Amerika Sanal Şehirde Hacker Avına Çıktı >> Siber Saldırılara Cevap Olarak CyberCity’i Kurdu

Dünyanın en gelişmiş sanal şehir simülasyonu CyberCity, ABD güvenlik kuvvetlerinin siber saldırılara karşı eğitim görmesi için tasarlandı.

Ünlü CounterStrike video oyununu andıran CyberCity simülasyonu ile aksiyon oyunları arasındaki terk fark; güvenlik güçlerinin sadece “kötü adam avlamak” yerine, sanal devlet dairelerini, şirketleri ve diğer önemli binaları da bilgisayar saldırılarından korumaya çalışması. 

 

CyberCity tuğlalar yerine bilgisayar ekranındaki piksellerden oluşmasına karşın, her yönüyle gerçek bir kent: Bankası var, hastanesi, elektrik santralı var… Su kulesinin yanında bir trafo yer alıyor, ziyaretçilere kablosuz internet sunan bir kaffe−restoranı da bulunuyor.

Ancak, bu şehre gerçek hayatta olduğu gibi herkes giremiyor. CyberCity’ye yalnızca güvenlik kuvvetleri girebiliyor ve onların da amacı sanal şehri hackerlara karşı korumak.

Son iki yıl içinde siber saldırılardan büyük zarar gören ve Wikileaks ile birlikte en önemli sırlarını hackerlara kaptıran ABD, Siber Kuvvetler Komutanlığına ek olarak şimdi de hacker avlamak üzere CyberCity’yi kurdu. Nükleer silahlarına, politik ve ekonomik nüfuzuna rağmen siber dünyada üstünlüğünü koruyamayan ABD, hackerlara karşı açığını siber tatbikatlar düzenleyerek kapatmaya çalışıyor.

CyberCity, New Jersey merkezli bir güvenlik firmasının veri merkezinde, kısacası siber uzayda kuruldu. Amerika, geçen yıl genel kurmay ağzından bir açıklama yapmış ve siber saldırı düzenleyen ülkeleri gerçek silahlarla bombalayacağını duyurmuştu.

Ancak, aradan geçen zamanda, Amerikalı komutanlar biraz yatışmış görünüyor. Öyle ya, Kolombiya’dan saldırı düzenliyor gibi görünen bir hacker, aslında nükleer silah devi Rusya’da yaşıyor olabilir. ABD Siber Kuvvetler Komutanlığı’nın Rusya’ya kızıp Moskova’yı bombalayacağını sanmıyorum :).

Bu durumda geriye bir tek şey kalıyor: Paşa paşa kendi sanal şehrini kurmak ve terörist saldırılara karşı eğitim görmeye başlamak…

 

Hem sanal şehir hem internet simülasyonu

CyberCity’deki bilgisayarlar gerçek bir şehirdeki iletişim hatlarını, e-posta mesajlarını, doğalgaz ısıtma sistemlerini, demiryollarını, hatta FaceSpace adlı sanal bir sosyal medya sitesini taklit ediyor.

CyberCity sanal bir şehir olabilir ama Amerikalılar yalnızca siber saldırılara hazırlanmıyor. Aynı zamanda, hackerlarla birlikte hareket eden gerçek teröristlere karşı da hazırlık yapıyor. Bu hazırlık senaryoları arasında, hackerların şehrin elektriklerini kesmesinden sonra, tren garına nükleer bomba yüklü bir vagon sokmaya çalışan teröristleri durdurmak da var…

…Ve 15 bin kişilik CyberCity’de bu tür saldırıları önlemek kolay değil, çünkü bu 15 bin hayali vatandaşın her birinin kendi e-posta hesabı, iş şifreleri ve banka hesap numarası bulunuyor.

CyberCity eğitimlerinde askerlere yardımcı olmak için her şeyi düşünen uzmanlar, bilgisayar sistemlerine gerçek bir masa maketi, minyatür trafik ışıkları, oyuncak tren ve türlü aksesuar eklemeyi de unutmadılar: Işıklı masadaki plastik maketler, saldırı anında yanıp sönerek askerleri uyarıyor.

Counter Hack güvenlik firmasından Ed Skoudis, “İnsanlara oyuncak veya oyun gibi gelebilir ama siber savaşçılar burada işini öğreniyor” diyor… Ve aslında, ABD’nin 11 Eylülden sonraki korkularını ele vererek kanımızı donduruyor: Masa başında insan öldürmenin video oyunu gibi kolaylaşması dehşet verici bir gelişme.

 

Nedir bu telaş?

ABD’nin acele etmesinin en büyük sebebi, bugüne dek hiçbir devletin siber saldırılara karşı hazırlık yapmamış olması. Siber saldırılar, son birkaç yıla kadar, az sayıda bilgisayar korsanının elindeki marjinal bir silah olarak görülüyordu.

Oysa siber saldırılar sadece teröristler tarafından düzenlenmiyor. İnternette fikir özgürlüğünü savunan hackitvistler de siber eylemler düzenleyebiliyor. Sanırım devletler bu hacktivistlerden de en az gerçek teröristler kadar nefret ediyor.

Öte yandan, global telekom şebekesi bütün bunlara karşı savunmasız durumda… Siber saldırıların nükleer silahlar veya milyarlarca dolarlık banka hesapları gerektirmeden, dünyanın en ücra köşelerinden, basit bir internet bağlantısıyla düzenlenebilmesi yetkililerin en büyük kabusu.

 

Koyboylar ülkesi Amerika’da siber güvenlik çiftlikleri de kuruldu

ABD siber saldırılara karşı çok çeşitli yollardan hazırlanıyor. Bunlardan biri elbette yeni güvenlik duvarları ve antivirüs yazılımları geliştirmek…

Diğeri ise internet simülasyonları yapmak ve interneti siber saldırılara karşı düzenli olarak tarayarak, durumu önceden haber almaya çalışmak.

Bu projeler içinde en iddialı olanı Ulusal Siber Çiftlik projesi: Ulusal Siber Çiftlik projesi, ABD İleri Savunma Araştırmaları Projeler Dairesi (DARPA) tarafından geliştirildi. Bu çiftliğin Amerika’ya maliyeti 2008 yılından bu yana 130 milyon doları buluyor ve Pentagon, Siber Çiftlikte 3 yıldır tatbikat düzenliyor.

Gel gelelim, Battlestar Galactica’nın öncesini anlatan Caprica dizisindeki gibi gerçek sanal dünyalar yaratmak sanıldığı kadar kolay değil. Siber uzayda bugün 2 milyar insan ve 12 milyar bilgisayar var. İnternet kullanıcılarının sayısı 2016’da 3 milyarı bulacak.

Bütün bunlara küresel konumlandırma sistemleri, tabletler, uydular, veri routerları, akıllı telefonlar, masaüstü bilgisayarlar, sanayi tipi bilgisayarlar (nükleer santral vb.), kurumsal veri merkezleri, su şebekeleri, telefon santralları ve türlü donanım dahil…

Siber çiftlikler de sanal Web sunucuları, routerlar, akıllı telefonlar ile diğer network aygıtlarından kurulu ve bunlar yazılım kodlarından ibaret. Önümüzdeki 20 yıl içinde, ABD’deki siber çiftlik sayısının askeri üslerin sayısına ulaşması bekleniyor.

 

Sanal askerlerle gerçek askerler el ele

Michigan’da üstlenen Merit Network adlı yardım amaçlı bir kuruluş, Doğu Michigan Üniversitesi’nde yeni bir sanal çiftlik kurdu. Bu çiftlikte, bilgisayar başındaki askerlerle silahlı timlerin gerçek çatışmalarda işbirliği yapması hedefleniyor.

Elbette tatbikatlar hacklerlarla sınırlı değil: Siber saldırılarla ilgisi olmayan savaş meydanlarında, ABD ordusu askerlerinin bilgisayarlı kasklar, gözlükler ve tabletler aracılığıyla, modern dünyanın imkanlarından yararlanarak savaşması da amaçlanıyor. Örneğin Afganistan dağlarında…

Bu tür teknolojilerin arasında, araziye saçılan milimetre boyundaki sensörler de bulunuyor. Havadaki ve topraktaki elektrik yükünden kendi kendine şarj olan sensörler, araziyi bir tür “akıllı toz” halinde kaplayıp, yaklaşan düşmanı haber veriyor. Bu da nöbetçi kulesi dikmek gibi zorunlulukları ortadan kaldırıyor.

Kaldırıyor ama gelecekte Akıllı Toz havada, suda, toprakta, evimizdeki halıda, devlet dairelerinde, hatta nefes aldığımız için ciğerlerimizde bulunacak. Sağlık sorunları bir yana, Akıllı Toz kişisel gizliliği, özel hayatı, mahremiyeti ortadan kaldırmayacak mı? Nihai 1984, En Büyük Birader olmayacak mı?

 

Beterin beteri

Siber savaşlardaki en önemli unsurlardan biri de insanları sanal gerçekliğe hazırlamaktır. Araştırmacılar, bunu “Bilgisayar kullanan bir askerle, silah kullanan askerin psikolojisi farklıdır” şeklinde açıklıyorlar ama yakın gelecekte, özellikle sanal dünyada savaşmak için eğitilen özel askeri birliklerin kurulacağına da yadsımıyorlar.

Sonuçta insan sormak istiyor: Gelecekte insan öldürmek Counterstrike video oyununda adam öldürmek kadar kolay mı olacak? Etik açıdan, insanın insanlıktan çıkmaması için böyle olmaması çok önemli. Yoksa geleceğin savaş ve soykırım suçluları, masa başından katliam yapacak ama asla yakalanmayacaklardır.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir