Temiz Enerjiyi Unutun >> 2040’ta % 74 oranında fosil yakıt kullanmaya devam: kömür, petrol, doğal gaz

eaücçaeıüçBugün Ortadoğu’nun neden karıştığını merak ediyorsanız yukarıdaki başlığı okumanız yeterli. Hükümetler temiz enerji politikalarını yaygınlaştırsalar bile insanoğlu 2040’ta enerji ihtiyacının yüzde 74’ünü fosil yakıtlardan karşılamaya devam edecek.

Bu yüzden 2050 yılına kadar dünyadaki ortalama sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak pek mümkün görünmüyor. Öyle ki küresel ısınmanın iklim değişikliğini hızlandırması, tarlaların çölleşmesi ve tahılların atmosferdeki aşırı karbondioksite bağlı olarak besin değerini yitirmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz.

 

 

eiceaHerkes şişmanlayacak

Küresel ısınma nedeniyle bugün toprağın tarım değerini yitirmesinden çok daha tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız: Atmosferdeki karbondioksit artışına bağlı olarak buğday gibi tahıllar da besin değerini yitiriyor. Harvard Üniversitesi araştırmacılarına göre 2050’de buğdayın besleyici değeri yüzde 10 azalabilir.1

Bu da herkesin beslenmek için yüzde 10 daha çok yemesi, yani herkesin bugünkü Amerikan toplumu gibi obez olması ve şişmanlaması demek. Doğrusu bu hiç de sağlıklı bir gelecek değil ve küresel ısınmayı hızlandıran enerji tüketimi açısından bakıldığında durum daha kötü:

 

 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan 2014 Dünya Enerji Kullanımına Genel Bakış raporunda, Dünya’nın 2040 yılında yüzde 74 oranında fosil yakıt tüketeceği görülüyor.

Neyse ki raporda iyi haberler de var: IEA raporu hidroelektrik enerjinin yanı sıra dalga, rüzgar ve güneş enerjisi kullanımının 2040 yılında toplam olarak yüzde 25’i aşabileceğini söylüyor (tabii hükümetler Kyoto Protokolü gibi platformlarda verdikleri sözü tutar ve ABD karbondioksit gazını azaltmak konusunda nihayet yola gelirse). Yine de bu gelişme petrolü tahtından etmeye yetmiyor.

 

 

Kara altından kara tablo

Kötü habere gelince, 2100 yılında Dünya’nın ortalama sıcaklığı 3,6 derece artacak. Bu da deniz seviyesinin birkaç metre yükselmesi ve kıyı şehirlerinde yaşayan yüz milyonlarca insanın evsiz kalması demek.

Küresel ısınmaya bağlı sel felaketleri ve deniz taşması nedeniyle başta Bangladeş yurttaşları olmak üzere dünya çapında 192 milyon kişinin önümüzdeki 40 yılda evsiz kalacağı öngörülüyor. İnsan bunun yoksulluğa ve savaşlara etkisini düşünmek bile istemiyor.

 

 

Doğal gaz.Bununla birlikte güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı da 30 yılda yaklaşık 3 kat artacak.

Bugün yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak yaklaşık 1700 gigawatt enerji üretiyoruz. 2040 yılında ise yenilenebilir enerji üretiminin 4550 gigawatt olacağı tahmin ediliyor. Ancak bu ilerleme kömür, petrol ve doğal gazı tahtından etmeye yeterli değil; yani Ortadoğu, Ukrayna, Çin-Hindistan ticaret yolu (Hint Okyanusu) ve Kuzey Okyanusu’ndaki gerginlikler tam gaz devam edecek.

 

 

2040’ta elektrik üretimi öncelikle yenilenebilir enerjiden karşılanacak

IEA İdari Direktörü Maria van der Hoeven konuyla ilgili açıklamasında şunu söyledi: “Global enerji sistemimiz büyüyerek dönüşmeye devam ederken stres noktaları da ortaya çıkmaya başlıyor. Bununla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasını bekliyoruz. Yenilenebilir kaynakların hiç değilse elektrik üretiminde 1 numaralı global enerji kaynağı olacağını söyleyebileceğimiz bir noktaya geldik.”

Ancak kömür, petrol, doğal gaz ve dolayısıyla akaryakıt 2040’ta başta ısınma ile taşımacılık olmak üzere uçaklar, gemiler, otomobiller ve trenlerin ana enerji kaynağı olmaya devam edecek.

 

 

Çünkü elektrikli otomobillerin gelişmiş ülkelerde yaygınlaşması, gelişmekte olan ülkelerde de yaygınlaşacağı anlamına gelmiyor. Üstelik elektrikli otomobiller, elektrikli gemiler ve elektrikli uçaklar aslında Dünya’nın elektrik ihtiyacını önemli ölçüde artıracak.

Aslında 2040 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi iki katına çıkacak, ama biz Dünya’nın elektrik üretimi ihtiyacının büyük kısmını kömür yakan termik santrallerden karşılamaya devam edeceğiz. Örneğin Çin ve ABD termik santrallerini kapatırken Güneydoğu Asya ülkeleri ile Hindistan yeni termik santraller açacak.

 

 

Gizli yakıt

Global enerji tüketimi söz konusu olduğunda tüketim ekonomisinde bize öğretilmeyen veya gözümüzden kaçan gizli bir yakıt var. Buna enerjiyi verimli kullanmak da diyebiliriz. Evleri gün ışığı ile aydınlatmak, yakıt tasarrufu sağlayan otomobiller ve elektrik tüketimini azaltan bilgisayarlar buna iyi birer örnek.

Enerji verimliliğinin yararları küçümsenecek gibi değil. 2025 yılında insanların daha verimli teknolojiler kullanarak dünyanın yıllık enerji ihtiyacı artışını yüzde 2’den yüzde 1’e indireceği hesaplanıyor. Enerji üretimi küresel ısınmayla doğru orantılı ve bu bağlamda yıllık enerji ihtiyacı artışını yarı yarıya azaltmak, küresel ısınmayı yavaşlatmak anlamına geliyor.

Yine de nüfus artışını ve fosil yakıtlara duyulan ihtiyacı göz önüne aldığımızda enerji tasarrufunun tek başına yeterli olmayacağını görüyoruz. Özellikle enerjinin tamamını işe dönüştüremeyeceğimizi söyleyen termodinamik yasaları, enerji ihtiyacını karşılamak için sihirli bir çözüm bulmamızı engelliyor.

 

 

Petrol 2040’ta kral

Petrolün 2040’ta rağbet görmeye devam edecek olmasının en büyük sebebi doların değerinin petrole göre belirlenmesi. Aslında petrol fiyatları gelişmekte olan ülkeler için yapay olarak pahalı ve gelişmiş ülkeler için yapay olarak ucuz.

Nitekim petrol fiyatları serbest piyasadaki arz ve talep dengesine göre belirlenseydi dolar ekonomisi, yani global ekonomi çökerdi. Ortadoğu’daki savaşlara biraz da bu gözle bakmak gerekiyor.

 

 

Amerika’nın petrol kullanmaktan çok petrol kullanımını kontrol etmeye ihtiyacı var. İşin içine Rusya’nın Sibirya’dan ve ABD’nin Alaska’dan çıkaracağı kaya gazını (bir doğal gaz kaynağı) kattığımızda denklem tümüyle değişiyor.

ABD ileriki yıllarda nükleer enerji ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla petrol ihtiyacını azalttıkça petrol fiyatlarının yurt dışında düşmesine izin verecek. Böylece petrol bugünkü yoksul Afrika ve Uzakdoğu ülkeleri için çok daha ekonomik olacak (ABD ve Suudi Arabistan gibi ülkeler petrol fiyatlarının aşırı artması ve ucuzlamasına engel oluyor).

 

 

Ekonomik çıkarlar

Kısacası Batı Avrupa ve ABD 10 yıl içinde petrolden doğal gaza, biyo yakıtlara, nükleer enerji (füzyon) ve güneş enerjisine geçerken Afrika’daki ülkeler BP ve Shell gibi şirketlerin açgözlü müşterisi olacak. Gelişmiş ülkelerde petrol kullanımı azalırken nüfus artışının kontrolden çıktığı gelişmekte olan ülkelerde petrol kullanımı artacak.

IEA rakamları da bunu doğrular nitelikte: Fosil yakıtlar 2013 yılında 550 milyar dolar devlet desteği aldı (sübvansiyon). Yenilenebilir enerji kaynakları ise 120 milyar dolar destek aldı. Her ne kadar fosil yakıta devlet desteği 2012 yılına göre 25 milyar dolar azalsa da özellikle petrol zengini Suudi Arabistan gibi ülkelerde petrol fiyatlarını ayarlamak için yeterince hareket alanı var.

 

 

Devlet desteği kesilirse petrol fiyatları artmaz mı?

Artar. Hatta petrol kaynakları azaldığı için daha da artar ama bu noktada 2 faktör var. 1) Kaya gazı ve diğer enerji kaynakları özellikle gelişmiş ülkelerde kısmen petrolün yerine geçecek. 2) Bu ülkelerde petrol bağımlılığı azaldıkça devlet desteği yurt dışı satışlara kayacak ve Afrika ülkeleri azalan petrol kaynaklarını çok daha ucuza kullanabilecek.

IEA’ya göre petrole devlet desteği aslında varil fiyatlarının gizli maliyetini de arttırıyor; yani gelişmekte olan ülkeler petrolü asıl fiyatından çok daha ucuza kullanarak savurganlık yapıyor. Bu yüzden Türkiye gibi ülkeler de petrolü dolar dengesinin gerektirdiğinden çok daha pahalıya satın alıyor. Batı sermayesi petrol tüketimini fakir ülkelere kaydırarak eski dünya düzenini devam ettirmek istiyor.

 

 

energy-lightbulb2Karbon emisyonlarını azaltmak

IEA 2014 Genel Bakış raporunu ABD ve Çin’in 2030’da karbon emisyonlarını üçte bir oranında azaltacağını taahhüt etmesinden sonra yayınladı. Her iki devlet de bu konuda yasal garanti vermedi, ama yaptıkları açıklamalar atmosferde küresel ısınmaya yol açan başlıca sera gazlarından olan karbondioksit miktarını azaltmak istediklerini gösteriyor.

Bunun temiz enerji için kritik önem taşıdığını belirtmek gerek. Çünkü petrol fiyatlarının artması temiz enerjinin ucuzlaması anlamına geliyor. En azından gelişmiş ülkelerin 2040’ta daha fazla temiz enerji kullanacağına kesin gözüyle bakılıyor, fakat bu trend küresel ısınmayı durdurmaya yeterli değil. Petrol şirketleri deyim yerindeyse petrol çöpünü Asya ve Afrika’ya süpürüyor, böylece petrolün kullanım ömrünü uzatıyor.

 

 

Geleceğin teknolojisi

Bu arada yenilenebilir enerji kaynakları arasında en güvenilir çözümün dalga enerjisi olduğu ortaya çıktı. Çünkü kapalı havalarda güneş enerjisi üretmek zor, rüzgar esmeyince de rüzgar enerjisi üretmek zor ama okyanustaki dalgaların enerji değeri yıldan yıla pek değişmiyor. En istikrarlı temiz enerjinin dalga enerjisi olduğu görülüyor ve ABD dikkatini buna çevirmiş durumda.

Öte yandan nükleer fizyon santrallerinden çok daha fazla enerjiyi çok daha temiz olarak üreten füzyon santralleri ve özellikle de dünyanın ilk mobil nükleer enerji seçeneği olan tırda taşınabilir mini füzyon santralleri gelecek vaat ediyor. Buna ışıktan elektrik üreten grafen boya, güneş enerjili otoyollar ve duvar kağıdı formundaki esnek güneş panelleri de dahil. Ancak IEA raporu fütüristik teknolojileri dikkate almıyor.

 

 

Açıkçası fütüristik teknolojilerin dünyayı ancak 2040 yılından sonra değiştirmesi bekleniyor, fakat 2040’a kadar gezegendeki ortalama sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutamazsak 2040’tan sonraki kuraklıkta dünya ekonomisi çökebilir ve kimsenin Yeryüzü’nü kurtaracak uçuk teknolojiler geliştirmeye gücü kalmayabilir.

Özellikle Alaska ve Sibirya’dan taşları kırarak çıkarılacak kaya gazı karbondioksitten çok daha etkili olan metan gazını havaya salacağı küresel ısınma inadına hız kazanabilir. Birlikte göreceğiz.

 

1Increasing CO2 threatens human nutrition: Samuel S. Myers, Antonella Zanobetti, Itai Kloog, Peter Huybers, Andrew D. B. Leakey, Arnold J. Bloom, Eli Carlisle, Lee H. Dietterich, Glenn Fitzgerald, Toshihiro Hasegawa, N. Michele Holbrook, Randall L. Nelson, Michael J. Ottman, Victor Raboy,

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*