“Facebook yüz tanıma” teknolojisi kullanan erken uyarı kameraları

Bu kamera düşmanı tespit etmek için beyin dalgalarıyla çalışıyor. Türkiye sınırına bunlardan yerleştirmeliyiz.

Türkiye’nin sınır boylarını termal kameralar bekliyor. Aynı sistem ABD’nin Meksika sınırını da ülkeye kaçak giriş yapanlardan koruyor. Ancak, termal kameralar sadece ısıyı algılıyor, insan yüzünü seçemiyor veya bir tankı masum bir otomobilden ayırt edemiyor. ABD Savunma Bakanlığı İleri Savunma Araştırmaları Projeler Dairesi (DARPA), bu sorunu çözmek için Facebook’tan ilham aldı. Yeni erken uyarı kamerası, sivilleri teröristlerden ayırarak masumların ölmesini önleyecek.

Sosyal ağlar vatan savunmasında
DARPA bu sınırlamaları aşmak, Libya’da öldürülen ABD büyükelçisi gibi felaket senaryolarının önüne geçmek, askeri garnizonları korumak, mıntıka kontrolü yapmak ve sınır boylarını savunmak için “insan yüzü tanıyan” kameralar geliştiriyor. “Facebook yüz tanıma teknolojisi”, sosyal ağlardan çıkıp hudut kapılarına ulaşacak.

DARPA’nın çözümü açık arazide yağmura, çamura, kötü hava şartlarına dayanıklı bir tripod kamera sisteminden oluşuyor. Bu kamera, tanklarda düşman araçlarını vurmak için kullanılan elektro-optik nişangah sistemini kullanıyor. 120 derece yatay bakış açısı olan kamera, 120 megapiksel çözünürlüğe sahip. Böylece Dünya’da 100 metre irtifada 40 km uzakta olan ufak çizgisine kadar bütün düşmanları, teröristleri, helipkopterleri, uçakları, insansız hava araçlarını, taşıtları ve mekanize birlikleri seçebiliyor (Deniz seviyesinde ufuk çizgisi 5 km’dir. Caddebostan sahilinden Adalar’a bakarak ölçebilirsiniz).

Bakmakla görmek arasındaki fark
Ancak, saldırganları ormanlık arazide kamuflaja rağmen seçebilmek için 120 megapiksel çözünürlük yeterli değil. Buradaki anahtar kelime, bakmakla görmek arasındaki fark… DARPA’nın kamerası elbette en iyi sonuçları gün ışığında ve açık arazide veriyor. Ancak, bu kamera sadece arazinin kaydını alan basit bir gözetleme sistemi değil. Aynı zamanda taşıtları, silahlı saldırganları, köylüleri ve koyunları birbirinden ayırt edebilen akıllı bir tarama sistemi. Facebook’tan ilham alınan yüz tanıma teknolojisi bu noktada devreye giriyor ve sistemin canlıyı cansızdan ayırt etmesini sağlıyor.

Yüz Tanıma Teknolojisi Kullanan Tehdit Uyarı Sistemi
Ya da kısaca CT2WS, özel bir algoritma kullanarak düşmanı taş topraktan ayırmayı biliyor. Ancak, askerlikte dağa çıktıysanız tahmin edersiniz: Yüz tanıma sisteminin gerçek çatışma şartlarında, kötü havada, loş ışıkta kusursuz çalışması mümkün değildir. İşin içine kameranın video kaydını “Düşman var mı?” diye inceleyen gerçek bir asker katmazsanız, o düşmanı bulmak çok zorlaşır. Nitekim, yapılan tatbikatlarda, DARPA’nın kamerasının insanlardan yardım almadığı zamanlarda yüzlerce yanlış alarm verdiği görüldü: 2104 vakada 810 yanlış alarm!

Beyin dalgalarıyla düşman tanıma
DARPA bu sorunu çözmek için insanları kullanıyor. Kamera görüntülerini askerlere izletiyorlar ve askerler de gördüklerinin düşman olup olmadığını söylüyor. Savaş şartlarında heyecanlı bir askerin 120 derecelik yatay görüş açısında, onca detayın arasından düşmanı birkaç saniyede bulması kolay değil. Bu nedenle, kamerada Facebook yüz etiketleme sistemi de kullanılıyor. Askere gösterilen canlı video yayınındaki görüntüler ok işaretleri ve çerçevelerle etiketleniyor.

Siz bu teknolojiyi biliyorsunuz. Tom Cruise’un Top Gun filminde uçurduğu F-14 Tomcat avcı uçağında “baş üstü ekran” vardı. Bu ekran, pilotun kokpit camından gördüğü düşman uçaklarını daire içine alarak işaretliyordu. DARPA’nın kamerası da gördüğü nesneleri böyle işaretliyor, hatta sistemin yazılımına göre ne kadar tehlikeli olduklarını göstermek için özel renkler kullanıyor. Böylece ekrana bakan asker, kameranın tehdit olarak algıladığı şekillerin gerçekten terörist olup olmadığını anlayabiliyor. Ancak, tek başına bu da yeterli değil. Can kaybının önüne geçmek için orduya kusursuza yakın bir sistem lazım. Şimdi DARPA’nın bunu nasıl başardığını inceleyelim:

Çok kalabalık, seçemedim abi!
Arkadaşlarınızla İstanbul gecelerinde bir bara gidip, gözünüze kestirdiğiniz kızı loş ışıkta bulmaya kalkarsanız, bu sözleri en az bir kere duymuş olabilirsiniz. Aynı şey DARPA kamerasına bakan asker için de geçerli… Kalabalıkta aradığını bulmak zordur.

Öte yandan, insan beyni, biz ekranda düşmanı bilinçli olarak seçemesek bile tehditleri algılamakta çok başarılıdır. Bilim adamları, yaptıkları araştırmalarda, insan beyninin gördüğü bir kişinin tehlikeli olup olmadığını hemen her zaman başarıyla algıladığını gördüler. Asker ekranda bir şey görmedim dese de beyin, tehlikeyi bilinçaltında algılıyor. DARPA’nın kamerası da askerin başına takılı bir EEG cihazı ile nöbetçinin beyin dalgalarını ölçüyor. Askerin bilinçaltında “tehlike” dalgasını gördüğü anda alarm düğmesine basıyor.

İnsan unsuru + yüz tanıma + beyin dalgalarıyla birlikte bu üçlü filtre sistemini DARPA kamerasına uyguladığımızda, yanlış alarm verme oranının yüzde 9’a düştüğünü görüyoruz. DARPA’nın kamerası testlerde düşmanın yerini yüzde 91 oranında doğru olarak tespit ediyor. Kameranın yanında bir de erken uyarı radarı kullanırsanız, sistem, düşmanın yerini hiç hata yapmadan buluyor. Türkiye sınırları için bize böyle bir sistem gerek. Bu kameraları insansız hava araçlarına da takabiliriz.

Not: Haberde Amerikalıların gece karanlığında kamerayı nasıl kullandıklarına dair bir detay bulamadım. Termal kameralara yüz veya şekil tanıma sistemi eklemek zor görünüyor. Belki ısıyı gösteren yapay renkli görüntülerin biçimi veya sıcaklık derecesi gibi kriterlere göre özel bir “gece görüşü şekil tanıma yazılımı” geliştirilebilir. Elbette sihirli bir çözümden bahsedilmiyor ama bu sistemi kullanırsak, Mehmetçiğin arazide hayatta kalma şansını artırabileceğimizi düşünüyorum.

http://www.extremetech.com/extreme/136446-darpa-combines-human-brains-and-120-megapixel-cameras-for-the-ultimate-military-threat-detection-system

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir