Eski İklimler >> Sahra Çölü 5000 yıl önce yemyeşildi, buzlu Antarktika’da 34 milyon yıl önce yağmur ormanları vardı

Bugün Kuzey Afrika’da 9 milyon kilometrekarelik bir alana yayılan Sahra Çölü, eskiden yemyeşil ovalar ve mavi göllerle kaplıydı. Güney Kutbunda yer alan ve yazın bile -60 dereceye varan soğuklarıyla bilim adamlarını donduran Antarktika’da ise, 34 milyon yıl öncesine kadar yağmur ormanları bulunuyordu.

Ortalama 1,8 kilometre kalınlığındaki buzullarla kaplı Antarktika kıtasında eskiden ağaçların yetiştiği kimin aklına gelirdi? Bilim adamları Antarktika’dan buz örnekleri alarak ve anakaranın buzunu bilgisayar simülasyonları ile “soyarak” eski iklimlere bakıyor, böylece küresel ısınmanın geleceğine ışık tutuyorlar.

 

 

 

Küresel ısınmanın tehlikeleri

Dünya’daki tektonik plaka etkinliğine bağlı olarak kıtalar sürekli kayıyor ve yer değiştiriyor. Nitekim Yeryüzüne 50 milyon yıl sonra baksanız kıtaların şeklini tanıyamazsınız. Antarktika eskiden tropik bölgelerde yer alan, ekvatora yakın sıcak bir kıtaydı ama Güney Kutbuna kayınca buzlarla kaplandı. Sahra Bölgesi de Dünya son buzul çağından çıkınca, iklim kuşaklarının yer değiştirmesine bağlı olarak kurak bir çöle dönüştü.

Kıtaların tektonik plaka hareketleriyle kuzey-güney enlemleri arasında yer değiştirmesi milyonlarca yıl aldığı için, Antarktika’nın tümüyle buzlarla kaplanması Sahra’nın çöle dönüşmesinden çok daha yavaş gelişen bir süreçti: Afrika, Antarktika’dan 160 milyon yıl önce koptu ve Hindistan alt kıtası da 125 milyon yıl önce, Kretase döneminde ayrıldı. Ancak, Antarktika 65 milyon yıl öncesine kadar Avustralya’ya bağlıydı ve o zamanlar tropik altı iklime sahip olan kıtada keseliler yaşıyordu (günümüzde kanguruları da içine alan bir alt sınıf).

 

 

Bir kıta nasıl dondu?

Antarktika’nın kaderi yaklaşık 40 milyon yıl önce Avustralya ile Yeni Gine’nin kopmasıyla belli oldu. Böylece yatay okyanus akıntıları Antarktika’yı Avustralya’dan tümüyle ayırdı ve İngiltere’nin sıcak Körfez Akıntısı kesilirse donacak olmasına benzer bir süreçle Antarktika kıtası da buz tutmaya başladı. Yine de Antarktika’nın soğumaya başlamasında tek etken soğuk okyanus akıntıları veya kıtanın Güney Kutbuna yakın olması değildi.

Eosen–Oligosen Devri olarak adlandırılan jeolojik çağda, 34 milyon yıl önce Dünya’da bir toplu soy tükeniş olayı yaşandı. Dünya’nın uzun yıllar içinde soğuması birçok deniz canlısının ve tatlı su canlılarının soyunun tükenmesiyle sonuçlandı. Doğal olarak atmosferdeki karbondioksit oranı da azaldı (Antarktika’nın kutuplarda bile sıcak kalmasını sağlayan sera gazı). Karbondioksit oranı milyonda birkaç bin birimden milyonda 760 birime düştüğünde, kıtanın tümüyle buzlarla kaplanmasının önü açılmış oldu.

 

 

23 milyon yıl önce Antarktika ile Güney Amerika arasında Drake Boğazı açıldı ve okyanus sularının bu yeni boğazdan akmaya başlamasıyla birlikte Antarktika Kutup Çevresi soğuk su akıntısı kıtayı tamamen kuşattı. Sadece 8 milyon yılda ormanların buzullarla kaplanması sonucunda (15 milyon yıl önce) bugün gördüğümüz Antarktika buzulları oluştu.

Antarktika yüz milyonlarca yıl süren jeolojik devir ölçeğine göre oldukça kısa bir zamanda buz tuttu. Kıtanın soğuması milyonlarca yıl sürse de buzlanma jeolojik ölçeğe göre nispeten kısa bir sürede gerçekleşti. Kışın yağan karlarının yazın erimeyerek üst üste birikmesi bu süreci hızlandırdı. Sahra Bölgesi ise çok daha kısa sürede çölleşti.

 

İklim kuşakları hızla yer değiştirebilir

Peki, bu bizim için ne anlama geliyor? Küresel ısınma bugün de iklimlerin hızla değişmesine yol açıyor. Eskiden ormanlık olan bölgeler kurak arazilere dönüşüyor. 30 yıl içinde, çocuklarımız Türkiye’yi özellikle kesilen ormanlar yüzünden, Arap Yarımadası gibi bir çöl ülkesi olarak tanıyabilirler. Dünya’da görülen eski iklim değişiklikleri Türkiye gibi ülkelerin çölleşme sürecine ışık tutabilir ve bunu önlemek için gerekli önlemleri almamızı sağlayabilir.

Sahra Çölü 5000 yıl öncesine kadar çöl değildi. Eskiden Kuzey Afrika, çizgi roman kahramanı Barbar Conan’ın Hiborya Çağı’ndaki Şem bölgesi gibi verimli otlaklarla kaplıydı ve tatlı su gölleri Sahra’ya hayat veriyordu.

 

 

Dünya ne kadar hızlı çölleşiyor?

Antarktika yaklaşık 15 milyon yıl önce buzullarla kaplandığında Dünya’da insan türü henüz ortaya çıkmamıştı. Ancak, Sahra çöle dönerken insanlar oradaydı ve eski çağlardan kalma su kuyularına hipopotamları, filleri, zürafaları resmettiler. Evet, günümüzün Sahra Çölü’nde bir zamanlar Orta Afrika’da görmeye alışık olduğumuz hayvanlar yaşıyordu.

Afrika’nın Sulak Dönemi olarak bilinen bu çağda, MÖ 9000 ila 3000 yılları arasında Kuzey Afrika çayırlarla kaplıydı. Bilim adamları bu dönemin hızla sona erdiğini ve bölgenin maksimum 200 yıl içinde büyük bir çöl haline geldiğini düşünüyorlar.

 

 

MIT, Columbia Üniversitesi ve diğer öğretim kurumlarındaki araştırmacılar, ani iklim değişikliğinin Kuzey Afrika’nın tamamında, aynı anda yaşandığını buldular. Bu da bize okullarda anlatılan erozyon ve aşamalı çölleşmeden çok daha farklı bir gerçek:

Sahra Bölgesi çayırlarla kaplıyken, Kuzey Afrika’nın kum fırtınaları günümüzdeki kadar şiddetli değildi. Çölleşme arttıkça kum fırtınalarının şiddeti de arttı. Bugün Sahra Çölü’nde 5 kat daha güçlü kum fırtınaları görülüyor. MIT Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. David McGee’ye göre kum fırtınaları Sahra’nın 5000 yıl önce hızla çölleşmesine yol açtı.

Bu süreç ülkemizde etkili olursa Türkiye çok kısa bir süre içinde, biz daha ne olduğunu anlamadan çölleşebilir. Sulak alanlarımızı imara açmak yerine, Manyas Gölü gibi dünya cennetlerini sakınarak korumamız gerekiyor.

 

 

Tozun kalbine inmek

McGee ve ekibi Afrika’nın tozlu tarihini açığa çıkarmak için 2007 yılında Columbia Üniversitesi ve Woods Hole Okyanusbilim Enstitüsü tarafından toplanan tortul örneklerini inceledi. Araştırmacılar, Afrika’nın kuzeybatı kıyısından 880 km güneye kadar uzanan geniş bir sahada, farklı bölgelerden toprak örnekleri aldılar.

Her bölgeden 3 metre uzunluğundaki bir silindiri toprağa gömerek topladıkları örnekler, Kuzey Afrika’nın 30 bin yıllık iklim tarihini gösteriyordu. Eskinin toz fırtınaları ve çamurları yeraltındaki toprak katmanlarında gizlenmişti. Bu örneklerde 1 santimetre kalınlığındaki toprak katmanı, 100 yıla karşılık geliyordu ve numunelerde okyanus akıntılarıyla taşınan deniz tabanı tortullarına rastlamak da mümkündü. McGee, bütün bunları “Kuzey Afrika’nın yüksek çözünürlüklü antik iklim haritasını çıkarmak” olarak tanımlıyor.

 

 

Eski iklim modelleri değişti

Bugün okullarda son buzul çağının yaklaşık 10 bin yıl önce sona erdiği öğretiliyor. Ancak, bilim adamlarının elindeki iklim modelleri ve bilgisayar simülasyonları, yakın zamana kadar, Kuzey Afrika’nın 6000 yıl önce neden sulak bir bölge olduğunu açıklayamıyordu.

McGee ve ekibi, toz fırtınalarının çölleşmeyi nasıl hızlandırdığını göstererek, Türkiye gibi ülkelerin beklenmedik bir hızda çöllerle kaplanabileceğini ortaya koymuş oldu. Çölleşmede sadece toprağın kuruması ve çatlaması etkili olmuyor. Toz fırtınalarıyla taşınan kumlar, verimli toprakları kaplayarak tarlaları öldürüyor.

 

 

Antarktika buz tabakasını soymak

Antarktika eskiden yağmur ormanlarıyla kaplıydı ama 18–15 milyon yıl önce insan soyuna giden yol açıldığında kıta çoktan buz tutmuştu. Öyleyse bilim adamları buz tabakasının altındaki eski ormanların kalıntılarına nasıl ulaştılar?

Araştırmacılar Antarktika’nın bugün sular altında kalan kıta sahanlığında, eski ağaçların fosilleşmiş polenlerine rastladılar (Antarktika, üstündeki kalın buz tabakası nedeniyle denize birkaç yüz metre batmış bulunuyor. Bu buzlar erirse kıta tekrar yükselecek ve sular altındaki eski ormanlık bölgeler gün ışığına çıkacak). Nitekim bazı teorilere göre küresel ısınma bu hızla devam ederse, Antarktika buzullarının önemli bir kısmı 50 yılda eriyerek, deniz seviyesinin onlarca metre yükselmesine yol açabilir. Bu da New York gibi kıyı şehirlerinin sular altında kalmasına neden olabilir.

 

 

Buzul örnekleri aynı fikirde

Antarktika’yı 2010 yılında ziyaret eden Avustralyalı araştırmacı Kevin Welsh, kıtadan alınan buz örneklerini masaya yatırdı. Buzun içinde yer alan ve sıcaklık değişikliklerine duyarlı olan molekülleri inceleyen Welsh; 52 milyon yıl önce, kıtanın ortalama sıcaklığının 20 derece santigrat olduğunu açığa çıkardı.

Antarktika’nın o zamanlar sıcak olmasının tek nedeni kıtanın konumu değildi. Özellikle Dünya atmosferinde yüksek oranda karbondioksit bulunması, Antarktika’nın sıcak bir kıta olmasında rol oynamıştı (milyonda 990 ila birkaç bin birim).

Sonuçta karbondioksit küresel ısınmaya yol açan bir sera gazı. Milyonlarca yıl önce Dünya’da karbondioksit değerleri bugünkünden fazlaydı ve bu da Dünya’nın normalden daha sıcak olmasına yol açıyordu. Bu Mayıs ayında ise atmosferdeki karbondioksit değerleri milyonda 400 birim ile tehlike sınırını aştı. Havadaki karbondioksit gazı biraz daha artarsa, sistem kendi kendini beslemeye başlayacak ve ekonomide tümüyle güneş enerjisine geçsek bile büyük çaplı küresel ısınmayı durduramayacağız.

 

 

Küresel ısınmaya karşı doğal klima

Son araştırma sonuçları, küresel ısınmanın okyanus tabanındaki kireçtaşı katmanlarını eriterek okyanusları sodalı Van gölüne çevirme ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor:

Bu durumda deniz tabanındaki kayalarda saklanan karbondioksit önce okyanuslara karışarak deniz canlılarını öldürür, sonra okyanustan maden suyu gibi köpürerek havaya karışırdı. Böylece atmosferdeki karbondioksit miktarı artarak küresel ısınmayı hızlandırır ve bu da okyanus tabanında daha fazla gazın serbest kalmasına yol açarak gezegeni yavaş yavaş zehirlerdi. Böyle bir felaket gerçekleşirse Dünya’nın yüzey sıcaklığı zamanla 460 dereceye ulaşır, okyanuslar buharlaşır ve gezegenimiz Venüs cehennemine dönüşürdü.

 

 

 

Ancak, Dünya’da sıcaklığının aşırı artmasını önleyen doğal bir klima var: volkanik etkinlikler…

 

Kıtaların kayması, örneğin Pasifik Plakası’nın Los Angeles’ın altında erimiş kayalardan oluşan magma tabakasına batması Dünya kabuğundaki volkanik etkinlikleri tetikliyor. Yanardağlar lav püskürtüyor, depremler oluyor. Dünyanın derinliklerindeki madenler ve kayalara sıkışmış gazlar volkanik etkinlikler sayesinde lav akıntıları, kaplıcalar ve gayzerlerle birlikte yeryüzüne çıkıyor.

 

 

Dünyanın iklimlendirme sistemi

Bütün bu süreç, insanoğlunun atmosfere saldığı karbondioksit gazını derin kaya tabakalarına hapsediyor (okyanus tabanının magmaya batması). Kısacası Dünya kabuğu atmosferdeki fazla karbondioksiti sünger gibi emerek küresel ısınmayı yavaşlatıyor. Volkanik etkinlikler olmasaydı, gezegenimizin atmosferi aşırı ısınırdı ve oksijenin tükenmesiyle zehirli karbondioksit gazının artmasına bağlı olarak Yeryüzündeki hayat sona ererdi. Volkanik faaliyetler, Dünya’nın atmosferini klimanın odadaki rutubeti alması gibi sürekli olarak temizliyor, geri dönüştürüyor ve yeniliyor.

Yine de insan soyunun tükenmesi için Dünya’nın Venüs olmasına gerek yok. Sonumuz çok daha erken bir aşamada gelebilir. Nitekim bugün Dünya’nın ortalama sıcaklığı 15 derece ama yüz milyonlarca yıl önce ortalama sıcaklık tam 23 dereceydi ve o zamanın rutubetli ormanlarında 2 metre boyunda dev kırkayaklar yürüyordu. Peki, biz bu kadar sıcak bir Dünya’da yaşayabilir, beslenmek için tarlalarda buğday yetiştirebilir miyiz?

 

Küresel ısınma iklim kuşaklarını değiştirecek, tarım arazilerinin çölleşmesine neden olacak. Bu nedenle atmosfere salınan karbondioksiti hızla azaltmamız gerek.

 

 

Hidrojen yakıt hücreli arabalar bile egzoz olarak atmosfere su baharı salıyor. Nükleer enerji santralleri de havaya su buharı püskürtüyor. Oysa su buharı karbondioksitten daha etkili bir sera gazı… Dolayısıyla temiz enerjiye geçmek yetmiyor. Bize sera gazına yol açmayan bir enerji kaynağı gerekiyor. İşte bu nedenle ekonomide tümüyle güneş enerjisine geçmek, bizim için tek güvenli kurtuluş olabilir.

 

 

Dünyanın kliması volkanik etkinlikler

 

 

 

Kıtaların kayması: Antarktika nasıl dondu?

 

 

5 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*