Yenilik Ürün Ticarileştirme Değil

Şirketler çevik ürün ticarileştirme ile hemen para kazanmaya çalışıyor. Oysa genellikle bir teknolojiyi icat eden şirket değil de onu ticarileştirip satışa sunan şirket para kazanıyor; çünkü nasıl yenilik yapacağımızı bilmiyoruz. Şimdi size kendi geliştirdiğiniz teknolojiyle para kazanmayı anlatacağım.

Yenilik nasıl yapılır?

Geçenlerde Facebook’ta gezinirken, Türkiye’nin ilk açık inovasyon kampını Urla İYTE’de düzenleyen sevgili Murat’ın, “Günde tok karnına 3 defa inovasyon çok önemli diyerek gelişemeyeceğinizi biliyor muydunuz?” sözüne denk geldim.

HacknBreak konuşmacılarından biri olarak Urla’da gençlere altyapı girişimciliğini anlattığım için Murat’a dönüp “Şu inovasyon işini yazacağım” dedim. Yazıyorum. Blog ve Popular Science Türkiye’de yayınlanan bilim-teknoloji yazılarımı takip eden tüm arkadaşlarıma da okumalarını öneriyorum.

Öğrencilerim zaman zaman bana “Hocam mezun olunca ne yapacağım? Mühendisim ama yenilik ve buluş da yapmak istiyorum, asla ara eleman olup düşük maaşla çalışmak istemiyorum. Ne yapmalıyım?” şeklinde sorular yöneltiyor. İş hayatında nasıl kreatif mühendis, kreatif tasarımcı olacağınızı ve nasıl yenilik yapacağınızı bu yazıda anlattım.

İlgili yazı: İnternetinizi Uçuracak En İyi 10 Modem

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

Önce ışık vardı ve ilk ampulü Edison icat etti.

 

Yenilikte 30 yıl kuralı

Arkadaşlar önce ışık vardı ve ampulü de Edison icat etti. Edison 1882 yılında elektrik ampulünü Dünya’ya tanıtıp herkesi şok ettikten sadece 3 yıl sonra ilk ticari elektrik santralini açtı. Pearl Street Station elektrik santrali 1884 yılında 500 konuta elektrik sağlıyordu.

Buna karşın elektrik gücü dünyamızı ancak 1920’lerden sonra değiştirmeye başladı; yani icadından yaklaşık 30 yıl sonra; çünkü 1920’lerden itibaren elektrikli buzdolapları, çamaşır makineleri ve elektrikli süpürgeler çıktı. Ondan önce elektrik sadece ev aydınlatmada kullanıldı.

Ne büyük kayıp! Bugün bilgisayarlar ve internete bağlanmamızı sağlayan modemler elektrik olmadan çalışmaz; ama Amerikalılar elektriği 40 yıl boyunca sadece odalarını aydınlatmakta kullandılar. Amerikalılar aptal mıydı? Hayır! Elektrik vardı ama elektrikli makineler henüz icat edilmemişti. 🙂

İlgili yazı: İnternette teknik takip ve gözetimi önleme rehberi

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

Dünyanın ilk elektrik santrali.

 

Gelelim penisiline

Alexander Fleming tüm antibiyotiklerin atası olan penisilini 1928 yılında keşfetti ama penisilin de doktorlar arasında 1945’e kadar yaygınlaşmadı. Yaygınlaşması da hastaneler ve ilaç şirketleri sayesinde değil, Amerikan hükümetinin güçlü desteğiyle oldu.

Peki bunun yenilik yapmak ve ürün ticarileştirme arasındaki farkla ne ilgisi var? Çok ilgisi var ama sabredin. Önce bilgisayara doğan siz dijital yerlilere kişisel bilgisayarın (PC) icadını anlatacağım.

İlgili yazı: Kurşundan Hızlı Tren

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

Dünyanın ilk kişisel bilgisayarı bir Macintosh değil bu: Alto. Ancak ticarileşmedi.

 

Tüm demoların anası

1984 yılında Apple ilk Macintosh’u satışa sunduğunda dünya sonsuza dek değişti ve masaüstü PC ile laptop çağı başladı. PC’den önce de bilgisayarlar vardı; ama ya masaüstüne sığmayacak kadar büyüktüler ya da son derece kullanışsız.

Macintosh ise mouse ve monitör gibi yenilikler ekleyerek bilgisayarlara kişilik kazandırdı. Artık herkes bilgisayar kullanabilecekti!

Ancak, Macintosh macerası Aralık 1968’de, Douglas Engelbart’ın sunum yaptığı Tüm Demoların Anası ile başladı. Engelbart o demoda Steve Jobs ve Apple’ın daha sonra kullanacağı bütün teknolojileri tanıttı; neredeyse hepsini!

İlgili yazı: 14 Yaşında Kendini Donduran Kız

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

Steve Jobs ve Macintosh.

 

İlk PC

Dünya’nın ilk PC’sini Apple yapmadı, Xerox PARC yaptı ve bu prototipin adı Alto’ydu. Buna rağmen Alto ürünü asla ticarileşmedi. Dünyanın satışa sunulan ilk PC’si bir Macintosh’tu. Neden böyle oldu derseniz detaylar için Michael Hiltzik’in Dealers of Lightning1 kitabını okuyun ama burada özetleyeceğim:

Elektrikli daktilo değil, PC!

Alto’yu gören Xerox yöneticileri (hepsi de erkek) bundan hiç etkilenmediler. Oysa o yıllarda genellikle sekreterlik gibi alt görevlerde çalışmış olan eşleri, yani kadınlar Alto’dan çok etkilendi; çünkü bunun gelişmiş bir elektrikli daktilo olduğunu düşünmüşlerdi. Elektrikli daktilo sekreterin rüyasıdır.

Aslında bu görüş yanlıştı; çünkü o yıllarda zaten elektrikli daktilo vardı ve ben de ilk yazılarımı 1986 yılında PC’de değil elektrikli daktiloda yazdım. Acemiliğime geldiği için bundan ne daktilo ne de düzinelerce fotokopi kağıdı sağ çıkabildi. 😀

İlgili yazı: Dünya’daki hayatın kökeni Mars mı?

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

 

Ama Macintosh çok sattı

Tabii ki çok satacaktı. Sonuçta elektrikli daktiloda yanlış yazarsanız Tipex benzeri silme şeridi kullanmak zorundasınız. Macintosh ekranında ise istediğiniz kadar yazım hatası yapabilirsiniz. Ne de olsa suya yazı yazmak gibi: Monitörde istediğiniz kadar silip yeniden yazabilirsiniz. 🙂

Buna rağmen halk PC’yi yanlış anlamıştı: PC daktilo değil, tam kapsamlı bir bilgisayardı! Sadece yazı yazmaya yaramazdı. Oyun oynardınız, film izler ve müzik dinlerdiniz. Render alır, grafik tasarım yapar, internete girer, MIT’nin online kurslarına yazılır veya bu blogu okuyabilirdiniz.

İlgili yazı: Renk Körlüğünü Düzelten Gözlük

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

Kuantum bilgisayar.

 

1990’ların büyüsü

Benim için PC’de kırılma noktası Lands of Lore bilgisayar oyununun çıktığı zamandır. Artık önümde bugünkü Photoshop gibi gelişmiş grafik kullanıcı arayüzüne sahip bir oyun vardı. O günden sonra PC dünyayı değiştirdi. Artık onunla istediğimizi yapar olduk; çünkü grafik kullanıcı arayüzü gelmişti.

Böylece web yöneticileri, Google arama, Facebook, SEO, sosyal ağlar, dijital pazarlama, dijital dönüşüm, bloglar, e-ticaret, online alışveriş, mobil uygulamalar, kullanıcı deneyimi, müşteri memnuniyeti, müşteri yolculuğu, dijital dönüşüm, endüstri 4.0, giyilebilir robotlar ve yapay zeka çıktı.

Hepsi Macintosh’tan önce vardı; ama az biliniyor ve pek kullanılmıyordu. Grafik arayüz ise yapay zekayı ayağa kaldırdı. İnsan-makine etkileşimini hızlandırdı ve ardından telepatik internet geldi.

İlgili yazı: AIDS’e Kesin Çare

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

 

Öğrencilerime tavsiyeler

Aynı zamanda girişimciler ve şirketlere öneriler: Bir şeyi icat etmek marifet değildir. Tek başına yenilik marifet değildir. Bir ürünü ticarileştirmek de marifet değildir. Bütün bunlara ek olarak Uber’ın robot taksi geliştirmek için Otto’yu satın alması gibi ekosistem kurmalı ve geliştirdiğiniz ürünün satılmasını sağlayan tamamlayıcı bir pazar yaratmalısınız.

Bu yüzden girişimcilik San Francisco’ya yakın Stanford Üniversitesi’nde icat oldu ve bu yüzden Silikon Vadisi’nde gelişti. Zengin iş adamları sermayeyi genç girişimcilere aktardılar. Onlar aklımıza gelmeyen teknolojileri icat etsin ve bizim için pazarı büyütsün. Sonra hoşumuza giden girişimi satın alırız veya yönetim kuruluna gireriz dediler.

İlgili yazı: VPN engelleme nasıl aşılır?

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

 

Kuantum bilgisayarlar

1993 yılında IBM dünyada ilk kez kuantum ışınlama gerçekleştirdi. O zamandan bu yana sadece ışığı oluşturan fotonları değil, tek tek atomları da değil, 500 atomluk rubidyum atom bulutlarını bile 100 km uzağa ışınlamayı başardık.

Bu sırada D-Wave girişimi kuruldu ve D-Wave’i Google satın aldı. D-Wave dünyanın ilk kuantum bilgisayarını yaptı. Hatta “Bu gerçek kuantum bilgisayar değil, milleti kandırmayın” gibi eleştiriler aldı. Bugün masamızda kuantum bilgisayar yok.

İlgili yazı: Sansüre Karşı TOR ve Orbot Rehberi

yenilik-ticarileştirme-inovasyon-dijital_dönüşüm-icat

 

Neden yok?

Çünkü tamamlayıcı teknolojiler yok; ama yirmi yıl sonra olacak. Unutmayın, icattan yenilik ve ticari ürüne uzanan 30 yıllık zorlu bir yolculuk vardır.

Değerli mühendis arkadaşlarım, mühendis olmasa da teknoloji sever okurlarım; hangi işi yaparsanız yapın siz de bu süreçte kreatif tasarım kafasıyla düşünebilirsiniz. Öyle ki önümüzdeki 30 yıl üç kez kariyer yapmanıza yeter de artar (teknolojinin gelişme hızı katlanarak artırıyor ve tekillik geliyor).

Ara eleman tuzağına düşmek istemiyorsanız ve sadece orta düzey bürokrat olarak kalmak istemiyorsanız şunu hatırlayın:

1) Yeni bir teknoloji geliştirip icat yapabilirsiniz. 2) O teknolojiyi yenilik olarak iş hayatına uygulayabilirsiniz (yani iş fikrini kârlı bir iş modeline dökersiniz). 3) Ardından da kreatif tasarımla ürün veya hizmetinizi ticarileştirirsiniz (formu tasarıma değil, tasarımı forma uydurarak). 3D printer çağında hızlı prototiple hem üretici hem türetici olun.

İlgili yazı: Kontrollü Güç >> Telefon pil ömrünü uzatmak için en çarpıcı 5 yöntem

 

Mutfaktan hiç çıkmayın

Uzay Yolu’nda Kaptan Picard’a sürekli terfi gelir; ama Picard terfileri asla kabul etmez ve hep kaptan olarak kalır; çünkü kollarında ölen Kaptan Kirk’ün son sözleri şudur: “Asla terfi etme! Galaksiyi değiştirebileceğin tek koltuk yıldız gemisindeki kaptan koltuğudur, masa başı amirallik değil.”

Oysa siz gerçek dünyada yaşıyorsunuz. Bir gün kendi biyoteknoloji şirketinizi veya dijital girişiminizi kuracaksınız. Tabii ki terfi ederek şirket yöneticisi olacaksınız. Ancak işin mutfağından hiç çıkmayın. İcat, yenilik ve ürün ticarileştirme aşamalarını bilin. İşte o zaman geleceğin özgür dünyasını kurarak kendi çocuklarınıza mutlu bir gelecek sağlayacaksınız.

Özetle dijital dönüşüm ancak yenilikle iyileştirme arasındaki farkı anlayan ve ürün ticarileştirmeyi yenilikle karıştırmayan vizyoner şirketlerde başarılı olabilir. Öyleyse yenilik nedir ve yenilikle nasıl dijital dönüşüm yapılır? Onu da şirketlere verdiğim dijital dönüşüm eğitimlerini içeren kardeş sitem Kozandemircan.com’da yayınlanan Amazon Go ile kasa kullanmadan alışveriş devri yazımda anlattım.

Steve Jobs ilk Macintosh’u tanıtıyor

1Dealers of Lighting

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*