Termodinamikte Devrim: Devridaim Makineleri >> Küresel ısınmaya çare olmak için uzay boşluğundan enerji üretmek – 2

Bugün bedava enerji ile hiç durmadan çalışan bir devridaim makinesi yapabilir miyiz? Yoksa evrenin kendisi bir devridaim makinesi mi? Bilim adamları “mutlak sıfırdan daha soğuk atomlarla” bu sorulara cevap arıyor (Yazı dizimizin ilk bölümü için tıklayınız).

Bize küresel ısınmaya yol açmadan kullanabileceğimiz bedava enerji lazım. Belki bir gün, Stargate Atlantis bilimkurgu dizisinde gördüğümüz gibi “bizzat uzay boşluğunun enerjisini” kullanan ZPM reaktörlerini üretmeyi başarabiliriz. Yalnız boşluktan enerji üretmek evrenin yok olmasına yol açabilir ama önce…

 

…devridaim makinesi yapmak mümkün mü?

Devridaim makinesi termodinamik olarak, yani dışarıya ısı vermeyen ve dışarıdan ısı almayan kapalı bir sistemde, yüzde 100’den daha verimli çalışan bir makinedir. Devridaim makinesinin bunun için yoktan enerji üretmesi gerekiyor.

Atomları mutlak sıfırdan daha fazla soğutarak boşluktan enerji üretebiliriz ama yoktan enerji üretmek termodinamik yasasına aykırı olduğu için devridaim makinesi yapamayız.

Üstelik boşluktan enerji üretmenin zararlı bir etkisi var: O da meydana gelen atık ısının sadece dünyamızı değil, evreni de ısıtması.

Boşluktan üretilen enerji, bir kez evrenin termodinamik sistemine girdikten sonra evrenimiz yok olana kadar dışarı çıkmaz. Bu nedenle, boşluktan enerji çekmek, evreni doğuran Büyük Patlamadan kaynaklanan enerji miktarını ek enerji ile sürekli artırmak anlamına geliyor.

Ayrıca boşluktan enerji çeken bir makine, enerjiyi yoktan yaratmadığı için yüzde 100 verimli çalışamaz, bir miktar ısı uzaya kaçarak ziyan olur. Bu durum Stargate Atlantis bilimkurgu dizisindeki ZPM reaktörleri için de geçerli.

 

Büyük Patlama ve Sıfır Noktası Enerjisi

Yazımızın ilk bölümünde atomları mutlak sıfırdan daha fazla soğuttuğumuzda atomların kendi kendine ısınmaya başladığını gördük.

Atomlar bunu boşluktan enerji üreterek başardılar (çünkü kuantum fiziğine göre sonsuz soğuk, sonsuz sıcaklığa karşılık geliyor).

Evrenimiz de boşluktan bu şekilde ortaya çıkan enerjinin yol açtığı Büyük Patlama ile meydana geldi.

 

Tabii boşlukta bir evren oluşuyorsa, örneğin bizim evrenimiz oluşuyorsa, her an başka evrenlerin de oluştuğunu düşünmememiz için bir sebep yok.

Şunu akılda tutmamız yeterli: Her evren kendi uzayını yarattığı için; bizim bu evrenlerle temas kurma, oralara yolculuk etme ve ısı enerjisi alışverişinde bulunma imkanımız yoktur (yalnızca kütleçekim kuvveti, evrenler arasında yolculuk edebilir).

Evrenimizin, bizimle birlikte bütün diğer evrenleri oluşturan bir meta evrendeki (yani çok sayıda evren barındıran “boşluk alemindeki”) evrenlerden biri olduğunu görüyoruz. Evrenimiz doğum anında enerjisini bu meta evrenden, boşluktan aldı ve ölüm anında da enerjisini meta evrene geri verecek.

 

Boşluktan gelen bedava enerji evreni yok edebilir!

Bugün 7 milyar insanın ihtiyacını karşılamak için enerji üretirken büyük miktarda atık ısı açığa çıkarıyoruz. Bu da küresel ısınmaya yol açıyor.

Evrenin dışından, boşluktan bedava enerji çekmek ise dünyadaki en güçlü nükleer bombalardan daha fazla enerji üretebileceğimiz anlamına geliyor.

Bu enerjinin açığa çıkardığı muazzam ölçekteki atık ısı evrenimizin içinde kalırsa, bizzat kainatı ısıtmış oluruz. Evrenin ısınması fizik yasalarını değiştirebilir ve evrenin yok olmasıyla sonuçlanabilir.

 

Kısacası bedava enerji üretmek, küresel ısınmayı hızlandıracaktır.

Bunu önlemek için, atık ısıyı meta evrene (boşluğa) veya başka bir evrene geri vermenin bir yolunu bulmamız gerekiyor. Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov, Tanrıların Kendileri (God Themselves) romanında bunu anlatmıştı.

Evrenin soğuk boşluğun ısınmasının yol açtığı Büyük Patlamayla meydana geldiğini hatırlayalım. Boşluktan ürettiğimiz enerjiyi boşluğa verirsek yeni bir Büyük Patlamaya ve başka bir evrenin doğumuna yol açabiliriz.

Bu şekilde meydana gelen bebek evren, kendi uzayını oluşturacağı için bizim evrenimizle temas etmez ve biz de bu bebek evreni ziyaret edemeyiz ama insan kendine sormadan edemiyor: Sakın bizim evrenimiz de boşluktan enerji üreten başka bir evrendeki uzaylıların boşluğa verdiği atık ısıyla oluşan bir evren olmasın?

Boşluk enerjisinin ürettiği atık ısıyı başka bir evrene boşaltırsak, yani yabancı bir evreni kanalizasyon atıklarımızı boşaltmakta kullanırsak o evreni ısıtarak yok etmemiz de mümkün.

Bunu yapmak, toplu katliam ve soykırımın ötesinde bir insanlık suçu olurdu. 400 milyar galaksiden oluşan bir evrendeki bütün canlıları yok etmekten söz ediyoruz. Ne için? Bedava enerji üretmek için!

 

Her halükarda, fizik teorilerine göre elektromanyetik enerji, örneğin ısı enerjisi evrenler arasında yolculuk edemez. Bu sebeple bizim de boşluktan ürettiğimiz enerjinin yol açtığı ısıyı boşluğa veya başka evrenlere boşaltma imkanımız bulunmuyor. Ne yazık ki bu sınırlama, boşluktan enerji üretirsek kendi evrenimizi yok edeceğimiz anlamına geliyor.

Belki kuantum kütleçekim kuramını geliştirirsek, yani Einstein’ın Görelilik Teorisi ile Kuantum Fiziğini birleştiren yeni bir teori bulursak, ısıyı başka evrenlere kütleçekim olarak aktarmanın bir yolunu buluruz.

Elbette bu, termodinamik yasasının yeniden tanımlanmasıyla ve kapalı termodinamik sistemler mantığını yeniden yorumlamamızla sonuçlanacaktır.

Yazının üçüncü bölümünde evrenin boşluktan nasıl medyana geldiğini, boşlukla “yokluk” arasındaki kavram farkını ve bilim ile felsefenin sınırlarını anlatıyorum. Okumak için tıklayabilirsiniz.

 

 

6 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*