Yoksa Evren Topaç Gibi Dönüyor mu?

topaç-evren-galaksi-sloan-simetriBugüne dek sadece yıldızlar, gezegenler ve galaksiler (kısacası gökcisimleri) kendi etrafında dönüyor sanıyorduk. Oysa Amerikalı fizikçiler Evren’in de kendi çevresinde topaç gibi döndüğünü söylüyorlar. Peki, 90 milyar ışık yılı çapındaki koca evren içinde bulunan 2 ila 10 trilyon galaksiyle neden dönüyor?

Şaşırtan gözlem

Her şey Michigan Üniversitesi araştırmacıları kuzey yarımküredeki teleskoplarla kuzey göğünü geceleri izlemeye başladığında başladı.

Profesör Michael Longo ve beş üniversite öğrencisinden oluşan ekibi, kuzey göklerindeki sarmal galaksilerin yarısından biraz fazlasının, kendi çevresinde tıpkı Dünya gibi saatin ters yönünde döndüğünü gördüler.

Uzay boşluğunda yukarı-aşağı, sağ-sol ayrımı olmadığına ve momentumun korunumu gibi fizik yasaları da simetrik olduğuna göre, galaksilerin büyük kısmının saatin ters yönünde dönmesinin tek bir açıklaması olabilirdi: Evren’in de topaç gibi dönüyor olması.

İlgili yazı: 2016 Yılı Bir Saniye Uzun Sürecek

Kuzey yarımküre göğündeki galaksilerin büyük kısmı saatin ters yönünde dönüyor. Tıpkı Dünya gibi.

 

Dönerek doğdu

Bilim insanları uzay ve zamanın tam da evreni doğuran büyük patlama anında oluşmuş olmasından hareketle, uzayın hiçliğin içinden ortaya çıkıp genişlemeye başladığını söylüyorlar. Bu nedenle de bugüne dek Evren’in hiçliğin ortasında sürekli genişleyen bir küre olduğunu düşünüyorlardı.

Evren genişliyor ama kendi çevresinde topaç gibi dönmüyordu. Oysa sarmal galaksilerin eşit sayıda saat yönünde ve saatin ters yönünde dönmek yerine yüzde 57 oranında saatin ters yönünde dönmesi, evrenin de saatin ters yönünde döndüğünü gösteriyor olabilir.

İlgili yazı: Güneş Işığı ve Isıdan Elektrik Üreten Boya

Yaşadığımız Samanyolu çubuklu sarmal galaksisinin haritası. Galaksiye sadece kenarından bakarak genel şeklini çıkarabilmiş olmamız bilimin başarısı.

 

Simetri kırılması

Buna fizikte döngüsel simetri diyoruz ve devam etmeden önce uzaydaki farklı simetri türlerini kısaca anlatmamız doğru olur. Böylece simetrinin ve simetri kırılmasının neden evrendeki gezegenleri, yıldızları ve hayatı doğurduğunu anlayabiliriz.

Evrende fizik yasalarının simetrik olması şart. Yoksa fizik yasaları evrenin her yerinde geçerli olmazdı. Başka bir galakside farklı fizik yasaları olması gerekir ve bu da Evren’in büyük bir enerji patlamasıyla yok olmasına yol açabilirdi.

Hatta bazı fizikçiler bizzat büyük patlamanın Evrenimizi doğuran başka bir evrendeki kırılma yüzünden meydana geldiğini ve söz konusu kırılmanın Evrenimize özgü yepyeni fizik yasaları yarattığını düşünüyorlar. Buna fizikte simetri kırılması diyoruz.

İlgili yazı: VPN Engelleme Türkiye’de Nasıl Aşılır?

Solda, noktasal simetri. Çizginin S harfiyle kesiştiği yerlerde karşılıklı olarak bulunan noktalar birbirine eşit uzaklıktadır. Çizgiyi ister sağa, ister sola çevirin; karşılıklı noktalar yine birbirine eşit uzaklıkta olacak. Sağda döngüsel simetri. Sembolü çevirseniz de simetri korunur.

 

Evren’in terazisi nasıl şaştı?

Evren doğduktan sonraki 3 saniye içinde dört fizik kuvveti ortaya çıktı: Elektromanyetik kuvvet, kütleçekim kuvveti, güçlü çekirdek ve zayıf çekirdek kuvveti.

Oysa zamanı geriye sarıp büyük patlama anına yaklaşırken ve zamanda geriye gittikçe Evren’deki sıcaklık ve basınç artarken, 4 fizik kuvvetinin de tek kuvvet halinde birleştiğini görüyoruz. Tek kuvvetten 4 kuvvetin ayrıştığı bu kırılma noktasına simetri kırılması diyoruz.

İlgili yazı: Sansüre Karşı TOR ve Orbot Rehberi

Yansıma simetrisi.

 

Varoluş için simetriyi bozmak şart

Evren’de farklı simetri türleri var: Noktasal simetri, yansıma simetrisi ve döngüsel simetri gibi. Yansıma simetrisi için şekildeki F harfine ve ayna görüntüsüne bakın. Noktasal simetri için ayrıca İngiliz alfabesindeki bütün harflere bakabilirsiniz.

Örneğin S harfinin çizim merkezinden bir köşegen (çapraz) çizgi geçirirsek ve bu çizgiyi harfin merkezi üzerinde çevirirsek S harfi üzerinde karşılıklı olarak bulunan her noktanın birbirine eşit uzaklıkta olduğunu görürüz. Döngüsel simetri ise Uzakdoğu felsefesindeki Ying-Yang sembolü gibidir.

Aynı zamanda Zaman Çarkı romanlarındaki erkek ve kadın Aes Sedaiların simgesi olan bu yuvarlak amblemi ister sağa çevirin, ister sola; siyah ve beyaz kısımların birbirine hep aynı açıyla baktığını, yani bakışımlı olduklarını göreceksiniz. Nitekim simetrinin Türkçesi bakışımdır.

İlgili yazı: Eski İklimler >> Sahra Çölü 5000 yıl önce yemyeşildi

Nötron yıldızı.

 

Evren’le ne alakası var?

Fizik yasalarının her yerde geçerli olmasına rağmen Dünya’nın kusursuz bir yuvarlak olmadığını biliyoruz. Uzaktan bakınca yuvarlak olmasına rağmen yüzeyi pürüzlü (dağlar, denizler, çukurlar var). Üstelik kutupları basık ve ekvatoru az şişkin; çünkü kendi çevresinde dönüyor ve deforme oluyor.

Evren’de kara deliklerden sonra en kusursuz cisimler olan nötron yıldızları bile (1 çay kaşığı nötron yıldızı maddesi 900 Gize piramidi kadar ağırdır) matematikteki küre gibi ideal değiller ve yüzeylerinde sadece 2 mm yüksekliğinde olan minik dağlar var.

Öyleyse fizik yasalarının Evren’in her köşesinde aynı olmasına rağmen; uzayın farklı köşelerinde irili ufaklı farklı galaksiler, gezegenler ve farklı canlı türleri yaratmasını simetri kırılmasına borçluyuz.

İlgili yazı: Renk Körlüğünü Düzelten Gözlük

 

Zamanın oku

Evren’in kendi çevresinde saat yönünün tersine dönüyor olması bu yüzden önemli. Örneğin görelilik teorisinde zaman simetriktir. Bu nedenle zaman tersine aksa bile fizik yasaları değişmeden kalıyor.

Oysa biz zamanın oku olduğunu ve her şeyin geçmişten geleceğe aktığını; örneğin, ünlü Facebook videosunda psikopata bağlayan babanın çekiçle kırdığı oyun konsolunun (oğlunun ders çalışmak yerine gürültü yapmasına çok kızmış) kendiliğinden birleşip eski haline gelmeyeceğini biliyoruz.3

Demek ki fizik yasalarında nasıl ve ne tür simetri kırılmaları yaşandığını bilmemiz, Evren’de gezegenlerle hayatın nasıl ortaya çıktığını bilmemiz açısından önemli.

İlgili yazı: AIDS’e Kesin Çare

 

Antimadde

Bilgi Üniversitesi Muhteşem Bilim derslerimde meraklı bir öğrencimin hatırlattığı gibi antimadde konusu da buna bağlı: Fizik yasalarına göre büyük patlama anında eşit ölçüde antimadde ve madde yaratılmış olmalı. Oysa bunlar birbirine değerse birbirini yok eder.

Ancak, büyük patlama anından sonra ikinci bir büyük patlama yaşanıp Evren’deki maddenin yok olmadığını biliyoruz; çünkü biz büyük ölçüde maddeden yapılmış varlıklarız. Antimadde ise evrende azınlık.

Öyleyse Evren doğduğu zaman belki de içinde iki evrenlik madde ile antimadde vardı; ama antimaddenin sayısı maddeden biraz azdı ve ikisi birbirini yok ettikten sonra, bizler geriye kalan artık maddeden oluştuk. Bu da bir simetri kırılması; ama nasıl olduğunu bilmiyoruz.

Konsol kırıldı mı geri gelmez

 

Topaç gibi dönen galaksiler

İşte bu nedenle kuzey yarımküredeki galaksilerin büyük ölçüde saatin ters yönünde dönmesi Evren’in kendi çevresinde döndüğünü ve uzayda bugüne dek bilmediğimiz yeni bir simetri kırılması olduğunu gösteriyor olabilir.

Elbette galaksiler kendi çevresinde dönüyor derken önce Samanyolu gibi çubuklu sarmal ve sarmal galaksileri kast ediyoruz. Oysa küre ve yumurta şeklindeki, hatta tümüyle dağınık ve şekilsiz olan galaksiler var. Asıl faktör sarmal galaksiler olsa da bunların nasıl döndüğünü de hesaplamak gerekebilir.

İlgili yazı: İnternette teknik takip ve gözetimi önleme rehberi

Kırılan kadeh kendiliğinden birleşmiyor; çünkü bu çok düşük bir olasılık. 100 trilyon yılda olmaz. Bu kadehi ancak enerji harcarsak onarabiliriz. Bütün evreni geri sarmak için de evrenin enerjisinin tamamını kullanmamız gerekir. Öte yandan, termodinamik yasaları gereği enerjinin tamanını işe dönüştüremeyeceğimiz için evreni asla geri saramayız.Bu nedenle zaman hep ileri akar.

 

Kısacası test etmeliyiz!

Galaksilerin çarpışarak oluştuğunu biliyoruz. Bu nedenle bazıları çarpışma nedeniyle saatin ters yönünde dönmeye başlamış olabilir. Çok yaşlı oval galaksilerde bunun olmasını bekleyebiliriz.

Hatta eski eliptik galaksilerin zaman içinde birkaç kez dönme yönünü değiştirmiş olmaları mümkün (bunlar sarmal galaksiler gibi merkezi çevresinde spiraller çizmek yerine topaç gibi dönüyor).

Bilim insanları bu sebeple Evren kendi çevresinde topaç gibi dönüyor diye hemen sonuca varmadılar. Güney yarımküreye de bakmak istiyorlar.

Bakalım Dünya’nın güneyindeki galaksiler de büyük ölçüde saatin ters yönünde dönüyor mu? Ancak o zaman Evren’in topaç gibi döndüğünü söyleyebiliriz.

İlgili yazı: VPN Engelleme Başladı

Sloan Dijital Gök Taraması modern çağın ilk derin uzay gözlemiydi ve 600 milyon ışık yılı yarıçapındaki bir kürede galaksilerin kılcal damarlar gibi uzaya eşit ölçüde dağıldığını gösterdi. Merkezde Dünya ve dikey çizgi Samanyolu’nun diski; çünkü güneş sistemi Samanyolu’na 60 derece açıyla dönüyor.

 

Sloan Dijital Gök Taraması

Başlıkta ismi geçen projeyi milyonlarca ışık yılı uzaktaki galaksileri sayıp Evren’deki toplam galaksi sayısını tahmin etmekte kullanıyoruz. Bu taramadan çıkarılan Sloan Atlası’na göre2, kuzey yarımkürede en az 600 milyon ışık yılı mesafeye kadar sarmal galaksiler daha çok saatin ters yönünde dönüyor.

Tabii güney yarımkürenin yanı sıra bugün bize 13-45 milyar ışık yılı uzakta olan diğer kuzey galaksilerine de bakmamız lazım. Uzaktakilerin nasıl döndüklerini göremeyebiliriz, ama istatistiksel olarak galaksilerin genellikle sağa ya da sola dönüp dönmediğini anlayabiliriz.

Evren’de madde ve enerji büyük ölçeklerde uzaya eşit dağıldığı için (+1 milyar ışık yılı mesafelerde) yakındaki galaksilerin dönme yönü uzaktakiler hakkında fikir verecektir. Zaten madde ve enerjinin Evren’e büyük ölçeklerde eşit dağılması da bir tür simetridir. 😉

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Router Modem

Sloan taramasında kullanılan teleskop.

 

Yüzde 7’lik fark

Gözlemlenen sarmal galaksilerin sadece yüzde 7 fazlası saatin ters yönünde dönüyor. Dolayısıyla saatin ters yönü az farkla önde bulunuyor. Bu istatistiksel olarak önemli sayılmaz diyebilirsiniz; ama tersine çok kritik bir gözlem.

Ne de olsa fizik yasalarına göre, galaksilerin dönme yönü oranları gerçekten farklıysa bunun rastlantı eseri gerçekleşmesi çok düşük bir ihtimal. Bu durumda söz konusu farkın Evren’in kendi çevresinde dönüyor olmasından kaynaklanma ihtimali oldukça yüksek.

Yoksa Evren kara delikten mi doğdu? Öyleyse kendi çevresinde topaç gibi değil, türbişon gibi burgulu dönüyor olabilir. Bu hareketin de evrenin doğumundan kalma kütleçekim dalgalarına sarmal dalgalanmalar halinde yansıması gerekir. Gelecek yazıda anlatacağım. 🙂

 

Şimdi yandık

Henüz Evren’in boşluktan nasıl oluştuğunu çözmüş değiliz. Şimdi bir de neden kendi çevresinde topaç gibi döndüğünü açıklamamız gerekecek. Çılgınca bir fikir ama sakın Evrenimizde antimadde miktarının az bulunmasının sebebi de bu olmasın?

Nitekim fizikçi Nikodem Poplawski’ye göre Evrenimiz aslında başka bir evrendeki kara delikten doğdu. Bu yüzden de kendi çevresinde topaç gibi değil burgusal olarak (türbişon gibi dönüyor).

Bu durumda kuzey yarımküredeki bütün sarmal galaksiler solak ve güneş yarımküredekiler de sağlak olmak zorunda. Anlaşılan 2017’de fizik kritik gelişmelere gebe; ama sıkıntı yok: Kara delikten doğma türbişon evren teorisini de gelecek yazıda anlatacağım. 🙂

Kendi çevresinde dönen galaksi

1Detection of a Dipole in the Handedness of Spiral Galaxies with Redshifts z~0.04
2NASA-Sloan Atlas
3Büyük olasılıkla mizansen viral video.

“Yoksa Evren Topaç Gibi Dönüyor mu?” üzerine 15 yorum

  1. Okudğum bir araştırmanın son bölümünü sizle paylaşıyorum.

    Potansiyel olarak arastirilmasi gereken son soru ise: tum yildizlar ve kara delikler dondugune gore,
    tercihen bizim evrenimiz de donme yonu olarak ust kara deligin donme ekseninin dondugu yonu
    adapte edecektir. 15000 galaksi uzerinde yapilan son arastirmalara gore, evrenin bir yarikuresindeki
    spiral galaksiler “solak” yani saat yonunde, diger yarıkuredekiler ise “saglak”, yani saat yonunun
    tersine donmektedirler. Her kosulda, uzayzaman geometrisine torsiyonu dahil etmek basarili bir
    kozmoloji teorisi yolunda dogru bir adimdir.
    Çeviri: Fulya Çifter (Yaşamın Kökeni Editörü)
    University of Massachusetts Lowell Department of Physics

      1. Efendim size de iyi yıllar dilerim. Çalışmalarınız için teşekkürler. Lütfen güncel bilimsel konuları paylaşmaya yeni yılda da devam edin.

  2. Bilim, zaman geçtikçe, adeta bilim-kurgu haline geliyor. Şaşırmaya devam edeceğiz anlaşılan İyi yıllar…

  3. Bir teori biraz tuhaf gelebilir ama bir yani saat yönünde diğer yani ters yönünde dönüyor .. geçmiş her zaman bir şekilde gelecekte kendini gösterir yani geçmişe göre gelecek şekilleniyor belki de bu yüzden evrenin bir kısmı bu dengeyi sağlamak için saat yönünde ve tersine dönüyor dur ..

    1. Merhaba Esra,

      Dönme yönünün değişmesi zamanın akışını değiştirmiyor. Barış Manço’nun 1987’de Yediden Yetmiş Yedi’ye programında söz ettiği gibi güney yarımkürede (örneğin Brezilya’da) musluk giderinden akan su İstanbul’da akan sudan ters yönde döner ama bu Brezilya’da zamanın geriye aktığı anlamına gelmez.

      Sevgiler,

      1. Kozan bey Merhaba….Bu sözünüzün eş anlamlısı; “gelecekte şu anı ve geçmişi etkiliyor.” şeklinde yorumlayabilir miyiz? .İyi yıllar…

        1. Kuantum dolanıklık açısından evet, gelecek, geçmişi etkiliyor ama o kadar basit değil. Zamanın oku bazı parçacıkların bozunma süreçleri ve termodinamik yasaları gereği tek yönlü; yani geçmişten geleceğe akıyor. Termodinamik kısmını yazdım blogda birkaç kez. Parçacık kısmındaki asimetriyi ayrıca yazacağım. Yazı elimde. 🙂

  4. Bizim Evrenimiz başka evrenlerden yerçekiminin önemli bir bölümünü ithal ediyor olabilir mi? Dolaysıyla karanlık madde olarak adlandırılan şey başka evrenlere ait madde ve/veya enerji olabilir mi? Böyle bir olasılık mümkün mü?

    1. Bunu karanlık madde yazılarımdan birinde anlattım. Özetle öyle olsaydı yerçekimi gölgesinin büyük patlamadan kalan kozmik mikrodalga artalan ışımasında görünüyor olması gerekirdi. Göründüğünü söyleyen gözlemlerin yanlış olduğu ortaya çıktı. Şimdilik kanıt yok.

  5. bence bigbang ve bigcrunch aynı nokta…tek bir noktadan
    farklı yönlere giden bu dalgalar madde -antimadde dengesinide açıklıyor..antimadde yok olmak zorunda değil…teorik olarak bu dalga olasılık dalgası olduğu için zahirde bir mevcudiyeti yok bizim madde temelli anlayışımızda…gelecekten gelen olasılık dalgası geçmişteki dalga ile karşılaştığında tek bir tutarlı hikaye ortaya çıkabilir;eğer uzman doktor iseniz tus sınavına
    girmeniz gerekir,eğer tus sınavına girerseniz uzman doktor olursunuz..teklif dalgası teyit dalgası ile uyuşmak zorundadır..bu olduğunda olasılıklar realite haline dönüşür…huninin iki yüzeyi solucan deliği aracılığı ile bağlanıyor olabilir…bizde bunu safça aaa boşluk elektron-pozitron çifti üretti diye izliyor olabiliriz…bu kuram bir karadelik kuramı olduğu için beraberinde hologram ve dijital fizik kavramlarına götürüyor..bu iş için doğru adres stephen wolfram ve onun hücresel otomatları..rule 110 turing testini geçti..bunun anlamı klasik bilgisayarların yaptığı hesabı yapabildiğini gösteriyor…benim fikrime
    göre aynı matematiksel araç üzerinde farklı kodlar yazılabilen bir program var..dört temel kuvvet için farklı kodlar var ama aynı dizi içinde kodlanıyor…biz 3 boyutlu oyunlar tasarlayabiliyorsak tanrının bir kod mekanizması ile bir düzen kurması çokda mantıklı…

    1. Kuantum fiziğindeki dalga fonksiyonunun ne olduğunu biz de bilmiyoruz. Bilemediğimiz sürece fizik her türlü evren oluşum teorisine açıktır. Yeterki bilimsel teoriler, yanlışlanabilir teoriler olsun. Test edilebilen, gözlemlenebilen ve öngörülerde bulunabilen teoriler.

  6. sevdiğim güzel bir söz var:paradoks gerçeklikle çatışma değil;gerçeklikle gerçek olmasını düşlediğimiz şeyler arasında olur…evrenin hiçlikten oluşması fikri bir paradokstur..hiçliğin içinden bir şey çıkardığınızda hiçlik hakkında yaptığınız tanımı yıkmazmısınız? o şey herneyse varlığın potansiyelini taşımakla bile hiçlik tanımını ortadan kaldırırsınız…kimse şimdiye kadar hiçliği gösteremedi..boş zannettiğiniz uzayda bir o kadar dalgalı…olasılık dalgaları madde türünden tanımadığınız bir varoluş biçiminde olması onun varlığını yadsımasını gerektirmez…üzerinde dalga mekaniğini kulandığımız olasılık dalgasını yok sayıyor,kütle çekimini işinize geldiğinde bir çarsaf modeli üzerinde uzay-zamanı modelliyor bilim….entropi de sorun değil bilim için sırf tanrının evreni yarattığı fikrinden uzaklaşıp dünya üzerinde rahat oyun oynamak için freudun baba kompleksi problemi yaşıyor…termodinamiğin yasalarını ihlal edip döngüsel evren modelleri kuruyor,o da yetmedi paralel evren fikri veriyor tanrıdan kaçmak için…diyelim dijital evren kuramı doğru çıktı..bu seferde uzaylılar kodladı diyecekler,döngüsel modeller hazır nasıl olsa..adamın biri budist bir keşişe sormuş dünyanın altında ne var,nasıl duruyor diye..keşiş cevaplamış kaplumbağa var diye…yine sormuş adam onun altında ne var diye? bunalan keşiş cevaplamış:hep kaplumbağa var alt alta diye…batının bilim anlayışı gerçeklikten kopuk bir hale geldi…max born gibi adamlar yerine çizgi roman ve bilim kurgu kitaplarındaki dünyayı gerçek dünyanın paradoksal olmayan doğası ile karıştıran doğa ile iletişimi minimum olan bilim adamlarııyla gerçeğin doğasını araştırıyoruz….hayırlısı

    1. Bilimsel evren oluşumm teorileri, felsefedeki ilk neden Tanrısı ve hatta İslam’daki Allah’ın çeliştiğini sanmıyorum. Ancak, blogumuz bilim ve teknoloji odaklığı olduğu için metafizik yazmıyorum. Yazar ve öğretim görevlisi olarak işim okurlara kendi fikirlerini geliştirmeleri için gereken temel bilgileri, doneleri sunmak. Böylece herkes kendini özgürce geliştirebilir, özgünce fikir sahibi olabilir. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir