Senkronu Kayan Adam >> 67 yaşındaki İngiliz insanların ne dediğini dudak hareketlerini görmeden önce işitiyor

Bu Temmuz New Scientist’te yayınlanan habere göre, ismini açıklamayan 67 yaşındaki bir İngiliz hasta, insanların dudak hareketlerini görmeden önce ne söylediklerini işitiyor:

“Kızıma oturma odasındaki TV’de senkron kaydığını söyledim. Ardından mutfaktaki TV’de senkron kaydığını gördüm ve birden fark ettim ki kızımın sesi de kaymıştı. Sorun TV’de değildi, sorun bendeydi.” PH, kızının dudakları oynadığını fark etmeden 0,2 saniye önce ne söylediğini işitmeye başlıyor.

 

 

 

Senkronun kaymış abi

En sevdiğimiz dizinin internetten indirilen son bölümüne yanlış bir altyazı eklediğimiz zaman videonun senkronu kayar: Örneğin Taht Oyunları dizisinde yeni bölüm başlar, ama bir tanrıça kadar güzel altın saçlı Daenerys’in ağzından o sahnedeki replikler değil de filmin geçen bölümün özet fragmanları dökülebilir. 🙂

Eve yorgun argın gelip de yatmadan evvel TV izlemek istediğimizde başımıza bu aksilik gelirse web’de apar topar yeni altyazı ararız. Oysa Yurttaş PH’nin böyle bir şansı yok. Beynindeki fonksiyon bozukluğu nedeniyle PH’de genel bir algı sorunu var. Onun için bütün dünyanın senkronu kaymış durumda.

 

 

Nasıl anladı?

Kendi sesinizi veya mutfakta kaynattığınız suyun sesini böyle işittiğinizi düşünün: Buharı tüten çaydanlığı görmeden önce çaydanlıkta fokurdayan suyun sesini duyuyorsunuz. Hatta aynada veya TV’de kendinizi izlediğinizde, dudaklarınız söylediklerinizi bir saniye geriden takip ediyor!

“Kızımda kalıyordum, onlar TV’yi evde açık bırakırlar. Kızıma döndüm ve dedim ki ‘Adam gibi bir televizyon al da sesi ve görüntüyü doğru dürüst senkronize etsin’. Sonra da kendi kendime güldüm ama bizimkiler ‘TV’de bir sorun yok’ dediler.”

Kafası karışan PH, o gün mutfağa giderek bir kupa çay almak istediğini söylüyor (evet, bir İngiliz). “Duvarda bir TV daha vardı ve yine aynısı oldu. Salona gittim ve kızıma ‘Hey! Tamir etmeniz gereken iki TV var’ dedim.” PH işte o zaman kızının söylediklerinde de senkron kayması olduğunu fark ediyor: “Sorun TV’de değil, bendeydi. Gerçek hayatta oluyordu.”

 

 

PH’nin beyninde neler olup bitiyor?

PH konuşan insanların sesini dudak hareketlerinden önce duyan ilk vaka. Bu yüzden de insan beyninin algının idraki aşamasında, duyduklarımızla gördüklerimizi nasıl senkronize ettiğini, nasıl eşitlediğini gösteren iyi bir örnek oluşturuyor.

Klasik teoriye göre beş duyumuzdan gelen “uyaranlar” elektrik sinyallerine dönüşüyor ve sinir sistemi yoluyla beyne ulaşıyor. Duyulama ve algılama süreçlerinin ardından; insanlar gördükleri, işittikleri, dokundukları şeyin bilinçli olarak farkına varıyor. Buna idrak diyoruz. Senkron bozukluğuna bakılacak olursa, PH’nin içinde bulunduğu durumun klasik teoriyi zorlayan bir eşitleme hatasına yol açtığı kesin.

 

 

Şarkı söyleyenlerin kalbi bir atar

Başta konuyu inceleyen London City Üniversitesi araştırmacıları olmak üzere, bugüne kadar kimse PH’nin rahatsızlığının sebebini anlayabilmiş değil. Ancak bazı doktorlar, bunun akut kalp zarı iltihabından kaynaklandığını düşünüyor. Kalp zarının senkron kaymasıyla ne ilgisi var derseniz:

PH zamanında kalp zarı ameliyatı geçirmiş ve senkronizasyon sorunu bundan sonra ortaya çıkmış. Buna aynı şarkıyı dinleyen insanların aynı şekilde tempo tutması ve kalplerinin de aynı hızda atmasını eklersek (kalp ritmi eşitlemesi), kalp hastalıklarının böyle bir şeye sebep olabileceği kulağa makul geliyor. Sonuçta kalp zarı, kalp ritmini belirleyen sinirleri veya kasları etkileyebiliyor.

İsveç Sahlgrenska Akademisi’nden Müzikbilimci Bjorn Vickhoff, koro halinde şarkı söyleyen insanların nefes alma ritmini eşitlemesi gerektiğini ve nefes alırken kalp atışlarının yavaşlamasına bağlı olarak, koro sanatçılarının nabızlarının da eşitlendiğini söylüyor. Öyleyse PH’nin kalp zarı iltihabı nedeniyle geçirdiği ameliyat, kalp ritmini etkilemiş ve dolaylı yollardan beyindeki işitme ile görme senkronizasyonunu bozmuş olabilir mi?

 

 

Beyin taraması

Bilim adamları durumu açıklamak için PH’yi fMRI sistemi ile incelediler (fonksiyonel MR görüntüleme cihazı) ve nöronların elektriksel aktivitesi ile beynin içyapısını analiz ettiler. Sonuçta PH’nin beyninde iki yara olduğu ortaya çıktı.

Bu lezyonlar beyinde duyma, işitme, hareket algısı ve zamanlama işlemlerini yerine getiren bölgelerde bulunuyordu. PH, “Lezyonların nasıl oluştuğunu kimse bilmiyor” diyor ve hemen ekliyor: “Bunlar doğuştan olabilir veya yoğun bakımda olduğum zamandan kaynaklanmış olabilir”.

Birkaç hafta sonra PH sadece etrafındaki insanlarda değil, kendi sesinde de senkron kayması olduğunu fark etti: Kendi sesini de çenesinin hareket ettiğini hissetmeden önce duyuyordu. “Belirgin bir gecikme vardı ve bu durumdan kurtulamıyordum. Çok rahatsızlık vericiydi. O zamanlar gecikmenin artıp artmayacağını bilmiyordum. Ancak çeyrek saniyelik bir gecikmeyle sınırlı kalmış görünüyor.”

 

 

Ses hızı, ışık hızı

Işık ve ses uzayda farklı hızlarda yol alıyor. Resmi kayıtlara göre, Amerikalı pilot Chuck Yeager ses hızını 1 Ekim 1947’de X-1 test uçağıyla aştı. Işık hızını aşmamız ise Einstein’ın Görelilik Teorisinde gösterdiği gibi imkansız bir hayal. 🙂 Bu nedenle şimşek çaktığında, sesini duymadan önce ışığını görüyoruz. Hatta ses ve ışık hızının farklı olduğunu bildiğimiz için bu sesin ne kadar geciktiğine bakarak, şimşek çakmasının bulunduğumuz yere uzaklığını da ölçebiliyoruz.

Bu hesabı insan beyni de yapıyor. Masada arkadaşımızı dinlerken, ağzından çıkan ses dalgaları ve dudaklarının görüntüsünü taşıyan ışık ışınları gözlerimizle kulaklarımıza farklı sürelerde varıyor. Ayrıca insan kulağının ve gözünün sinyal iletme sistemi de farklılık gösteriyor. Dolayısıyla beynimizin farklı sinyalleri farklı hızlarda işlemesi ve görüntü ile sesi, yani dudak hareketleriyle konuşmaları senkronize etmesi gerekiyor. İşte bu sayede, sesleri ve seslere eşlik eden görüntüleri aynı anda algılıyoruz.

 

 

Testler ve analizler

London City Üniversitesi’nden Elliot Freeman ve meslektaşları, PH’nin durumunu incelemek için zaman algısına bağlı “muhakeme testleri” yaptılar. PH’ye konuşan insanların video kliplerini gösterdiler ve sesi dudak hareketlerinden önce işitip işitmediğini sordular. Gerçekten de PH’nin sesleri dudak hareketlerinden 0,2 saniye önce duyduğu tespit edildi.

Araştırma ekibi, bunun üzerine “McGurk illüzyonunu” temel alan daha objektif ikinci bir test yaptı. Bu testte kişiye bir hece dinletiliyor ve bu sırada dudaklarıyla bir sonraki heceyi şekillendiren konuşmacının dudak hareketleri izletiliyordu. Biri işitilen, diğeri dudaklardan okunan iki hece art arda takip edildiğinde ise PH söylenecek üçüncü heceyi algılayabiliyordu.

 

 

Beklenmedik sonuç

PH dudaklar oynamadan sesleri işittiği için, uzmanlar da sesi 0,2 saniye geciktirirlerse, PH’nin bu sesi bir sonraki heceyi şekillendiren dudak hareketleriyle eşleştireceğini düşündüler. Kısacası sesi geciktirmek senkron kaymasını giderecek, PH’nin olayları aynı anda işitmesini ve görmesini sağlayacaktı.

Oysa öyle olmadı! Bilim adamları, sadece PH’ye sesi dudak hareketlerinden 0,2 saniye önce verirlerse senkronizasyon sağlandığını gördüler. Kısacası bu test söz konusu olduğunda, PH’nin beyni sesten önce dudak hareketlerini algılıyordu! Orijinal durumun tam tersi.

Üstelik kontrol grubu olarak deneye katılan sağlıklı insanlarda da aynı olgu gözlemlendi. Deneye katılan diğer 37 kişinin de tıpkı PH gibi görüntüleri sesten önce algıladığı görüldü. Ancak bu fark o kadar küçüktü ki PH’de olduğu gibi günlük hayatta senkron kayması anlaşılmıyordu. Freeman’a göre bunun tek bir açıklaması olabilir:

 

Beynin bin bir saati

Beynin işitme ve görme duyularını işleyen farklı bölgeleri, bu olayların farklı zamanlarda gerçekleştiğini düşünüyor. Beynin her bölgesinin kendi saati var ve her bölgenin “şimdiki zamanı” da farklı. Anlaşılan sağlıklı insanlarda beyin bu “saatlerin ortalamasını alıyor”. Şimdiki zaman dediğimiz şey algıda yaklaşık bir değer, dış dünyadaki olaylarla bire bir örtüşen bir tespit değil.

Bu durumda insanlardaki zaman algısının objektif olmadığı, sübjektif olduğu ve bir tür illüzyon, yani yanılsama olduğu ortaya çıkıyor. Ancak, öznel zaman algılarımız ile “lokal gerçek zaman” arasında büyük bir fark olmadığı için, biz olayları neredeyse gerçekleştikleri anda fark ediyoruz.

 

 

Zaman, kime göre şimdiki zaman?Sana göre, bana göre; peki zaman asıl kime göre?

Derler ki Einstein Görelilik Teorisini geliştirdiğinde, ona şimdiki zaman nedir diye sormuşlar. Einstein da geçmiş ve gelecek hakkında bir kaygısı olmadığını ama “şimdiki zamanın” ne olduğu konusunda ciddi şüpheleri olduğunu söylemiş (Fizikçi Brian Greene’in Fabric of the Cosmos kitabı). Görelilik Teorisine göre zaman mutlak olmadığı için herkesin lokal zamanı farklı. Evrende herkesin kendi saati var ama bunlar aynı saati göstermiyor.

Anlaşıldığı kadarıyla insan beyni de “zaman kime göre, neye göre” sorunuyla mücadele ediyor. 🙂 Belki de PH’nin beynindeki farklı saatler beyindeki yaralar nedeniyle yavaşladı ve geri kaldı. Belki bu değişiklik aniden meydana geldi ve saatler fark edilir ölçüde geri kaldığı için PH’in beyni senkronizasyon yapamaz oldu. Böylece PH gerçek hayatta senkron kaymasını fark etmeye başladı.

Freeman’a göre PH beynindeki sadece tek bir saati algılıyor ve diğer saatleri bilinçli olarak fark edemiyorsa, bu saatlerin ortalamasını da alamadığı ve tek bir saate bağımlı kaldığı için senkron kayması yaşayabilir.1

 

 

Şimdiki zaman mı dediniz?Tedavi ne zaman?

PH bu duruma alışmaya başladığını ama gürültülü ortamlar ve kalabalık toplantılarda insanlar hep bir ağızdan konuştuğu zaman sıkıldığını söylüyor. Peki, sesini dudakları oynamadan önce duyduğu için kendisini başkasının ağzından konuşuyormuş gibi hissediyor mu? “Hayır, konuşanın ben olduğuma eminim. Sadece garip bir duygu.”

Freeman’ın amacı PH’nin işitme algısını geciktirmek ve gördükleriyle eşzamanlı olmasını sağlamak. PH de deneysel tedaviye gönüllü olacağını belirtiyor ama sorunu çözmek için pek sabırsızlanmadığını ekliyor. “Sonuçta hayati bir mesele değil. Yaşlandıkça bu tür şeylere alışıyorsunuz. Vücudumun kusursuz çalışmasını beklemiyorum.”

 

 

Derin mevzular

Bilgi felsefesi ve psikolojinin temeli olan algı ve bilme süreçleri son yıllarda kuantum fiziği, holografik evren ve holografik beyin modelleriyle büyük değişikliğe uğradı. Bunu ayrı bir yazıda anlatmak isterim. Ancak, son 20 yılda yapılan deneylerde insan beyninin etrafımızda olan biteni biz fark etmeden önce algıladığını keşfettik. PH gibi hastalar neden böyle olduğunu anlamamızı kolaylaştırabilir.

Beynimiz bir konuda ne karar alacağımızı 1 ila 6 saniye önceden biliyor. Bu da bilinçaltının insanlar üzerindeki rolünden “özgür irade var mı?” sorusuna kadar birçok alanda önemli problemler doğuruyor. New Scientist bu noktaya değinmemiş olsa da PH’nin yaşadığı ses ve görüntü senkronizasyonu sorunu bu yüzden önemli bir ipucu oluşturuyor.

 

 

Kuantum fiziğindeki dolaşıklık (entanglement), uzaktan etki, evrendeki bir olayın gerçekleşmesinin ne kadar olası olduğunu gösteren “dalga fonksiyonunun” çökmesi, bilinçli bir gözlemcinin deneysel gözlemleri ne ölçüde etkilediği, Heisenberg’in Belirsizlik ilkesi, evrende objektif gerçeklik olup olmadığı, kuantum “çifte yarık ve silme” deneyleri (erasure) hep bu noktada düğümleniyor.

Doğrusu PH’nin durumunu açıklamaya çalışan London City Üniversitesi’nin sonuçlarını bilim felsefesi, bilgi felsefesi, varlık felsefesi, ahlak felsefesi ve bilişsel psikoloji açısından merak ediyorum. Bu konuya önümüzdeki haftalarda geri döneceğiz.

 

 

1Sight and sound out of synch: Fragmentation and renormalisation of audiovisual integration and subjective timing: Elliot D. Freemanaa, Alberta Ipserab, Austra Palmbahaac, Diana Paunoiuad, Peter Brownbe, Christian Lambertc,f Alex Leffdg, Jon DriverdeaCity University London, United Kingdom; bJohn Radcliffe Hospital, Oxford University, United Kingdom; cSt George’s, University of London, United Kingdom; dInstitute of Cognitive Neuroscience, University College London, United Kingdom  Cortex, doi.org/m3k

 

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir