Uzayda Her Taşın Altında Hayat Var >> NASA’nın meraklı kedisi Curiosity Mars’ta eski yaşam izleri mi keşfetti?

Bu aralar bilim dünyasına bir şey oldu. Uzayda VE Dünya’da her taşın altında hayat izleri buluyoruz. Araştırmacılar önce Sri Lanka’daki bir göktaşında uzaydan gelen mikrop fosilleri saptadıklarını açıkladılar.

Dünya’daki hayatın uzaydan kaynaklandığı varsayımını güçlendiren bu sansasyonel haberin ardından, Jüpiter’in uydusu Europa’nın okyanuslarında hayat olabileceğine dair yeni makale internete düştü. Sonra Mars’ta, McLaughlin Kraterinin duvarlarında eski akarsuların açtığı yeraltı tünelleri olabileceği haberi geldi.

Şimdi de bu… Mars’ı keşfetmek için gönderilen tekerlekli araştırma aracı Curiosity’nin incelediği son kaya örnekleri, kızıl gezegende eskiden canlıların yaşamasına uygun bir ortam olduğunu gösteriyor. 100 puanlık uzmanlık sorusu ise eskiden Mars’ta hayat olup olmadığı!

 

 

NASA, Mars’ın eskiden hayata elverişli olduğunu dün Twitter’dan duyurdu

Bilim adamları, Curiosity’nin kazdığı Mars toprağında sülfür, nitrojen, hidrojen, oksijen, fosfor ve karbon molekülleri buldular. Bütün bunlar kayalarda ve toprakta yaşayan bakterilerin geride bıraktığı izler. Bugün Çukurova’da toprağı kazar ve laboratuvarda numuneleri analiz ederseniz bu maddeleri bulursunuz. Zaten nitrojen, fosfor ve oksijen akla nitrat ve gübreyi getiriyor ama Mars’ta tarla olmadığını biliyoruz. Öyleyse bu moleküllerin kaynağı ne olabilir?

 

 

İki olasılık var: Curiosity birinci olasılığın doğru olduğunu kanıtladı… Mars’ta 3,5 milyar yıl önce Dünya’daki bazı canlı türlerinin yaşayabileceği hayata elverişli bir ortam vardı. İkinci ve daha heyecan verici olasılık ise eskiden Mars’ta gerçekten hayat olduğu…

Curiosity, Mars’ta doğrudan hayat bulacak deney aygıtlarına, donanıma sahip değil. Bunun için ABD, Mars’a başka bir tekerlekli araç gönderecek. Ancak, Mars’ta eskiden hayata elverişli bir ortam varsa, antik Mars ırmaklarında bir zamanlar bakterilerin yaşamış olması da mümkün görünüyor.

 

Curiosity’yi 80 milyon km uzaktaki Dünya’dan uzaktan kumanda ile yöneten bilim adamları, tekerlekli aracın Mars’ta kazacağı yeri iyi seçmişti… Meraklı kedi Curiosity, geçen ay Mars’taki Gale Kraterinde bulunan kurumuş bir ırmak yatağını kazdı. Bu ırmak 3 milyar yıldan uzun bir süre önce kurumuş olmalı ama günümüze kadar bozulmadan kalmış.

Curiosity’nin Mars’ta aradığı da buydu zaten: NASA Mars Keşif Programından Michael Meyer’in dediği gibi, “Bu seferin temel sorusu Mars’ın bir zamanlar hayata elverişli bir ortam olup olmadığıydı. Bildiğimiz kadarıyla evet!” Curiosity bize müjdeyi Mars Numune Analiz aygıtı SAM ve Kimya–Mineraloji aygıtı CheMin ile verdi.

 

 

SAM ve CheMin deney aygıtlarının yaptığı analize göre, Curiosity’nin araştırdığı Yellowknife Bay arazisi ya milyarlarca yıl yaşındaki bir nehir yatağı ya da eski zamanların mikroplarına hem kimyasal enerji hem de besin sağlayan antik bir göl tabanı… Bilim adamları göl tabanı olasılığı üzerinde duruyor ve tıpkı Afrika’nın otlaklarındaki doğal su havuzlarında olduğu gibi, bu gölün de kurak mevsimlerde kuruduğunu, sulak aylarda ise yağmurlarla dolduğunu düşünüyor.

Kurumuş ırmak (veya göl) yatağındaki kayalar kil mineralleri, sülfat ve diğer kimyasal maddeler içeren çamurtaşından oluşuyor. Antik çağlardan kalma bu sulak ortam, Mars’a “Kızıl Gezegen” lakabını veren ve normalde hayata hiç de elverişli olmayan asitli–tuzlu topraktan çok farklı. Çamurtaşı yatakları düşük oksidasyon oranı ile Mars’ta yaşamış olan eski bakteriler için uygun bir habitat oluşturuyordu.

 

Mars’ın eski su kanalları

Curiosity’nin ilk kaya örneğini almak için kazdığı kaya yatağı aslında Gale Kraterinin kenarından aşağı inen eski akarsu kanallarının bir parçası.

 

Her ne kadar bu kanalları 19. Yüzyılda yaşamış olan Amerikalı astronom Percival Lowell’ın sandığı gibi uzaylılar, yani “Marslılar” kurak gezegenin ılıman bölgelerine kutuplardan su taşımak için açmış olmasa da; Curiosity’nin bulduğu “doğal su kanalları” eski su taşkınlarının izlerini taşıyor.

Dönemin İtalyan astronomu Giovanni Schiaparelli’nin İtalyanca “doğal kanal” anlamına gelen Canali kelimesi İngilizceye hem yapay hem de doğal kanal anlamına gelen Canals olarak çevirilince (Channels yerine Canals), Lowell da teleskopuyla Mars’ta uzaylı avına çıkmıştı.

Oysa gerçek çok daha mütevazi ya da benim gibi, Mars’ta hakiki bir mikrop bulmayı bilimkurgu filmlerindeki uzaylıları seyretmekten daha heyecan verici buluyorsanız, bu gerçek ÇOK DAHA çarpıcı…

 

 

Gerçekte, Curiosity’nin kazdığı toprakta yüzde 20 oranında kil mineralleri bulduk. NASA Ames Araştırma Merkezi’nden Moffett Field’ın dediği gibi kil mineralleri, tatlı suyun ırmak yatağındaki volkanik tortullar ile karışmasıyla meydana gelir (örneğin ırmağın dibindeki olivin tortulları). Üstelik Curiosity’nin yaptığı analizde kil minerallerinin yanı sıra kalsiyum sülfat da bulundu. Bu veriler toprağın baz veya nötr olduğunu gösteriyor. Toprağın asitli olmaması, elbette eskiden bu ırmakta bakterilerin yaşıyor olması ihtimalini artırıyor.

 

 

Pas kızılı gezegende gri toprak sürprizi

Bilim adamlarını asıl şaşırtan şey ise eski ırmak yatağında okside, yarı okside ve okside olmayan kimyasal maddelerin bulunmasıydı. Ziraat fakültesi mezunu arkadaşlarımızın tahmin edebileceği gibi, bu kimyasal maddeler Dünya’da birçok mikrobu beslemektedir… Ve belki de eskiden Mars mikroplarını besliyordu. Oysa Kızıl Mars toprağı bugün hayata elverişli değildir.

Mars’ı kaplayan ve demir oksit (bildiğin pas) bakımından zengin olan toprak katmanı, bu dünyayı “kızıl gezegen” olarak adlandırmamızı sağlamıştır. Eski Yunanlılar kan kırmızı Mars’a baktıklarında Savaş Tanrısı Ares’in suretini gördüler. Romalılar ise Ares’e Latince Mars diyordu… Kızıl gezegen hakikaten de hayatı zehirleyen asitli topraklarıyla bugün Mars’ta tarım yapılmasını engelliyor. Öte yandan, Mars’ta hayatın gelişmesine izin veren gri toprak katmanları da bulunuyor. İşte Curiosity’nin yaptığı keşif bu ve yeni keşif bu yüzden önemli.

 

 

Mars’ın üç hali: Kırmızı, yeşil, mavi

Bu da bana Kim Stanley Robinson’un ünlü bilimkurgu serisi Mars Üçlemesi’ni anımsatıyor: Kızıl Mars, Mavi Mars ve Yeşil Mars… Robinson, kitabında Mars’a yerleşen göçmenlerin nasıl yeni bir dünya düzeni kurduklarını anlatır.

2050’den sonra geçen üç roman insanların kurduğu Mars şehirlerinin 300 yıllık geleceğini anlatıyor. Önce hayat olmayan kızıl Mars’a geliyoruz, sonra Mars’ı tarımla yeşertiyoruz ve en sonunda Mars’ta uzay giysisi olmadan dolaşmayı başarıyoruz; çünkü Mars’ta Dünya’daki gibi nefes alabileceğimiz bir atmosfer oluşturuyoruz.

Geleceğin ekonomisini, siyasi rejimleri ile felsefesini anlatan ve aynı zamanda, 1950’lerde yaşayan İngiliz solcuların kooperatif fikirlerinden esinlenen seriyi okumanızı tavsiye ederim (Kızıl Mars, Kabalcı Yayınevi’nden çıkmıştı).

 

Ancak şaşırtıcı olan ne biliyor musunuz? Şaşırtıcı olan Kızıl Mars’tan önce Gri Mars olması.

 

Curiosity’nin bulduğu gri topraklar, asitli olmayan nötr veya baz topraklar Mars’ın ölümcül bir kızıl renge bürünmeden önce hayatı beslemiş olabileceğini gösteriyor. Varsa nasıl bir hayattı bu? Bu soruyu cevaplayabilirsek eğer, Mars’a yerleşerek yeni bir uygarlık kurduğumuz zaman “Hayatımızın anlamı nedir?” sorusunu kısmen de olsa yanıtlayabiliriz.

Hayatın anlamı hakkında başka bir dünyaya yerleşmekten kaynaklanan yeni bir perspektife sahip olursak, belki de Dünya’daki açlık, yoksulluk, savaş ve zulüm gibi hataları yeni gezegende tekrarlamayız. İşte o zaman gerçekten uzayın çocukları olmaya hak kazanacağımıza inanıyorum. Yoksa bilimkurgu yazarı Asimov’un Nemesis adlı romanın son sayfasında dediği gibi, “Bir dünyanın günahlarını bin gezegene taşımak ne işe yarar?”… Ama ona gelmeden önce dikkat etmemiz gereken başka bir nokta var:

 

Hayatın beşiği Dünya mı, Mars mı; yoksa her ikisine de hayatı Sri Lanka’daki gibi bir göktaşı mı taşıdı? Uzaydan gelen bir Asteroit? Soru bu…

 

Europa, Mars, asteroitler ve uzayda yaşam hakkındaki araştırma haberlerini bu sayfalardan sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

 

 

 

Dünyanın Suyu Uzaydan Geliyor >> Buzlu Kuyrukluyıldızlar gezegendeki suyun ana kaynağı

Hayatın Beşiği Dünya’da ne kadar su var? >> Güneş Sistemi’ndeki uydularla karşılaştırma – İnfografik

 

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir