Küresel Isınma Alarm Veriyor >> Kuzey Kutbundaki su altı buz tabakasında saklanan metan gazı atmosfere karışacak

Kuzey Okyanusu’nun dibindeki kalıcı buz tabakasında binlerce yıl boyunca biriken metan gazı, küresel ısınma nedeniyle eriyen buzda açılan deliklerden önce denize, sonra atmosfere karışıyor. İstanbul’da kış aylarında astronomik fiyatlarla tükettiğimiz doğalgazın ana bileşeni olan metan, karbondioksitten 30 kat güçlü bir sera gazı olarak küresel ısınmayı hızlandırıyor.

Sanayi devriminin uygarlığın kaderini değiştirdiği 19. yüzyıldan bu yana, dünyanın ortalama sıcaklığı 0,8 santigrat artarak 15 dereceye erişti… Ve son 30 yıl, aynı zamanda son 1400 yılın en sıcak dönemi oldu. Küresel ısınma kontrolden çıkarsa, dünyamız yüzey sıcaklığı 460 dereceyi ve yüzey basıncı 90 atmosferi bulan Venüs gibi dev bir düdüklü tencereye dönüşebilir.

Şimdi bu riske çok daha acil ve ölümcül bir tehlike eklendi: Güney Kutbunu ve donmuş Antarktika kıtasını saran Güney Okyanusu karbondioksit tutma kapasitesini kaybediyor. Küresel ısınma sanayi devrimine rağmen bugüne kadar pek etkili olamadı. Çünkü Dünya’nın kliması gibi çalışan Güney Okyanusu, atmosferdeki karbondioksiti emerek sera etkisini azaltmıştı. 

 

Artık öyle olmayacak, artık deniz bitti!

Bugün sera gazı etkisiyle ısınan Güney Okyanusunun emdiği karbondioksiti geri kusma tehlikesi var. Bu sadece küresel ısınmayı hızlandırmayacak, aynı zamanda okyanusların Van Gölü gibi sodalı suya dönüşmesine ve çok sayıda canlı türünün ölümüne yol açacak.

Okyanustaki besin zincirinin çökmesi yalnızca küresel açlık anlamına gelmiyor: Atmosferdeki oksijenin en az yüzde 70’ini yağmur ormanları değil, denizde fotosentez yapan planktonlar üretiyor. Kısacası denizlerin ısınması, yakın gelecekte oksijen tüpü olmadan nefes alamayacağımız anlamına geliyor.

 

Ancak en kötü haber Amerika Birleşik Devletlerinden geldi: Petrol yataklarının azalmasıyla enerji sıkıntısı çekmeye başlayan ABD, yeraltındaki kayaları parçalayarak doğalgaz çıkarma faaliyetlerini hızlandırdı. Kaya gazı madenciliği olarak adlandırılan bu sistemde petrol şirketleri, doğalgaz kuyusu açmıyor. Bunun yerine “şist katmanlarını”, yani yapraklı bir yapıya sahip kaya tabakalarını öğüterek doğalgaz çıkarıyor.

Oysa bu yöntem çevreye petrol kuyularından daha zararlı: Kaya katmanlarını parçaladığımızda havaya metan gazı karışıyor ve biz metan gazının karbondioksitten 30 kat güçlü bir sera gazı olduğunu biliyoruz. Tabii kayadan çıkan doğalgazı evlerde ısınmak için yaktığımız zaman, atmosferdeki sera gazı miktarını daha da artırmış oluyoruz. Bu da küresel ısınmanın hızlanması anlamına geliyor.

 

 

Belki yarın belki yarından da yakın

21 Aralıkta Kıyamet Kopmadı yazımda, okyanus tabanında bulunan kireçtaşı katmanlarındaki karbondioksitin küresel ısınma nedeniyle deniz suyuna ve havaya karışmasının insanlık için felaket olacağını söylemiştim. Aslında, son 200 yılda atmosfere saldığımız sera gazı miktarı dünya okyanuslarının sakladığı karbondioksitin yanında devede kulak kalır ama “bardağı taşıran son damla” diye bir şey var.

 

 

Sibirya kıyılarındaki donmuş buz tabakasında bulunan metan gazının buharlaşarak atmosfere karışması ve ABD’nin kaya gazı çıkarma sürecine hız vermesi, Güney Okyanusunun karbondioksit kusmaya başlamasıyla birlikte bardağı taşıran son damla olacak. Bu durumda baca dumanını ve egzoz gazını tümüyle ortadan kaldırsak bile küresel ısınmayı durduramayız. Yeryüzünün kısa sürede Venüs’e dönüşmesine engel olamayız.

 

Bu sözler bana ait değil. Her ne kadar internette defalarca dile getirmiş olsam da bunlar Columbia Üniversitesi Yer ve Çevre Bilimleri Bölümü Konuk Profesörü Dr. James Hansen’ın sözleri.

Hansen 1988 yılından beri bizi küresel ısınma hakkında uyarıyor ve 10 yıl içinde tedbir almazsak, küresel ısınmanın Dünya’ya onulmaz zararlar vereceğini söylüyor. Hansen, küresel ısınmayı protesto etmek ve bu konudaki ihmali yüzünden devlete dava açmak için NASA’daki görevinden istifa etti.

 

Kamu personelinin devleti dava etme yasağını aşmak amacıyla NASA New York Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü Başkanı olarak sürdürdüğü görevinden ayrılan Hansen’in ne kadar haklı olduğunu, Sibirya ve Güney Kutbundan gelen küresel ısınma haberleri doğruladı:

Doğu Sibirya Arktik Kıta Sahanlığındaki su altı buz tabakasında büyük miktarda metan gazı bulunuyor. Alaska Fairbanks Üniversitesi’nden Natalia Shakhova ile Igor Semiletov’un 5 Mart 2013’te Science dergisinde yayınlanan makalesine göre, buzlar son yıllarda erimeye ve atmosfere metan salmaya başladı. Kuzey Okyanusu altındaki buz tabakası tümüyle erirse, atmosfere çok kısa süre içinde muazzam miktarda metan karışacak. Kuzey Okyanusu şimdiden havaya diğer okyanuslardan daha çok metan boşaltıyor.

 

 

Su altı buzlarındaki metan nereden geliyor?

Donmuş buz ve toprak tabakasına hapsolan metan iki şekilde oluşuyor: Karadaki canlılar öldüğünde organik kalıntılar dibe çöküyor ve çürüyerek metan üretiyor. Sibirya ve Alaska tundraları gibi soğuk bölgelerde büyük metan rezervleri bulunuyor. Yazımızın konusu olan su altı yatakları ise benzer bir süreçle, bu kez deniz canlılarının çürümesiyle oluşuyor.

 

 

Kuzey Okyanusu’nun altında 2 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplayan Doğu Sibirya Arktik Kıta Sahanlığı, dünyanın en büyük metan rezervlerinden biridir. Metana bağlı küresel ısınma tehlikesinin büyüklüğünü anlamak için, bu yatakları Sibirya bataklıkları ve sazlıklarının toplam alanıyla karşılaştırabiliriz. Sibirya bataklıkları kuzey yarımkürenin ana metan kaynağıdır. Ancak kıta sahanlığının yüzölçümü bataklıklardan 3 kat fazla ve engin su altı buzulları her yıl atmosfere 7,7 milyon ton metan gazı salıyor! Bu rakamın önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor.

Evet, Sibirya’da yılda yaklaşık 8 milyon ton metan havaya karışarak ziyan oluyor ve bu arada küresel ısınmayı hızlandırıyor. Öte yandan ABD kaya gazı çıkarmak için doğayı tahrip ediyor ama küresel ısınmada kendi rolünü görmezden gelerek, termik santrallerde kömür yakan Çin’i suçluyor. Aslında bugün Washington’da kaya gazına yatırım yapan şirketlerden oluşan güçlü bir lobi var. Shell ve BP gibi şirketlerin kontrolündeki lobiye bakacak olursak, küresel ısınmanın asıl suçlusu Çin Halk Cumhuriyeti.

 

001ec949c22b12605c1905Bir doğalgaz tutturmuşuz gidiyor. Güneş enerjisini düşünen yok

Apple ve Microsoft gibi bilgisayar devlerinin ekonomik değerinin 2 yıl önce bazı petrol şirketlerini aşmaya başladığını düşünürsek, Shell ve BP’nin petrol yataklarının azalması yüzünden neden kapıya kilit vurmadığını merak edebilirsiniz. Öncelikle petrol tümüyle tükenmedi ve plastikle asfalt gibi petrol türevleri sayesinde karteller büyük paralar kazanmaya devam ediyor. Ancak, bu şirketlerin sahibi olan güçlü aileler ve yatırım fonlarının sermayeyi güneş enerjisine yatırmamasının bir sebebi daha var: O da iktidar!

 

Herkes güneş enerjisi üretebilir. Ben bile evimin çatısına güneş paneli yerleştirebilirim. Oysa petrol ve doğalgaz çıkarmak zengin şirketlerin tekelinde olan bir iştir. Bütün dünyanın beslendiği enerji sektörünün birkaç şirketin elinde olması, petrol kartellerine hükümetlerin gözünde büyük prestij kazandırıyor. Elbette dev holdinglerin 150 yıllık sektörden bir gecede çıkarak kurulu düzeni bozması pek mümkün görünmüyor. Peki ne yapıyorlar?

Akıllarınca yumuşak geçiş yapıyor, aslında düzeni aynen sürdürmek için alternatif doğalgaz kaynaklarını işletmeye yöneliyorlar. Shell’in ABD’de kaya gazına yatırım yapmasının sebebi bu ve ona soracak olursanız, kayadan çıkan doğalgazı kullanmak kömür gibi küresel ısınmaya yol açmıyor.

 

 

EIA_World_Shale_Gas_MapKaya gazının ekonomiye somut (?) katkısı

Kaya gazı Çin ekonomisini değiştirebilir. Çin 36,1 trilyon metreküp ile dünyanın en büyük ticari rezervine sahip. Çin bu yatakları kullanırsa enerji üretiminde öne geçecektir. Çin ekonomisi şu anda kömürle dönüyor. 2011 yılında Çin 3,8 milyar ton kömür kullandı ve bu dünyadaki toplam tüketimin neredeyse yarısını oluşturuyor. Ancak, kömür küresel ısınma açısından tam bir felaket: 1 ton kömür yaktığımız zaman yaklaşık 2,60 ton karbondioksit açığa çıkıyor!

Kaya gazı kömürden yüzde 45 daha az sera gazı üretiyor ve bu yüzden Çinliler gözünü kaya gazına dikti ama burada önemli bir detayı hatırlamak gerek: 1) Kaya gazı çıkarma işlemi atmosfere atık metan gazı salıyor. 2) Metan gazı kömürün çıkardığı karbondioksitten en az 20 kat etkili bir sera gazıdır. Dolayısıyla kömürün yol açtığı küresel ısınmayı önlemek için kaya gazı kullanmak kulağa pek mantıklı gelmiyor.

Çin henüz ticari üretime geçmedi ama Mart 2012’de, kaya gazı üretimi için beş yıllık bir kalkınma planı yayınlandı. Nitekim 2015’ten itibaren yılda 6,5 milyar metreküp kaya gazı çıkarmayı planlıyor ve bu, 2015 yılında Çin’in toplam gaz üretiminin yüzde 3’ünü oluşturacak. 2020 yılında Çin yılda 100 milyar metreküp kaya gazı çıkaracak.

 

 

Kayanın yağını, sineğin suyunu çıkarmak

Kaya gazı çıkarmak zor ve pahalı bir süreç. Bunun için hidrolik pompalarla toprağın altındaki kaya katmanlarını kırmanız ve taş gibi öğütmeniz gerekiyor. Bugün dünyada yalnızca Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçekte ticari kaya gazı üretimi yapabiliyor. Bu da Çin’i Batı Dünyası ile stratejik işbirliği yapmaya itti. Çin kaya gazı çıkarmak için Batılı petrol şirketlerinin tecrübesinden yararlanacak.

ABD ile Çin 2009 yılında bir anlaşma imzaladı ve PetroChina, Temmuz 2010’da BP ile işbirliğine gitti. 2012’de sürecin hızlanmasının ardından, bu kez Çin Ulusal Petrol Şirketi ve Shell sözleşme yaptı. Sırada Statoil ile Shenhua Maden Tetkik Arama Kurumu var ve Chevron ile ConocoPhillips de kapıda bekliyor. Bu şirketler Çin’e teknoloji ihraç edecek ve karşılığında kaya gazı üretiminden pay alacak.

 

 

0421.tempreconstruction.PAGES.1141Kaya gazı çevreye zararlı

Çin’in kurduğu ortaklıklar teknolojik güçlüklerin aşılması yönünden faydalı olacaktır ama Çin, bu sefer de su sıkıntısı nedeniyle ABD’nin kaya gazı devrimini (!) başlatamayabilir. Kaya gazı üretmek için bol miktarda suya ihtiyaç var fakat Çin’in rezervleri Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Tarım Havzası gibi kurak topraklarda yer alıyor. Kullanılan suyun kayalardan geçen ağır metallerle kirlenmesi tarım havzaları için büyük risk oluşturuyor.

Kaya gazı üretiminde su, ince kum ve kimyasal maddelerden oluşan özel bir karışım, toprağın altına yüksek basınçlı pompalarla püskürtülüyor. Kaya tabakası basınçlı su altında parçalanıyor ve kayaların arasına sıkışmış olan metan gazı açığa çıkıyor. İşte bu nedenle kaya gazı üretiminde atmosfere atık metan gazı salınıyor ve gazın tamamını depolayıp satmak mümkün olmuyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, kaya gazı için her kuyuda ortalama 20 bin metreküp su kullanılıyor ve bu yüzden kurak bölgelerdeki artezyen kuyuları yeterli olmuyor.

 

 

Geri dönüşüm ve kapalı devre su sistemi

Su sorununu çözmenin bir yolu da toprağa verilen suyu geri almaktır. Arazinin jeolojik yapısına göre, harcanan suyun yüzde 20 ila 50’sini geri kazanabilir ve atık suyu toprağa tekrar basarak su tüketimini azaltabiliriz. Ancak şirketlerin çözücü kimyasallar, asit çözeltisi ve ağır metaller içeren atık suyu kayalara dikkatli bir şekilde pompalaması ve özenle arıtması gerekiyor. Yoksa zehirli kimyasallar derelere ve yeraltı suyuna karışarak hem tarlalara hem de doğal parklara zarar verecektir.

 

Çevreyi korumak için uluslararası regülasyon eksikliği

Pennsylvania Duke Üniversitesi tarafından yapılan yeni araştırmada, kaya gazı üretiminin içme suyunu da zehirlediği ortaya çıktı. Kaya gazı tesislerinin 1 km civarındaki içme su kaynaklarında 17 kat yüksek metan oranlarına rastlandı.

Metan öncelikle yanıcı ve patlayıcı bir gaz: Metanın ölçüsüz bir şekilde suya karışması suyun alev almasına sebep olabilir. Öte yandan, metanlı su mide bulantısı ile baş dönmesi gibi birçok sağlık sorununa yol açabilir ama en büyük tehlike, kaya gazı çıkarmak için hiçbir uluslararası düzenleme yapılmamış olmasıdır. Bu iş Amerikan şirketlerinin insafına kalmış durumda ve ben de kaya gazı çıkaran petrol kartellerinin atık suyu temizlemek için çaba sarf edeceklerine inanmıyorum.

Bununla birlikte, son araştırmalar kaya gazı rezervlerinin beklenmedik ölçüde hızlı tükendiğini gösterdi. Belki de petrol şirketlerinin ekonomik egemenliklerini korumak için uydurduğu kaya gazı balonu patladı! Her halükarda rezervlerin hızlı tükenmesi, insanoğlunu güneş enerjisi gibi alternatifler kullanmaya teşvik edecektir. Bu da bizi kaya gazına bağlı çevre kirliliğinden kurtarır.

 

Güneş enerjisi üreten otoyollarTek çözüm güneş enerjisi

Güneş ve rüzgâr enerjisi gibi çevre dostu teknolojiler petrol şirketlerinin siyasi ve ekonomik baskısı nedeniyle bir türlü yaygınlaşmadı. Ancak, güneş ışığı dışında hiçbir kaynak petrolün yerini alacak kadar yüksek bir enerji potansiyeline sahip değil. Güneş enerjisi dışındaki kaynaklar ya yetersiz ya da pahalı. Hidrojen yakıt hücreli motorlar bile zehirli egzoz gazı çıkarmadığı halde atık su buharı üretiyor ve su buharı küresel ısınmaya yüzde 60 oranında katkıda bulunuyor! Karbondioksitin katkı oranı ise yüzde 20 ile sınırlı ama küresel ısınmada kaçış etkisini tetiklemek açısından karbondioksit bardağı taşıran damla olabilir.

Güneş enerjisi ise küresel ısınmaya yol açmıyor ve çevreyi kirletmiyor. Örneğin, Solar Roadways şirketi güneş enerjili otoyollara yatırım yapıyor. Stanford Üniversitesi ise özel güneş panelleri kullanarak evleri ve fabrikaları Demirdöküm klima gibi soğutmanın bir yolunu buldu. Üstelik bu sistem atık ısıyı atmosfere değil, doğrudan uzaya yansıtarak küresel ısınmayı tümüyle önlüyor. Güneş enerjisine önem verirsek geleceğimiz parlaktır. 🙂

 

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*