Bulut Okulları ve Ücretsiz Eğitim >> Online açık öğretim (MOOC) ile siz de Harvard mezunu olabilirsiniz

Dijital eğitim 15 yıl önce online kurslarla başladı. Ancak bu ilk aşamaydı. Aradan geçen zamanda, aynı anda binlerce oyuncunun oynadığı online oyunlar farklı ülkelerdeki gençleri birbirine bağladı. Bunun devamı olarak, sosyal medyada örgütlenen siyasetin öncüsü 2011 Occupy Wall Street ve Gezi Olayları geldi. Şimdi de internet ortamında yetişen genç dünya vatandaşları için “büyük ölçekli online açık öğretim” devri başlıyor.

MOOC olarak kısaltılan bulut okullarının Türkiye’deki açık öğretimden büyük bir farkı var: Öncelikle yüksek öğretim derslerine katılarak sınavları başarıyla verirseniz oturduğunuz yerden Harvard, MIT ya da Berkeley mezunu olmasanız da uluslararası sertifika alabilirsiniz. Bunun için vize alarak yurtdışına gitmenize, yılda 10 bin doları aşan büyük paralar ödemenize ve işinizi gücünüzü bırakarak başka bir ülkeden oturma izni almanıza gerek yok.

MOOC eğitim programları Massachusetts Institute of Technology (MIT) gibi dünya çapında prestijli birçok yüksek üniversitenin katıldığı ve genellikle ücretsiz platformlar üzerinden sunuluyor. İnternet erişimi ve bulut bilişim desteği ile uluslararası açık öğretim derslerine metrobüste giderken 3G bağlantılı tabletle çalışmak da mümkün.

 

 

Ücretsiz veya uygun maliyetli eğitim ile fırsat eşitliği

MOOC’un en büyük özelliği uluslararası üniversite diploma denkliğinin olması yönünde atılan adımlar. MOOC basit bir satış ve pazarlama kursu değil. MOOC mezunları, bazı programlarda açık öğretim üniversite mezunu statüsünde değerlendiriliyor. Diploma alıyor ya da sertifika ve ek yeterlilik sınavlarını verdikleri takdirde, üniversitede akademik kariyer yapabiliyor.

Örneğin, Pennsylvania Üniversitesi Wharton İşletme Okulu 1. yıl müfredatanın tamamını MOOC formatıyla internetten sunuyor. Bu da Wharton gibi prestijli bir kurumdan MBA diploması almak için derslere ilk yıl online olarak evden katılabileceğiniz anlamına geliyor. Bu sistem yakında 4 yılı, yani tüm üniversite eğitimini de kapsayacak. Bu eğilim öğretim kurumlarında başlamış bulunuyor. Tam diploma denkliğinin yaygınlaşmasıyla birlikte gerçek online üniversite eğitimi de başlamış olacak.8

Bu sistem Türkiye’de olsa gençlerimiz; modern öğretim olanağı sağlamak yerine, dar siyasi görüşlere taraftar bulmak için öğrencilerin beynini yıkamaya çalışan “arpalık sözde öğretim kadrolarına” bağlı kalmaktan kurtulabilir, böylece gerçek ve ücretsiz eğitim alabilirler. Türkiye’nin sağlam kadroları olan, akademisyenleri dünya çapında saygı gören büyük üniversitelerin mezunları bile ceplerine Harvard gibi prestijli bir üniversiteden ikinci bir sertifika koyabilirler.

 

 

Üniversite harcı, ücretli eğitim, beyin göçü yok

World of Warcraft (WoW) gibi online video oyunlarından esinlenen sistemde “oyunlaştırma” prensibi kullanılıyor. Evet, oyunlaştırma artık sadece satış ve pazarlamaya özgü bir müşteri kazanma tekniği değil. Oyunlaştırma, bulut bilişim ve internet desteği ile artık üniversite öğretim programlarında da kullanılıyor.

Buraya kadar MOOC ile ilgili genel bilgiler verdik, sistemin öğrenciler için ilk bakışta çarpıcı özelliklerine değindik. Özellikle de maddi durumu elverişli olmayan üniversite öğrencilerine Türkiye’de Harvard mezunu olma şansı tanıdığını, yurtdışına beyin göçünü önlediğini, bu sistemin geliri ne olursa olsun çalışkan bütün öğrencilere ücretsiz fırsat eşitliği sağladığını belirttik. Peki MOOC tam olarak nedir? Dünya’da hangi üniversiteler “Büyük Ölçekli Online Açık Öğretim Kursları” veriyor? İşin somut detaylarına girelim.

 

 

Uzaktan açık eğitim

Büyük Ölçekli Açık Online Kurs (MOOC), internet üzerinden sınırsız katılım ve açık erişimle sağlanan bir eğitim platformu olarak tanımlanıyor. Videolar, ders notları ve çözüm kitapçıkları gibi geleneksel materyallere ek olarak, MOOC sistemi interaktif kullanıcı forumları da sunuyor.

Bu internet forumları bulut bilişim ve online işbirliği araçlarını destekliyor. Böylece öğrenciler ders çalışmak için arkadaşının evine gitmek gibi internet toplulukları oluşturabiliyor. Örneğin İngilizce öğrenmek için internetteki oyun arkadaşlarını bularak pratik yapabiliyor veya online açık öğretim sınıf arkadaşlarıyla ders çalışabiliyor. MOOC sistemi bir “uzak eğitim” çözümü olarak kabul ediliyor.

 

 

MOOCSadece uzak eğitim değil, online araştırma laboratuarları

Gezi Olayları ile Türkiye’deki farklı kesimleri bir araya getiren internet iletişimi, eskiden ağırlıklı olarak ordunun ve bilim adamlarının elindeydi. Akademisyenler yıllarca hızlı internet bağlantısı kullanarak dünyanın farklı ülkelerindeki araştırmacılarla yazıştılar, yeni bilimsel gelişmelerden haberdar oldular. Aynı bilim adamları 90’ların başında internetin halka açılmasına öncülük ettiler.

Bundan 6 yıl önce ise, bulut bilişim desteği ile sadece internet üzerinden hizmet veren, çevirmenlerin de internet çeviri programlarını kullandığı uluslararası yerelleştirme şirketleri açıldı. Ben de Lionbridge gibi bu tür çeviri şirketlerine teknik çevirmen olarak hizmet vermiştim. Artık internet üzerinden işbirliğine dayalı bu tür yazılım araçları çok gelişti. Öyle ki üniversiteler hızlı internet bağlantısını yeterli bulmuyor. Bunu “online araştırma laboratuarları” ile destekliyor.

 

 

MOOC internet ağı.Araştırma asistanlarına online kadro imkanı

Özellikle biyoteknoloji alanında “büyük ölçekli açık online araştırma” çözümleri üniversitelerin, genetik mühendisliği şirketlerinin, biyoteknoloji laboratuarlarının organik bilgisayarlar ile yeni tedavi yöntemleri geliştirmesine yardımcı oluyor. MOOC sisteminin bu versiyonu MOOR olarak kısaltılıyor.

Nitekim San Diego California Üniversitesi bu konudaki ilk büyük çaplı online derslere “Biyoinformatik Algoritmaları Bölüm 1” başlığıyla başladı. UC San Diego Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Profesörü Pavel Pevzner ile yüksek lisans öğrencileri Coursera adlı MOOC platformu üzerinden hem online ders veriyor hem de diğer ülkelerdeki araştırmacılarla gerçek zamanlı olarak online araştırma yapıyor.

 

 

Bulut laboratuarları Türkiye’nin öncü üniversitelerinde hizmete girmeli

UC San Diego doktora öğrencisi Phillip Compeau, online araştırma laboratuarları konseptini şöyle açıklıyor: “Kursa katılan bütün öğrencilere farklı ülkelerde biyoinformatik alanında lider bilim adamlarının yönetimindeki spesifik projelerde çalışma şansı verilecek. Bu kişiler kendi ekipleriyle iletişim kurarak öğrencilere rehberlik etmeyi kabul etmiş bulunuyorlar.”

Compeau, ezberci eğitim ve test sisteminin yetersizliklerine değinerek, “gerçek eğitimin” üniversiteden mezun olur olmaz iş hayatı veya akademik kariyere uygulanabilen pratikler üzerine kurulu olması gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda uygulamanın ve araştırmanın eğitimin temeli olduğunu ekliyor:

 

“Eğitimin doğal süreci, öğrenimden araştırmaya geçiş yapmaktır. Bu da öğrencilerin çoğunluğu için büyük bir sıçrayış anlamına geliyor. Araştırma yapmak özellikle dar kadrolu ve dar çevreli alanlardaki öğrenciler için pratikte imkansız hale geliyor. Araştırmayı interaktif ders konuları ve MOOC sistemine entegre ederek öğrencilere bu geçiş aşamasında bir çıkış yolu sağlamış oluyoruz.” Kısacası online araştırma laboratuarları, kadrosu yetersiz üniversitelerde okuyan gençlere kendini dünya çapında gösterme imkanı sağlıyor.

 

 

mofoc2Ücretli mi ücretsiz mi?

MOOC sistemi önce internette açık lisans sistemi ile ücretsiz olarak başladı. Ders materyallerine, örneğin .pdf dosya formatındaki kitaplara erişmek ya da sertifika sınavlarına girmek ücretsizdi.  Sistemin en büyük avantajlarından biri ders notları ve kitaplarının yeni bilimsel gelişmeler ışığında anında güncellenmesiydi. Bu da her yıl kâğıt masrafına yol açan ve sırt çantasına yük bindiren yeni kitaplar satın alma zorunluluğunu ortadan kaldırıyordu.

Ancak, günümüzde eğitim kalitesini korumak için ücretli eğitim veren açık öğretim kursları da yaygınlaşmaya başlıyor. Sistemi eleştirenler ise MOOC’un ücretli olmasının işi ticarete dökeceği kaygılarını yaşıyor.

 

 

Sadece üniversiteler değil, şirketler de var

Gerçekten de ücretsiz MOOC sistemini başlatan MIT’nin amacı da eğitimi ticaret kafasından kurtarmak, üniversite çalışmalarının sınava hazırlık dershanelerine dönüşmesini engellemekti. MIT kâr amaçlı olmayan MITx platformunu kurdu ve ilk dersler 6.002x no ile 2012 martında başladı.

Platforma Harvard Üniversitesi’nin katılmasından sonra sistemin adı edX olarak değiştirildi. Yine 2012 bahar ayında, Berkeley California Üniversitesi de MOOC platformuna katıldı. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’ndeki MOOC sistemlerine aralarında Texas Üniversitesi, Wellesley Koleji ve Georgetown Üniversitesi’nin de bulunduğu birçok öğrenim kurumu katılmış bulunuyor.

 

İnternet arama motorlarının öncülerinden Google’ın genel merkezinin aynı zamanda “Google Kampüsü” olarak adlandırılmasının bir sebebi de bu. Google’ın da kendi online açık öğretim sistemi var ve buna “Google Power Search” hizmeti dahil.

Evet, Google kullanıcılarına internette aranan kelimeyi kolay bulmak için “etkili arama” kursları da veriyor.2 Bu hem benim gibi içerik editörlerinin hem SEO’ların hem de sosyal medya uzmanlarının işte performansını artırıyor. Bu yıl itibariyle ABD’de MOOC platformu ile ders veren üniversitelerin sayısı 20’yi aşmış bulunuyor.

 

 

Avrupa’da online açık öğretim

2012 Şubatında, Finlandiya’daki eski Nokia çalışanları CBTec çözümünü baz alarak Eliademy.com MOOC eğitim sitesini açtılar. Bu site açık kaynak kodlu sanal öğrenim ortamını destekliyordu. Günümüzde bu site Latince ve Türkçe dahil olmak üzere 19 dilde yerelleştirilmiş bulunuyor ve akıllı telefonlar ile tabletler için mobil sürüm de destekliyor.

İngiltere’de ise Open University (Açık Üniversite) Futurelearn adıyla bağımsız bir MOOC şirketi kurdu ve bu şirket üzerinden üniversite öğretim kadrolarının da desteğiyle online açık öğretim dersleri vermeye başladı. Bu uygulama bizdeki Kadir Has Üniversitesi’nin uygulamalarını hatırlatıyor. Kadir Has Üniversitesi öğretim görevlileri arasında sadece akademisyenler değil, sektörden gelen alanında uzman eğitimciler de yer alıyor. Open University bu modeli internette açık öğretime taşımış bulunuyor.

 

 

Bir üniversitenin online öğrenci sayısı Türk Ordusundan 2,5 kat fazla

Dr. Jorge Ramió ve Dr. Alfonso Muñoz, Madrid Teknik Üniversitesi’nde İspanya’nın ilk MOOC hizmeti olan Crypt4you servisini başlattılar. Almanya’da ise Iversity faaliyet gösteriyor. OpenupEd platformu AB desteğiyle kurulmuş bulunuyor ve İrlanda’da da ALISON dünya çapında 2 milyon (!) öğrenciye ders veriyor.

 

Online açık öğretimin öğrenciye faydaları

İnternette MOOC platformlarıyla ilgili bilgi veren MOOC Guide “Vikisi” sistemle ilgili 12 yarar sıralıyor:

 

  1. İnternetin olduğu her yerde eğitim imkanı (ADSL veya kablosuz Wi-Fi).
  2. İstediğin dilde eğitim.
  3. Online ders araçlarını, kitapları kendin seç.
  4. İşten çıkıp derse yetişme veya devam zorunluluğu yok, istediğin zaman çalış
  5. Ders gibi değil, proje bazlı çalış. Öğrenim hızını kendin belirle.
  6. Ders materyallerini ve ders notlarını internette herkesle paylaşabilir, kendi hazırlık derslerini verebilirsin.
  7. Resmiyetten uzak.
  8. Torrent sitesi tarzı “eşler arası” peer-to-peer iletişim ile kesintisiz anında öğrenim.
  9. Tek bir ana bilim dalında mezuniyet sınırlaması yok. Diploma için istediğin üniversiteyi seçebilirsin. Öğrenim kalitesi tüm MOOC platformlarında aynı.
  10. Çalışkan herkes mezun olabilir. Burs şartları ve zorunluluğu yok. Çoğu zaman ücretsiz eğitim.
  11. Kişinin kendi kendinin özel öğretmeni olması. Ünlü bilimkurgu yazarı Asimov, internetin bu konudaki gücünü 20 yıl önce öngörmüştü. Yazının sonundaki videoya bakabilirsiniz.
  12. Sadece temel bilimler veya meslek kursları değil, ilkyardım gibi hemen her alanda uzmanlaşma imkanı.

 

2012 Haziran ayında4  Coursera, Udacity ve/veya edX’e 1,5 milyondan fazla kişi kayıt yapmıştı. 2013 Martında sadece Coursera’da 2,8 milyon kalıtlı öğrenci bulunuyordu.

 

 

Polimatlar geri mi geliyor?

Modern felsefenin öncülerinden Descartes matematik, doğa bilimleri gibi birçok alanda uzmanlaşmış bir entelektüeldi. Günümüzde ise bilim ve teknoloji alanındaki bilgilerimiz öyle arttı ki birçok alanda yeterli ölçüde uzman olan kişiler bulmak gerçekten çok zor. İnsanlar genellikte tek bir üniversitede ve tek bir dalda uzman olabiliyorlar. Aşırı uzmanlaşma politikada yanlış kararlar alma gibi sorunlara yol açıyor. Entelektüeller ile bildiklerini halkla paylaşarak ülkenin gelişimine katkıda bulunan “Aydınlar” arasındaki uçurum büyüyor.

Peki, MOOC açık öğretim sistemi birden fazla kurs desteği ile eskinin polimatlarını geri mi getiriyor? Yoksa açık öğretim sistemi her gün gittiğimiz üniversitelerin yerini asla alamayacak olan sulandırılmış bir online eğitim programı mı?

 

Sicim Teorisi uzmanı fizikçi Michio Kaku Koç Üniversitesi’nin 20. yıl kuruluş etkinleri için İstanbul’a geldiğinde kendisine yemekte bu soruyu sordum. Detaylarını Popular Science Türkiye Aralık 2013 sayısında anlatacağım; ama duayen eğitimci Kaku’nun, internetin üniversite salonlarının yerini asla alamayacağını ifade ettiğini söyleyebilirim.

Kanımca internete düşüncelerimizle girmek, telepatik internet ve sanal gerçeklik teknolojisi bu sorunu çözecek; ancak hali hazırda sisteme bu konuda önemli eleştiriler var. Biz de önce online açık öğretim sisteminin zorluklarıyla başlayalım, ardından eleştirilere geçelim.

 

MOOC Guide’a göre sistemin öğrencilere zor gelen yanları:

 

  1. Öğrencinin kendi içeriğini ve ders notlarını oluşturması şart. Sınavdan bir gün önce çalışmakla veya ezbercilikle olmaz.
  2. İnternet okuryazarlığı olmalı, yani interneti ve sosyal medyayı kullanmayı bilmek gerek.
  3. Kişisel motivasyon çok önemli. Düzenli ders saatleri yok, öğrencinin dersleri boşlamaması ve kendi başına araştırma yapmayı öğrenmesi lazım.
  4. Organik bir müfredat, yani katılımcının kendi öğrenim hızını belirlemesi gerekli. Ancak, programın sırasını keyfi olarak değiştirmemek gerekiyor.
  5. Bununla birlikte kişinin derste hangi noktalara odaklanacağına da karar vermesi lazım.

 

MOOC sistemi üniversite salonlarına sanıldığı kadar yabancı değil. Khan Academy gibi çözümlerde (Türkçe sitesi var7) ders videoları veya konferans konuşmaları kayda alınıyor. Buradaki sorun elbette ki videoda konuşan profesöre soru sorma imkanın olmaması (gerçi zamanında derste sorulan soruların kayıtta yer aldığı da oluyor).

 

 

7749829360_cca8588063_cAkıllı yazılımlar öğretmenlerin yerini alacak mı?

Bilim ve Teknoloji Danışmanlar Kurulu (PCAST) Başkanı Thrun konuyla ilgili açıklamasında şunları söylüyor: MOOC “kursları öğretmenlerin kitaptan ders okuyup tekdüze dikte ettiği bir sistem değildir. Bu kurslar öğrenciyi zorlamak için tasarlanmıştır ve bu değerlendirmelerin sonucunda elde edilen veri hacmini de arka planda “büyük çaplı bilgisayar öğrenme sistemi” olarak tanımlayabiliriz.”

Thrun özetle gelecekte akıllı yazılımların öğretmenlerin yerini alabileceğini söylüyor. Anlamlı Web 3.0 tarzı bilgisayar öğrenme sistemleri bugün Google ve Yandex arama motorlarında kullanılıyor. Büyük Veriyi analiz ve anlamlandırma yazılımlarına dayanan bu sistemler, arama motorlarının kullanıcılarının “dilini öğrenmesini” ve kullandıkları kelimelere bakarak daha alakalı sonuçlar göstermesini sağlıyor.

 

 

Thurn bu yaklaşımın öğrenicinin başarısının sadece becerikli bir öğretmen sayesinde artacağına yönelik “Ortaçağ efsanelerini” yıktığını ve hem öğretmenin hem de öğrencinin başarısının büyük veri analiz yazılımlarıyla ölçülmesi gerektiğini belirtiyor.

Bununla birlikte, MOOC sistemi her ne kadar uygulamayı ezberciliğin yerine koysa da “ölçme ve değerlendirmenin” hoca sevgisi, ilham ve değer verme gibi faktörlerin yerini alması gerektiği tartışmalı bulunuyor. Eğitimi çoktan seçmeli testlere veya matematiksel analize indirgemek bugün Türkiye’deki ezberci üniversitesi sınavları test sistemlerine yönelik eleştirilerin temelinde yer alıyor.

 

 

Her üniversite MOOC eğitimi veremez

MOOC bulut bilişim, internet ve online işbirliği yazılım araçlarını gerektiren, bilgi teknolojileri uzmanlarını öğretim kadroları ve öğrencilerle birleştirmeyi gerektiren bir sistem. Bu noktada hem ders kitabı yazarlarının hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin sosyal medyayı kullanması gerekiyor.

 

  • Akademik değerlendirme ve bilimsel değerlendirme (peer review) süreçleri sosyal medya, yazılım uygulamaları, mobil yazılım araçları ile internete entegre edilmeli.
  • Online değerlendirme, mülakat ve test desteği sunulmalı. Soru çözümlerine otomatik geribildirim sağlanmalı. Öğrenciler soru kitapçığı çözerken neyi doğru, neyi yanlış yaptıklarını; örneğin derse hangi açıdan yaklaşmaları gerektiğini bilmeli. Akıllı yazılımlar Gmail yardım dosyaları gibi bilgi vermeli.

 

MOOC sistemi temelde ikiye ayrılıyor. Örgün eğitim tarzı MOOC sistemi yukarıdaki ilk maddeyi dikkate alıyor. Yaygın eğitim MOOC çözümleri ise ikinci maddeyi dikkate alıyor. Kanımca iki yöntemin sağlıklı bir şekilde bir araya getirilmesi gerekiyor. Bu noktada UC San Diego gibi üniversiteler ortak araştırma projelerini, işbirliğini destekliyor.

 

 

Online açık öğretim kitabı da farklı

Online açık öğretimi online video oyunlarına benzetirken şaka yapmıyordum. Sistem kısmen pazarlamadaki “oyunlaştırma” kavramını temel alıyor. Ders kitapları da bundan nasibini alıyor. 3 dakikalık eğitim videoları, interaktif videolar, hatta ders amaçlı çizgi film ve çizgi romanlar (grafik romanlar) ders kitabı yerine geçiyor. Örneğin yandaki resimde “çizgi romanları” anlatan bir çizgi roman görebilirsiniz. Rutgers Üniversitesi’nden David Finegold’a göre bizzat “MOOC yeni ders kitabıdır”.

 

 

 

Online açık öğretimin faydaları abartılıyor mu?

2013 başlarında SXSWedu’da bir sunum yapan Instructure CEO’su Josh Coates, MOOC sisteminin eğitimde devrim olarak çok abartıldığını söyledi. Günümüzde Kanada, Meksika ve Asya’daki birçok üniversite ABD merkezli MOOC servis sağlayıcılarıyla işbirliği yapıyor. Bu noktada MOOC sisteminin üniversitelerin yerine geçerek bilimsel araştırmalara, akademik yaşama zarar vereceği ve eğitim kalitesini düşüreceği kaygıları öne çıkıyor.

 

 

Kursa giden çok, bitiren sayısı az

Online açık öğretim kurslarını tamamlama oranı Michio Kaku’nun belirttiği gibi yüzde 10 civarında. Örneğin, Duke Üniversitesi’nin 2012 sonbahar dönemindeki Biyoelektrik kurslarına 12.725 öğrenci katılmış. Bunların sadece 7761’i bir video izlemiş. 345’i finallere girmiş. 323’ü ise finalleri kazanmış. Coursera’yı bitirme oranları da yüzde 7-9 olarak gösteriliyor.4

 

 

 

Bunu iki şekilde yorumlamak mümkün: 1) Üniversite eğitiminin yerini hiçbir şey tutamaz. İnternet üniversite yerine geçmez. 2) Finale katılanların büyük kısmı geçmiş. Belki de üniversite eğitimi günümüzde toplumun büyük kesimine çekici gelmiyor. Gerçek hayatta ve standart üniversitelerde de mezun olma, özellikle yüksek lisans yapma oranı düşük. İnternette katılım sayısı fazla olduğu için düşük mezuniyet oranı MOOC online açık öğretim sisteminde dikkat çekiyor; ama bu MOOC sisteminin gerçek üniversitelerden daha başarısız olduğunu göstermiyor.

İşin ilginci, online sınavlarda hile yapmayı önleyen (örneğin evde soruları kitaptan yanıtlamak) ve böylece öğrencinin başarısını doğru ölçen bir yazılıma 50 dolar ödeyen öğrenciler finalleri yüzde 70 oranında geçiyorlar.5 Bu da sorunun online açık öğretimin kalitesinin düşük olmasından değil, öğrencilerin seviyesi ve ciddiyetinden kaynaklandığını gösteriyor olabilir.

 

 

İnsan faktörü

Bu arada öğrencilerin MOOC derslerini bırakmasının ilk 10 nedeniyle ilgili araştırma sonuçları yayınlandı. Öğrenciler kursları bırakma nedenini vakit ayıramamak, zor dersler veya sulandırılmış içerik olarak nitelendirdiler. Ağırlıklı videolardan oluşan (Khan Academy örneğin) eğitimlerin öğrencileri sıktığı, öğrenciye yeni bir dersi tanıtacak yeterli girişin yapılmaması, tartışma forumlarında kavgacı tipler ve kullanışsız “kullanıcı arayüzleri” öğrencileri soğutan diğer nedenler arasında yer aldı.

Ayrıca ücretsiz ders kitaplarının yanında kendi pahalı kitaplarını satın almayı tavsiye eden öğretmenler, siteye yanlışlıkla kayıt yaptırma, sertifika almak yerine kısa bilgi edinme de önemli sebepler arasında sayıldı. Bu noktada eğitimde aşırı kurumlaşmanın bir uçta hantallığa yol açtığı görülüyor. Öte yandan, eğitimde kurumsallaşmanın tümüyle dışlanmasının da öğrencinin disiplinini bozduğu görülüyor.

 

 

Columbia Üniversitesi Topluluk Koleji Araştırma Merkezi’nden Yardımcı Doçent Shanna Smith Jaggars şunu söylüyor: “Öğrencilerin online kurslarda başarılı olmasını kolaylaştıran en önemli şey, kişiler arası etkileşim ve destektir.” Bu bağlamda öğrencilere ek eğitim kadroları atanması, motivasyonu ve etkileşimi artırıyor. Örneğni Harvard Üniversitesi’nin The Ancient Greek Hero derslerine eski üniversite mezunları forum liderleri ve yardımcı okutman olarak katıldı. Bu da okulun mezunları ile yenileri arasında sıkı bir bağlantı kurulmasını sağlayarak mezun olma oranını artırdı.6

Üniversite kampüslerindeki fiziksel ortamlı derslerle online kursların birleştirilmesi mezuniyet oranını artırarak en iyi sonuçları sağlıyor. San Jose Eyaleti ve edX tarafından yapılan araştırmada, fiziksel ders sınıfları ile online sınıfların birleştirilmesinin mezuniyet oranını yüzde 55’ten yüzde 91’e çıkardığı saptanmış bulunuyor.6

 

 

Öğrencilerin kursa devamlılığı nasıl sağlanır?

Bu noktada sınav sonuçlarına bant kaydıyla sesli yorumlar sağlamak, tebrik ve takdir mailleri göndermek, ders videolarını sıklıkla güncellemek (daha başarılı bir ders seansının kaydıyla yenilemek örneğin) devamlılığı artırıyor. Hatta öğrencilerin kendini değerlendirdiği e-postalar hazırlamasını istemek teşvik edici unsurlar arasında sayılıyor. Ücretli online açık öğretim harçlarının ayda 30 ila 90 dolar aralığında olması devamlılığı sağlayan önemli bir etken olarak ortaya çıkıyor.6 Ücretler arttıkça katılım azalıyor.

Online derslere katılım başarıyı büyük ölçüde artırıyor. 1 saatlik bir derse katılmak finallerde başarıyı 100 üzerinden 2,2 puan artırıyor (geçer not 60). Thrun, dersleri alıştırma ve zihin egzersizi şeklinde hazırlamanın salt ders vermekten çok daha etkili olduğunu belirtiyor.

 

 

MOOC iş modelleri ve yatay geçiş

“Fremium” iş modelinde kurslar ücretsiz veriliyor (EduKart’ta böyle) ama sınavlar paralı oluyor. Bunun dışında (buna ek olarak değil) ders materyalleri veya sertifikalar ücretli olabiliyor. Özellikle fiziksel sınıf desteğinde ücret alınabiliyor. Online açık öğretim sistemi akademik kadrolara atanmak, öğretim görevlisi olmak veya başka bir üniversiteye yatay geçiş yapmak için de kullanılabiliyor.

 

 

Peki yerel, bölgesel, ülkeye özgü araştırmalar?

Online açık öğretim beyin göçünü önlüyor dedik. Peki dersleri Amerika’dan alan bir öğrenci Türkiye’nin sorunlarını ne kadar bilebilir? Türkiye’de araştırma yapmak için yeterli bilgiye sahip olabilir mi? Bu konuda sadece ana dile çeviri kalitesi değil, yerelleştirme, yerel içerik üretme, komünite desteği gibi sorunlar öne çıkıyor. Özellikle ücretli online kurslar açık lisans, açık yapı, ders materyallerinin ücretsiz olarak sunulması gibi konulara sınırlama getiriyor.

Amerikan Üniversite Profesörleri Derneği eski başkanı Cary Nelson, MOOC sisteminin örgün öğretimin yerini alacak kaliteyi ve akreditasyonu sağlamadığını öne sürüyor: “Dersleri online ortamda sunmak iyi olabilir, ama bunun derslerin yerine geçmesi düşünülüyorsa yalnızca müfredat kalitesini düşürecektir.”

İşte bu eleştirilere karşı “dağıtımlı açık işbirliği kursları (DOOC) modeli” geleneksel sınıf eğitimi ile online kursları birleştirerek iki sistemin de en güçlü yanlarını bir araya getiriyor. Ben de ülkemizin prestijli üniversitelerinin online açık öğretim desteği vererek öğrencilere yeni eğitim fırsatları yaratabileceklerini düşünüyorum. Özellikle üniversitelerin kariyer fırsatı yaratmaya, üst düzey yönetici veya ara eleman yetiştirmeye yönelik kurumlar olarak anlaşılmasını yanlış buluyorum.

 

 

İnterneti kıyamet alameti olarak görenler var

Rektörlerinin Kıyamet internette kopacak ve Dabbe internet inecek açıklamaları yaptığı; dekanlarının ise üniversitelere gerek yok, bize medrese lazım dediği bir ülkede yaşıyoruz. Bu ülkede meslek liseleri ve teknik liselerin kariyer olanağı sağlama görevi üniversitelerden bekleniyor. Oysa üniversiteler iş adamı değil, bilim adamı yetiştirme yeri olarak anlaşılmalı.

Merkezi sınav sistemi ve ezberciliği aşmak, ücretsiz eğitim olanağı sunmak, öğrencilerimizi uluslararası eğitim standartlarıyla tanıştırmak, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak için MOOC online açık öğretim sisteminden yararlanmamız Türkiye’de beyin göçünü önleyecek önemli bir fırsat olabilir.

Genç kuşakların açık kaynak kod, ücretsiz eğitim, ücretsiz internet, doğrudan internet demokrasisi gibi özgürlükçü ve bilimsel araştırmaları teşvik eden; düşünmeyi, fikir üretmeyi özendiren bir ortamda yetişmesi gerekiyor. 🙂

 

 

Başlıca MOOC platformları

 

Hizmet sağlayıcı Tür Örnek katılımcılar
Coursera Kâr amaçlı değil Wharton School, University of Virginia, Stanford University
iversity Kâr amaçlı değil Universidad Autonoma de Madrid, University of Florence, University of Hamburg
edX Kâr amaçlı değil MIT, Harvard University, Kyoto University, Peking University
ALISON Ticari Yok
Canvas Network Ticari Santa Clara University, University of Utah, Université Lille 1
Udacity Ticari Yok
Academic Earth Kâr amaçlı değil UC Berkeley, UCLA, University of Michigan, Oxford University
FutureLearn Kâr amaçlı değil Open University, Monash University, Trinity College, Dublin, Warwick University
Peer to Peer University Kâr amaçlı değil Yok
Khan Academy Kâr amaçlı değil Yok

 

 

Isaac Asimov interneti 20 yıl önce öngörmüştü

 

 

 Kaynaklar:
1http://www.powersearchingwithgoogle.com/
2http://moocguide.wikispaces.com/2.+Benefits+and+challenges+of+a+MOOC
3http://www.insidehighered.com/news/2012/06/11/experts-speculate-possible-business-models-mooc-providers
4http://www.insidehighered.com/blogs/stratedgy/big-mooc-data
5http://www.openculture.com/2013/04/10_reasons_you_didnt_complete_a_mooc.html
6http://online.wsj.com/news/articles/SB10001424052702303759604579093400834738972
7http://khanacademy.org.tr/default.asp
8http://moocville.blogspot.com/2013/09/mooc-certificates-and-diploma-programs.html

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir