Pahalı Benzin ve Küresel Isınmaya Çare >> Avrupalılar güneş ışığı ve soluduğumuz havadan jet yakıtı üretti

Renewable-Green-EnergyGüneş enerjisinden elektrik üretmeyi biliriz de güneş ışığından akaryakıt üretmeyi ilk kez duyuyoruz: Avrupalı bilim adamları karbondioksit gazı ve güneş ışığından yararlanarak akaryakıt üretmenin pratik bir yolunu buldular. Sistemin verimliliği şimdilik sadece yüzde 1,7. Ancak gelecekte gün ışığından ve nefes aldığımız havadan uçak yakıtı üretmek mümkün olacak.

Havadan yakıt üretmenin en büyük avantajı ucuz yakıta kavuşmak değil. Bu sistemin asıl avantajı küresel ısınmayı yavaşlatması. Güneş ışığı ve havadan yakıt üreten kimya reaktörleri bunun için atmosferdeki karbondioksit gazını kullanıyor.

Küresel ısınmaya yol açan en önemli sera gazı olan karbondioksitin jet yakıtı üretiminde kullanılması, atmosferdeki karbondioksitin temizlenmesi anlamına geliyor. Böylece bir yandan jet yakıtı üretirken, diğer yandan atmosferdeki sera gazlarını azaltıyoruz.

Küresel ısınma gelecekte büyük sel baskınlarına ve ağır kuraklığa yol açacak. Tarım arazileri yok olacak, kutuplardaki buzlar eriyecek ve şehirlerin kıyılarını su basacak. İnsanoğlu açlık ve salgın hastalıklarla mücadele edecek. Küresel ısınmayı yavaşlatan bir yakıt teknolojisi geliştirmek bunun için önemli.

 

 

Küresel ısınmayı yavaşlatan ilk yakıt teknolojisi

Peki bugün Ortadoğu’dan petrol çıkarken ve İstanbul’da kışın doğal gaz yakarken havadan yakıt üretmeye ne gerek var? Her ay elektriğe ve yakıta yüzlerce lira ödeyen sade vatandaş için sorunun cevabı basit: Bugün 1 litre kurşunsuz benzin Opet’te 4,97 TL. Bu da 40 litrelik deponun 200 liraya dolması demek.

İnsanoğlu havadan ucuz akaryakıt üretebilirse sokaktaki vatandaş da bundan yararlanacak. Özellikle de insanların araba almaya gücü yettiği halde, sırf ayda 400 TL benzin parası vermemek için otomobil kullanmadığını düşündüğümüzde.

Ancak, Amerikalı ve Avrupalıların asıl amacı havadan jet yakıtı üretmek. Çünkü elektrik motorlu otomobil, banliyö treni, metro, kamyon, hatta gemi var ama uçaklar çok enerji harcıyor. Bu yüzden elektrik motorlu yolcu uçağı ve savaş uçağı yok. Elektrik motorunun gücü uçak uçurmaya yetmiyor.

 

 

Petrol gerçekten kara altın

Dünyada petrol üretimi 2012’de tavan yaptı fakat artık denizaltında yeni petrol kuyuları açsak bile üretim sürekli düşüyor. Dünyaya 300 yıl yetecek kadar petrol var ama artan masraflar yüzünden, petrol 30 yıl içinde neredeyse altın kadar pahalı olacak. Havadan ve güneş ışığından ucuz yakıt üretirsek bu sorunu çözebiliriz.

Tabii bu noktada komplo teorisi üretmek de mümkün. Örneğin havadan jet yakıt üretme araştırmalarını Shell şirketi destekliyor. Shell bir petrol şirketi ve güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarını kendine rakip olarak görebilir. Akaryakıt pazarını canlı tutmak için alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapılmasını önlemeye çalışabilir.

Oysa mesele bu kadar basit değil. Asıl sorun alternatif enerji kaynaklarının çok faydalı olmakla birlikte dünyanın ucuz enerji ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması. Shell ve diğer petrol şirketlerine bir süre daha ihtiyacımız var. Şimdi buna kısaca değinelim.

 

 

Alternatif enerji kaynakları

Bugün güneş enerjisi santralleri var ve bu santraller gün ışığından elektrik üretiyor. Güneş ışığından elektrik üreten grafen boya var, otoyolları kırılmaz güneş paneli ile kaplayarak karayollarından güneş enerjisi ile elektrik üretme planları var. Bunları hep yazdık.

Hatta bilim adamları elektroliz yoluyla (yani suya elektrik vererek) su moleküllerini parçalıyor ve sudan oksijen ile hidrojen üretiyorlar. Sonra bu gazları mikroskobik gözenekleri olan özel bir süngere “yedirip” hidrojen yakıt hücresi imal ediyorlar. Bu teknoloji şimdi emekli olan uzay mekiklerinde elektrik üretmek için kullanılıyordu.

Bunun dışında Brezilya’nın petrol ihracatı ihtiyacını azaltmak için 1960’lardan bu yana şeker kamışını öğütüp “pişirerek” etanol ürettiğini biliyoruz. Etanol otomobiller, kamyonlar, otobüsler ve traktörlerde dizel yerine kullanılıyor. Bugün Amerika da düşük verimli olmakla birlikte mısırdan etanol üretmeye çalışıyor. Kısacası dünyada biyo yakıt endüstrisi aldı başını gidiyor.

 

 

cana-de-azucarBiyo yakıtın yetersiz kaldığı noktalar

Öyleyse havadan jet yakıtı üretmeye ne gerek var? İlk sormamız gereken soru bu ve şansımıza bu sorunun cevabı basit. Öncelikle bütün tarlaları buğday yetiştirmek yerine şeker kamışı yetiştirmeye ayırsak bile, dünyanın akaryakıt ihtiyacını karşılayacak kadar etanol üretemeyiz.

İkincisi, dünyanın soğuk iklimlerinde şeker kamışı yetiştiremeyiz ve açlıktan ölmek istemiyorsak, tarlalara önce buğday, sebze, meyve ekmemiz lazım. Ayrıca etanol üretim süreci atmosfere sera gazı salarak küresel ısınmayı hızlandırıyor. Etanol da temiz bir yakıt değil. Arabanın egzozundan zehirli atık gazlar çıkıyor.

Üçüncü olarak, mısırdan etanol üretmek için elde ettiğimiz etanolun sağladığı enerji kadar enerji harcamak gerekiyor. Kısacası kâr etmiyoruz. Uçakların elektrik motoru kullanmadığını söyledik. Fabrikalar ve ağır sanayi için gereken elektriği de sadece güneş enerjisinden üretemiyoruz. Biyo yakıtlar da yetersiz kaldığına göre petrole bir süre daha muhtacız.

 

 

Güneş enerjisinin sınırları

Gece için güneş enerjisi depolama teknolojisi yeterli değil. Her yerde dev güneş enerjisi santralleri kuracak açık arazi yok. Dünya’nın her yeri Arap çölleri gibi güneş almıyor. Kutuplarda 6 ay gece oluyor. Benzer engeller rüzgar ve dalga enerjisiyle elektrik üretmek için de geçerli. Güneş, rüzgar ve dalgalardan günde 24 saat elektrik üretemiyoruz (veya istikrarlı olarak aynı ölçüde üretemiyoruz).

Hidroelektrik santrallerinin, barajların, HES’lerin su havzalarını ve doğal hayatı tahrip ettiğini biliyoruz. Her ülkede hidroelektrik santrali kuracak büyük nehirler yok. Termik santraller zehirli ve pis kömür yakıyor. Nükleer santraller Rusya Çernobil ve Japonya Fukuşima’da olduğu gibi tehlikeli kazalara yol açıyor.

 

Alaska ve Doğu Sibirya’daki şist tabakalarını kırarak kaya gazı çıkarmak ise en büyük tehlike. Donmuş tundra toprağındaki metan gazı havaya karışırsa küresel ısınma aşırı hızlanacak. Çünkü doğal gazın ana bileşeni olan metan, karbondioksitten 30 kat etkili bir sera gazı.

Hele bu süreç Güney ve Kuzey Okyanus tabanındaki donmuş veya çökelmiş karbondioksit tortularının ısınmasına ve okyanusların bugüne kadar emdiği (milyonlarca yıl içinde emdiği) bütün karbondioksiti havaya kusmasına yol açarsa halimiz harap.

 

 

energyNeden dünyada tek bir enerji kaynağı kullanılmıyor?

Alternatif enerji kaynakları tek başına kullanamayacağımız kadar riskli, ayrıca tek başına enerji ihtiyacımızı karşılamaya yeterli değil. Güneş enerjisinden elektrik üretmek en iyi çözüm, ama bu da dünyanın ağır sanayi ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalıyor ve elli yıl boyunca da maalesef yeterli olmayacak (aşağıda geri döneceğim bu detaya).

Son olarak bütün otomobillere Fallout video oyunundaki gibi “füzyon pili / atom pili” takmadığımız sürece, mutfakta kullanacak kadar temiz ve güvenli nükleer enerji (!?) üretemediğimiz sürece arabaların, gemilerin, trenlerin, uçakların mutlaka akaryakıta (benzin, dizel vb.) ihtiyacı olacak.

Bu yazının konusu olan güneş ışığından ve havadan uçak yakıtı üretmek ise iki sorunu çözüyor: Ucuz enerji üretmek ve küresel ısınmayı önlemek. Dünyadaki en temiz enerji kaynaklarından olan hidrojen yakıt hücreleri bile küresel ısınmaya engel olamıyor. Tersine küresel ısınmayı hızlandırıyor. Bakın nasıl?

 

 

red woman greeting solar panelsTemiz enerji önemli değil, önce atmosfer ısınmasın

Elbette temiz enerjiye karşı değilim. 🙂 Hidrojen yakıt hücresi kullanan bir arabanın egzozunun zehirli gazlar yerine temiz su buharı çıkarması güzel bir şey. Örneğin bu arabayı kapalı garajda zehirlenmeden çalıştırabiliriz.

Ancak buna değer mi? Su buharı karbondioksitten (fabrika bacası gazı) yüzde 60 daha etkili bir sera gazı. Kısacası hidrojen yakıt hücreli hibrit arabalar çevreyi kirletmiyor ama küresel ısınmayı hızlandırıyor. Dünya’da çevre kirliliği olmasa bile atmosfer ısınırsa, yeşil gezegenimiz yüzey sıcaklığı 460 dereceyi aşan Venüs gezegenine dönüşebilir.

Özetle küresel ısınmayı önlemek, atmosferin kirlenmesini önlemekten daha acil bir sorun ve temiz enerji tek başına yeterli değil. Bize küresel ısınmaya yol açmayan temiz enerji lazım. İşte yazımızın konusu olan havadan jet yakıtı üretme teknolojisinin önemi burada yatıyor.

 

 

nimitz75-01Neden jet yakıtı?

Dikkatli okurlarımız yazının başında bunu merak etmiş olabilir. Avrupalılar neden önce jet yakıtına odaklanıyor? Neden havadan ucuza benzin üretip sade vatandaşın bütçesine katkıda bulunmuyor?

Çünkü dünya mükemmel değil. Shell ve diğer şirketler şöyle düşünüyor: Vatandaşa her zaman benzin satabiliriz. Petrol kuyularından hâlâ petrol çıkıyor. Ancak uçak yakıtı çok pahalı ve özel bir yakıt. Petrolden benzin üretmek kolay, ama jet yakıtı üretmek daha zor ve pahalı.

 

Öte yandan büyük güçlerin büyük orduları, avcı uçağı filoları var. Yolcu uçakları var. ABD donanmasının Nimitz sınıfı uçak gemileri 48 avcı uçağı ve 50 helikopter taşıyor. Uçak gemileri nükleer motorlu ve mazot yakmıyor ama uçaklar için 12 bin ton jet yakıtı taşımak zorundalar.

Okyanuslarda 340 metrelik boyu ile Singapur ve Şangay limanlarına bir seferde 17 bin konteynır taşıyan kargo gemilerinin de akaryakıta ihtiyacı var. Venedik turuna çıkan turistik gemilerin, Türk donanmasının firkateynlerinin yakıta gereksinimi var.

Petrol şirketleri “öyleyse acil ihtiyaçlardan yola çıkalım” diyorlar. Önce havadan jet yakıtı üretelim. Başarırsak 10 yıl sonra dizel trenler ve gemiler için de mazot üretiriz. Bu arada petrol kuyusundan çıkan bildiğimiz petrolü vatandaşa sunmaya devam ederiz.

 

 

land_type-96_tanks_lgJeopolitik bir mesele

Avrupa Birliği Araştırma, İnovasyon ve Bilim Komiseri Máire Geoghegan-Quinn havadan yakıt üretmenin önemini şöyle açıklıyor: “Bu teknoloji bir gün uçaklar, otomobiller ve diğer taşıtlar için daha temiz yakıt üretebileceğimiz anlamına geliyor. Bol ve temiz yakıt”

Araştırma komiseri haklı. Avrupalı araştırmacıların fizibilite çalışmalarına göre, teknik adıyla tam ölçekli bir “güneş enerjisi yoğunlaştırıcısı” günde 20 bin litre jet yakıtı üretebilir. Geoghegan-Quinn’den devam edecek olursak: “Bu teknoloji enerji güvenliğini büyük ölçüde artıracak ve küresel ısınmanın en büyük sorumlusu olan sera gazlarından birini yararlı bir kaynağa dönüştürecektir.”

 

 

Green-Energy1Geoghegan-Quinn’in kibarca söylemeye çalıştığı şey şu: Ortadoğu ile Ukrayna’nın petrol ve doğal gaz yataklarını kontrol etmek için sürekli çatışma halindeyiz. Ancak her ülke kendi yakıtını üretirse kimse Arabistan, İran, Rusya, ABD gibi ülkelere bağımlı olmaz. Dünyada petrol savaşları çıkmaz, akaryakıt fiyatları düşer.

Amerika ve diğer ülkelerde birçok elektrik santrali veya jeneratörün elektrik üretmek için doğal gaz, hava gazı, LPG, propan, kaya gazı (kayaları parçalayarak çıkarılan doğal gaz) ve hatta doğrudan mazot yaktığını düşünecek olursak, havadan jet yakıtı üretmenin sevindirici bir gelişme olduğunu anlıyoruz.

 

 

 

Peki nasıl çalışıyor?

Atmosferden karbondioksit çekip bunu yakıta dönüştürmek masa başında basit bir fikir. Havayı emip jet motorunda olduğu gibi yüksek sıcaklıklarda ısıtırsak, havadaki karbondioksit gazı ile su buharındaki su molekülleri parçalanıyor. Böylece hidrojen ve oksijen atomları ile karbonmonoksit gazı ortaya çıkıyor.

Bilim adamları yapay yollardan elde ettikleri ve hidrojen ile karbonmonoksitten oluşan bu sentez gazını (deyim yerindeyse sentetik gazı) kısaltarak “sengaz” olarak adlandırıyor. Sengazı 1920’lerde Alman bilim adamları Franz Fischer ve Hans Tropsch tarafından geliştirilen “Fischer–Tropsch prosesi” ile petrol veya kerosen (jet yakıtı) gibi sıvı hidrokarbonlara dönüştürebiliyoruz.

 

 

Öyleyse II. Dünya Savaşı’na ne gerek vardı?

Öyle ya! Madem 95 yıldır havadan akaryakıt üretmeyi biliyoruz, neden bunca yıl Ortadoğu’da petrol savaşları çıktı? Çünkü 1920’lerde keşfedilen bu teknolojinin önünde iki büyük engel vardı: Yakıt üretmek için gazları ısıttığımız kazan büyük bir güçle patlayarak havaya uçuyordu.

Ancak sırayla gidelim ve bu iki teknik engeli kısaca açıklayalım. Öncelikle havadan jet yakıtı üretmek için kullanılan gazları 2200 dereceye kadar, hatta daha fazla ısıtmak gerekiyor. Ereğli demir-çelik fabrikalarında bile bu sıcaklığa erişmek kolay değil. Bir fırını 2200 dereceye kadar ısıtmak için petrol kuyusundan çıkan mazotu yakmak zorunda kalırsak, havadan yakıt üretmenin bir anlamı kalmıyor.

 

 

İkincisi akaryakıt üretmekte kullanılan “sengaz” çok tehlikeli ve yanıcı bir karışım. Fabrikada Hindenburg zeplin kazasında olduğu gibi tehlikeli bir patlamaya ve yangına yol açabilir. Sengazın içindeki oksijeni çekmeden ve atmosfere geri vermeden bu gazı ısıtmak napalm bombası patlatmak gibi bir şey.

Şaşırtıcı, ama bugüne kadar sengazı akaryakıt üretiminde güvenle kullanmanın bir yolunu bulamamıştık ve 95 yıl sonra bu konuda hızla gelişme kat ediyoruz. Aslında modern araştırmaların başlangıcı 2000’lere kadar uzanıyor ama insan soruyor:

1920’lerde tozlu raflara kaldırılan bu teknoloji şimdi neden gündeme geldi? Belki de petrol şirketleri petrolün azalacağı günlere saklıyordu bu teknolojileri veya şimdi maddi destek olmaya başladılar.

 

 

Her şeyin bir çaresi var

Bugüne dek petrol savaşları yüzünden doğrudan veya dolaylı yollarda hayatını kaybeden insanları düşündüğümüzde “geç olsun da güç olmasın” demek kolay değil. Ancak Almanya’nın önde gelen araştırma gruplarından Bauhaus Luftfahrt üyesi Andreas Sizmann ve ekibi, AB ve Shell destekli Solar-Jet projesi kapsamında bu sorunu çözdüğünü duyurdu.

Araştırmacılar öncelikle İsviçre ETH Zurich Üniversitesi’ndeki yüksek akışlı güneş simülatörünü kullandılar; yani yoğunlaştırılmış güneş ışığı kullanarak, sengaz oluşturmak için gereken 2200 derecelik sıcaklığa eriştiler. Bunu güneş enerjisi ile başardıkları için, akaryakıt üretmek amacıyla ek yakıt yakmalarına gerek kalmadı.

Bu simülatör gerçek bir güneş enerjisi kolektörünün enerji üretimini taklit ediyordu. Sistem tam bağımsız bir güneş enerjisi ısıtma sistemi olmasa da sengazı güneş enerjisiyle ısıtabileceğimizi kanıtladı. Geriye sengazı alev alıp patlamadan kullanmanın bir yolunu bulmak kalıyordu. Bunu da seryum oksit, yani “serya” kullanarak başardılar.

 

 

Güneş enerjisi ile akaryakıt üretmek

Sengazın yanıcı ve patlayıcı olmasının sebebi oksijen gazıyla karışık olması. Sengazı yakıt üretimi için ısıtmadan önce gazdaki oksijeni almanın bir yolunu bulursak, havadan güvenle akaryakıt üretebiliriz.

Dediğimiz gibi Solar-Jet ekibi bunun için seryum oksit, yani serya kullanmayı seçti. Seryayı sünger gibi kullanarak sengazın içindeki oksijeni emecekler ve atmosfere geri vereceklerdi. Ancak seryum oksit adından da anlaşılacağı gibi zaten oksijen içeriyor. Bu yüzden önce seryadaki oksijeni almak gerekiyordu.

Seryayı mercekten geçirir gibi tek noktaya yansıtarak yoğunlaştırılmış güneş ışığı ile 1500 derece sıcaklıkta ısıttığımızda, seryum oksitteki oksijen gaz halinde çıkıyor. Araştırmacılar bu atık oksijeni borularla emdiler ve seyranın “gazını almış” oldular.

 

 

Gazın gazını almak

İkinci aşamada oksijen oranı azaltılmış bu metal oksidi (serya bir metal oksittir) karbondioksit ve suyla reaksiyona soktular. Böylece hidrojen ve karbonmonoksit gazları açığa çıktı ki bu da akaryakıt üretiminde kullanılacak sengazı meydana getiriyordu.

Elbette oksijeni azaltılmış olan serya, sengazdaki oksijeni emdi. Böylece bilim adamları sengazı güvenle ısıtarak sıvı hidrokarbona; yani jet yakıtına dönüştürebildiler. Bu sistemde sengazdan oksijen çeken seryayı tekrar 1500 dereceye kadar ısıtmak, içindeki oksijeni alıp yeniden sengaz reaksiyonuna sokmak mümkündü.

Bu tekniğin en büyük avantajı oksijenle sengazın farklı aşamalarda üretilmesi ve böylece bu gazların ayrı ayrı toplanması. Ardından sengazın güvenle Fischer–Tropsch prosesine sokulması ve patlama ya da yangın olmadan kerosen (jet yakıtı) üretilmesi.

 

 

Verimlilik sadece % 1,73!

Bu kadar düşük verimlilikle ticari jet yakıtı üretilmez tabii. Ancak bu bir başarı, fiyasko değil. Çünkü bilim adamları daha ilk denemede, kullandığı enerjiden az da olsa daha fazla enerji üreten bir sistem geliştirmiş oldular.

Bundan sonra kimyasal reaksiyonda kullanılan malzemeleri ve kimyasal malzemeleri değiştirerek üretim tekniğini geliştirebilirler. Sistemin ticari değer taşıması, yani jet yakıtının pazarda satılacak kadar ucuzlaması için verimliliğin yüzde 15’e ulaşması gerekiyor.

 

 

Bugün güneş enerjisinden elektrik üreten güneş panellerinin verimliliği yüzde 15 ila yüzde 30 arasında değişiyor. Prototip güneş panelleri ise yüzde 70 verimlilikle çalışıyor. Havadan yakıt üreten yöntemin güneş enerjisiyle rekabet etmek için bu ölçüleri tutturması şart.

Tabii uçakların elektrik motoruyla değil de jet motoruyla uçması ayrı bir avantaj (jet yakıtının en büyük müşterisi hava kuvvetleri ve havayolu şirketleri). Nitekim elektrik motorlarının en büyük eksiği bu: Bir anda yüksek enerji sağlayamıyorlar. Benzin ve dizel gibi kirli yakıtlar ise kısa sürede çok yüksek enerji sağlıyor.

Elektrik motorlu arabalar bu konuda benzinli Ferrarileri yakalamak üzere. Ancak iş savaş uçağına veya kargo gemisine gelince jet yakıtı veya mazot en ekonomik çözüm.

 

 

Hem temiz hem de küresel ısınmayı yavaşlatıyor

Bugüne kadar belgesellerde duyduklarımıza temkinli yaklaşmalıyız. Bugün elimizde küresel ısınmayı yavaşlatan teknolojiler var. Ama küresel ısınmayı durduran veya küresel soğumaya yol açan, örneğin Dünya’nın sanayi devriminden önceki ortalama sıcaklığa geri dönmesini sağlayan bir teknoloji yok.

İster nükleer fizyon enerjisi kullanalım (Çernobil nükleer santralı vb.) ister nükleer füzyon enerjisi, hatta güneş enerjisi; elimizdeki hiçbir teknoloji küresel ısınmayı tersine çeviremiyor. Güneş enerjisinden elektrik üretmek bile yalnızca küresel ısınmayı yavaşlatıyor. Çünkü o panelleri üreten fabrika da atmosfere karbondioksit salıyor!

Ancak havadan güneş ışığı ile akaryakıt üretmek başka bir şey. Evet, jet yakıtı yanınca yine zehirli sera gazı açığa çıkarıyor; fakat havadan yakıt üretirken aslında atmosferdeki karbondioksiti emiyoruz. Karbondioksiti emip parçalıyor ve uçakların yakıt yakarken açığa çıkardığı sera gazını yakıt üretirken yok ediyoruz.

 

Sihirli çözüm mü?

Bugüne kadar Shell gibi petrol şirketlerinin alternatif akaryakıt geliştirme çabalarına kuşkuyla baktık. Hidrojen yakıt hücreleri bile göz doldurmadı. Elbette havadan yakıt üretme teknolojisi daha farklı ama kesinlikle sihirli çözüm değil.

Havadan akaryakıt üreterek küresel ısınmayı önleyebiliriz, fakat çevre kirliliğini engellemek için temiz yakıtlar geliştirmemiz lazım. Uzun vadede tek temiz enerji güneş enerjisidir. Bu arada havadan uçak yakıtı üretmek gibi teknolojileri de atmosferdeki karbondioksit oranını düşürmek için kullanabiliriz. Yalnız bu noktada da bir sorun var.

Akaryakıt yaktıkça atmosfere sera gazı karışmaya devam edecek. Dolayısıyla havadan yakıt üretmek en iyi ihtimalle küresel ısınmanın artmasını önleyebilir ama küresel ısınmayı tersine çeviremez. Üstelik tüm yakıt ihtiyacımızı bu teknolojiden karşılamayacağımızı biliyoruz. Keza havadan yakıt üretme teknolojisi yaygınlaşana kadar, diğer teknolojiler küresel ısınmayı hızlandırmaya devam edecek.

 

 

Öyleyse kurtuluş yok mu?

Var. Öncelikle füzyon enerjisi, nükleer enerjide öncü olan ABD gibi devletlerin lehine enerji tekeli yaratmakla birlikte, Dünya’ya süper ucuz ve temiz enerji sağlayacak. Tek bir füzyon santrali ile bütün Türkiye’nin elektrik ihtiyacını karşılayabiliriz.

İkincisi, bilim adamları geçen yıl özel antirefle güneş panelleri ürettiler. Bunlar termosifon suyunu ısıtmıyor, bu paneller güneş ışığından elektrik de üretmiyor. Ancak evimizi, arabalarımızı, hatta fabrikaları klima gibi soğutuyor (buna internetin dev Google veri merkezleri dahil).

 

 

Üstelik bu paneller güneş enerjisi ile evi soğutmakla (!) kalmıyor. Aynı zamanda atık ısıyı adi klima gibi sokağa vermek ve küresel ısınmayı hızlandırmak yerine, ısıyı doğrudan uzaya yansıtıyor. Normalde kızılötesi ışınlardan oluşan ısı atmosferdeki bulutlardan yansıyarak Dünya’ya geri döner. Böylece sera etkisiyle Dünya’yı ısıtır.

Ancak klima özellikli güneş panelleri ısıyı (kızılötesi ışınları) özel bir dalga boyu ve frekansla uzaya veriyor. Böylece atık ısı atmosferi pas geçerek doğrudan uzaya çıkıyor.

İşte bu teknolojiyi füzyon santralleri ile havadan akaryakıt üretmeye entegre edersek, gerçekten çevreyi kirletmeyen ve küresel ısınmaya yol açmayan temiz enerji üretmiş oluruz. İnsanoğlunun geleceği temiz ve güvenli enerjide yatıyor. Yolumuz uzun, vaktimiz daralıyor.

 

 

Rusların Amerikan F-22 Raptor’a rakip hayalet avcı uçağı Sukhoi T 50 Pak Fa ancak jet yakıtı ile uçabilir

 

 

 

1http://en.wikipedia.org/wiki/Fischer%E2%80%93Tropsch_process

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*