Korsan Partiler komünal demokrasinin yeni adı >> Sosyal medya partileri çözüm odaklı “geçici internet partileridir”

Korsan parti amblemiSiyaset değil, çözüm odaklı Korsan Partiler internet özgürlüğünü yasal yollardan savunarak Post Demokrasi ve Sosyal Medya Partisi dönemini başlatıyor.

Anonymous gibi hacktivist grupların tersine, tümüyle yasalar çerçevesinde kalmaya dikkat eden korsan partiler, internette ifade özgürlüğünü savunuyor ve halkın sorunlarını siyasetten uzak bir şekilde çözüyor.

 

Bildiğiniz gibi müzik ve film yapımcıları, yazılım geliştiriciler ve diğer güç odakları internetin vatandaşlara sağladığı ifade özgürlüğünden memnun değiller. Özellikle e-ticaret modellerine yatırım yapmadığı için zarar eden; pahalı yazılımlarını, müzik CD’lerini ve film DVD’lerini korsan kopyalara karşı koruyamayan şirketler interneti filtrelerle kontrol etmeye çalışıyor. Şaibeli ihaleler ve yolsuzlukları örtbas etmek isteyen politikacılar da internet demokrasisinden memnun değil.

 

Sosyal Medya Partisi
New York Belediye Başkanı Bloomberg bir süre önce bu memnuniyetsizliği açıkça ifade etti. Michael Bloomberg, “Sosyal medya bizi her ihalenin hesabını halka vermek zorunda bırakıyor; sosyal meydanının gücünden rahatsızım, halk politikacıları seçtikten sonra artık siyasilerin işine karışmasın” dedi. Günümüzde güç odakları halkın seçimlerde oy vermek dışında hükümetlerin icraatına karışmasını istemiyor. Bu da interneti kısıtlamak isteyen politikacılarla işadamlarının işbirliği yapmasıyla sonuçlanıyor (Örneğin, Bloomberg kurumsal veri hizmetleri veren Bloomberg L.P şirketinin kurucusu ve çoğunluk hissedarıdır).

 

Bizi gözetleyenlerini kim denetleyecek?
Anonymous, RedHack ve Lolz gibi hacktivistler internet üzerinde oluşan baskıyı protesto etmek üzere kurulmuş gruplar. Devletler halkın kendini sosyal medyada demokratik yollardan ifade etmesini önlediği ve şirketler de tüketicilerin hakkını aramasını engellediği için internet özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik protestolar da bu gruplar üzerinden yürüyor. Ancak, hacktivistler düzenledikleri siber saldırılar ile yasaların dışında faaliyet gösteriyor ve bu nedenle hem halkın hem de devletlerin gözünde meşruiyet kazanmakta zorlanıyorlar. Bazı Hacktivistlerin kendi devletleri adına “düşman devletlere” siber saldırılar düzenlemesi veya rakip şirketlerin web sitelerini “kırması” iyi niyetli hacktivist grupların da internet özgürlüğünü savunmaya yönelik imajını sarsmış durumda.

İşte Korsan Partiler tam bu noktada devreye giriyor. Korsan partiler işi siyasete ve ticari çıkarlara boğmadan, laf kalabalığı yapmadan, doğrudan halkın sorunlarını çözmeye çalışıyor. Korsan Partiler halkın fikir özgürlüğünü korumak ve sorunlarını çözmek için internet mecrasını kullanıyor. Gazeteler ve TV’ler iktidar kontrolünde olduğu ve geleceğin haberleşme yöntemi de gazeteler değil, internet olduğu için Korsan Partiler internet özgürlüğünden yana. Biz de sokakta bir çukur gördüğümüzde “Belediye siyasetle uğraşacağına halka hizmet verse; vatandaşın tek istediği hizmet almak” demiyor muyuz? Korsan Partiler bunu yapmak istiyor.

 

Futbola siyaset bulaştı
Bugün futbola siyaset bulaştı. Hangi takımdan olursak olalım, bu yıl yaşanan olayların ardından hiçbir takım artık rahat şampiyonluk yüzü göremeyecek. Kim şampiyon olursa olsun, siyaseti arkasına almakla suçlanacak. Oysa bu yıl ki sıkıntımız neydi? Futbolda şikeyi önlemek değil miydi? Peki, sizce şike önlendi mi? Gelecek yıl hiç şike yapılmayacak mı? Ya adını bile ağzımıza almadığımız futbol bahis mafyası ortadan kaldırıldı mı?

Korsan partiler bu noktada bize faydalı olabilir, çünkü Korsan Partiler “derin memleket meseleleriyle” uğraşmıyor. Doğrudan halkın sorunlarıyla ilgileniyor. Örneğin, Türkiye’de takım tutmaktan ve siyasetten uzak bir Korsan Parti kurulabilirdi: “Futbolda Şikeyi Önleme Partisi”.

 

Demokrasi, çoğunluğun fikrini azınlığa zorla kabul ettirmesidir
İnternet demokrasisi ise bulut bilişime ve dijital sinir ağlarına dayanır. İdeal internet demokrasisinde halk bir fikir üzerinde özgür iradesiyle görüş birliğine varacaktır. Ne çoğunluk diktası olacak ne de sesi fazla çıkan ve terör eylemlerine başvuran bir azınlık ülkenin huzurunu bozacaktır.

İnternet işi kaba siyasete dökmeyen Korsan Partilerle bir dönüşüm geçirirse temsili demokrasinin yerini de doğrudan demokrasi alacaktır. Bugüne kadar doğrudan demokrasi mümkün değildi, çünkü 70 milyonluk bir ülkede halkın mecliste alınan tüm kararlara katılması mümkün değildi ama gelecekte internet her yerde olacak. Beynimiz doğrudan internete bağlı olacak. O zaman gerçek bir ulusal meclis kurabilir ve bütün meclis kararlarını ulusal çoğunluğun katıldığı doğrudan oylamayla alabiliriz.

Bilim adamları teknolojinin beynimizi doğrudan internete bağlaması için en az 50 yıl geçmesi gerektiğini söylüyor. Bu arada Korsan Partiler internette ifade özgürlüğünü savunarak halkın siyasi tartışmalara girmeden en iyi hizmeti almasını sağlayacak gerçek bir çözüm olabilir.

 

Mass Effect video oyunu ve Asari Cumhuriyetleri
Mass Effect video oyununda Asari denilen uzaylılar var. Bu uzaylıların dünyası Asari Cumhuriyetleri tarafından yönetiliyor. Yeni bir yasa çıkacağı zaman o an boş vakti olan ve online olan bütün Asari vatandaşları oylamaya katılıyor. İnternet demokrasisinde çoğunluğun aldığı kararlara uyuluyor. Bunun adı komünal demokrasidir (Asariler ilçe ve semt düzeyinde oy kullanıyor ve Asari Şehir Cumhuriyetleri de bir dünya konfederasyonu değil, tam bağımsız devletlerden oluşuyor). Gördüğünüz gibi komünal demokrasi aslında Marksizim gibi belirli bir ideolojik görüşle sınırlı değil. İnternet, geleceğin dünyasında vatandaşları kör siyaset boyunduruğundan kurtarabilir.

Öte yandan Mass Effect 3 video oyununda Geth adlı bir yapay zeka ırkı da var. Bunlar sentetik yaratıklar, yani robotlar. Geth’ler aslında mobil platform dedikleri robotları işgal eden “akıllı yazılımlar”. Gethler birbiriyle internet üzerinden sürekli iletişim halinde ve bir konu üstünde istisnasız bütün Gethler fikir birliğine varmadan hiçbir karar almıyorlar. Diyeceksiniz ki 10 milyar Geth bir konu üstünde ortak karar alana kadar yıllar geçer, doğrudan demokrasi mümkün değildir. Hayır geçmez. Bu Geth yazılımları dijital iletişim ağları ile ışık hızında haberleşiyor. Üstelik Geth yazılımları süper bilgisayar hızındaki işlemcilerle çalışıyor. Böylece Gethler ışık hızında karar alıyor.

Gethler, devletle veya belediyeyle ilgili kararlarda istisnasız bütün bireylerin fikir birliğine varmasına “konsensüs” diyor. Geth ırkından Legion’ın ifadesine göre, demokrasilerde konsensüs çoğunluk tarafından azınlığa dayatılır. Geth devletinde ise konsensüs herkesin özgürce ortak paydada buluşmasıdır. Gelecekte beyinlerimizi doğrudan internete bağladığımızda biz de bu aşamaya geleceğiz ama o zamana kadar internette ve günlük hayatta hakkımızı arayacak Korsan Partilere ihtiyacımız var.

 

Nedir bu korsan partiler?
Öncelikle Korsan Partinin kısaltması KP. KP’ler genellikle bilişim sektöründe çalışan insanlardan oluşuyor. Bunun nedeni basit. Komünal doğrudan demokrasi için herkesin her an internete bağlı olması gerek. Peki, bu teknolojiyi bize kim sağlıyor? Bilgi Teknolojileri sektörü…

 

KP’lerin ortak prensipleri var. 1) Özgür internet. 2) Her türlü sansürle mücadele. 3) Halkın birbiriyle bilgi paylaşmasını önleyen her türlü sistem ve yasağa karşı olma.

KP’lerin ikinci özelliği işsizlik ve ekonomi gibi konulara “doğrudan odaklanmaması”. KP’lere göre genel işsizlik sorununa odaklanmak yerine caddedeki çukurları kapatırsanız, şirketlerde mobbing yapılmasını önlerseniz ve işe alım sözleşmelerinde personelin özlük haklarını (sigorta vb) korumaya yönelik iyileştirmeler yaparsanız işsizlikle ilgili birçok sorunu zaten çözmüş olursunuz.

 

KP’ler sözde değil, özde çözüm odaklı
Demek ki KP’ler tepeden inme, dayatmacı yapılar değil. İşsizlik gibi genel, soyut bir konuya odaklanmak yerine, çalışanların gerçek sorunlarına yönelik spesifik konulara odaklanıyorlar; yani tümevarım yöntemini uyguluyorlar. Bu KP’lerin işsizlikle veya siyasetle hiç ilgilenmediği anlamına gelmesin. Yalnızca, günlük hayatta “Ahmet Bey gibi çaycıların işsizlik sorununu çözmek için tam olarak ne yapılabilir” gibi pratik konulara odaklanıyorlar.

Örneğin Almanya’da Piraten Partei göç politikası ve endüstriyel hayvancılık gibi sektörel konulara odaklanıyor. Gidip “Amerikan Emperyalizmini devireceğiz veya yabancı uyrukluların haklarını sınırlamak lazım” demiyor. Endüstriyel hayvancılık sektöründe her dinden ve etnik kökenden insanlar çalışıyor. Kısacası KP’ler sözde değil, özde çözüm odaklı.

 

KP’ler siyasi partiler gibi birbirine rakip değil
Yazının sonunda verdiğim linkte görüldüğü gibi Korsan Partiler, Avustralya’dan Brezilya’ya kadar dünyanın dört bir tarafına yayılmış durumda ve KP’ler birbiriyle IRC üzerinden haberleşiyor. Bu da KP’lerin siyasi partilerden bir farkını daha ortaya koyuyor. Korsan Partiler, siyasi partiler gibi birbirine rakip veya birbirinden “oy kapma” sevdasında değil. Tersine, insanlığın ortak konuları için IRC ile haberleşerek diğer ülkelerdeki KP’lerle işbirliği yaptıkları oluyor. KP’lerin sağ-sol gibi bir kaygısı da yok. KP’lere her görüşten insan üye olabilir. Yeter ki çözüm odaklı olsunlar. KP’ler bir Yeşil Hareketi veya Kadın Hareketi de değil. Bu açıdan KP’lerin en büyük farkı internet kullanması, geleneksel medyadan uzak durması…

 

Korsan Partilerin gündemi
Korsan Partiler insan haklarını ve doğrudan demokrasiyi savunuyor. Telif hakkı ve patent yasalarının bireysel fikri mülkiyet ile ifade özgürlüğünü garantiye alacak şekilde reforma tabii tutulmasını istiyor. Ayrıca açık kaynak kod modelinde olduğu gibi iletişim özgürlüğünü vurguluyor, ücretsiz öğretim, sağlık güvencesi, ara bağlantı ücretleri olmadan internete ücretsiz iletişim gibi konularda çözümler geliştiriyor.

 

 

Korsan Partiler bizi tozpembe masal dünyasına ulaştıracak mı?
Elbette hayır. Öncelikle Korsan Partiler sihirli bir çözüm değil. Bugün hiçbir KP tüm dünyada sosyal adaleti sağlayacağım, herkesi Bill Gates kadar zengin edeceğim demiyor. Tek söyledikleri, somut sorunlara odaklandıkları ve halka çözüm getirmek için gerçekten çaba sarf ettikleri.

 

Hacktivistler zararlı mı? Siber eylemcileri çöpe mi atalım?
Bu yazının böyle bir mesaj verme amacı yok. Anonymous gibi Hacktivistler yasaları kötüye kullanarak demokrasiyi kısıtlayan yönetimlerle mücadele etmek için siber saldırılarla kamuoyunun dikkatini çekip kamuoyu bilinci oluşturmaya çalışıyor. İnternet özgürlüğünü savunmada hacktivistler ve Korsan Partiler farklı yollardan, ancak aynı amaç uğruna, yani özgürlükler için mücadele veriyor.

Bir yandan insan hakları temelinde tamamen meşru ve yasal mücadeleler var, öte yandan alacakaranlık kuşağında yürüyen siber eylemciler… Halk her ikisinden de güç alıyor. Hem Korsan Partiler hem de hacktivistler özgür internet ve demokrasi konularında kamuoyunun bilinçlenmesini sağlıyor. Hacktivistler ve Korsan Partiler ifade özgürlüğünü ve interneti kısıtlama eğilimlerini gösteren şirketlerle devletlerin karşısında bir denge unsuru oluşturuyor. Korsan Partiler ayrıca, bir yandan özgürlükten dem vururken diğer yandan da belli devletler veya şirketlerin çıkarlarını korumak için siber saldırı düzenleyen bilgisayar korsanlarına ve siber teröristlere karşı bir denge unsuru sağlıyor. Siber teröristlerin özgürlükçü hacktivistlerin adına leke sürmesini önlüyor.

Bu noktada, Korsan Partileri internetten yasal ve meşru mücadele veren özgürlükçü gruplar kategorisinde değerlendirmemiz gerek. Bulut bilişim, Anlamlı Web 3.0 ve mobil internetin gücünden yararlanan Korsan Partiler, ileride internet üzerinden küresel doğrudan demokrasinin yolunu açacak olan ilk yasal güç odaklarıdır diyebiliriz.

Bunun sonu nereye varır derseniz, Isaac Asimov’un Vakıf ve Dünya romanındaki yaşayan gezegen Gaia’ya varır derim. Gaia dağların köklerinden tarlalardaki gübreye ve okyanus katmanlarından insanların beynine kadar bilgiyi her yerde depolayan gerçek bir bulut bilişim dünyasıydı. Tüm insanların özgürce konsensüs oluşturduğu bu “post demokrasi” dünyasında, Gaia kişisel çıkarlar ve zenginlik uğruna kendine ihanet edemeyecek tek ideal toplumdu.

Beyinlerimizi bilgisayarlara bağladığımızda ya böyle özgür bir toplum olacağız ya da beynimizdeki kontrol çipleriyle beyni yıkanan zombilere dönüşerek George Orwell’ın 1984 romanında olduğu gibi medya diktatörlüğünün sonsuz karanlığında kaybolacağız. Seçim bize ait…

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*