Herkes Nerede? – 4 >> Yoksa uzaylılar aramızda mı yaşıyor?

uzaylılar arımızda 6

Uzaylı türkücü Mustafa Topaloğlu’nu saymazsak başlıktaki soru 50’li yıllarda çekilmiş ikinci sınıf bir Hollywood filmi senaryosuna benziyor. Oysa Evren’de bu güne kadar Dünya dışı uygarlık bulunamamasından yola çıkan bilim adamları, uzaylıların aramızda yaşıyor olabileceği sorusunu ciddi ciddi soruyor.

Elbette bu kadar basit düşünmüyor ve komplo teorisi uydurmuyorlar ya da Men in Black filmindeki gibi uzaylıların gerçekten aramızda yaşadığına inanmıyorlar. Ancak, Cambridge Üniversitesi’nden evrimci biyolog Simon Conway Morris, evrim teorisinden yola çıkarak uzaydaki diğer olası zeki canlı türlerinin genel olarak insana benzediğini öne sürüyor.

Morris, ET’ye benzeyen küçü yeşil / gri adamların bir hayal olduğunu belirterek uzaylıların da insanlar gibi iki bacaklı, iki kollu ve büyük beyin barındıran koca kafalı canlılar olması gerektiğini düşünüyor.

 

uzaylılar aramızda 4

Men in Black

 

Evren’de ET’ye benzeyen uzaylılar yok

Morris’in senaryosu basit: Güneş Sistemi’nin dışındaki Dünya benzeri gezegenlerde zeki canlı türleri ortaya çıkmışsa bunlar Dünya benzeri şartlarda evrim geçirmiş olmalılar ve bu nedenle genel olarak insansı (humanoid) olmaları gerekiyor.

Morris’e göre Yıldız Savaşları filmindeki uzaylılar gerçekçi olmayan abartılı yaratıklar. Öte yandan, Uzay Yolu dizisinde plastik maske takmış aktörlerin canlandırdığı Klingonlar, Romuluslular, Andorlular ve Trillerin; yani insana benzeyen uzaylıların galakside yaygın olma ihtimali daha yüksek.

 

uzaylılar aramızda 5

ET

 

Yakınsayan evrim

Darwinci evrim biyologları uzaylılarla ilgili bu teoriyi yakınsayan evrim olarak adlandırıyor. Kısacası benzer çevre şartlarında benzer canlılar evrimleşir diyorlar. Elbette meseleye biraz daha kompleks bakıyorlar. Örneğin, diğer gezegenlerde de maymunların ve dinozorların ortaya çıktığını söylemiyorlar.

Ancak dünya benzeri gezegenlerde zaman içinde dinozorlara, kertenkelelere, sürüngenlere, memelilere, çiçekli ve odunsu bitkilere benzer canlılar (analog eşdeğerler) ortaya çıkacağını varsayıyorlar. Bundan yola çıkarak zeki uzaylıların da insana benzemesi gerektiğini savunuyorlar.

 

5o67

 

Kitabında yazdı

Morris, Evrimin Rünleri: Evren Nasıl Bilinç Geliştirdi? başlıklı kitabında yakınsayan evrim teorisini anlatıyor. Bu teorinin temel argümanı çok ilginç: Benzer ortamlarda yaşayan farklı türler benzer biyolojik özellikler geliştirirler.

Örneğin ahtapot gözü ile insan gözünü karşılaştıralım. Denizde yaşayan solungaçlı ahtapotlarla karada yaşayan akciğerli insanların ortak ataları evrim geçmişinde o kadar eskiye uzanıyor ki bugün pratikte ahtapotların insanlarla ilgisi olmadığını söyleyebiliriz.

Oysa deniz tabanındaki çevre şartlarının primat atalarımızın 20 milyon yıl önce yaşadığı yağmur ormanlarına benzemesi yüzünden (ışık ve gölgeler), üç boyutlu ve renkli gören ahtapot gözü de insan gözüne çok benziyor.

 

uzaylılar aramızda 3

 

Uzaylılarla anlaşmamız kolay olacak

Uzaydan bize sinyal gönderen Dünya dışı zeki canlılarla nasıl iletişim kurabileceğimiz konusunu ayrı bir yazıda ele alacağım. Bugüne kadar neden Evren’de uzaylı bulamadığımızla ilgili varsayımları ise Herkes Nerede yazı dizimizin ilk üç bölümünde anlatmıştım. Ancak Morris’in uzaylılarla temas kurma konusuna yeni bir soluk getirdiğini kabul etmemiz gerekiyor.

Morris açısından işimiz kolay. Uzaylıların dış görünüşü ve iç organları genel olarak bize benzeyecek. Bu yüzden kafa yapıları ve kültürleri de benzer olacak. Dolayısıyla uzaylılarla iletişim kurmamız, onların dilini öğrenmemiz, onlarla konuşmamız da kolay olacak. Kendisi şöyle açıklıyor:

“Nereye baksanız görüyorsunuz. Kitabımın teması ile okuru nazikçe yönlendirerek bilişsel gelişmişlik, büyük beyinler, zeka, alet yapımı gibi en çok önem verdiğimiz şeylerin yakınsayan evrim nedeniyle Evren’deki uygarlıklar arasında ortak özellikler olması gerektiğini gösteriyorum. Bu nedenle prensipte Dünya benzeri gezegenlerde benzer canlı türleri ortaya çıkmalı.”

İlgili yazı: Mamutları klonlayarak hayata döndürebilir miyiz?

 

uzaylılar aramızda 14

Ancak Dünya’da bile canlı türlerinin birbirinden ne kadar farklı olduğundan yola çıkarsak Morris’in argümanı biraz zayıflıyor. Örneğin motosiklet de otobüs de motorlu kara taşıtı. Çok mu benziyorlar?

Sadece insanlar benzemiyor, hayvanlar da benziyor

Cambridge Üniversitesi profesörü bu konuda hızını alamayarak bitki ve hayvan türlerinin de Dünya benzeri gezegenlerde benzer olması gerektiğini söylüyor. Ancak kendini frenlemesini de biliyor: “Tabii ki Dünya benzeri bütün gezegenlerde hayat var ve insana benzeyen canlı türleri var demiyorum. Ancak uzaylılar varsa genel olarak bize benziyorlar diyorum.”

“Örneğin gelişmiş bir yapıya sahip uzaylı bitkisinin dünyadaki çiçeklere çok benzediğini göreceksiniz. Sinek gibi uçacaksanız sineğe benzemeniz lazım. Köpekbalığı gibi yüzeceksiniz köpekbalığına benzemek lazım. Sıcakkanlı canlılar da kuşlarla memelilere benzemeli. Çünkü bunu yapmanın yolları sınırlıdır.”

 

uzaylılar aramızda 12

 

Morris haklı mı?

Öncelikle Morris’in argümanlarını iyi anlamak için kitabını okumamız gerekiyor. Siz de ilk bakışta “Ahtapot gözüyle insan gözü birbirine benziyor olabilir, ama ahtapotlar uygarlık kurmadı ve İngilizce konuşmuyorlar. Bu nedenle genel benzerlikler uzaylılarla insanların aynı kafa yapısına sahip olduğunu göstermez” diyebilirsiniz.

Ancak Morris’i iyi anlamak gerek. Morris uzaylı sineklerin sineklere, Dünya dışı zeki canlı türlerinin de insanlara benzeyeceğini söylüyor (canlıları türlerine göre benzetiyor).

İlgili yazı: Büyük keşif >> Teknoloji insan icadı değil

 

Neanderthal Man

Neandertal

 

İnsan tek zeki canlı değildi ki!

Sonradan tek zeki canlı türü oldu. Bir zamanlar insanlar Dünya’yı insan cinsinden en az üç zeki canlı türüyle paylaştılar: Homo heildelbergensis, Homo neanderthalensis (Neandertaller) ve Homo erectus (dik yürüyen insan). Diğerlerinin soyu çeşitli sebeplerle tükendi ve geriye sadece biz kaldık (Homo sapiens sapiens).

Ancak, hepimiz Homo cinsinden geldiğimiz için dış görünüş ve iç organlar itibariyle birbirimize çok benziyorduk. Hatta Neardertallerle uğraşırsak aynı dili konuşup anlaşabiliyorduk! Morris, uzaylılarının bize benzediğini gösteren yakınsayan evrim teorisini bu şekilde savunuyor.

Öte yandan, bütün bu benzerliklerin Dünya’daki bütün insanlarla artık soyu tükenmiş olan akrabalarımızın aynı ortak atadan gelmesinden kaynaklandığını da söyleyebiliriz. Oysa uzaylıların ataları bizden farklı olacak ve insanların atalarıyla hiçbir ilgileri olmayacak. Peki bu ne anlama geliyor?

İlgili yazı: Dünya’da hayat sıfırdan başlasa insanlar tekrar ortaya çıkabilir miydi?

 

uzaylılar aramızda 11

Homo heildelbergensis (balmumu heykel ve fotomontaj).

 

Atalarımızı hayvan gibi avlıyorlardı

Bu durum Morris’in savının tersine, uzaylıların bize sandığımız kadar benzemediğini gösteriyor olabilir: Örneğin Homo erectus büyük ihtimalle bizim atalarımızı 70 bin yıl önce Hindistan’da geyik gibi avlayıp öldürüyordu!

Kısacası birbirimize benzesek bile Homo erectus’un kafa yapısı bize göre o kadar ilkel ve farklıydı ki insanları ırkdaşı değil, av hayvanı olarak görüyordu. Homo heilderbengesis de ölülerini insan gibi gömmüyordu. Öldüğü yerde balmumu heykel gibi bırakıp gidiyordu. Açıkçası kafalarında ölümden sonra hayat, ruh ve maneviyat gibi kavramlar yoktu (İnsanlarda da yamyamlık var tabii ama biz bunu büyük ölçüde aştık).

İlgili yazı: Ateşi ne zaman kullanmaya başladık?

 

uzaylılar aramızda

Homo erectus taşla insan avlardı.

 

Aynı dili konuşmamız çok zor

Öyleyse bu bize ne anlatıyor? Bu da gösteriyor ki soyu tükenen diğer zeki insan cinslerine ne kadar benzesek de onlarla bir türlü anlaşamıyor, aynı arazide barış içinde yaşayamıyorduk.

Öyleyse yakınsayan evrimin yol açtığı biyolojik benzerliklere rağmen, dış görünüşte bize benzeyen uzaylılarla da hiç anlaşamayabiliriz. Hele bizim gibi saldırgan ve işgalci bir uygarlıksa aramızda dünyalar savaşı çıkabilir.

Ünlü fizikçi Stephen Wolfram’ın matematik dilinin bile evrensel bir dil olmadığından, insan icadı olduğu görüşünden ve seksenlerde yazdığı bir yazılımla bugüne dek 50 bin farklı matematik dili bulduğundan yola çıkarsak uzaylılarla ortak matematik dili konuşmamızın bile çok zor olduğunu söyleyebiliriz.

İlgili yazı: Kuantum bilgisayarlar klasik bilgisayarlara karşı

 

uzaylılar aramızda 7

Uzay Yolu’nda Klingonlar bize oldukça benziyor. Aynı dili öğrenip konuşacak kadar.

 

Uzaylılar varsa neden merhaba dünyalı demediler?

Evet, benim ilk bakışta Morris’e karşı çıkmak öne sürebileceğim argümanlar bunlar. Ancak hangimizin haklı olduğunu şimdilik bilemeyiz. Çünkü Evren’de bizden başka zeki canlı görmedik. Elimizde istatistiksel açıdan anlamlı numune büyüklüğü yok. O yüzden ne desek boş, fakat Morris yakınsayan evrim teorisiyle başka bir soruya da yanıt arıyor: Fermi Paradoksu’na, yani herkes nerede sorusuna.

Enrico Fermi 50’li yıllarda şunu sordu: Uzaylılar varsa neden merhaba Dünyalı demediler? Herkes Nerede yazı dizisinin önceki bölümlerinde incelediğimiz gibi yenir yutulur cinsten bir soru değil bu. Morris’in belirttiği üzere sorunun cevabını da bilmiyoruz: “Yalnız olmamamız gerekiyor ama tüm kanıtlar tersini gösteriyor.”

 

uzaylılar aramızda 9

Morris’e göre Yıldız Savaşları yanılıyor. Zeki uzaylılar kabaca insana benzemek zorunda.

 

“Belki uzaylılar saklanıyordur ki Arthur C. Clarke böyle düşünüyordu veya Stephen Baxter’ın zekice ifade ettiği gibi sanal bir dünyada yaşıyoruz. Dürüst olmak gerekirse ben de bilmiyorum. Ancak daha iyi bir açıklamanın yokluğunda, gerçekliğin yüzeyini daha yeni kazımaya başladığımızı söyleyebilirim.”

Peki ya Morris sandığından haklı çıkarsa? Peki gerçekten uzaylılar aramızdaysa ne olacak? Bazı teorilere göre hayat Dünya’da değil, Mars’ta ortaya çıktı ve biz de Mars’tan Dünya’ya gelen organik bileşiklerin soyundan geliyoruz. O zaman biz de uzaylıyız ama farkında değiliz! 😀

İlgili yazı: Mars’ta fosilleşmiş toprak bulundu

One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*