Max Planck Enstitüsü kemik parçasından 80 bin yaşındaki kızın gen haritasını…

Atalarımızın gen haritaları kalıtsal hastalıklar, sakat doğumlar ve kanserin önlenmesinde kullanılacak.

Enstitünün esin kaynağı Max Planck yüzyılın başında kuantum fiziğini geliştirmişti. Planck Enstitüsü de yeni DNA kopyalama yöntemi ile dinozorları geri getirebilir.

Paleoantropoloji (eski insanbilim) atalarımızın soyağacını çıkarmaya odaklanıyor. Ancak, eski çağlardan kalan fosilleşmiş iskeletlerde sağlam DNA örnekleri bulmak zor (genetik kodumuz DNA, zamanın akışına kemiklerimiz kadar dayanıklı değil).

Jurassic Park gerçek olacak mı?
Max Planck Enstitüsü (MPI) bu sorunu çözerek insanoğlunun geçmişine ışık tutmak amacıyla, atalarımızın kalıntılarından sağlam DNA örnekleri almak için yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yöntemde, eksik gen dizilerini tek bir DNA halinde birleştiren yeni bir dizilim teknolojisi kullanılıyor: Özel seçilen moleküller, eksik gen dizilerine bağlanıyor ve tıpkı hücrelerimizin protein fabrikası mitokondrilerde olduğu gibi, bu dizilerin geri kalanını kopyalayarak atalarımızın DNA’sını yeniden oluşturuyor. Sibirya gibi soğuk bölgelerde, buzullar veya donmuş toprak altında iyi korunan kemikler en iyi sonucu veriyor.

Max Planck Enstitüsü’ndeki bilim adamları, “yırtık fermuarın” eksik yarısını fermuar dişlerine bakarak yeniden üretmeye benzeyen bu yöntemle, 80 bin yaşındaki Sibiryalı bir kızın genomunu (gen haritasını) çıkarmayı başardılar. Üstelik bunun için sağlam bir iskelete ihtiyaçları yoktu, eksik gen dizilerini sentezlemek için resimde gördüğünüz küçük kemik parçasını analiz etmeleri yeterli oldu.

Sibiryalı kızdan neler öğrendik?
Eski Taş Çağında yaşamış Denisova halkından esmer tenli, ela gözlü, kahverengi saçlı bu kız Sibirya’da, Altay Dağlarındaki bir mağarada yaşamış. Bilim adamları eski insanlar arasında yer alan Neanderthallerin de aynı mağarada yer tuttuğunu düşünüyor ve böylece MPI insanoğlunun ortak tarihine genetik bir kapı aralamış oluyor: MPI’ın gen teknolojisi sadece modern insanın Neanderthallerden çocuk sahibi olup olmadığı gibi soruları yanıtlamakla kalmayacak. Aynı zamanda, atalarımızın gen haritasından yararlanarak modern hastalıklara karşı önleyici tedaviler geliştirmemizi de sağlayacak.

Canlı insanlardan doku örneği almak kadar kesin sonuç veriyor

Bugüne dek eski insanların soyağacını çıkarmak konusunda önümüzdeki en büyük engel sağlam iskeletler bulmaktı. 10 bin yıldan daha eski fosiller söz konusu olduğunda bütün iskelet bulmak gittikçe zorlaşıyor ve tek bir çene kemiği veya kafatası bulan araştırmacılar kendilerini şanslı saymaya başlıyor. MPI’ın genom tekniği ise serçe parmağının uç boğumu gibi küçük kemik parçalarından bile gen haritası çıkarmayı sağlayarak, eski insanbilimin önündeki engeli ortadan kaldrıyor.

Kemikler değil, DNA önemli
İnsanoğlunun atalarının kimlerle akraba olduğunu bulmak için eski kemiklere bakmak yeterli değil. Küçük çocuk iskeletleri, sakat doğan insanlardan geriye kalan çarpık kemikler, eski hayvanların farklı kabilelerden avladıkları insanların kemiklerini aynı çukura atması ve diğer yanıltıcı kanıtlar, paleoantropolojide kimin kiminle akraba olduğunu anlamayı zorlaştırıyor. Bu engeller bilim adamlarının kafasını karıştırıyor ve bazen çocuk iskeletlerini yeni bir insan türü sanmalarına yol açıyor.

Atalarımızın gen haritasının çıkarılması bütün bu sorunların önüne geçebilir. Örneğin, insanların midesindeki sindirim asitleri bazı kurbağa türlerinin sindirim asitleriyle aynı. Genetik araştırmalar olmasaydı bu benzerliğin farkında olmayacak, yeni ilaçlar ve genetik tedaviler geliştirmekte zorlanacaktık.

http://www.sciencemag.org/content/337/6098/1028.full

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*