Siber Savaşların Yeni Yüzü: Bilgisayarlar Nükleer Silahların Yerini Alıyor

Üçüncü dünya savaşı nükleer silahlarla değil, uzaktan kumandalı robot uçaklar ve akıllı füzelerle yapılacak

Boeing’in yeni Yüksek Enerjili Gelişmiş Füze Projesi (CHAMP), bilgisayar korsanlarının bulunduğu şehirleri güçlü mikrodalga yayınlarıyla bombalıyor. CHAMP teröristlerin en büyük silahı olarak koca bir orduyu dize getirebilir.

CHAMP’in yol açtığı manyetik alan patlaması; düşmanın bilgisayarlarını, televizyonlarını, elektrik ve telefon şebekesini kızartıyor. CHAMP’in vurduğu yerleşimlerde, hidroforlardan tablet PC’lere kadar bütün elektrikli cihazlar bozulacak ve o şehir taş devrine geri dönecek. En azından resmi propaganda böyle söylüyor. Peki, ABD sözünü tutacak güçte mi?

Görelilik teorisinin ünlü mucidi Einstein’ın bir sözü vardır: “Üçüncü Dünya Savaşı’nda hangi silahlar kullanılacak bilmiyorum ama Dördüncü Dünya Savaşı sopalar ve taşlarla yapılacak.”

Bu sözleri anlamak için Einstein’ın Szilárd’la birlikte, ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’e, Almanların atom bombası geliştirmek üzere olduğunu bildiren bir mektup yazdığını hatırlamamız gerekir. Einstein, ABD’yi uyarmış ve Manhattan Projesi ile Amerika’yı Almanlardan önce atom bombası yapmaya teşvik etmişti. Hiroshima felaketinin ardından, günümüzde, ABD ve Rusya’nın elinde on binlerce nükleer başlık varken Einstein’ın haklı olduğunu düşünmek gayet normal ama Bilgisayar Çağı, Einstein’ın yanıldığını gösterdi.

Bugün savaşlar silahlarla değil, bilgisayarlarla yapılıyor. Şirketler ve devletler, rakiplerinin web sitelerine, fabrikalarına, elektrik santrallarının bilgisayar sistemlerine siber saldırılar düzenliyor ve bilgisayar virüsü bulaştırıyor: İşte İran’ın nükleer silah programını engellemek için İsrail’in bulaştırdığı Stuxnet virüsü ve işte İran’ın, ABD bankalarını ve Suudi Arabistan ile Katar gibi petrol zengini müttefiklerini hedef alan Shamoon virüsü…

Bilgisayarlar nükleer silahların yerini nasıl aldı?

Bilgisayar korsanlarının kıtalararası balistik nükleer füzelerin yerini almasının üç nedeni var: Birincisi, nükleer savaşın galibi olmaz. Bütün dünya yerle bir olur, radyasyon herkesi, bir bütün halinde insan soyunu zehirler, ekonomi çöker ve Ortaçağ’a geri döneriz. Hepimizin bildiği gibi bu, nükleer silahların gözden düşmesinin bariz nedenidir…

Diğer neden ise, dünyanın en fakir ülkelerinin bile ABD bankalarını çökerten siber saldırılar düzenleyebilmesidir: Bilgisayar korsanı olmak için üniversite mezunu olmaya gerek yok. Nükleer füze taşıyan uçaklar, denizaltılar geliştirmeye de gerek yok. İnternet bağlantısı ve basit bir bilgisayar, bugün FBI’n web sitesini çökertmek için yeterlidir. Kısacası, siber saldırılar ABD’nin askeri ve ekonomik üstünlüğünü geçersiz kılıyor. Bilgisayar dünyasında bütün ülkeler ABD kadar güçlü, bütün ülkeler ABD kadar tehlikeli.

Bu noktadan sonra üçüncü nedeni açıklamak daha kolay: Dünyanın en değerli şeyi silahlar, altın rezervleri ya da banka hesaplarındaki paralar değildir. Ekonomik açıdan dünyanın en değerli şeyi bilgidir. İstihbarat örgütleri bunun için var, Phorm ülkemizde bu nedenle yasa dışı yollardan kullanıcı bilgilerini topluyor. Google, web arama motoruna ve Android işletim sistemli telefon eşitleme teknolojisine (Bulut Bilişim) bu yüzden büyük paralar yatırıyor. Savaşlar silahlarla değil, istihbaratla kazanılıyor. Düşmanın ne yapacağını önceden bilen ülkeler savaştan galip çıkıyor ve biz bunu da İkinci Dünya Savaşı’ndan biliyoruz: Polonya’dan yardım alan İngilizler, Alman Ordusunun askeri şifrelerini Enigma makinesi ile kırarak ikinci Dünya Savaşı’nın gidişini değiştirdiler.

ABD’nin siber saldırılara verdiği cevap milletin kafasına füze atmak!
Geçen yıl yayınladığım “ABD ve AB Siber Saldırı Tatbikatı Düzenledi: Siber Atlantik 2011” başlıklı yazımda, ABD’nin İran ve Çin’in düzenlediği siber saldırılara karşı önlem almak için özel bir Siber Kuvvetler Komutanlığı kurduğunu söylemiştim. ABD’nin bu konudaki politikası net: ABD Genel Kurmayı diyor ki “Sen New York Borsası veya NASDAQ’ın bilgisayarlarını çökertirsen, ben de senin hacker’larının yaşadığı şehre bomba atarım”.

Tabii bu sözler aczin göstergesi ve aslında, ABD’nin siber saldırıları önlemekte ne kadar güçsüz ve başarısız olduğunu gösteriyor.

Bir ülkeye füze atmak öyle kolay bir şey değil. Ya adam Çinliyse ve saldırıyı Afrika’dan yapıyorsa veya inadına, ABD’nin müttefiki İngiltere’den siber saldırı düzenliyorsa? İngiltere’ye füze mi atacak ABD? Veya Rusya, Çin gibi nükleer silahları olan ülkelerle savaşa mı girecek? Üstelik bilgisayar korsanları, hacker’lar, hacktivistler; yani siber eylemciler sürekli değişen veya sahte IP adresleri kullanabilirler ve bu sayede saldırıyı hangi ülkeden düzenlediklerini gizleyebilirler. Dünyanın her yerine bulaşabilen bilgisayar virüslerinin kaynağını bulmaksa çok daha zordur. Öyleyse ABD bunu nasıl söylüyor, neyine güveniyor?

Mikrodalga fırınları füzelere takılacak
Bugün bilgisayarınız bozulsa siber saldırı düzenleyemezsiniz. Aslında bilgisayarınız bozulsa, bırakın saldırıyı, ofiste işinizi yapamazsınız. İnternete giremezsiniz ve Facebook’a bakamazsınız… ABD bilgisayar bozan füzeler yaptı.

Boeing’in yeni Yüksek Enerjili Gelişmiş Füze Projesi (CHAMP), bilgisayar korsanlarının bulunduğu şehirleri güçlü mikrodalga yayınlarıyla bombalayacak. Bu sistem bir mahalle veya ilçedeki bütün elektrikli ve elektronik cihazları bozacak güçte. Sistemin en güzel yanı, kimseyi öldürmemesi, binaları yıkmaması, yangına yol açmaması. Kötü yanı ise yerleşim bölgelerinin bütün altyapısını bozması… Yani hastaneler devre dışı kalacak, su akmayacak, arabalar çalışmayacak, salgın hastalık ve açlık yayılacak. CHAMP’i bu açıdan kara mayınları gibi yavaş etki eden bir kitle imha silahı olarak değerlendirmek mümkün.

Ve bu durumda ABD ordusu komutanlarının sözleri de yeni bir anlam kazanıyor. Belki düşmanın kafasına nükleer füze atmazlar ama adamın şehrinin bütün elektriğini keserler… Yine de kolay değil bu. Yine de doğru hedefi bulmak lazım ve koca şehirlerin taş devrine geri dönmesinden kaynaklanan global ekonomik krize hazırlıklı olmak lazım… Ama ABD’nin böyle bir hayali var.

CHAMP’in nükleer silahtan farkı nedir?
Aslında elektrikli cihazlar üzerindeki yıkıcı etkisi açısından bakıldığında, CHAMP’in nükleer silahlardan hiçbir farkı yok. Çünkü nükleer patlamalar da çok güçlü manyetik alanlara yol açar. Bu manyetik alanlar bütün elektronik cihazları yakar, kavurur. Arabaların kontağı bile çalışmaz. Hatta, depolardaki yedek bujiler yanar ve parça değiştiremezsiniz. Nitekim ABD’nin üzerinde, 200 km irtifada sadece 20 nükleer bomba patlatmak, bütün ülkenin Ortaçağ karanlığına dönmesi için yeterli olacaktır.

CHAMP, belki Terminator II filmindeki dehşetli nükleer patlamaya yol açmayabilir ama elektrikli cihazlara karşı nükleer bomba kadar etkili bir silah. Özellikle de güçlü manyetik alanların insanlar üzerindeki zararlı etkilerini düşündüğümüzde… (Biz telefonların yüksek SAR değerleri kanser yapıyor derken, bilgisayar bozan manyetik alanlar insan beynine kim bilir nasıl zarar verir?)

Başarılı deneme
CHAMP’i geçen haftalarda, Batı Utah çölünde denediler. ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı (AFRL) Yönlendirilmiş Enerji Depatmanı ekibi, füzenin mikrodalga başlığını geliştiren Raytheon Ktech şirketi ve Boeing’in katıldığı denemede; CHAMP iki katlı bir binadaki tüm elektrikli sistemleri yaktı. Yedi hedefin yedisini de vuran CHAMP büyük başarı elde etti.

CHAMP’in en tehlikeli yanı, bu füzenin gelişmiş versiyonlarının bir kamyonetten veya omuzdan fırlatılacak kadar küçük üretilecek olması! Stinger füzelerinin Türk ordusunun helikopterlerini nasıl düşürdüğünü biliyoruz. Bu füzeleri taşıyan bir saldırgan, Diyarbakır veya Ankara’daki askeri hava üslerinin elektriğini kesebilir, bütün savaş uçaklarının elektronik sistemlerini yakabilir. Aynı şeyi bir insansız hava taşıtıyla, uzaktan kumandalı bir robot uçak veya model helikopterle başarmak da teorik olarak mümkün.

Yok mu bu belanın çaresi?
Bunun şehirdeki normal vatandaş için pratik bir çözümü yok. Tek önlem bütün askeri üslerin, bütün uçakların, tankların, topların, panzerlerin nükleer silahlara karşı geliştirilen manyetik alan korumalı hangarlarda saklanmasıdır. Askeri istihbarat ve komuta veri merkezlerini toprağa gömmeliyiz; telefon santrallerini, cep telefonlarını korumalıyız. Her halükarda, ordumuz ve polisimiz önlem almazsa, bir-iki yıl içinde hiç beklemediğimiz bir yerden ağır darbe yiyebiliriz.

ABD ve AB Siber Saldırı Tatbikatı Düzenledi: Siber Atlantik 2011 başlıklı yazım: https://plus.google.com/u/0/102007586454487411145/posts/ZVaJSpPA916

Füzenin nasıl çalıştığını görmek için ilgili video:

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*