kuantum-holonomi-fizikte-indirgemecilik-bitiyor-mu

Kuantum Holonomi: Fizikte İndirgemecilik Bitiyor mu?

kuantum-holonomi-fizikte-indirgemecilik-bitiyor-muTüm evreni açıklayan her şeyin teorisini nasıl geliştiririz? Fizikteki yeni yaklaşım kuantum holonomi nedir? Demokritos madde atomlardan oluşur ve atomlar bölünmez derdi. Oysa nükleer silahlar ve nükleer güç santralleri atomu parçalayarak çalışıyor. Biyolojinin altında kimya, kimyanın altında atom fiziği, atom fiziğinin altında nükleer fizik ve onun altında parçacık fiziği yatıyor. Her şey indirgemeci bir yaklaşımla daha küçük bileşenlere ayrılıyor ve fizik işte böyle işliyor.

Peki parçacık fiziğinin altında ne yatıyor?

Sonuçta atom çekirdeği bileşenlerinden biri olan protonlar kuarklardan oluşuyor ama kuarklar temel parçacık olup daha küçüğe bölünmüyor. Ayrıca Einstein’ın yerçekimini tanımlayan genel görelilik teorisini molekül altı dünyayı tanımlayan kuantum fiziğiyle birleştiremiyoruz. Yerçekimini mikroskobik düzeyde gösteren kuantum kütleçekim kuramı geliştiremiyoruz. Yoksa kuantum ile yerçekimini birleştirmek imkansız mı? Öyleyse bildiğimiz fiziğin altında nasıl bir metafizik yatıyor?

Peki bilimsel metafizik olur mu? Her şeyin teorisini geliştirmek için indirgemecilikten vazgeçip Amplituhedron kuramı gibi analitik geometri teorilerine mi odaklanmalıyız? Evreni görelilikte olduğu gibi analitik geometri kullanan alan kuramlarıyla mı tanımlamalıyız? Kuantum holonomi tam da bu bağlamda fizikteki indirgemeciliğin yerini alıyor. Peki kuantum holonomi nedir ve nasıl çalışıyor?

İlgili yazı: Kodlama İçin En Gerekli 16 Programlama Dili

Çoklu evren.

 

 

Kuantum holonomi ve her şeyin teorisi

Evren sonsuza dek küçülen ölçeklerden mi oluşuyor? Her parçacıkta başka bir evren mi var? Her seferinde daha küçüğü açıklayan ve daha temel olan bir teori mi bulacağız? Cevabını verdiğimiz her soru 1000 yeni soru mu üretecek? Yoksa evrenin bir temeli var mı? Bu temele sonlu ve makul bir sürede, örneğin birkaç yüz yıl içinde ulaşabilecek miyiz? Açıkçası fiziğin sonu gelecek mi? Bir gün fizik bitecek ve biz tüm evreni açıklayan her şeyin teorisini geliştirebilecek miyiz?

Bir yandan kuarkların daha küçük parçacıklara bölünmemesi ve Heisenberg’in belirsizlik ilkesi evrenin bir temeli olduğunu gösteriyor. Öte yandan kuantum dünyasıyla yerçekimi asla bağdaşmıyor ve bu yüzden tüm evrenin tek bir teoriyle açıklanabileceğinden bile şüpheye düşüyoruz. Peki belirsizlik ilkesi gerçekten ne anlama geliyor? Biliyoruz ki evrende Planck uzunluğundan daha kısa uzunluklar tanımsız ve belirsizdir. Bu Planck ölçeğinden daha küçük ölçeklerde bildiğimiz evrenin var olmadığını gösteriyor.

Diğer yandan bu daha küçük ölçeklerde hiçbir şey olmadığını göstermiyor. Sadece daha küçük ölçekleri bilemeyeceğimizi gösteriyor. Peki bunun nedeni daha küçük ölçekler olmaması mı? Aslında bilinemez şeyler bizim için yok hükmündedir diyebilirsiniz. Oysa bu yaklaşım bilimi tatmin etmiyor. Neden daha küçük ölçekler tanımsız? Daha küçük ölçeklerde hiçbir şey yoksa neden yok? Bilimin bu sorulara er ya da geç yanıt vermesi gerekiyor. Kuantum holonomi bu soruları yanıtlamak istiyor:

İlgili yazı: Gerçek Adem: ilk insan ne zaman yaşadı?

 

Kuantum ölçüm problemi

Belirsizlik ilkesi kuantum ölçüm problemiyle ilgili ve ikiye ayrılıyor: Neyi ölçüyoruz ve neden Planck ölçeğinden daha küçük ölçekleri ölçemiyoruz? Kuantum holonomiyle her şeyin teorisini nasıl geliştirebileceğimizi görmek için belirsizlik ilkesiyle başlayalım. Aslında parçacıklar ne dalgadır ne tanecik ama ölçüm yaparken ya elektromanyetik dalgaları ya da kütleçekim dalgalarını kullanırız.

Gerçi kuantum kütleçekim kuramı geliştirmediğimiz için bunlara yerçekimi dalgaları diyebilirdik ama bu yanlış olurdu. Türkçede yerçekimi dalgaları deniz dalgası gibi mekanik dalgalardır. Kütleçekim dalgaları ise mekanik değildir. Bunlar denizde dalgalanan su molekülleri gibi bir şeyin içinde dalgalanmıyor. Bunun yerine bizzat uzayzamanı dalgalandırıyor.

Üstelik kütleçekim dalgalarını daha yeni keşfediyoruz. LIGO gibi gözlemevleri ancak birleşen kara delikler ve nötron yıldızlarının yaydığı kütleçekim dalgalarını saptayabiliyor. O da hedef yakındaysa veya dalgalar çok şiddetliyse… Yerçekimi alanı diğer fizik kuvvetlerini oluşturan kuantum alanları karşısında çok zayıf kaldığından kütleçekim dalgalarıyla yüksek çözünürlüklü ölçüm yapmak imkansızdır.

Dolayısıyla moleküller, atomlar, atomaltı parçacıklar ve temel parçacıkları görmek için elektromanyetik dalga kullanıyoruz. Bu da pratikte ışık dalgalarıdır. Örneğin kızılaltı dalgalar aslında ısı dalgalarıdır (Türkçede infrared yanlış olarak kızılötesi diye çevriliyor ama infra alt demek, ultraviyoledeki gibi öte, üst demek değil). Daha uzun dalga boyları milimetre dalgaları, mikrodalgalar ve radyo dalgalarıdır. En kısa dalga boyları ise görünür ışık, morötesi, X-ışınları ve gama ışınlarıdır. Maddeyi bunlarla ölçeriz:

İlgili yazı: 18 Ayda Nasıl 24 Kilo Verdim?

Her şeyin teorisi ne zaman? Büyütmek için tıklayın.

 

Nasıl ölçeriz derseniz

Bir şey ne kadar küçükse onu görmek için o kadar kısa boylu dalgalar kullanıyoruz. Işık foton parçacıklarından oluşuyor ama fotonlar aynı zamanda elektromanyetik dalgadır. Kısacası atomu görmek için futbol topunu görmek için gerekenden çok daha yüksek enerjili dalgalar kullanmak gerekiyor. Bu dalgalar hedef tarafından emilip geri yayınlanıyor. Dedektörlerimiz bunu algılayacak, ekrana yansıtacak ve biz de örneğin baktığımız atomu göreceğiz.

Belirsizlik ilkesine bağlı kuantum ölçüm problemi burada ortaya çıkıyor: İster elektron olsun ister foton, atomlardan küçük parçacıkları görmek için gittikçe daha kısa dalga boylu ve yüksek enerjili ışınlar kullanmak gerekiyor. Oysa nötrinodan küçük teorik parçacıklar için işin rengi değişiyor. Bunları görmek için çok enerjik ve yüksek frekanslı ışınlar gerekiyor.

Üstelik m=E/c2 gereği kütle enerjiden türeyen bir özellik… Planck ölçeğinde ya da ona yakın ölçeklerde küçücük Planck parçacıkları var mı bilmiyoruz ama bunları görmek için uzayzamanı şiddetle bükecek kadar yüksek enerji gerektiğini biliyoruz. Öyle ki Planck parçacıklarını görmek için gereken enerji, yani uzaydaki çok küçük bir noktayı aydınlatacak süper ince ışınlar mikroskobik kara delikler oluştururdu. Mikro kara deliklerin yaklaşan her şeyi yutacak kadar büyük olmayacağını biliyoruz.

Yine de ölçüm yapayım derken sadece mikroskobik kara delikler yaratacağız. Bunlar da Hawking radyasyonu (gama ışınları) yayarak anında buharlaşacaktır. Dolayısıyla Planck parçacıklarını görmek isterken sadece göz kamaştırıcı bir ışık üreteceğiz. Kuantum holonomi ve kuantum ölçüm problemi bağlamında belirsizlik ilkesi budur. En küçüğü göremeyiz ama belirsizlik ilkesi sadece göremeyiz demiyor. Planck ölçeğinden daha küçük ölçeklerde ölçülebilecek hiçbir şey yoktur diyor! 😮

İlgili yazı: Neden Neptün ve Uranüs’te Gökten Elmas Yağıyor

 

Kuantum holonomi ve Planck ölçeği

Planck uzunluğu 1,6 x 10-35 metre ve Planck kütlesi 1,2 x 1019 GeV’dir. Kütle enerjiye denk olduğu için parçacıkların kütlesini mega ve gigaelektronvolt olarak ölçüyoruz (milyon (MeV) ve milyar (GeV) elektronvolt). Bilinen en kütleli temel parçacık üst kuarkın kütlesi sadece 173,34 gigaelektronvolttur. Bunu Planck kütlesiyle karşılaştırın! Nitekim olası Planck parçacığı atom çekirdeği bileşeni protondan 1020 kat küçüktür. Oysa proton da atomdan 100 bin kat küçüktür! 😮

Belirsizlik ilkesinin “Planck ölçeğinden küçük ölçeklerde ölçülecek hiçbir şey yok” derken kastı budur. Daha küçük ölçeklerde fizik yasaları işlemiyor. Bu yüzden daha küçük her ne varsa gözlemlenebilir evrenin dışında kalıyor ve farklı fizik yasalarına uyuyor. Oysa kozmik enflasyon teorisi uyarınca evrenin evren olmayan bir uzaydan türediğini biliyoruz. Öyleyse her şeyin teorisi hem bu evreni hem de evren öncesi ortamı açıklamak zorunda. Dahası evrenin nasıl oluştuğunu da açıklamak zorunda.

Peki her şeyin teorisini geliştirebilir miyiz? Elektromanyetik ve zayıf kuvvetin 1 katrilyon derecede elektrozayıf kuvvet olarak birleştiğini biliyoruz. Belki de 1032 derecede atom çekirdeklerini birleştiren güçlü nükleer kuvvet de elektrozayıf kuvvetle birleşiyordur. Sonuçta bu üçü (yerçekiminin tersine) kuantum fiziğine tabidir. Bu durumda her şeyin teorisi genel görelilik teorisi ile kuantum fiziğinin evrenimizi açıklayan sürümü olan standart modeli birleştirecek veya içerecektir. Kuantum holonomi diyor ki bu teorileri birleştiremeyiz ama bunları kapsayan daha genel bir teori var. Bakalım öyle mi?

İlgili yazı: Düz Dünya Teorisini Çürüten 12 Kanıt

 

Neden kuantum holonomi?

Süpersicim teorilerini birleştiren Zar Teorisi (M teorisi) ve en büyük rakibi halka kuantum kütleçekim kuramı varken neden kuantum holonomi istiyoruz? Zar teorisi yerçekimini kütleçekime dönüştürerek kuantum fiziğiyle birleştiriyor. Oysa bunun için 1) en temel parçacıkların sonlu büyüklükte sicimlerden oluştuğunu söylüyor (bunlara uzay parçaları diyebiliriz). 2) Görülen üç uzay boyutuna ek olarak nötrinodan bile küçük 7 ek uzay boyutu olduğunu öne sürüyor.

Hatta sicim teorisinde iki boyutlu uzaya kütle üreten graviton parçacığını oluşturan kapalı halka sicimleri eklediğiniz zaman yerçekimi kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kütle ekleyince uzay üç boyutlu oluyor ve zaman akmaya başlıyor. Öte yandan Zar Teorisi sadece evrenimizi değil, akla gelebilecek bütün evrenleri açıklıyor. Teorinin değişkenleri her evrene uyarlanabiliyor. Bu yüzden Zar Teorisi ve diğer sicim teorileri BU evrenin nasıl oluştuğunu açıklamıyor. Patlıcan patlıcandır demek gibi oluyor.

Halka kuantum kütleçekimi (LQG) özetlemek daha kolay: Bu kuram uzayı halka şekilli uzay parçalarından türetiyor. Buna göre uzay ortasında hiçlik olan mikroskobik ilmek örgüsünden, bir tür zincir örgü zırhtan oluşuyor. Evet, LQG uzayı kuantumlaştırıyor ama sadece uzay ve yerçekimini açıklıyor. Parçacıklar ve diğer fizik kuvvetlerini açıklamıyor. Ayrıca LQG’ye göre süpernova kaynaklı en enerjik gama ışınlarının düşük enerjili kızılaltı ışınlardan daha yavaş gitmesi gerekiyor ama yapılan ölçümler tam tersini gösteriyor. Gama ışınları da kızılaltı ışınlar da hep ışık hızıyla gidiyor.

Sözün özü

Bugüne dek geliştirilen her şeyin teorileri başarısız oldu. Ya kanıt yok ya aksine kanıt var ya da bunların yanlış olduğunu göstermek imkansız ki bu da üçüncü grubun bilimsel varsayım olmadığını gösteriyor. Kuantum Holonomi Teorisi (QHT) sorunu bambaşka bir yaklaşımla çözmek istiyor:

İlgili yazı: Mars’ta Nasıl Oksijen ve Su Üreteceğiz?

 

Kuantum holonomi özellikleri

Kuantum holonomi teorisini iki Danimarkalı geliştiriyor: Fizikçi Jesper Grimstrup ve matematikçi Johannes Aastrup. QHT’ye göre eski teoriler başarısız oldu; çünkü bunlar indirgemeci teorilerdi. Evrenin hep daha küçüğe bölünerek açıklanabileceği veya genel görelilikle kuantum alan kuramının birleştirilebileceğini varsayıyordu. İkisi de mümkün değildir. Evet, indirgemeci yaklaşımla biyolojiden kimyaya ve nükleer fiziğe inebilirsiniz ama en küçük ölçekte buna dur demek lazım:

Bu durumda her şeyin teorisi çok basit bir ilkeden türemiş ve evrendeki her şeyin için geçerli olmalı. Bu teori evreni gittikçe daha küçük Lego bloklarıyla indirgemeci olarak açıklayamaz. Tüm evrenleri açıklayacak kadar genel olmalı ama aynı zamanda yaşadığımız evreni açıklayacak kadar özel olmalı. Peki var mı böyle bir teori? Öncelikle zamansız bir teori olması gerekiyor. Amplituhedron teorisi gibi zamansız teorilerin evreni sadece sanal uzaydan türetebildiğini gördük.

Öyleyse uzayzaman en temel şey değil (Sicim teorisi uzayzamanda işliyor ama uzayzamanı türetmiyor. Halka kuantum kütleçekim sadece uzayı türetiyor ama zamanın akışını göstermiyor). En temel şey uzaydır. Pekala, buraya dek nasıl bir teoriye gerek olduğunu açıkladık. Peki bunu nasıl geliştireceğiz? Sahi bütün fizik teorilerinin ortak noktası nedir? Uzaydaki cisimlerin nasıl hareket ettiği ve yer değiştirdiğini açıklamak:

Belirsizlik ilkesi

Örneğin Heisenberg’in belirsizlik ülkesi yüzünden parçacıklar rastgele titreşiyor. Termodinamiğe göre makineler bir yerden enerji alıp içinden geçiriyor ve enerjiye başka yere taşıyarak çalışıyor. Entropi uzaydaki parçacıkların konumu ve dağılımıyla ilgili… Bu yaklaşımın neden indirgemeci olmadığını, holonomi teriminin Latince kökeni uyarınca neden bütüncül olduğunu görebiliyor musunuz? Kuantum holonomide farklı fizik teorilerinin ortak noktalarını alıyoruz. Bunları birbiriyle ilişkilendiriyoruz:

İlgili yazı: Zamanda Yolculuk Etmenin 9 Sıra Dışı Yolu

Paralel taşıma. Kürelerdeki bütün paralel vektörler paralel ilerlemez. Ayar geometrisiyle dönüşümler gerekir. Paralel taşıma kuantum holonominin farklı teorileri böyle birbirine yaklaştırıp ilişkilendirmesinde kullanılır.

 

Kuantum holonomi gerçek bir teori mi?

Hem evet hem hayır. Kuantum holonomi bağdaşmaz teorileri birleştirmeden ilişkilendiren bir kuramlar kuramı ve matematik modeli. Bunu ayar teorilerini ilişkilendirerek yapıyor. Zaten uzayda A noktasından B noktasına giden bir cismin hareketini ayar teorileriyle gösteriyoruz. Örneğin kimya kuantum kimyaya, o da nükleer fizik ve parçacık fiziğine temelleniyor. Oysa parçacık fiziği standart modele oturuyor ki bu da bir ayar teorisidir. Aslında oyun sahasını ve oyunun kurallarını tanımlıyor.

Bu bağlamda kuantum fiziğinde ayar alanları var. Elektronun hareketini gösteren elektron alanı, elektrik alanı, manyetik alan ve elektromanyetik alan gibi… Bunlara kuantum alanları diyoruz. Öte yandan genel görelilikte kütle uzayzamanı büküyor ve bu da yerçekimini üretiyor. Yerçekimi de bir enerji alanıdır. Dahası genel görelilikte yerçekimini Newton mekaniğinden alıp görelilik mekaniğine Lorentz dönüşümleri denilen ayar denklemleriyle dönüştürüyoruz.

Genel görelilik düz geometri yerine eğri Riemann geometrisini kullanıyor. Bu geometriyi evrenimizi gösterecek şekilde dönüştürme görevi ise Lorentz dönüşümlerine düşüyor. Öyleyse bütün fizik teorileri birer matematik reçetesidir. Elektrik teorisiyle manyetizma teorisini elektromanyetik kuvvet olarak birleştiren Maxwell bunu bir matematik uzayında, yapılandırma uzayında yapmıştır. Einstein da özel göreliliği genel göreliliğin içine yapılandırma uzayı ve dönüşüm denklemleriyle ekledi.

Pekala

Farklı teorileri özel bir yapılandırma uzayıyla nasıl birleştirebiliriz? Bunun için uzayın enformasyon içermesi gerekiyor. Örneğin Lorentz dönüşümleri özel göreliliği yerçekimine eklerken bu dönüşümlerin eğri Riemann geometrisine, yani uzaya veri depolamasından yararlanıyor. Nitekim üç boyutlu uzayda bir top kendi çevresinde dönebilir, titreşebilir veya yön-hız (vektör) değiştirebilir. Üç uzay boyutu aslında üç ayar alanıdır. Peki her şeyin teorisinin kendine özel bir geometrisi var mı?

İlgili yazı: Dünyadaki En Ölümcül 5 Toksin Nedir?

Büyütmek için tıklayın.

 

Evet var

Genel görelilik ile kuantum fiziği birleşmeyebilir ama biz her ikisinin de alan teorisi olduğunu gösterdik. Demek ki ortak özellikleri var. Bunları bir kişinin iş çevresi gibi bir network ağıyla, ilişkiler ağıyla çizerek birbirine bağlayabiliriz. Bunu nasıl yapacağımız ayrı bir araştırma konusu ama farklı fizik teorilerini çizerek birleştirebiliriz. Örneğin halka kuantum kütleçekim kuramı uzayı ilmekler ağından türetiyor. Bunun için de kuantumlaştırılmış, yani delikli bir geometri kullanıyor. LQG’de uzay düzlemleri kevgir gibi gözenekli oluyor. Her şeyin teorisi de görelilik ve kuantum fiziğini böyle birleştirebilir.

Bunlar nasıl bir düzlemde, geometride birleşecektir? İlişkiler ağını eğri uzayda gösterebiliriz. Nasıl ki örme kazak göze tek parça görünür ama ilmeklerden oluşur ve nasıl ki balık ağı tek parça görünür ama düğümlenmiş iplerden oluşur kuantum holonomi yapılandırma uzayı da ilişkilerden örülebilir. Siz de kuantum alan kuramıyla kuantum holonomi arasındaki benzerliği denklemlerde görebilirsiniz. Zaten kuantum holonomi kuantum alan kuramının terimler eklenen bir modifikasyonu oluyor.

Resimde Bott-Dirac operatörünün karesinin Hamiltonian’a (H) eşit olduğunu görüyorsunuz. Detaylar önemli değil. Hamiltonian fiziksel bir sistemdeki enerjinin formülünü veriyor. H1 bozonların, yani fizik kuvvetlerini taşıyan parçacıkların enerjisini ve H2’de maddenin enerjisini gösteriyor. Kuantum alan kuramında bozonları ve madde parçacıklarını ayrı kuantum alanlarıyla gösteriyoruz.

Bir de omega terimi var

Bu da büyük patlama anındaki gibi çok yüksek enerji düzeylerinde denklemlerde yapılacak ayarlamaları gösteriyor. Kısacası bu denklem evrendeki madde ve enerjinin uzayla etkileşimini, uzaya nasıl dağıldığını ve nasıl yayılacağını gösteriyor. Evrendeki madde ve enerji dağılımını bu şekilde gösterdikten sonra geriye maddeyle enerjinin evrende nasıl etkileşim kuracağını göstermek kalıyor. Toparlayacak olursak kuantum holonomi hem görelilikte hem de kuantum alan kuramında maddeyle enerjinin nasıl davranacağını gösteren bir denklem. Bu iki bağdaşmaz teoriyi analitik geometriyle ilişkilendiriyor.

İlgili yazı: 5 Soruda Paralel Evrenler

 

Peki kuantum holonomi gerçek mi?

Öncelikle kuantum alan kuramına indirgenebilmesi her şeyin teorisi olarak doğrulanabileceğini gösteriyor ama henüz ortada kanıt yok. Burada çok karmaşık matematik denklemlerinden söz ediyoruz. Bu denklemlerin yerine oturması, doğru çalıştığının gösterilmesi uzun zaman alacak. Tabii kuantum fiziği ölçülebilen bir teori, görelilikte deney ve gözlemlerle test edilebilen bir teori. Bu ikisini birleştiren kuantum holonomi ize fiziksel bir teori değil. Matematiksel bir teori. Sonuçta fiziğin altında yatan “bilimsel” metafiziği gösteriyor. Fringe dizisine boş verin. Asıl kuantum holonomi sınırda bilim.

Bu yüzden evrenimiz hakkında test edilebilir öngörülerde bulunması ve yüzde 100 bilimsel statü kazanması zor. Yine de üç boyutlu uzayda madde ve enerjinin dağılımı, yayılımı ve hareketinin açıklamanın en basit yolunun kuantum alan kuramı olduğunu söylüyor. Felsefede Ockham’ın usturasına göre yanıtını bilmediğiniz bir sorunun doğru yanıtı muhtemelen en basit olan yanıttır. Termodinamik yasalarına göreyse evren minimum enerjiyle maksimum iş yapmak ister. Bu yüzden fizik yasalarının olabildiğince basit olması gerekir. Kuantum alan kuramı her iki şartı da karşılıyor.

En azından kuantum holonomi karşıladığını gösteriyor. Dahası yerçekimini kuantumlaştıramayacağımızı, yani kuantum kütleçekim kuramı geliştiremeyeceğimizi gösteriyor. Bunun yanında kara deliklerin merkezinde sonsuz yerçekimine sahip sonsuz küçüklükte boyutsuz bir tekillik olmadığını da gösteriyor. “Tekillikimsi” Planck çapında çok küçük ama sonlu hacme sahip bir toptur. Öyleyse kara deliklerin merkezinde tekillik değil, neredeyse tekillik var ki bu da modern fiziğin beklentilerine uygun. Modern büyük patlama teorisine uygun…

Tekillik ve kuantum holonomi

Tabii tekillik yoksa büyük patlama da tekillikten gelmedi demektir. Evren sonlu büyüklükte bir uzay nüvesinden türemiş olmalı ki kozmik enflasyon teorisi buna işaret ediyor. Öyleyse evren hiçlikten nasıl oluştu gibi bir soruya da gerek yok. Bir şeyden oluştu. Metafizik fizik dışı değil fizik türeten bir şeydir. Tabii büyük patlama büyük sekme mi, yoksa sanal uzayda bir sanal düzlem noktacığı mı ayrıca tartışılır.

İlgili yazı: 10 Adımda kara deliğe düşen astronota ne olur?

 

Toparlayacak olursak

Kuantum holonomi farklı fizik teorilerini ilişkiler ağından oluşan eğri ızgara tarzı bir yapılandırma uzayında analitik geometriyle ilişkilendiriyor. En güçlü yanı çok basit bir fikir olması ve kuantum alan kuramını da evreni açıklayacak en basit kuram olarak göstermesi. Öte yandan 15 yaşındaki bu teori geçişli olmayan geometriler kullanıyor, yani matematiğin en zor alanlarından birini…

Nasıl ki Interstellar filminde yaşlı bilim insanı bana solucandeliğinin öbür tarafındaki bilgi lazım demişti, bizim de kuantum holonomiyi kanıtlamak için evrenin dışına çıkmamız gerekecek ve bu bile başlı başına bir çelişki. Yine de her şeyin teorisi geliştirmek için elimizdeki en iyi seçenek QHT gibi duruyor. Kuantum holonomi bilim insanlarından artan ölçüde ilgi görüyor.

Peki evren bir simülasyon mu? Onu da şimdi okuyabilir ve kozmik artalan evrenin genişlemesini nasıl gösteriyor diye sorabilirsiniz. Elementler ve atomların evrende nasıl oluştuğuna bakıp karanlık madde parçacıklarının nasıl oluştuğunu hemen inceleyebilirsiniz. Hızını alamayıp aşağıdaki Starbasekozan videosunda yıldız tozunu da izleyebilirsiniz. Bilimle ve sağlıcakla kalın.

Vücudunuzun Yarısı Başka Galaksiden Geliyor


1The Metric Nature of Matter (pdf)
2Non-perturbative Quantum Field Theory and the Geometry of Functional Spaces
3On Representations of the Quantum Holonomy Diffeomorphism Algebra

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir