İnsanlar Neden Dinde, Siyasette Anlaşamıyor? >> Sosyologlar din, bilim çatışmasını araştırdı

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansürTürkiye’de yaşanan son bombalı saldırılara dinci bir terör örgütünün yol açtığının açıklanmasının ardından kendimize sormaya başladık: İnsanlar neden dinde, siyasette, anlaşamıyor ve birbirini öldürecek kadar kızıyor? Sosyologlar din, bilim çatışmasını araştırarak bu soruyu yanıtlamaya çalışıyor.

Cahillik nedir?

Konuya düz mantıkla bakarsak her şeyin sebebi yoksullukla cahillik diyebiliriz ve Marksist bir yaklaşımla fakirliğin ve demokratik olmayan toplumlardaki baskıların insanları çileden çıkardığını söyleyebiliriz.

Ancak sosyologlara göre insanların dinde ve siyasette anlaşamamasının daha derin bir sebebi var. Ben de bir araştırmacı ve eğitimci olarak bugün sizlerle bu konuyu paylaşmak istiyorum.

Elbette bu yazıda belirli bir dini veya siyasi görüşü savunmayacağım; çünkü bu sorunumuzu çözmez. Belirli bir görüşü savunsam bazı okurlar bana katılır, diğerleri ise karşı çıkardı. Oysa bizim hangi görüşten olursak olalım, önce insanların neden anlaşamadığını “anlamaya” ihtiyacımız var.

İlgili yazı: Hangi dinsel inanış daha çok şiddet içeriyor?

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Twitter’da şiddetli tartışmalar çıkabiliyor.

 

Tek bir sebebi yok

Yoksulluk ve cahillik açıklamaları da yetersiz kalıyor; çünkü varlıklı insanlar arasında büyük anlaşmazlıklar çıkıyor. Hatta komplo teorilerine göre dünyayı varlıklı insanlar karıştırıyor.

Öyleyse bizim din-bilim-siyaset çatışmalarının ve terör olaylarının bilişsel, psikolojik kökenine inmemiz gerekiyor. Bu konuda bize Dartmouth College öğretim üyesi Prof. Dr. Michael S. Evans’ın yakın tarihli sosyoloji araştırmaları yardımcı olacak.1-2-3-4

İlgili yazı: Hayat neden var? Evrimin termodinamik kökenleri

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Darwinci evrim biyologu Richard Dawkins kendi görüşlerini savunacak güçlü bir donanımı olmasına rağmen, 2 yıldır Twitter polemikleri başlatıyor.

 

Din ve bilim çatışması

Eskiden internet ve bildiğimiz anlamda terörizm yoktu. Demokratik gösteriler de yapılmıyordu. Eski zamanlarda insanların komşu kasabadan bile haberi yoktu. Bu nedenle tarihin ilk ideolojik çatışması din ve bilim arasındaki çatışmaydı. En azından Batı dünyasında ve Ortadoğu’da 2000 yıldır böyle. Biz de evrim teorisinden yola çıkarak bunu inceleyelim.

Darwin’in Türlerin Kökeni kitabını yayınlamasından bu yana 150 yıldan uzun bir süre geçti ve biz hâlâ evrim teorisine inanıyorum-inanmıyorum üzerinden bir din ve bilim çatışması yaşamaya devam ediyoruz. Bilim insanları için sorun yok, ama halk arasında hararetli tartışmalar sürüyor.

İlgili yazı: İnternet özel hayatı nasıl yok etti?

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Pat Robertson, Tanrı ateistleri depremden kurtarmayacak dedi.

Her iki taraf da bel altı vurabiliyor

Her iki görüşten dinsel ve bilimsel liderler halkı birbirine düşüren kışkırtıcı açıklamalar yapabiliyor. Örneğin, Darwinci evrim biyologu Richard Dawkins Tanrı Yanılgısı kitabındaki argümanlarını savunmak yerine Twitter’da polemiğe sapmaya başladı.

Son olarak Amerika’da yaşayan Sudanlı bir gencin okulda saat yaptığı için (!) bomba hazırlamakla suçlanarak gözaltına alınması olayını fanatik teröristlerin kafa kesmesine benzeterek “ikisi de çocuk ve tehlikeli, çocuk terörist var sonuçta” demişti.

Öte yandan, Pat Robertson da akıllı tasarımı savunurken evrime inananların felaket kapıyı çaldığında Tanrı’dan yardım beklememeleri gerektiğini söylemişti.

Biz de bu tür tartışmalara tanık oluyoruz. Örneğin “Deprem günahkarların mahallelerini vuruyor, ilahi adalet bu” diyenler var ya da şu video linkinde olduğu gibi insana “Dünya dönüyor, ama sen uzayda sabitsin” dedirten ve gökbilimle çelişen açıklamalar yapanlar var.

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Geçen yıl kaybettiğimiz Dr. Özgür Uçkan diğer aktivistlerle birlikte 2011 yılında Türkiye’nin en büyük sansür karşıtı yürüyüşüne destek verdi (İstiklal Caddesi’nde +50 bin kişi).

 

İnsanlar neden polemik yapıyor?

Yukarıdaki beyanların hangisine inanacağı insanın kendi muhakemesine kalmış. Bireysel kararlar söz konusu olduğunda, bunlar başkalarının öğrenim ve ifade özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece, kimse kimseye karışamaz.

Ancak, bilim-din-siyaset tartışmalarında insanların konuyu tartışmak yerine meseleyi kişiselleştirip polemik yarattığını ve bunun da halkı kışkırttığını görüyoruz. Tabii ki bunu yapanlara provokatör deyip işin içinden çıkabiliriz, fakat bunu yapmak tartışmaları önlemiyor. Polemik eğiliminin ardındaki sebebi de incelemek gerekiyor.

İlgili yazı: İnternette sansüre karşı Orbot ve TOR Browser rehberi

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Fransız Devrimi.

Takım tutar gibi siyaset yapmak

Bu tür argümanların ortak özelliği (düşmanlık yaratarak insanlara hakaret eden horoz dövüşü benzeri hamasi tartışmalar olmadıkları zamanlarda bile), söz konusu konuları savunan kişilerin asla geri adım atmaması, taviz vermemesi ve her an hararetli tartışmalara hazır olmasıdır.

Evrimden örnek verirsek belki bilim insanları dinden anlamıyor, belki dindarlar bilimden anlamıyor diyebiliriz. Arada bir iletişim kopukluğu olduğu kesin. Bunun için bilimi veya dini suçlayanlar var: Belki bilim ve din hayatın veya insanın kökeni ya da hakikat hakkında birbiriyle çatışan iddialarda bulunuyor.

Belki din ve bilim hayatın farklı alanlarına hitap ediyor. Bilim gerçek ve bilgiyle ilgilenirken, din ahlaki değerler ve hakikatle ilgileniyor veya dinle bilim birbirinden farklı diller kullanıyor. Bunları birbirine karıştırmamak gerekiyor (filozof Wittgenstein’ın Tractatus Logico-Philosophicus eserindeki argümanı).

İlgili yazı: Sanal gerçeklik sosyal ağı vTime Android’de son moda

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Kanlı mı, kansız mı? Fransız Devrimi kanlıydı ve arkasından Hegel’in “Ata binmiş akıl” dediği diktatör Napolyon geldi.

 

İlk iki açıklama doğruysa

Bilimle dinin ilelebet çatışma içinde olacağını ve asla yararlı bir tartışma ortamı yaratamayacağını söyleyebiliriz. Üçüncü seçenek ise bilim ve din arasındaki yanlış anlamaların giderildiği bir uzlaşma alanının yaratılmasını sağlayabilir.

Örneğin, “Bilim ve din ilk insan derken farklı şeyleri kast ediyor: Biri biyolojik ilk insan diğeri ahlaklı ilk insan” gibi söylemler geliştirilebilir. Ancak yazıda bu noktayı savunsam tartışma bu cümle üzerinden yürüyecek değil mi? Yine bir sonuca varamayacağız, yine anlaşamayacağız!

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Belki de sorun insanlarda

Evet, bu durumda hayatta hangi görüşe sahip olursak olalım asıl sorunun yaptığımız seçimlerde ve savunduğumuz görüşlerde değil de kavgacı davranışlarımızda olduğunu söyleyebiliriz.

Gerçekten de şöyle arkanıza yaslanıp sakin kafayla düşünürseniz din, bilim, siyaset çatışmasının içini istediğiniz şekilde doldurabilirsiniz: Eşcinseller ve LGBT hakları, kadına ayrımcılık, mini etekli kadın ahlaksızdır iddiaları, şu partiye oy atan vatan hainidir iddiaları… Kavga etmek için ne kadar çok nedenimiz var değil mi?

İlgili yazı: İnternette sansürü TOR Browser’la aşın

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Amerika’da siyahların ifade özgürlüğü için mücadele eden Martin Luther King 1964’te Nobel Barış Ödülü aldı ve 4 Nisan 1968’te, Memphis’te öldürüldü.

 

Öyleyse neden anlaşamıyoruz?

Bunun için kök hücre tedavisinden evrime kadar birçok alanda fikir belirten düşünce liderlerine bakalım. Bunlar sanatçılar, filozoflar, bilim insanları, mühendislerdir.

Politikacıları özellikle için içine katmıyorum, çünkü onların amacı (genellikle) oy almak veya başka şeyleri unutturmak için bilerek kavga çıkartmaktır ve istisnalar kaideyi bozmaz (Aha! Ben de görüş bildirdim. 🙂 )

Michael S. Evans bütün bu kısır tartışmaların üstüne çıkıp insanların dinde, siyasette ve bilimde neden anlaşamadığını göstermek üzere büyük veri analizi kullandı. Şunu zaten biliyoruz: İnsanlar kendi görüşlerini çürüten açıklamalar karşısında inadına kendi inançlarına sarılıyor.

Ayrıca kendi fikrine aykırı insanları okumak yerine, kendi gibi düşünen insanların yazılarını okuyor veya karşı argümanlar arasında algıda seçicilik yaparak sadece işine yarayan cümleleri seçiyor. Bunu ara sıra hepimiz yapıyoruz. Evans da biliyor, ama büyük veri analizini kullanarak anlaşmazlıkların en temeline inmek istiyor.

İlgili yazı: İnternette teknik katip ve gözetimi önleme rehberi

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

Bakın ne buldu?

Bilgisayar öğrenme tekniklerini kullanarak bilim ve din konusundaki haberlerle makaleleri inceleyen Evans, Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu gibi halka mal olmuş politikacıların bile nadiren birbiriyle tartıştığını fark etti.

Politikacılar, din adamları, bilim insanları, mühendisler, filozoflar, sanatçılar, gazeteciler, fikir önderleri nadiren birbiriyle birebir tartışmaya giriyordu. Seçimlerde bile yan yana oturup birbiriyle laf yarıştırmaya çekiniyorlardı.

Bunun yerine basın ve yayın kanallarını kullanarak, özellikle de TV’ye çıkarak kendi görüşlerini savunuyor, bu sırada kitleleri ayağa kaldırıyorlardı.

İlgili yazı: İnternetinizi uçuracak en iyi 10 modem

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Öte yandan halk farklı

Kısacası TV programlarına katılarak, demeç vererek, kitap yazarak kendi görüşlerini halkın önünde savunuyorlardı, fakat birbiriyle kavga etmiyorlardı. Ancak halk farklı davranıyordu.

Aslında halk bir başbakan gibi TV kanallarını sabah-akşam işgal edemiyordu; ama en azından kendi görüşünü basit bir blogda yayınlayarak internetten paylaşabilirdi. Oysa bunu da yapmıyordu. Evans gerçeği bulmak için farklı dünya görüşlerine sahip yüzlerce Amerikalıyla anket yaptı ve şunu keşfetti:

Amerikalılar fikir önderlerinin TV’de ve internette bir araya gelerek kendi görüşlerini birbiriyle adam gibi tartışmasını istiyordu; ama liderler bunu yapmak yerine sadece mitinglerde yandaşa konuşarak kendi propagandasını yapıyordu. Bu da halk arasında polemiğe yol açıyor ve insanları gaza getiriyordu.

İlgili yazı: Twitter ve Facebook engellenirse en iyi 5 VPN

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Önemli örnek

Örneğin gay eylemciler ile dinsel liderler birbiriyle tartışmak yerine TV’de birbirini eleştiriyorsa Amerikalılar bunu dinlerin eşcinsellerle çatışma içinde olduğu şeklinde anlıyordu. Aynı şey politikacılar için de geçerliydi.

Kısacası Amerikalıların din, bilim ve siyasi görüşlerin birbiriyle kavga ettiğini sanmasının nedeni fikir önderlerinin, özellikle de politikacılarla din adamlarının işi polemiğe dökmesiydi. Öyle ki insanlar bu radikallerin peşinden gidiyor ve ılımlı insanların uzlaşmacı görüşleri arada çöpe gidiyordu.

Bugün Amerika’da din ve bilim gibi netameli konularda diyalog başlatmak isteyen birçok sponsorlu proje var. Bunlardan biri Amerikan Bilim, Etik ve Din Üzerinde Bilimsel Diyalogu Geliştirme Birliği. Diğeri de Cambridge Edmund’s College Faraday Bilim ve Din Enstitüsü.

 

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Ancak yeterli değil

Çünkü din, bilim, siyaset konusundaki çatışmaların sebebi insanların bu konuların tartışmalı noktalar olduğunu bilmemesi değil. Polemiklerin sebebi tam olarak insanların neden söz ettiğini bilmemesi de değil. Tersine kendi konularında çok bilgili uzmanlar var. Asıl sorun insanların birbiriyle tartışmayı bilmemesi, insanların tartışma kültürünün olamaması.

Kendi anne-babanızı hatırlayın. Ne diyorlar? Tartışma çıkarma diyorlar. Neden? Çünkü tartışmayı hep kavga olarak anlıyoruz. Oysa İngilizce tartışma anlamına gelen discussion ve debate kelimelerinin kavgayla ilgisi yoktur.

 

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Öyleyse ne yapabiliriz?

Öncelikle sadece fikirleri savunmalı ve fikirleri eleştirmeliyiz. İnsanları ve kurumları savunmaktan ve insanlarla kurumlara saldırmaktan vazgeçmeliyiz.

En basitinden, karşımızdaki insana “Ulan salak! Ne anlamıyorsun?” demeyeceğiz veya hükümetin icraatlarına kızacağımız yerde “Devlet yapıyor” deyip geçmeyeceğiz, en azından devletle hükümeti birbirine karıştırmayacağız. Yeri geldiğinde ikisini ayrı ayrı eleştireceğiz.

Ayrıca asla ve asla insanların fiziksel özelliklerini alay konusu yapmayacağız. Örneğin bana “Dört göz” diyemezsiniz. Derseniz sizi muhatap bile almam. Salak olduğunuzu düşünürüm ve tartışma başlamadan ölür. Neden?

Çünkü tartışmak yerine kişiselleştirdiniz, fikrinizin eleştirilmesini üstünüze alındınız. Neden? Ezik misiniz (kışkırtıcı oldu değil mi)? İşte böyle şeyler. Üstelik bazı fiziksel özellikler insanların elinde değildir.

İlgili yazı: Raspberry Pi ile gerçek internet hızınızı ölçün >> Servis sağlayıcıya hızımı artır deyin

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Efendi olalım

Örneğin 18 ay kasarak 24 kilo verdim, beğenmedim ve üstüne iki kilo daha verdim. Peki ya diyabet hastaları? Peki ya gut ve benzeri nedenlerle kilo veremeyenler? Onlar ne yapacaklar? Şişman ya da zayıf; bir insanın kişiliğine ve dış görünüşüne saldırmak tartışmak değildir. Belden aşağı vurmaktır. Polemik yapmaktır.

Bir başka nokta şu: Kendi argümanlarımızı önce kendi blogumuzda, sonra forumlarda savunmalıyız; ama sokağa inip birbirimizle kavga etmemize gerek yok. Unutmayın, size göre bir vatan haininin bile demokrasilerde ifade özgürlüğü vardır. Sokakta demokrasi forumları olabilir, Gezi’de bunu yaptık; ama kavgadan uzak durmalıyız.

Elbette ifade özgürlüğü hakaret özgürlüğü ve kışkırtıcılık değildir; ama buna siz karar veremezsiniz. Buna yasal çerçeve karar verir. Neden böyle? Çünkü dünyada 7 milyar 300 milyon insan var. Sizce normal olan bir cümleyi hakaret olarak kabul edecek bir insan mutlaka vardır. O yüzden her eleştiriye hakaret davası açanlara ifade özgürlüğünü engellemekten karşı dava açmak gerekebilir.

Nitekim İngiltere’de 4 yıl önce alınan bir yüksek mahkeme kararına göre, sosyal ağlarda başbakanı bile ağır hakaret dışında istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz. Twitter bu konuda masum değil, ama Twitter’ın özgür ifadeyi sınırlayan kurallarına ayrı bir yazıda değineceğim.

İlgili yazı: Ne kadar hızlı düşünüyoruz? Peki özgür irade var mı?

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Voltaire’e atfedilen bir söz var

“Fikirlerinize katılmıyorum ama onları savunma hakkınızı ölene dek savunacağım.” Aslında Özgürlük, Eşitlik ve Adalet sloganlarıyla kanlı Fransız Devrimi’nin izlerini taşıyan bu söz Evelyn Beatrice Hall’a ait.

Ancak bu sözlerin başkalarının özgürlüğünü ortadan kaldırmak isteyen; örneğin “Demokrasi amaç değil, araçtır” diyenlerin haklarını savunmak anlamına geldiğini sanmayın. Bu sözlerin barışçıl eylem özgürlüğünün ötesine geçerek fikirlerini insan öldürerek savunan teröristlere izin vermek olduğunu da sanmayın; çünkü doğal hukukta ve anayasamızda özgürlükleri ortadan kaldırma özgürlüğü yoktur.

Hatta burada size ünlü romantik edebiyatçı Voltaire’in kendi sözlerini alıntılayabilirim. Diyor ki “Sözde tolerans göstermeme özgürlüğü saçma ve barbarcadır. Bu ancak bir kaplanın hakkı olabilir. Hayır daha beteri; çünkü kaplanlar yemek yemek için parçalar. Oysa biz birbirimizi paragraflarla parça parça ediyoruz.”

İlgili yazı: Telepatik İnternet ile İnsanlar arasında düşünce transferine hazır mısınız?

Din-bilim-din_bilim-ifade_özgürlüğü-sansür

 

Saygı yoksa baskı ve kavga var

Ben de bugün Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı olan Teoman Duralı hocamdan bir felsefe dersinde Voltaire’in fikirlerinin tersine şu sözleri duymuştum: “İslam’da tolerans yoktur. Hoşgörü vardır. Ya İslam’a uygun davranırsın ya da aykırı olursun, ama bizden olmayanı hoş görüyoruz tabii.”

Öyleyse din, bilim, siyasette neden anlaşamıyoruz yazımızın sonunda ben de Mithat Bereket’in İsrail’de tatil günü sokakta röportaj yaptığı için polis çağıran kadına verdiği cevaptan alıntı yapmak istiyorum: “Senin özgürlüğün benim burnumun başladığı yerde biter.”

1Evans, Michael S. 2014. “Religion and Political Decision Making.” Journal for the Scientific Study of Religion 53(1):145-163.
2Evans, Michael S. 2012. “Who Wants a Deliberative Public Sphere?” Sociological Forum 27(4):872-895.
3Evans, Michael S. 2014. “A Computational Approach to Qualitative Analysis in Large Textual Datasets.” PLOS ONE 9(2): e87908.
4Evans, Michael S. 2012. “Supporting Science: Reasons, Restrictions, and the Role of Religion.” Science Communication 34(3):334-362.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*