Oumuamua-ile-borisov-kuyrukluyıldızı-uzay-gemisi-mi

Oumuamua ile Borisov Kuyrukluyıldızı Uzay Gemisi mi?

Oumuamua-ile-borisov-kuyrukluyıldızı-uzay-gemisi-miHarvard Üniversitesi’nden Avi Loeb yeni çıkan kitabında Oumuamua ile Borisov kuyrukluyıldızlarının Dünya dışı zeka tarafından gönderilen bir uzay gemisi olduğunu öne sürüyor ve okurlarım da soruyor: Bu kuyrukluyıldızlar doğal mı, yoksa uzaylılar tarafından Güneş Sistemi’ni araştırmak için kuyrukluyıldız kılığında gönderilen yıldızlararası uzay sondaları mı? Bilimsel verilerin ışığında görelim.

Oumuamua ile Borisov nasıl keşfedildi?

2017 yılında insanlar ilk kez Güneş Sistemi’nin dışından gelen bir cisim keşfettiler. Oumuamua olarak adlandırılan bu gökcisminin kuyrukluyıldız mı (buzlu uzay kayası), yoksa asteroit mi (kuru uzay kayası) olduğu bir yıl boyunca tartışıldı ve sonunda kuyrukluyıldız olduğunda anlaşmaya varıldı. Nasıl karar verildi derseniz yerçekimi yasalarına göre Güneş’in yerçekiminden etkilenen bir cisim şu dört yörüngeden birine girebilir:

  • Eksantrikliği, yani yörünge eğikliği 0 olan dairesel yörünge
  • 0’dan büyük ve 1’den küçük olan eliptik (oval) yörünge
  • 1’e eşit olan parabolik yörünge ve
  • 1’den büyük olan hiperbolik yörünge.

İlk ikisi Güneş çevresinde yörüngeye girmek, diğer ikisi de Güneş Sistemi’ne farklı hız ve açılarda girerek zamanla sistemi terk etmek demektir (bunlara geçici transit yörüngeler de deriz). Bir cismin Güneş Sistemi’ne ait olup olmadığını da yörüngesine ve hızına bakarak anlarız. Güneş Sistemi’ndeki bazı asteroit ve kuyrukluyıldızların parabolik veya hiperbolik rotalarla uzaya savrulup sistem dışına çıktığını biliyoruz.

Göçmen Jüpiter ve Ay Nasıl Oluştu yazılarında anlattığım gibi Güneş Sistemi oluştuğunda büyük olasılıkla 20 gezegen vardı. Bunların bir kısmı Güneş’e düşerek yok oldu ve bir kısmı da uzayın derinliklerine savrularak kayboldu. Her durumda Jüpiter ve Satürn’ün kuyrukluyıldızları kendine çektiği veya uzaya savurduğunu biliyoruz. Peki kuyrukluyıldızlar ne kadar hızlı gider? Bir cismin başka bir yıldızdan gelip gelmediğinin yanıtı burada yatıyor:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

Oumuamua farklı kayalardan oluşan puro şekilli gevşek bir moloz yığınıdır.

 

Oumuamua ve Oort Bulutu

Güneş Sistemi’nin en büyük ve kütleli gezegeni Jüpiter bile ancak 1,06 derecelik eksantrikliğe yol açar. Bu da kıl payı farkla Güneş’in yerçekiminden kurtulup uzaya kaçmak demektir. Öyle ki uzaya savrulan kayalar ancak saniyede 1 km hızla Güneş Sistemi’nden uzaklaşabilir (saatte 3600 km ki roketlerimiz bundan daha hızlı gider). Astronomlar ise Oumuamua’nın 1,2 derecelik eksantriklikle saniyede 26 km’lik kaçış hızına sahip olduğunu fark ettiler. O kadar hızlıydı ki momentumun büyük kısmını Güneş’ten kurtulmak için harcamış olmasına karşın sistemden saniyede 26 km’lik net hızla uzaklaşıyordu. Karşılaştırma açısından Dünya’nın yörünge hızı saniyede 30km’dir.

Jüpiter ve Neptün yerçekiminin birbirini güçlendirdiği ideal sapan etkisini hesaba katsak bile Güneş Sistemi hiçbir nesneyi bu kadar hızlı uzaya fırlatamaz. Ayrıca bu gezegenlerin Oumuamua’nın yoluna çıkmadığını da biliyoruz. Dolayısıyla Oumuamua’yı onlar etkiliyor olamaz. İkinci olarak Oumuamua’nın Güneş Sistemi’ne giriş ve çıkış açısı dik açı yaparak başka bir yıldızdan geldiğini gösteriyordu:

Sonuçta gezegenlerin yörünge düzlemi Güneş ekvatoruna sadece 6 derece açı yapar. Bu yüzden gezegenlerin uzaya fırlatacağı cisimler dik açı yaparak sistem dışına çıkamaz. Şimdi diyeceksiniz ki ama hocam 3 trilyon km ila 1,58 ve belki de 3,16 ışık yılı uzakta yer alıp Güneş’i küresel saran Oort Bulutu var. Bu uzaklıkta Güneş’in yerçekimi zayıftır. Oort Bulutu’ndaki kuyrukluyıldızları az iterek çok daha hızlı uzaya savurmak mümkün değil mi? Mümkün ama bunlar ya iç güneş sistemine ya da dışarı doğru gider:

Oumuamua ile Borisov rotası

Kuyrukluyıldızlar göremeyeceğimiz kadar uzakta olmakla birlikte Güneş Sistemi’ndeki cisimlerin yörünge düzlem açısının sınırlı olması yüzünden uzaya asla dik açıyla savrulmayacaktır. Öte yandan Güneş’in yakınından, birkaç ışık yılı uzaktan her 50-100 bin yılda başka bir yıldızın geçtiğini düşünüyoruz. İşte böyle bir yıldız Oort Bulutu’nu rahatsız edip uzaya yüksek hızlarda kuyrukluyıldız savuracaktır. Diğer yıldızların da kendi Oort Bulutu vardır. Dolayısıyla Oumuamua başka bir yıldızın Oort Bulutu’ndan kopup gelerek Güneş Sistemi’ne dik açıyla girmiştir. Ardından da çıkış yapmıştır.

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

Oumuamua’nın Güneş Sistemi’ne girişi. 2017.

 

Oumuamua’nın sıra dışı özelikleri

Bilgisayar simülasyonlarına göre her yıl çok sayıda asteroit ve kuyrukluyıldız Güneş Sistemi’ne girip çıkıyordu. Oysa bunları görmek için hemen her gece özel gözlem yapmamız ve binlerce kez çok yüksek çözünürlüklü teleskoplar kullanmamız gerekiyordu. Dolayısıyla neden Oumuamua ile Borisov kuyrukluyıldızlarını ancak şimdi keşfettik hocam derseniz bakıyor ama görmüyorduk.

Ne zamanki VERA Rubin Gözlemevi’nin öncüsü olan süper gelişmiş Pan-STARRS teleskopunu kullanmaya başladık (Panoramik Tarama Teleskopu ve Hızlı Yanıt Sistemi) Oumuamua’yı da o zaman gördük. Tabii fark etmemiz de uzun yıllar aldı ve Oumuamua’yı 23 milyon km uzakta tespit ettik. Yine de uzayın çok büyük ve yabancı cisimlerin de çok hızlı hareket ettiğine dikkatinizi çekmek istedim.

Oumuamua’yı ancak Güneş’in yakını ve Merkür yörüngesinin içinden geçtiği için görebildik. Bu da şans eseri oldu. Sonuçta teleskoplarımızın parlak ışıktan zarar görmemesi için Güneş’e yakın bölgeleri nadiren görüntüleriz. Oysa Oumuamua Merkür yörüngesinden çıkıp Dünya’nın karşı tarafından geçince teleskoplarımız onu derhal fark etti:

Oumuamua’nın Güneş Sistemi’nden uzaklaşma hızı saniyede 26 km fakat bu bakış açınıza bağlıdır ve gökcisimleri Güneş’e yaklaşırken Güneş’in yerçekimi yüzünden hızlanır. Oumuamua Merkür yörüngesine saniyede 88 km hızla girdi ve bu neredeyse Dünya’nın yörünge hızının üç katıdır! 😮 Ayrıca 100 metre uzunluğuyla çok küçük bir cisimdi ve Jüpiter çevresinde dönen Troya asteroitlerini andırırcasına kızıl bir rengi vardı. Daha önce hiç kızıl kuyrukluyıldız görmemiştik. Kuiper Kuşağı kuyrukluyıldızları hatta Centaurlar (Atadamlar) buz veya kaya rengiyle gayet sıkıcıydı.

İlgili yazı: Warp Sürüşüyle Işıktan Hızlı Yolculuk Olur mu?

 

Bildiğiniz kuyrukluyıldız değil

Oysa bütün bu ayırt edici özelliklere rağmen yabancı kuyrukluyıldızın iki sıra dışı özelliği olmasaydı onları asla fark edemezdik. Tespit etsek bile gökbilim kataloğuna kaydedilmesine rağmen yıllar boyunca unuturduk: 1) Oumuamua’nın parlaklığı saat kadar dakik olmamasa da yaklaşık 3,6 saatte değişiyor hem de 15 kat farkla değişiyordu! Güneş’e bakan yüzündeki yansıtıcı buz katmanı yüzünden ışık alınca parlaklığı yüzde 3 veya yüzde 200 değişen kuyrukluyıldızlar var ama 15 kat değişen parlaklık duyulmamış şeydir. Bilim insanları bunu açıklamak için Oumuamua’nun puro gibi ince uzun olduğu ve kendi çevresinde takla atarak döndüğünü varsaydılar.

Gerçi Satürn’ün iki renkli uydusu Iapetus var ama bir yüzünün değişik renkte olmasının sebebi kimyasal bileşimi farklı olan bir gökcisminin çarpmış olmasıdır. Oumuamua ise bir yüzünden gaz kaçırdığı için takla atarak dönüyor ve yüzey rengi değişiyordu. 2) Güneş Sistemi dışından gelmesine uygun şekilde hiperbolik transit yörüngesi vardı ama sanki bir şey itiyormuş gibi Güneş’e yaklaşırken ayrıca hızlanıyordu. Aslında bunu da Oumuamua’nın Güneş’e yaklaşınca ısınan ve buharlaşan buz rezervleri sağlıyordu. Püsküren gazlar roket motoru gibi itiş sağlıyordu.

Oysa bir sorun vardı: Oumuamua’nın çevresinde bir gaz bulutu göremedik. Bu da buzların buharlaşmasının söz konusu olmadığını gösteriyordu. Öte yandan Oumuamua’nın puroya benzeyen silindirik şekli bunu açıklar. Sonuçta kuyrukluyıldızlar elastik olarak çarpışan daha küçük molozlardan oluşur. Bunların arasında donmuş olan gaz Güneş ışığıyla buharlaşarak uzaya kum taneleri püskürtebilir. Kısacası Oumuamua’nun gazlı değil tozlu bir kuyruğu vardı. Yine de bir kuyrukluyıldızdı.

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

 

İstatistik bilimi ve Oumuamua ile Borisov

Bilim bir istatistik işidir ki istatistik olmasa sıradan bilimsel olgular gözümüze mucize gibi gözükürdü. Harvard Üniversitesi’nden Avi Loeb’in Oumuamua ve Borisov’un uzay gemisi olduğuna inanmamızı istediği türden mucizeler… Oysa gerçekler sıradandır. Örneğin Oumuamua benzeri bir cisim ancak 100 trilyon yılda bir Güneş’in yakınından geçer. Bu da evrenin yaşından 10 bin kat uzun bir süredir ama Samanyolu’nda Oumuamua gibi trilyon kere trilyon kuyrukluyıldız var.

Dolayısıyla her yıl birkaçı Güneş Sistemi’nden geçiyor. Gerçi bilim insanlarının bile bunu kabullenmesi zor oldu. Astronom Gregory Laughlin, bize Oumuamua gibi bir cisim daha uğrayana kadar milyonlarca yıl geçeceğini duyurdu. buna karşın iki yıl sonra ikinci kuyrukluyıldız Güneş Sistemi’ne giriş yaptı: Borisov.

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

Borisov’un Güneş Sistemi’ne girişi. 2019.

 

Oumuamua ile Borisov çok farklı

2019 ağustosunda görülen Borisov, Oumuamua’dan çok farklı bir kuyrukluyıldızdır. 1) 3,35 dereceyle aşırı eksantrik olup diğer gökcisimlerinden neredeyse üç kat eğik bir yörüngeye sahiptir. 2) 6 kilometre çapıyla 100 ila 300 metrelik Oumuamua’dan çok büyüktür. 3) Siyanür ve ikişer atom içeren moleküler karbondan oluşan klasik gazlı kuyrukluyıldız kuyruğu vardır. Parlak, net ve uzun bir kuyruk…

Peki Güneş Sistemi’ne bu kadar farklı iki kuyrukluyıldız nasıl giriş yaptı? Birincisi yıldızlararası uzayda çok sayıda cisim var. Dolayısıyla karşılaşma sıklığında sorun yok. Borisov da başka bir yıldızın Oort Bulutu’ndan kopup gelmiş olabilir. Oumuamua ise sıra dışı şekli ve bileşimiyle parçalanan bir gezegenin kalıntılarından oluşuyor gibidir. Bugüne dek sadece 2 yabancı kuyrukluyıldız tespit ettik ama Elon Musk’ın uzaydan internet şirketi Starlink’in uyduları görüntü kirliliği yapmazsa yakın gelecekte çok daha fazla “uzaylı kuyrukluyıldız” keşfedebiliriz.

Öte yandan Avi Loeb bunların uzay gemisi olduğunu öne sürüyor. Oumuamua ile Borisov’un yakın çekim görüntüleri olmadığı için iddialarını çürütme imkanı bulunmuyor ama bilim böyle işlemez. Bir teorinin yanlış olduğunu kanıtlayamamak onun doğru olduğunu göstermez. Örneğin görelilik teorisi binlerce kez kanıtlanmıştır. Yalnızca göreliliğin yanlış olduğunu öne süren teorileri yanlışlamakla kalmadık, aynı zamanda göreliliğin öngörülerinin de doğru olduğunu kanıtladık. Görelilik bu yüzden doğrudur.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

 

Peki Loeb ne yapıyor?

Kuyrukluyıldızların doğal olduğunu gösteren binlerce tayf verisini (renk, yansıtıcılık, büyüklük, parlaklık vb.) göz ardı ederek sadece uzay gemisi oldukları teorisinde ısrar ediyor. Aksini gösteren verileri dikkate almıyor. Bu açıdan bir şeyi kırk kez söylersen gerçek olur, kendin çal kendin oyna tarzındaki laf cambazlarına benziyor. Tartışmayı bilimsel çevrelerle sınırlamak yerine aslı astarı olmayan iddiaları gerçek gibi sunuyor. Bir bilim insanına yakışmayacak şekilde sorumsuzca davranıyor.

Loeb popülerlik peşinde olmadığını söylüyor ama mailime onun görüşlerini savunan iletiler düşüyor. Halkla ilişkiler sektöründe çalışmış biri olarak bunların e-posta ile pazarlama yoluyla gönderildiğini anlıyor ve meslektaşlarına karşı çok daha kapsamlı bir tanıtım faaliyeti yürüttüğünü tahmin ediyorum. Oumuamua ile Borisov’un uzay gemisi olduğunu öne süren bir kitap çıkardığı için de Loeb’in kariyer değiştirdiği ve yaşamına sansasyonel bir yazar olarak devam edeceğini düşünüyorum. Peki bilim Oumuamua ile Borisov kuyrukluyıldızlarıyla ilgili ne söylüyor?

İlgili yazı: Dünyadaki En Ölümcül 5 Toksin Nedir?

 

Bilimsel gerçekler

Loeb’in görüşlerini kanıtlayan bilimsel bir kanıt yoktur. Kaldı ki sıra dışı iddialar sıra dışı kanıtlar getirir. Bu bağlamda asıl Loeb’in Oumuamua ile Borisov’un yakından fotoğraflarını çekip uzay gemisi olduğunu göstermesi gerekir. Buna ek olarak yanıtını bilmediğimiz bir sorunun bilimsel açıklaması bulunabildiği sürece (ve kanıt yokluğunda) uzaylılar gibi sıra dışı açıklamalar uydurmak bilimsel düşünceye aykırıdır.

Loeb’in bu tavrıyla Dünya’nın yuvarlak olduğunun İlk Çağda bile biliniyor olmasına karşın 19. yy’da düz olduğunu iddia eden cemaatçi Voliva’dan pek farkı yoktur. İnsan uygarlığında düşünce özgürlüğü ve bilimsel düşünce kültürünün korunması için geniş kitlelerin eğitim alması şarttır. Böylece sansasyondan para kazanamaz ve bunun yerine daha yararlı alanlarda çalışmaya yönelebilirler.

Yine de Avi Loeb bilimsel saygınlığı ve kariyerini çöpe atarak kitabını tanıtmakta özgürdür. Tıpkı bizim bilimsel gerçekler ışığında yanlışları ifşa etmekte özgür olduğumuz gibi… Siz de Plüton’un takla atan çılgın aylarına şimdi bakabilir, bilimsel okuryazarlık düzeyini ölçmenin iki yolunu görebilir ve fizikte tanrı var mı diye sorarak antropik ilkede ince ayar argümanını inceleyebilirsiniz. Muhteşem bir hafta geçirmeniz dileğiyle sağlıcakla ve bilimle kalın.

Uzaydan gelen kuyrukluyıldızlar


1The Dynamics of Interstellar Asteroids and Comets within the Galaxy
2Constraining the orientation of the spin axes of extrasolar minor bodies 1I/2017 U1 (`Oumuamua) and 2I/Borisov
3The Design of a Space-based Observation and Tracking System for Interstellar Objects

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir