Asteroitler 2–Dinozorlar 0 >>Dinozorları 66 milyon yıl önce bir değil İKİ asteroit mi öldürdü? Kazanan memeliler oldu

Klasik teoriye göre 66 milyon yıl önce, Kretase Döneminin sonunda, Meksika’nın Yucatan Yarımadası açıklarına 10 km çapında bir asteroit çaptı. Çarpışma dev tsunami dalgalarına ve dünya çapında orman yangınlarına yol açtı. Patlamanın etkisiyle 180 kilometreden daha geniş bir krater açıldı. Toz ve kül bulutları atmosferi kaplayarak, Dünya’nın aylarca, belki de yıllarca karanlığa gömülmesine neden oldu.

İklimlerin değişmesi ve bitkilerin ölmesi nedeniyle besin zincirinin çökmesi, dinozorların soyunun tükenmesiyle sonuçlandı. Böylece memeli türlerinin önü açıldı ve 38 milyon yıl önce daha çok küçük birer keseli boyundaki memeliler bugünkü dünyanın hakimi oldular. En azından şimdiye dek öyle olduğunu sanıyorduk ama yeni teoriye göre Dünya’ya bir değil, 2 asteroit çarptı ve bu iki göktaşı dinozorlara tek bir 10 km’lik asteroit kadar zarar verdi.

Bu da insan türünün geleceği için önemli bir problem: Eskiden tek bir asteroitin açtığı düşünülen birçok krateri iki ya da daha fazla göktaşı açmışsa bu, Dünya’ya sanılandan daha fazla asteroit düştüğü anlamına geliyor. Artan riske bağlı olarak, beklenmedik bir felaketi önlemek için Dünya yörüngesine erken uyarı teleskoplarının yerleştirilmesi gerekiyor. Bu iş için birkaç ay önce arızalanan Kepler teleskopunu kullanılabiliriz.

 

 

İkiz asteroitler

Bir gezegene aynı anda veya kısa aralıklarla birden çok asteroit çarpması bilim adamlarının uzun yıllardır incelediği bir konu. Nitekim Yeryüzündeki birçok “ikiz kraterin” iki veya daha fazla asteroitin çarpmasıyla oluştuğu düşünülüyor.

Ancak konuyu gündeme alan asıl gelişme, 1994 yılının Temmuz ayında, Shoemaker–Levy 9 kuyrukluyıldızının Güneş Sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter’e çarpması oldu. Teleskoplarını heyecanla Jüpiter’e çeviren astronomlar, ilk kez başka bir gezegende yaşanan kuyrukluyıldız çarpışmalarını canlı yayında izlediler. Bütün çarpışmayı olmasa da bir kısmını kayda almaya başardılar.

 

 

Jüpiter’in güçlü gelgit etkisi Shoemaker–Levy 9 kuyrukluyıldızını parçalara ayırdı ve bu parçalar “gaz devinin” üzerine yağmur gibi yağarak gezegeni adeta topa tuttu. Saniyede 60 km, saatte 216 bin km gibi müthiş bir hızla giden parçalar, gaz devi Jüpiter’in kalın atmosferinde binlerce ve binlerce atom bombası gücünde şiddetli patlamalara yol açtı.

Jüpiter’in katı bir atmosferi olmamasına karşın, bu çarpışmaların izini gezegenin alâmetifarikası olan “Büyük Kırmızı Leke”de bugün de görmek mümkün (Kırmızı Leke, Jüpiter’de yüzlerce yıldır süren dev bir fırtına sistemidir).

 

 

Dinozorları kısa aralıklarla çarpan 2 asteroit öldürmüş olabilir mi?

Neden olmasın? Fizikte bunu engelleyen bir yasa yok. Ancak, Dünya gibi kıtaların kayması nedeniyle yer şekilleri sürekli değişen bir gezegende eski kraterlerin izini bulmak kolay değil (Gezegenimizin 65 milyon yıl önceki halini yandaki haritada görebilirsiniz).

Peki, bugüne dek tespit edilen kraterlerin hangisi ikiz asteroitler tarafından açılmış olabilirdi? Bundan birkaç yıl öncesine kadar ikiz asteroit teorisi hayal ürünü olarak görülüyordu ve kaya katmanlarındaki ilk kanıtlar da bu teorinin doğru olmadığını gösteriyordu.

 

 

 

2006 yılında, Missouri Üniversitesi Jeoloji Profesörü Ken MacLeod okyanus tabanındaki tortulları inceledi ve dinozorları “tek bir asteroitin” öldürmüş olabileceği sonucuna vardı. MacLeod, Yucatan açıklarında, Atlantik Okyanusu’ndaki Çiksulub Kraterinin sualtındaki kısmından başlayarak, okyanus tabanını 4500 km mesafeye kadar taramış ve eski tortul katmanlarında asteroit izleri aramıştı.

Bilim adamlarının Çiksulub Kraterini tek bir büyük asteroitin açtığına inanmasının sebebi, denizde asteroit izleri taşıyan tek katmanlı bir tortul tabakası olmasıydı. Dünya’ya iki asteroit çarpsaydı, okyanusta bu çarpışmanın dibe çöken döküntülerinden meydana gelen 2 katmanlı bir tortul tabakası olması gerekirdi.

Ancak iki asteroitin birkaç saniye veya birkaç gün arayla çarpması durumunda, “ilk asteroitin döküntüleri” ikinci asteroit çarpmadan dibe çökmeye zaman bulamayacaktı. Bu durumda, iki göktaşının kalıntıları denizin dibine birlikte çökerek tek katmanlı bir tortul tabaka oluşturacaktı. Paris Yer Fiziği Enstitüsü’nün elde ettiği son bulgular bu senaryonun doğru olduğunu gösteriyor. 1

 

 

Geçmişi bilmek, gelecekten korunmak

Dünya ikiz asteroit çarpışmalarının izlerini taşıyor: Kanada Hudson Körfezi’ndeki Clearwater Gölleri, 290 milyon yıl önce Dünya’ya düşen iki göktaşının açtığı yaralar. Ancak, gezegendeki kraterlerin yalnızca “50’de biri” ikiz kraterler ve bu bir muamma. İstatistiksel olarak bakıldığında, küçük asteroitlerin sayısının büyük asteroitlerin sayısından daha fazla olması gerektiğini görüyoruz. Bu durumda neden Dünya’da çift krater sayısı az?

Dinozorların soyunun tükenmesine yol açan Çiksulub Krateri işte bu açıdan önemli. Belki de birçok ikiz çarpışma “tek bir büyük krater açtığı için” ikiz krater sayısı beklediğimizden düşük çıkıyor. Dünya’ya son 100 milyon yıl içinde canlı türlerinde soy tükenişe yol açacak kadar büyük kaç asteroit düştüğünü bilirsek, önümüzdeki yıllarda yeni bir asteroit çarpışması ihtimalini de doğru hesaplayabilir ve bunu önlemek için tedbir alabiliriz.

 

 

İki asteroit nasıl tek krater açar?

Paris Yer Fiziği Ensitüsü’nden Katarina Miljkovic durumu şöyle açıklıyor: “15 yıldır bildiğimiz kadarıyla, ‘Dünya’ya yakın’ asteroitlerin yüzde 15’i çiftler halinde bulunuyor.” Bu durumda Yeryüzündeki kraterlerin de yüzde 15’inin çift krater olması lazım ama öyle değil. Neden çift krater sayısı 1/50 ile ile sınırlı?

Miljkovic ve meslektaşları geçerli bir açıklama buldukları kanısında. Dünya’ya çarpan ikiz asteroitler üzerinde yaptıkları hesaplamalar iki asteroitin genellikle tek bir krater açtığını gösteriyor (İkiz terimi burada iki asteroitin kısa aralıklarla aynı yere veya civarına çarpması anlamında, yoksa iki göktaşının mutlaka aynı asteroitten koptuğu anlamında değil).

Bunun da basit bir sebebi var: Bir asteroit demir-nikelden oluşan ağır bir çekirdeğe sahipse veya çok büyükse (kısacası kütlesi büyükse) kendi çapından 10 kat geniş bir krater açabilir. Örneğin, Çiksulub Krateri 180 km çapında ama bilim adamları yakın zamana dek bu krateri yalnızca 7 ila 10 km genişliğindeki tek bir asteroitin açtığını düşünüyordu.

 

 

İkiz asteroitleri anladık. Peki çift krater olayı?

Sadece birbirinden uzak olan iki küçük asteroit Dünya’ya çarptığı zaman iki ayrı krater oluşturuyor. Küçük asteroitler büyük patlamalara ve büyük kraterlere yol açmıyor. Böylece birbirlerinden uzağa düştüklerinde tek bir krater yerine iki ayrı krater açabiliyorlar. –Asteroitler Dünyamız gibi küre şekilli olmadığı için, çap derken asteroitin en geniş olduğu yeri kast ediyoruz. Dolayısıyla bir çarpışmanın şiddeti açısından çaptan çok, kütlenin önemli olduğunu söyleyebiliriz.–

Çek Cumhuriyeti Ondrejov Bilimler Akademisi’nden Petr Pravec de Miljkovic’in elde ettiği sonuçlara katılıyor ve Dünya’daki birçok kraterin iki göktaşı tarafından açıldığını düşünüyor. Ancak, dinozorların soyunun tükenmesine yol açtığına inanılan Çiksulub kraterinin yere 80 km arayla çarpan iki ayrı asteroit tarafından açılmış olmasına şüpheyle bakıyor. Pravec’e göre evet, olabilir ama elimizde kesin delil yok. Los Angeles California Üniversitesi’nden Jean-Luc Margot da prensipte Miljkovic ve arkadaşlarına katılıyor: “Yeni araştırma bu kabulü somut analiz verilerine dayandırmıştır.” Bununla birlikte Çiksulub kraterini bir değil, iki asteroitin açtığını söylemek için ek kanıtlara ihtiyacımız bulunuyor.

 

 

İkiz asteroitler iki kat ölüm riski anlamına mı geliyor?

İkiz asteroitler tek bir krater oluşturabiliyorsa, Dünya’a çiftler halinde sanılandan daha çok asteroit çarpmış olması mümkün. Bazı bilim adamlarına göre bu olgu yakın gelecekte bize dev bir asteroit çarpması olasılığını da salt sayı üstünlüğüne bağlı olarak güçlendiriyor. Nitekim yılbaşından bu yana, astronomlar asteroitlere karşı yeni bir erken uyarı sisteminin geliştirilmesi çabalarını hızlandırdılar.

Kuzey Amerika Hava Sahası Komutanlığı (NORAD) ve bu komutanlığın Rusya gibi ülkelerdeki eşdeğerleri, gökyüzünü uzun yıllardır radarlar ve yer teleskoplarıyla tarıyor. Bununla birlikte, astronomlar Dünya’ya çok yaklaşana kadar nereden geldiği belli olmayan sürpriz asteroitleri tespit etmek için uzay teleskopları kullanarak erken uyarı kabiliyetini artırmak istiyorlar.

 

 

Dünya’ya yakın asteroitler (NEA) Güneş’e 134 milyon ila 195 milyon km kadar yaklaşıyor. Gezegenimizin Güneş’e ortalama uzaklığı 150 milyon km olduğundan, bu gibi hızlı gökcisimleri Dünya’ya çarpma tehlikesi taşıyor ve bilim adamları bu durumu çok ciddiye alıyor. Yeni bir NEA saptandığı zaman bu keşif hemen Harvard–Smithsonian Astrofizik Merkezi bünyesindeki Küçük Gezegen Merkezi birimine bildiriliyor.

ABD ve Avrupa Birliği “Spaceguard” (Uzay Bekçisi) programı ile gezegenimize yakın asteroitleri, kuyrukluyıldızları ve diğer nesneleri sürekli olarak tarıyor. Üstelik büyük bir çarpışmanın daha önce bilinmeyen bir asteroitten kaynaklanması şart değil. Bilinen asteroitler de aralarında çarpışırsa, yoldan çıkan yeni bir asteroit Dünya’ya çarpabilir. NORAD bu tür sürprizleri taramakta yetersiz kaldığından, bilim adamları uzay teleskopları kullanmakta ısrar ediyor.

 

 

Gezegen kaşifinden asteroit bekçisine

Çapı 1 km’den daha geniş asteroitler insan türünü yok edecek kadar tehlikeli olmasa da şehirler ve yerleşim bölgeleri için ölümcül tehdit oluşturuyor. Temmuz 2013 itibariyle 9991 NEA biliniyor. Bunların çapı 1 metre ila 32 km arasında değişiyor. 5 ila 15 metre çapındaki asteroitler 15 kiloton gücünde nükleer patlamaya eşit bir yıkıma yol açıyor ki bu da Hiroşima’ya atılan atom bombasına denk bir güç oluşturuyor. Kısacası, dikkatli olmazsak sadece 15 metre çapındaki bir taş parçası İstanbul’da yüz binlerce insanı öldürebilir (~13 km2 çapında bir yıkım alanı).

NEA’lar “x ekseni” ile Güneş’e en yakın ve en uzak noktalarına göre Atiralar, Atenler, Apollolar ve Amorlar olmak üzere 4 kategoriye ayrılıyor. Aten ve Apollo gruplarının yörüngesi Dünya ile çakıştığı için bunlar bizim için en büyük tehlikeyi oluşturuyor. NASA bugünlerde, arızalanan Kepler uzay teleskopunu NEA’ları yakından izlemek için kullanmayı planlıyor ama son kararını vermedi.

2009 yılında uzaya fırlatılan Kepler teleskopu, bugüne kadar 2740 dünya dışı gezegen keşfetti (bunların önemli bir kısmının gerçekten gezegen olduğu teyit edildi). Kepler’e 2016’ya kadar bütçe ayrılmıştı. Ancak, teleskopun uzaydaki gökcisimlerine hassas bir şekilde dönmesini sağlayan jiroskop benzeri çarklardan ikisi bozuldu. Kepler ya hurdaya çıkacak ya da genel bilimsel araştırmalara ek olarak, Dünya için riskli asteroitlerin takip edilmesinde erken uyarı sistemi olarak kullanılacak.

 

 

Yoksa dinozorları göktaşı öldürmedi mi?

Dinozorları öldüren Çiksulub büyüklüğündeki bir çarpışma Dünya’da 100 milyon yılda bir yaşanıyor. Son çarpışma 65 milyon önce gerçekleştiğine göre, önümüzdeki 35 milyon yıl boyunca tehlike olmadığını düşünebilirsiniz. Oysa bunlar ortalama değerler ve aslında, birkaç ay veya birkaç yıl içinde beklenmedik bir çarpışma gerçekleşebilir. Çünkü erken uyarı sistemlerimiz mükemmel değil ve gözden kaçan bir felaket (bu ihtimal düşük olsa da) kısa süre içinde bizi bulabilir. Bunun dışında, normal şartlar altında 20 ila 30 yıllık bir erken uyarı süresi umuyoruz.

İşin ilginci, 2004 yılında Paleontolog Gerta Keller’in yaptığı araştırmalar Çiksulub çarpışmasının dinozorların soyu tükenmeden 300 bin yıl önce yaşandığını gösteriyordu. Bu durumda 65 milyon yıl önce dinozorların soyunun tükenmesine göktaşı değil, başka bir sebep yol açmış olabilirdi. Keller bu fikri savunuyor ve Çiksulub çarpışmasından 300 bin yıl sonra gerçekleşen “ikinci bir çarpışmanın” dinozorların soyunun tükenmesine neden olduğunu öne sürüyordu.

 

 

Genellikle en basit açıklama en doğru açıklamadır

Ancak California Üniversitesi Berkeley Jeokronoloji Merkezi, Amsterdam Üniversitesi ve Glasgow Üniversitesi araştırmacıları, Çiksulub çarpışmasının tarihini sadece 11 bin yıllık bir hata payıyla hesapladılar.

Buna göre dinozorları öldüren çarpışma 66.038.000 yıl önce gerçekleşmişti. Keller’in öne sürdüğü gibi, büyük çarpışma dinozorların soyu tükenmeden 300 bin yıl evvel değil, hemen hemen aynı zamanda yaşanmıştı. Böylece Çiksulub çarpışmasının gerçekten de dinozorların ölümüne sebep olduğu anlaşıldı (66 milyon yıllık bir süreyi 11 bin yıllık sapmayla hesaplamak, jeolojik devirler açısından bir göz kırpma süresine karşılık geliyor ve araştırma sonuçlarına kesinlik kazandırıyor.)

 

 

Dinozorlar nasıl ortaya çıktı, nasıl yok oldu?

Hindistan alt kıtasında bundan yüz milyonlarca önce büyük yanardağ püskürmeleri yaşanmış, bunlar iklimin ısınmasına yol açarak dinozorların çoğalmasını tetiklemişti. Çiksulub çarpışması ise Dünya’nın toz ve kül bulutlarıyla kaplanmasına yol açarak gezegenin soğumasına neden olmuş ve dinozorların soyunun tükenmesine neden olmuştu.

Sonuç olarak Keller de kısmen haklı olabilir: 66 milyon yıl önce, Yukatan Yarımadası’na 300 bin yıl arayla iki asteroit çarpmasa bile, birbirinden birkaç dakika veya birkaç ay arayla iki asteroit düşmüş olabilir. Bu ikisi bir arada “tek bir 10 km’lik asteroit” kadar büyük bir patlamaya yol açmış olabilir.

Buna rağmen ister tek darbe olsun, ister çift darbe; bilim adamları bu asteroitin uzayda 100 milyon önce meydana gelen bir çarpışma sonucunda oluştuğunu düşünüyor.2 2007 yılında yayınlanan bir makalede, dinozorları yok eden asteroitin, asteroit kuşağında yaşanan büyük bir çarpışmanın ardından, daha büyük bir kayadan koptuğu anlatılıyor. Ana asteroitten kopan bu parça Güneş’in etrafında 35 milyon yıl döndükten sonra yoldan çıkıp Dünya’ya çarptı.

 

 

Kurtuluşumuz asteroit madenciliğinde

Bu olasılık da bizim için çok önemli. Dünya’ya ölümcül asteroitlerin ne sıklıkta çarptığına dair hesaplamalarımız yanlışsa, matematiksel olarak düşük ihtimalli olduğunu sandığımız beklenmedik bir felaketle her an karşılaşabiliriz. Ve bu noktada yardım hiç ummadık bir yerden gelebilir:

2009′da sinemalarda 3 boyutlu film furyasını başlatan Avatar’ın yönetmeni James Cameron ve Google’ın yöneticileri Larry Page ile Eric Schmidt, asteroit kuşağından maden çıkarmayı hedefleyen Planetary Resources şirketine yatırım yaptılar.

 

 

NASA bu teşebbüsün ilk aşamasında, uzaya iyon motoru kullanan özel bir robot gemi göndererek Mars’ın ötesinden asteroit seçmek ve Dünya’ya getirmek istiyor. Astronotlar da Ay yörüngesine bırakılacak olan bu asteroitte deneme kazısı yaparak içinde ne kadar maden olduğuna bakacak.

Bilim adamları ve “iş adamları”, asteroit madenciliği için Kepler gibi hurdaya çıkmış teleskopları veya asteroit keşfetmeye özel küçük ve ucuz özel üretim uzay teleskoplarını kullanmak istiyor. Bu teleskoplar aynı zamanda tehlikeli asteroitlerin tespit edilmesinde kullanılacak.

Tabii ölümcül bir asteroitin geldiğini tespit etmekle bunun Dünya’ya çarpmasını önlemek iki farklı şey. Asteroitlerin Dünya’ya çarpmasını nasıl önleyebileceğimiz konusunda daha fazla bilgi edinmek için Dünya’nın En Eski Göktaşı Kraterini buldular yazısına göz atabilirsiniz.

 

 

Dinozorların soyu neden tükendi?

 

 

 

 

Kaynak
1Earth and Planetary Science Letters Volume 363, 1 Şubat 2013, Sayfa 121–132: Morphology and population of binary asteroid impact craters Katarina Miljkovića, Gareth S. Collinsa, Sahil Mannicka, Philip A. Blandb. aJeoloji Mühendisliği, Imperial College London, South Kensington Campus, SW7 2AZ Londra, İngiltere, bUygulamalı Jeoloji Bölümü, Curtin Üniversitesi, GPO Box U1987, Perth, WA 6845, Avustralya.
2An asteroid breakup 160 Myr ago as the probable source of the K/T impactor: William F. Bottke1, David Vokrouhlický1,2 & David Nesvorný1. 1Southwest Research Institute, 1050 Walnut St, Suite 300, Boulder, Colorado 80302, ABD. 2Institute of Astronomy, Charles University, V Holesovickách 2, 18000 Prague 8, Çek Cumhuriyeti.
2Time Scales of Critical Events Around the Cretaceous-Paleogene Boundary: Science 8 Şubat 2013:
Vol. 339 no. 6120 pp. 684-687DOI:10.1126/science.1230492

 

3 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*