsan DNA’sında Y kromozomu neden kayboluyor? Peki erkekler de Y kromozomuyla birlikte kaybolup gidecek mi? Hızla dijitalleşen yeni dünyada kadınlar özgürlüklerine daha çok sahip çıkıyor. Oysa karşı cinsiyet bile diyemeyip “karşı cins” adı altında, kadını ayrı bir canlı türü gibi görmeye çalışan ataerkil düzen de insan haklarını kısıtlamak için dişiyle tırnağıyla savaşıyor. Kadın–erkek konusu da cinsiyet rolleri üzerinden haliyle ve aşırı politize oluyor.

Oysa bu bilimsel yazıda erkeklerin biyolojik kökenini göreceğiz. Y kromozomunun insanlarda neden aşındığını ve erkeklerin ortadan kalkıp kalkmayacağını inceleyeceğiz. Biyoloji asla ideolojiye köken olmamalı, yoksa ırkçılık ve ayrımcılık doğar. Öte yandan cinsiyetin biyolojik kökenini görürsek kadınları cinsiyet rollerine hapsetmenin neden saçma olduğunu daha iyi anlayacağız. Öyleyse başlıyoruz:

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

 

Y kromozomu nedir?

Biyoloji dersinde birçok hayvanın eşeyli, yani dişiler ve erkeklerin çiftleşmesiyle ürediğini görürüz. Dişilerle erkekleri de taşıdıkları kromozomlara göre ayırırız ki bu genetik materyal paketleri yavruların cinsiyetini belirler. Birçok memelide dişilerde iki adet X kromozomu ve erkeklerde ise birer X ile bir Y kromozomu vardır. Memelilerde genellikle böyle olduğu için ilköğretimde daha fazla detaya girmeyiz. Bu yüzden de öğrenciler erkeklerle dişilerin sadece X ve Y kromozomlarıyla ayrıldığını düşünür. Oysa bu durum evrensel değildir. Hele böceklerin cinsiyet kromozomlarını da hesaba katarsak X–Y cinsiyet kromozomlarına dayalı cinsiyetlerin doğada istisnai olduğunu bile söyleyebiliriz. 😮

Nitekim eşeylerin cinsiyetini belirleyen çok sayıda farklı etken vardır. Örneğin W ve Z kromozomları, ortam sıcaklığı ve bir yumurtanın döllenmiş olup olmadığı da yavrunun erkek veya dişi olmasını belirler. Üstelik bir türde cinsiyetin nasıl belirlendiği de zamanla değişir. Eskiden X ve Y kromozomlarına bağlı olan bir şey zamanla evrim geçirerek W ve Z kromozomlarına bağlı hale gelebilir. Hatta kromozomların cinsiyet belirlemedeki rolü ortadan kalkarak ortam sıcaklığı gibi diğer etkenler de devreye girer! Cinsiyetin biyolojik kökenini anlamak için bunları görelim:

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

 

Erkeklerin kökeni nedir?

Öncelikle sperm denilen cinsiyet hücrelerini üreten eşeye erkek ve yumurta hücreleri üreten eşeye de dişi denir önermesi dahi genel geçer değildir. Bazı türlerde cinsiyet ayrımı yumurta ve sperme göre belirlenmez. Yine de bu sperm = erkek ve yumurta = dişi ayrımı genellikle geçerlidir. Biz de bu yazıda erkekle dişi derken bunu kastedeceğiz. Üstelik bu ayrım erkeklerle dişileri anlamayı da kolaylaştıracaktır. Bu bağlamda döllenmemiş yumurta hücreleri ve sperm hücrelerine gamet deriz.

Gametler ebeveyn genomunun yarısını içerir ve her bireyin gameti farklıdır. Ayrıca her yumurta ve sperm de birbirinden farklıdır. Bu da birazdan göreceğimiz gibi eşeyli üremenin doğada kayrılmasını sağlayan en büyük avantajdır. İki gamet (spermle yumurta) genetik materyalini (DNA) birleştirdiğinde ortaya çıkan yavrunun DNA’sı hem biyolojik anne hem de biyolojik babadan farklı olur. Bu da türün bireylerine direnç kazandırır. Genetik çeşitlilik bireylerin de uzun–kısa boylu ve ressam–bilim insanı olmak gibi farklılıklar göstermesini sağlar. Bu da evrimsel uyarlanmayı teşvik eder:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Netti Stevens X ve Y kromozomlarının cinsiyet belirlediğini buldu.

 

Y Kromozomu ve evrim

Resme yatkınlık gibi üst düzey türedi özellikler bir yana, her yavrunun DNA’sının anne–babanın farklı bir karışımı olması, ilgili türün genetik havuzundaki çeşitliliği artırır. Böylece bireyler salgın hastalıklara, değişen coğrafi şartlara ve iklim değişikliklerine daha kolay uyum sağlar. Her kuşak değişen çevreye bir önceki kuşaktan daha iyi uyarlanır. Bu da zamanla bir türün başka bir türe dönüşmesini sağlar. Örneğin türümüz Homo sapiens, son 320 bin yılda dik yürüyen insandan türeyen birkaç türün birleşip evrim geçirmesiyle ortaya çıkmıştır (Bkz. Gerçek Adem ve Çoklu Adem).

Özetle eşeyli üreme, türlerin özellikle salgın hastalıklara dirençli olma şansını artırır. Akraba evliliğine bağlı sakat doğum olasılığını da azaltarak bireylerin ömrünü uzatır. Bir türün bireylerinin sağlıklı çocuklar doğuracak/doğurtacak kadar uzun yaşaması ise türün devamlılığını sağlar. Oysa cinsiyetin nasıl belirlendiğini öğrenmemiz çok uzun sürdü. 20. yy’da dek cinsiyet ayrımcılığına yol açan birçok asılsız teori ortaya çıktı. Şimdi bunları görüp güleceğiz ama kadınlar bugün de bu saçmalıklar yüzünden baskıya maruz kalıyor ki 20. yy’dan önce cinsiyet konusunda 500’den fazla yanlış fikir vardı!

Örneğin Aristoteles’e göre, erkek yavrular babanın cinsel ilişki sırasında sıcaklaması ve susuz kalması yüzünden ortaya çıkıyordu. Dişiler ise annenin vücut sıcaklığının düşmesi ve aşırı ıslanmasının sonucuydu. Diğerleri ise cinsiyetin döllenmiş yumurtanın, yani embriyonun dölyatağında sağda veya solda olmasına göre belirlendiğini düşünüyordu. Bazılarına göre erkek olmak spermin hangi testisten geldiğine bağlıydı. İnsan bağnazlığının sınırı olmadığı için bunun gibi fikirler binlerce yıl varlığını korudu. Yazgının cilvesine bakın ki 20. yy’ın başında gerçeği baskılanan bir kadın açığa çıkardı. Nettie Stevens:

İlgili yazı: İnsan ve Doğada Evrimi Gösteren 5 Kanıt

 

Y kromozomu nasıl keşfedildi?

Bryn Mawr yüksek okulunda çalışan Stevens böceklerde cinsiyet belirlenmesini araştırdı. Bunun yumurta ve spermlerdeki genetik malzemeye bağlı olduğunu düşünüyordu. Bu konuda bezelyelerin genetik özelliklerini kalıtımla soyuna nasıl aktardığını araştıran Mendel’in sonuçlarından etkilenmişti. Stevens’ın diğer esin kaynağı ise o zaman yeni keşfedilen kromozomlardı. Bilim insanları çikolatalı rulo gibi sarılan küt çubuk şekilli bu sarmal moleküllerin, ebeveynlerin genetik özelliklerinin soyuna geçmesini sağladığını anlamıştı. Stevens bunlara ek olarak laboratuarda ekin kurdu üzerinde yaptığı araştırmalara dayanarak kromozom ve cinsiyet konulu çalışmasını 1905’te yayınladı.

Ekin kurdunun yumurta ve spermlerine mikroskopla bakan Stevens yumurtaların 10 büyük kromozomu olduğunu gördü. Oysa spermler farklıydı. Yarısının yine 10 büyük kromozomu varken diğer yarısının 9 büyük kromozomu ve bir küçük kromozomu vardı. Buna benzer olarak ekin kurdu dişilerinin gövdesinin diğer kısımlarındaki hücrelerde 20 büyük kromozom, ama erkeklerin diğer hücrelerinde 19 büyük ve bir küçük kromozom yer alıyordu. Böylece Stevens bu küçük kromozomun cinsiyeti belirlediğine karar verdi. Haklıydı! Nitekim bu küçük kromozomu biz zamanla Y kromozomu olarak adlandırdık.

İşte bu iki kromozom biyoloji derslerinde öğrendiklerinizdir. Gerçi 1905’ten beri cinsiyetin belirlenmesinin ne kadar değişkenlik gösterdiğinde pek çok yeni şey öğrendik. Dişiler için XX ve erkekler için XY kromozomları insan türü dahil birçok memelide, hatta böcek türünde kullanılır. Yine de böceklerle memelilerdeki X ve Y kromozomları birleşimindeki değişiklikler bu yöntemin birkaç farklı türde bağımsız olarak evrim geçirdiğini gösteriyor. Özetle yumurta büyük bir X kromozomu ve sperm de ya X veya Y kromozomu taşıyor. Böylece yumurtayı döllediğinde XX ya da XY oluşuyor.

Y kromozomu tekel değil

Demek ki genelde cinsiyeti spermler belirliyor. Tabii bu erkeklerin sperm üretmesi gibi sınırlı bir tanım çerçevesinde böyledir. Yine de birçok sürüngen ve onların soyundan gelen kuşta, mesela tavuklarda cinsiyet kromozomları ters işliyor. Ters işliyor derken cinsiyeti yumurta belirliyor. Erkekler iki büyük Z kromozomu taşıyor. Dişilerse bir Z ve bir küçük W kromozomu taşıyor. Dolayısıyla ZW karışımı dişi ve ZZ birleşimi de erkek oluyor. Tabii bir de bu yalın kromozom sisteminin çarkına çomak sokan türler var:

Mayoz bölünme ile cinsiyet belirleme


İlgili yazı: Evrenin En Büyük Yıldızı UY Scuti mi?

 

 

Bütün suç ornitorenklerin

Bu tatlı ve yaramaz hayvanların bu işe de burnunu, pardon gagasını sokacağını tahmin etmemiz gerekirdi. Ornitorenkler hem suda hem karada yaşayan ve dış yumurtlayan gagalı memeliler olarak 10, yazıyla ON cinsiyet kromozomuna sahiptir! Dişilerde 10 X ve erkeklerde 5 çift XY kromozomu vardır. 😮 Öyle ki ornitorenk sperm hücreleri oluşurken kromozomlarda birer zincir oluşturur. Her ne kadar nasıl olduğunu bilmesek de spermler ya 5 X ya da 5 Y kromozomu taşır. Elbette ornitorenkler en sıra dışı memeli türü olduğu için bu değişikliklere şaşırmalıyız fakat memelilerden diğer türlere geçince işler iyice karışıyor. Açıkçası bazı eşeyli türlerde cinsiyet belirlemeye özel kromozom bile yoktur.

Bu türlerde ortam şartlarındaki değişiklikler hangi genlerin aktif olacağını (epigenetik) ve vücutta hangi organların gelişeceğini belirler. İçlerinden en yaygın olanı sıcaklığa bağlı cinsiyet belirlemedir. Bunu timsahlar, su kaplumbağaları ve bazı balık türleri yapar. Örneğin Avrupa gölet kaplumbağası yumurtalarının ortam sıcaklığı 30 dereceyi aşarsa dişiler ve 25 derecenin altına düşerse erkekler doğar.

Ara sıcaklıklarda ise eşit oranda erkek ve dişi doğar. Bazı kuşlarda ise cinsiyet anne–babanın yediği besinlerin besin değerine bağlıdır. Bazı solucanlar ve salyangozlar gibi omurgasızlar ise cinsiyetlerini bir takım çevresel etkenlere yakınlığa göre belirler. Mesela bazı dişi deniz solucanları larvalarını suya bırakır. Okyanus tabanına çöken larvalar dişi doğurur. Annenin bedenine geri giren larvalar ise erkek doğar. Bunlar da sperm üreterek kendi annesini döller. Vay canına! Biz de cinsiyetin ne kadar değişkenlik gösterdiğini gördük ama tümden farklı canlılar da var:

İlgili yazı: Yıldızlar Ne Kadar Yaşar ve Nasıl Ölür?

 

İnsanlarda Y kromozomu kayboluyor

Son örnek olarak 200 binden fazla karınca, arı ve eşekarısı türü haplodiploid cinsiyet belirleme sistemi kullanır (bu insanlarda haploiddir). Bu sistemde dişilerin döllenmemiş yumurtaları erkek olur. Diğer yandan dişi erkekle çiftleşirse partnerinden gelen ek genetik malzeme döllenmiş yumurtaları dişi yapar. Liste böyle uzar gider. Sonuçta buraya dek anlattığımız tüm yöntemlerin temeli aynıdır. Bir cinsiyet yumurtlar, diğeri de spermle döller. Oysa türler hangi cinsiyet belirleme sistemini kullanırsa kullansın bu yöntem zamanla değişir.

İster ortam sıcaklığı olsun ister kromozom tabanlı cinsiyet, bunlar uzun vadede evrim geçirerek değişir. Örneğin Kuzey Japonya’da yaşayan bir kurbağa türünde ZW sistemi vardır. Oysa aynı türün Güney Japonya sürümünde XY kullanılır! 😮 Matematiksel modellere göre bu tür, farklı coğrafyalara yayılırken rastlantısal mutasyonlarla farklı yöntemleri kullanacak şekilde evrim geçirmiştir. Hatta bazı türlerde XY’den ZW’ye veya tersine geçişte ara cinsiyet belirleme aşamaları bile görüyoruz. Bu aşamada cinsiyet kaplumbağalarda olduğu gibi ortam sıcaklığına göre belirlenebilir. Dolayısıyla X ve Y kromozomu ötesinde, genel olarak cinsiyet belirleme sistemleri sürekli evrim geçirmektedir.

Bu da bizi insanlarda erkekleri belirleyen Y kromozomunun kaybolmakta olmasına getiriyor. Sonuçta bu değişiklikler sadece farklı türlerde değil, aynı türde de gerçekleşiyor. Hatta bir türün bir cinsiyet belirleme yöntemini ne kadar süredir kullandığını küçük olan kromozoma (Y ve W) bakarak ölçüyoruz. İnsanlarda Y kromozomuna bakıyoruz. Bunlar kuşaklar boyunca aşınıyor. Neden mi? Doğanın genleri uzun süre bozulmadan ve yararlı mutasyonlar evrim geçirip gelecek kuşaklara aktarmasının yolu bu da ondan! Örneğin Y kromozomu ana cinsiyet belirleme genini taşır:

İlgili yazı: Kayıp Kuzenlerimiz Denisova İnsanlarını Tanıyalım

 

Bu çok önemlidir!

İnsanlarda bu gen Y kromozomu üzerindeki SRY genidir. Kromozomlar bu genleri bir veya birden fazla mutasyonla edinir. Her durumda kromozoma bu tür bir gen girince işler değişir. Hücrelerin mayoz bölünmesi sırasında kromozomun bir bölgesi veya tamamı yeniden birleşmez olur. Bunu anlamak için mayoz bölünmeye bakalım. Yumurta ve sperm hücreleri mayoz bölünür. Ebeveyn hücre tüm kromozomlarını kopyalar, sonra bunlar çiftler oluşturarak aralarında genetik malzeme alışverişi yapar veya birleşir. Teoriye göre Y kromozomundaki bir parça yeniden birleşmeyi durdurur.

Kısacası mayoz bölünmede yeni hücrelerde (gametlerde: sperm ve yumurta) kromozom sayısı yarıya iner. Zaten yavruların anne ve babadan gelen iki kromozom setinin birleşmesiyle oluşmasının sebebi budur. Aksi takdirde kromozomların yarısı eksik kalırdı. Bunu iki iplikli sarmal DNA gibi düşünün. Bir hücre bölünürken DNA fermuar gibi açılır. Bölünmenin ardından yeni hücre fermuarın yarısını tamamlar. İşte Y kromozomunda SRY cinsiyet geni çıkınca bu yeniden birleşme işi durur.

Y ve W kromozomlarının sırasıyla X ve Z kromozomlarından küçük olmasının nedeni budur. Bu genetik molekül paketlerinin uçları her yavruda, her yeni kuşakta aşınarak kısalır. Aşınma yüz binlerce yıl sürdüğünden örneğin insandaki Y kromozomları X kromozomlarından yaşlıdır. Hatta kanıtlar Y kromozomunun bir gün tümüyle aşınarak kaybolacağını gösteriyor. Medyada insan türünde erkek cinsiyeti ortadan kalkıyor haberlerinin kaynağı budur.

Biyolojiyi politikaya alet etmeyin

Öte yandan erkeklere artık gerek yok, insan türü erkeksiz de yapabilir sonucu tamamıyla polemiktir. Belki öyle olur! Nitekim X ve Y kromozomu sisteminden Z ve W sistemine geçişteki ara aşamada cinsiyeti ortam sıcaklığının belirlediğini söyledik. Oysa Y kromozomunun aşınması bu kadar basit değildir ve bu iş burada bitmez. Öyleyse bilinçsizce bir sonuca atlamadan önce insanlarda ve diğer türlerde erkeklerin akıbetine bakalım. Mesela köstebek sıçanları:

İlgili yazı: Yerkabuğu Nasıl Oluştu ve Kıtalar Neden Kayıyor?

 

Y kromozomu ve kemirgenler

Köstebek sıçanlarında hem erkek hem dişide sadece X kromozomları var ama cinsiyet belirleyici Y kromozomu yok. Demek ki bunlar Y kromozomunu kaybettikten sonra, genomlarındaki diğer genler cinsiyet belirleme işini devralmış. Çok dramatik değil mi? Oysa bu, evrim sürecinde gayet normal ve faydalı bir olay. Eşeyli üremenin ana avantajı, türlerin zararlı mutasyonlardan çok yararlı mutasyonlarla evrim geçirmesini sağlamaktır. Bunu anne–baba genlerini karıştırarak yaparsınız ve türün ömrü uzar.

Bakteriler gibi birhücreli organizmalar eşeyli üremeye ihtiyaç duymaz; çünkü bunlar çok basit canlılardır. İnsanlar gibi karmaşık türlerde ise sakat doğum ve kanser gibi riskler çok yüksektir. Türün devamlılığı için eşeyli üreme gerekir. Öte yandan uzun süre kullanılan en yararlı genlerde bile zamanla yıpranma görülebilir… Veya bunlar bir türün değişen çevre şartlarına uyum sağlamasını zamanla zorlaştırır. Doğal seçilimle veya rastgele mutasyonlarla türlerin cinsiyet kromozomları değişir.

Bunlar geçici olarak veya tümüyle yok olabilir. XY’den ZW’ye geçiş olabilir. Her durumda yeni bir tür ortaya çıkar ama eşeyli üreme sürer. Dolayısıyla haklı sebeplerle ataerkil düzene karşı çıksak da günümüzdeki politik durumu biyolojik süreçlerle gerekçelendirmek yanlıştır. Bir kere eşeyli üremede erkekler yok olmaz. Örneğin insanlarda erkekler yok olsa türümüz de yok olurdu. Y kromozomunun aşınması da erkeklerin yok olması anlamına gelmiyor. Erkekler var olmaya devam edecektir:

İlgili yazı: Gezegenler Güneş Çevresinde Nasıl Dönüyor?

Arılarda haplodiploid cinsiyet belirleme. Büyütmek için tıklayın.

 

Y kromozomu ve cinsiyet ayrımcılığı

Ayrıca erkeklerin yok olmasını söylemek yepyeni bir tepkisel cinsiyetçi ayrım akımı başlatacaktır. Bu da kadınlara yapılan cinsiyet ayrımcılığını erkeklere karşı tekrarlamaktan başka bir şey değildir. Oysa konuyu bağlamadan önce, cinsiyetlerin nasıl belirlendiği konusunda Aristoteles’ten bu yana epey ilerleme kaydettiğimizi anımsatmak istiyorum. Örneğin eşcinselliğin evrimde rolü olduğunu ve şempanzelerde yüzde 2,5’a dek kayrıldığını gördük. Büyük abinin eşcinsel olmasının ortanca ve küçük erkek kardeşlerin eş bulma şansını artırmak gibi evrimsel bir sebebi vardır.

Dahası eşcinselliğin önce beyinden türediğini öğrendik. Örneğin hormonel değişiklikler nedeniyle erkek bedeninde dişileşen bir beyin geliştiğinde erkek eşcinselliğinin de geliştiğini fark ettik. Aynı şey eşcinsel kadınlar için de geçerli. Diğer yandan eşcinsel erkeklerin ilişkilerini birçok durumda yine bir erkek gibi yaşadığını ve kadınların da daha çok kadın gibi sevdiğini gördük. Eşcinseller kültürel ve biyolojik faktörlerle genellikle kendi biyolojik cinsiyetine uygun duygularla ilişkiye giriyorlar. Elbette kadın gibi düşünen erkekler ve erkek gibi düşünen kadın eşcinseller de var.

Bazı eşcinsel ilişkilerde bir partner kadın rolünü benimserken diğer partner erkek rolüne soyunuyor. Bu işin doğrusu ya da yanlışı da yok zaten. Bırakın insanlar istediğini istediği gibi sevsinler. Bunu da bize en çok biseksüeller örnekliyor. Onlar bazı eşcinsel davranışların öğrenerek kazanıldığını gösteriyor. Her şey doğuştan gelmiyor. Dahası cinsiyet yönelimi bebeklikten ergenliğe gayet esnek gelişiyor. Bazıları 8–9 yaşından itibaren ergenliğin sonuna dek veya ömrü boyunca biseksüel yönelimler taşıyor. Bunların bir kısmı baskılanmış olarak cinsel fantezilerde korunuyor.

İlgili yazı: Dünyadaki En Ölümcül 5 Toksin Nedir?

Ornitorenkler. 🙂

 

Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?

Biyolojik cinsiyet ile cinsel yönelim aynı şey değildir! Cinsel yönelim hem biyolojik hem sosyaldir. Toplumdaki cinsiyet rollerini biyolojiye bağlamak, cinsiyet ayrımcılığına yol açarak ataerkil düzeni pekiştirir. Tersine, erkeklere öfke duyan kadınlar yüzünden, erkeklerin kadınlar gibi ezildiği bir anaerkil düzen de başlatabilir. Bu bağlamda insanlara resmi formlarda cinsiyetini sormak da çoğu zaman gereksizdir. Örneğin birçok erkek eşcinsel kendisine Bay diye hitap edilmesini isteyecektir. Tersine, bazıları da eşcinsel olduğunu forma eklemek ister.

Oysa bu soru insanlara ayrımcılık yapmak için onları fişlemekte de kullanılabilir. Keza karşı cinsiyet yerine karşı cins demek de ayrımcılıktır. Gördüğünüz gibi evrim kör saatçi olarak biyolojiyi biz insanların ideolojik, politik ve dinsel görüşlerine göre belirlemez. Bizim sosyal sorunlarımızı doğayı alet etmeden çözmemiz gerekir. Öte yandan başkalarının özgürlükleri ve seçimlerini kısıtlamamak kaydıyla kendi dünya görüşümüzün olması da normaldir. Yine de dünya görüşlerini insanların uydurduğunu, doğada karşılığı var gibi görünen görüşlere bile biyolojik kutsallık atfetmemek gerektiğini artık anlamalıyız.

Harari’nin Homo sapiens kitabında dediği gibi, artık hangi çağda yaşıyoruz? Biyolojik cinsiyeti görmek işte bu yüzden önemlidir. Biyolojik cinsiyetin kökenini bilen insanlar, cinsiyet rollerini benimsemek veya bunlara uymamak için daha özgürce seçim yapabilir. Cinsiyet ayrımcılığından kaçınmak için dikkat etmek gereken asıl nokta, toplumda cinsiyet dediğimiz zaman, genellikle cinsiyet rollerini anladığımızı bilmektir. Cinsiyet rollerini dişi ve erkek cinsiyetiyle temellendirmek bağnazlık ve ırkçılıktır.

Ataerkillik kanımıza işlemiş

Diğer yandan hepimiz ailemizin ve yaşadığımız kültürün eseriyiz. Cinsiyet ayrımcılığı yaparken de çoğu zaman kötü niyetli değiliz ama oldukça bilinçsizce davranıyoruz. Örneğin erkek çocuklara çok zeki diyoruz. Kızlara ise çok güzel diye iltifat ediyoruz. Kadınları süslenmeye teşvik eden bir kültürümüz var. Bunu arkadaşlarının yanında tapon kalmamak için kendini son modaya uymak zorunda isteyen bütün kadınlar anlayacaktır. Bu konuyu çok tartışırız ama asıl çift cinsiyetlilerden söz etmemiz gerekiyor:

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

Ademin Laneti.

 

Y kromozomu ve hermafroditler

Cinsiyet ayrımcılığında en çok dışlanan gruplardan biri de hermafroditlerdir. Neden derseniz bunların cinsiyet yönelimi genellikle beyni kadar bedenine de bağlıdır; yani cinsiyet rolleri biyolojik cinsiyete daha yakın olabilir. Bunun basit bir sebebi vardır. Çift cinsiyetlilerde hem erkek hem dişi cinsiyet organları yer alır. Bunlar eş düzeyde gelişmiş ve fonksiyonel olabilir. Biri veya ikisi birden az gelişmiş/işlevsiz olabilir. Her durumda bu, bireyin seks yapma tercihlerini etkileyecektir. Gelelim işin cinsiyet ayrımcılığı kısmına:

1990’larda bir TV haberi izledim. Çift cinsiyetli bir bireye devlet kadın kimliği vermişti. Oysa bu kişinin sakalları çıkıyordu. Belki de kendini erkek olarak düşünüyordu. Oysa nüfus memuru sakallara bakınca kadın kimliğiyle işlem yapmak yerine kişiyi bankodan kovmuştu. Git kardeşim, başımı belaya sokma demişti. TRT o zamanlar bunları haber yapıyordu ki olayı da bir kameraman çekmişti. İşte çift cinsiyetliler böyle sıkıntılar çekiyorlar. Toplumda dışlanıyorlar. Bir de trans bireyler var. O sebeple LGBT+ kendi bağnazlığımıza açılan bir penceredir. Cinsiyet ayrımcılığı yapmayalım.

Biz de buraya dek Y kromozomunun aşınmasının eşeyli üremeyi ve erkekleri ortadan kaldırmayacağını gördük. Bunun sadece bireylerde cinsiyet belirleme mekanizmasının değişmesi anlamına geldiğini açıkladık. Kısacası eşeyli üremenin değişmesi için doğal bir sebep olmadığını belirttik. Peki ya yapay sebepler? Günümüzde tüp bebek gibi teknolojiler var.  Öyle ki gen katıştırma teknikleri geliştikçe insanlar eşeyli üremeden en azından erkek cinsiyetinin ortadan kalkması anlamında çıkış yapabilir.

Hermafroditlerin biyoteknolojisi

İnsanların bunu isteyeceğini sanmıyorum. Oysa Isaac Asimov, 1985 tarihli Vakıf ve Dünya adlı bilimkurgu romanında insanlardan türeyen ama onlardan nefret eden ırkçı Solaryalılardan söz eder. Bunlar pandemi korkusuyla fiziksel temastan kaçınarak tek başına yaşamaktadır. Türün devamlılığı için bile ilişkiye girmemek amacıyla bireylerin genetiğini değiştirmişlerdir. Solarlayılar hermafrodittir! Hem erkek hem dişi cinsiyet organları vardır. Bunlardan biri de 13 yaşındaki androjen Faldorn’dur.

Peki ya Matrix Dünyası? Gelecekte sanal gerçeklik geliştiği için bireyler sanal dünyada farklı cinsiyet ve benliklere bürünebilecekler. O zaman cinsiyet rolleri suda çözülen şeker gibi aşırı akışkan bir hale gelebilir. Bunun insanların benlik anlayışını nasıl değiştireceğini bekleyip göreceğiz. Artık kadınların cinsiyet rollerine geçebiliriz:

İlgili yazı: Girdaplı Atomik Helyum Işını ile Nükleer Füzyon

 

Y kromozomu ve kadın rolleri

Son olarak kadın cinsiyet rolüne değinmek istiyorum. Birçok kadın özgürlüklerini elde etmek için ciddi çaba harcıyor. Bu süreçte biz erkeklerin farkında olduğu veya olmadığı baskılara uğruyor. Bir yandan kadınlar kadın haklarını savunmak istiyor. Diğer yandan ekonomik fırsat eşitliliğinin olmaması nedeniyle çocuk sahibi olmak ya da ekonomik gönenç elde etmek amacıyla kendilerine istedikleri imkanları sağlayacak erkekleri seçiyor. Bazı kadınlar da çocuk sahibi olduktan sonra boşanıyor.

Her durumu da kendi içinde, yargılamadan ve tarafsız olarak değerlendirmek lazım. Dolayısıyla bu örnekler asla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak gibi bir uygulamaya gerekçe olamaz. Yine de cinsiyet ayrımcılığının çözümü yine kadınlarda yatıyor. Kadınlar ekonomik bağımsızlıklarını tek başına elde etmek için ne kadar çabalarsa hayatlarıyla ilgili o kadar özgür seçimler yapacaklar. Bu yüzden kızların okuması ve okuyan kadınlarla birlikte gelecek kuşakların da özgürce yetişmesi çok önemli. Bu yazıya esin kaynağı olan ana kaynak, Koç Üniversitesi Yayınları’ndan 2017’de çıkan, Bryan Sykes’ın Ademin Laneti, erkeklerin olmadığı bir gelecek kitabıdır. Biyolojik cinsiyette derinleşmek isteyenlere öneririm.

Siz de yaşama izin veren kuantum biyoloji ve su kimyasını şimdi görebilirsiniz. DNA’ya yeni harfler ekleyerek tasarım bebekler yaratmaya bakabilirsiniz. DNA testi yaptırarak neler öğreneceğinizi ve insanların neden genellikle sağ elini kullandığını inceleyebilirsiniz. Çöp DNA’yı okuyarak gen neden bencil diye sorarak İnsanların gelecek 10 yılda nasıl evrim geçireceğine de göz atabilirsiniz. Hızınızı alamayarak insanları maymunlardan ayıran yüzde 4 DNA’yı arayabilsiniz. Oysa kendinizi gerçekten cesur hissediyorsanız bazı insanların neden artık iki biyolojik anneden doğacağını da araştırabilirsiniz. Bilimle ve sağlıcakla kalın.

Akıllı tozla telepatik internet geliyor


1Genetic Mechanisms of Sex Determination
2Nettie Stevens: A Discoverer of Sex Chromosomes
3In the platypus a meiotic chain of ten sex chromosomes shares genes with the bird Z and mammal X chromosomes
4Extinction of chromosomes due to specialization is a universal occurrence

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir