Dünya’da Eksen Kayması >> Buzların erimesiyle gezegenin eksenini 12 metre kaydırdık

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksenDünya’yı devirdik. Son 60 yılda yol açtığımız küresel ısınmanın özeti bu. NASA Jet İtki Laboratuarı, kutuplarda eriyen buzlar ve Güneydoğu Anadolu gibi orta enlemlerde yeraltı sularının kuruması nedeniyle Dünya’nın gittikçe daha fazla yalpaladığını buldu. Bu da önümüzdeki yıllarda şiddetli sel ve kuraklık gibi doğal afetlere yol açacak.

Eksen kayması

Şansımıza Dünya’nın eksen eğikliğinde değişen bir şey yok. Eskisi gibi 23,4 derece, ancak Dünya uzayda topaç gibi dönerken yalpalıyor; yani tıpkı yerde dönen bir top gibi sağa sola yatıyor. Bu da bizi yazıdaki eksen kayması başlığına getiriyor:

Dünya’da 12 bin yıl önce sona eren buzul çağına gezegenimizin yalpalaması yol açtı. Yalpalama kuzey yarımkürenin yıllık ışık alma açısının değişmesine neden oldu. Pratikte kış güneşi daha uzun sürdüğü için kuzey yarıkürede kar yağışı arttı ve buzların zamanla kalınlaşıp daha fazla güneş ışığını uzaya yansıtması neticesinde Dünyamız soğuyarak buzullarla kaplandı.

Bu aslında periyodik bir döngü: Jeolojik olarak Dünya 100 bin yıllık dönemlerde büyük yaz, büyük sonbahar, büyük kış ve büyük ilkbahar dönemlerine giriyor. Jeolojik mevsimler 25 bin yıl sürüyor. Örneğin şu anda büyük ilkbahar ortasındayız ve büyük yaz kapıda.
İlgili yazı: Paris’te Küresel Isınma Duracak Yalanı >> 2045’te Dünya sıcaklığı 2 derece artacak

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Dünya’nın eksen eğikliği 23,4 derece. Ilımlı mevsimlere yol açan da bu. Gezegenimiz Uranüs gibi yan yatsaydı ekvator donardı. Ay’ın kütlesi Dünya uzayda topaç gibi dönerken gezegenimizi dengeliyor ve tümüyle yan yatmasını önlüyor. Buna rağmen Dünya dönerken gittikçe artan şekilde yalpalıyor ve dönme ekseni hızlanarak kayıyor (solda).

 

Küresel ısınma yok diyenler yanıltıyor

Dünya’nın eksen eğikliği sabit kalmakla birlikte doğal yalpalamaya bağlı ısınma dönemleri Amerika’da küresel ısınmayı inkar eden politikacılar tarafından halkı yanıltmak amacıyla kullanılıyor.

Küresel ısınmanın insan icadı fabrikalardan kaynaklanmadığını ve sıcaklık artışının doğal olduğunu öne süren politikacıların asıl amacı ise şirket sahiplerini küresel ısınmayı önlemek için temiz teknolojilere yatırım yapmaktan kurtarmak. Sonuçta halk küresel ısınmaya inanmazsa kimse bu şirketleri çevreyi korumak için para harcamaya zorlamayacak.

Elbette küresel ısınmayı kanıtlayan bilimsel raporları görmezden gelen saçma bir argüman bu, ama iklim değişikliği konusunda politikacıların kafa yapısını anlamak için şart: Tıpkı bizde olduğu gibi Amerika’da da politikacılar gerçeklerle pek ilgilenmiyor ve halktan oy aldıkları sürece istediklerini yapabileceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle bilim insanları ne derse dersin halkı küresel ısınma olmadığına inandırmaları yeterli.

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Eksen kayması ve yalpalama farklı şeyler ama Dünya’nın yalpalaması arttıkça eksen kayması hızlanıyor. Şimdilik 12 metrelik eksen kayması var. Bu, gezegenin 23,4 derecelik eksen eğikliğini değiştirmeye yeterli değil ama büyük kuraklıklara, sel felaketlerine ve çölleşmeye yol açmak için yeterli.

 

Oysa sorun başka

Şirket sahipleri de bu konuda mantıksız davranıyor. Küresel ısınma doğal sebeplere bağlı olsa bile, bugün insan uygarlığı ve insan türünün geleceğini tehlikeye sokacak boyutlara ulaştı. Küresel ısınma zengini de yoksulu da tehdit ediyor. Bu nedenle Dünya’nın ısınmasına yol açan sera gazlarını azaltmak ve atmosferi temizlemek için önlem almamız şart (ki büyük ihtimalle geç kaldık).

Buna rağmen küresel ısınmaya insanların yol açtığını biliyoruz. Biz insanlar Dünya’nın doğal olarak ısınmaya başladığı bir dönemde yaşıyoruz. Buna karşın umarsız bir tavır takınarak son 200 yıldan beri küresel ısınmayı sera gazlarıyla hızlandırıyoruz.

Aklımızı başımıza almazsak gezegenin buzların erimesi, İstanbul’u su basması, tarlaların kuruyup çöl olması, 200 milyon iklim göçebesinin Suriyeli sığınmacılardan beter insanlık dramlarına yol açması, ekonomilerin çökmesi ve yeni savaşlar çıkması söz konusu.

İlgili yazı: Bill Gates’e Göre Dünyayı Kurtaracak 3 Teknoloji

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Dünya’nın eksen eğikliği gezegenimizde mevsimlere yol açıyor. Yazın Güneş ışınları kuzey yarıküreye dik geliyor. Kışın ise eğik geliyor. Bu da kışın hava sıcaklığının düşmesine yol açıyor.

 

Kontrol kontrol kontrol

Küresel ısınmaya bağlı su savaşları Türkiye’yi 30 yıldır etkiliyor. Petrol çıkarmak ve tarla sulamak için temiz su kaynakları gerekiyor. Dolayısıyla bugün Ortadoğu’da görülen karışıklıklara hep temiz su kaynakları ve iklim değişikliği gözüyle bakmamız gerekiyor.

Napolyon “Para, Para, Para” derken yanılıyordu. Asıl önemli olan kontrol. Zaten zengin olan büyük güçlerin temel amacının para kazanmak değil, gezegeni kontrol etmek olduğuna dikkat etmeliyiz. Bu noktada insanlık için zaman daralıyor.

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Dünya’nın yalpalaması artıyor. Bu da yazın Güneş’in daha dik ve kışın daha eğik gelmesine yol açacak. Böylece daha sert kışlar, daha kurak yazlar göreceğiz. Ayrıca hızlı yalpalama ilkbahar ve sonbahar süresini kısaltacak. Bu da küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğini hızlandıracak.

 

Eksen kaymasına bağlı büyük bir felaketin eşiğindeyiz

Şimdi Dünya’nın gittikçe daha fazla yalpalamaya başlaması sebebiyle hızlanan eksen kaymasının iklim değişikliği açısından neden tehlikeli olduğuna bakalım.

Uydumuz Ay’a şükredelim. Ay, Dünya’nın yalpalamasını büyük ölçüde dengeliyor. Böylece Dünyamız Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenlerin yerçekiminden pek etkilenmiyor ve Uranüs gibi resmen yan yatmıyor. Bu sebeple buzul çağlarını bile 100 bin yıllık istikrarlı döngüler halinde yaşıyoruz. Gezegen yan yatmadığı için ekvator donmuyor ve canlıların soyu tükenmiyor.

Buna rağmen, son buzul çağı neredeyse atalarımızın soyunun tükenmesine yol açmıştı. Bugün yaşansa uygarlık sona erer ve 7 milyar 300 milyon insanın yüzde 95’i ölürdü. Bir lokma ve bir hırkayla geçinen atalarımızın tersine, 7 milyar insan günümüzde ancak teknolojik uygarlığın nimetleriyle beslenerek hayatta kalabilir. Eksen kayması insan uygarlığını tehdit ediyor.
İlgili yazı: Güneş Enerjili Otoyollar >> Fransa temiz enerji için yollara güneş paneli döşeyecek

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

 

Dünya ekseni kutuplardan 12 metre kaydı

Buzların erimesi ve yeraltı su kaynaklarının kuruması Dünya kabuğundaki ağırlık dağılımının değişmesine yol açıyor. Bu da Dünya eksen eğikliğinin sabit olmasına karşın, iki kutup arasından geçen eksen çizgisinin kaymasına ve yeryüzünün daha çok yalpalamasına neden oluyor.

Dünya’nın daha çok yalpalaması, kuzey yarıkürenin yıldan yıla aldığı ışığın açısının hızla değişmesi demek; yani kış güneşi ve yaz güneşinin açısında büyük değişiklikler olacak.

Sonuçta Dünya’nın tahıl ambarı olan ve eski çağlardan beri ideal yaşam alanı olarak kabul edilen ılıman kuşakta daha şiddetli kışlar, daha kurak yazlar ve bol selli kısa baharlar görmeye başlayacağız. Özellikle Akdeniz ve California enlemleri çölleşme riski altında.

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Güney Kutbunda buzların erimesi ve Hazar Denizi ile Hindistan’da yeraltı sularının kuruması yerkabuğunun ağırlığının değişmesine yol açıyor. Bu da gezegenin yalpalamasını hızlandırarak eksen kaymasına yol açıyor. Dünya 14 yılda 50 cm ile 1,5 metre yalpalıyor ve 2000’den bu yana dönme ekseni 12 metre güneye kaydı.

 

NASA ortaya çıkardı

NASA’nın geçenlerde 3 milyon Dünya fotoğrafını ücretsiz olarak internetten paylaştığını söylemiştim. Bilim insanları bu fotoğrafları yörüngedeki uydularla çektiler, ama sırf meraktan çekmediler. NASA, küresel ısınma nedeniyle gerçekleşen iklim değişikliğini ölçmek için uzaydan çok sayıda fotoğraf çekiyor ve değişen hava şartlarına bakıyor.1

Yerbilimciler ve iklim uzmanları son 40 yılda yapılan gözlemleri incelediği zaman gezegenin ekseninin kutuplardan hızla kaydığını fark etti. Aslında bilim insanları Dünya’nın daha fazla yalpaladığını 100 yıl önce fark etmişlerdi. Ancak yakın zamana dek bunun sebebini bilmiyorduk.

NASA yaptığı analizlerle durumu açıklığa kavuşturdu ve Dünya’nın yalpalamasının iki sebeple değiştiğini gösterdi: Su ve buz. Şimdi bunu kısaca açıklayalım.

Lise derslerinde kullandığınız plastik yerküreler kendi çevresinde dönerken yalpalamaz, ama Dünya uzayda topaç gibi dönerken sağa sola yalpalıyor. Bu aslında Dünya’nın dönme eksenine karşılık gelen çizginin kutuplarda bir daire çizerek yer değiştirmesi anlamına geliyor.
İlgili yazı: Temiz Enerjiyi Unutun >> 2040’ta % 74 fosil yakıta devam: kömür, petrol, doğal gaz

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Küresel ısınma hem buzların erimesi hem de sıcak suyun genleşmesi (hacminin genişlemesi) nedeniyle önümüzdeki 40 yılda deniz seviyesinin 12 ila 30 metre yükselmesine yol açacak. Bu resim abartılı değil. İstanbul dahil Dünya’nın bütün büyük kıyı şehirlerine taşkın setleri inşa etmemiz gerekiyor. Kaç ülke, kaç şehir için bu parayı verebilir?

 

12 metre

Politikacılar ve iş adamları kafayı kuma gömüp üç maymunu oynarken Dünya’nın ekseni kutuplardan hızla güney enlemlerine kayıyor. Geçenlerde bu kaymanın 12 metreye ulaştığı tespit edildi.

Korkmayın, size yönetmen Roland Emmerich’in 19. yy’dan kalan bir sahte bilim kitabından uyarladığı 2012 adlı felaket filminden söz etmiyorum; yani Dünya’daki karalar aniden yer değiştirmeyecek ve gezegen birdenbire yan yatıp kıtalar Atlantis gibi sulara gömülmeyecek. 12 metrelik eksen kayması Dünya’nın 23,4 derecelik eksen eğikliğini değiştirmeye yeterli değil.

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Grönland, İrlanda, Güney Kutbu, Hazar Denizi havzası ve Hindistan Dünya’nın eksen kaymasında en büyük paya sahip.

 

Gerçek kıyamet senaryosu

Oysa hepimizi Ortaçağ’ın açlık, salgın hastalık ve yoksulluk karanlığına gömmek için bu kadar büyük bir felakete gerek yok. Dünya’nın yalpalamasını biraz artırmak yeterli. Bunun buzul çağları ve çölleşmeyle yakından ilgisi var.

Eskiden eksen eğikliği değişirse büyük çaplı iklim değişikliği olur ve gezegen yaşanmaz bir yer hale gelir sanıyorduk.

Bu doğru ama NASA’nın son raporuyla öğrendik ki Dünya’nın en azından insanlar açısından yaşanmaz hale gelmesi için eksen eğikliğinin değişmesine gerek yok. Yalpalamayı artırmak ve dönme eksenini kaydırmak yeterli. 12 metrelik eksen kayması büyük bir iklim değişikliğine yol açmak için yeter de artar bile.

İlgili yazı: Küresel Isınma Alarm Veriyor >> Kuzey Kutbunda metan gazı atmosfere karışacak

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

 

Günlük hayatı etkilemeye başladı

Diyeceksiniz ki ben kapımda büyük seller veya büyük kuraklık görmüyorum. Nasıl oluyor da eksen kayması günlük hayatı etkiliyor?

Öncelikle büyük seller her yerde görülmeyecek, ama önümüzdeki 30-40 yılda deniz seviyesinin 30 metre yükseleceğini biliyoruz, yani şimdilik büyük seller görmüyorsunuz. Günlük hayattaki etkilerine gelince, bunu görmek için sosyal medyaya bakmanız yeterli.

Instagram ve Swarm’da check-in yaparken akıllı telefonlardaki küresel konumlandırma özelliğini kullanıyoruz. Bunun için de yörüngedeki GPS uydularının yalpalamayı hesaba katması gerekiyor. Dünya’nın ekseni son yıllarda hızla kaymaya başladığı için uydulara her gün ince ayar yapmak zorunda kalıyoruz!

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Türkiye küresel ısınma, sel baskınları ve kuraklıktan daha az etkilenecek. Ayrıca Ortadoğu’da tarla sulamak, petrol çıkarmak için gereken ırmaklar ve yeraltı suları bize ait. Bu yüzden ülkemizde karışıklıklar yaşanıyor. Bunların asıl sebebi siyasi değil. 35 yıldır dünyanın ilk su savaşlarını yaşıyoruz ve buna rağmen İstanbul-İzmir otoyolu için 700 bin zeytin ağacı kesip ülkeyi çölleştiriyoruz.

 

Felaket tellalı haklı çıkarsa

1970’lerde Carl Sagan yönetiminde Mars’a Viking yüzey sondalarını gönderen NASA Jet İtki Laboratuarı’nda (JPL) çalışan Surendra Adhikari ve Erik Ivins, Dünya kabuğundaki su ve buz hareketlerinin gezegenin yalpalamasını nasıl etkilediğini ölçtüler.

Önceki araştırmalar yerkabuğundaki ağırlık dağılımının Dünya’yı yerinden oynatacak kadar etkili olabileceğini göstermişti. Örneğin buzul çağının sona ermesiyle birlikte Kuzey Amerika’daki buzlar eridi ve yerkabuğunun altındaki manto tabakasına binen yük azaldı. Bu da Kuzey Amerika kıtasının hafiflemesine yol açtı.

Aynı sebeple Dünya’nın ekseni yılda 5-10 cm hızla kutuplardan Kanada’ya kayıyor. Madem böyle bir eksen kayması olduğunu biliyoruz öyleyse NASA ne keşfetti? NASA sadece buzulların değil, yeraltı sularının da kıtaların ağırlığın etkilediğini ve eksen kaymasına yol açtığını keşfetti.

İlgili yazı: 100 km’de 0 Litre Yakan Araba >> Dünyanın ilk güneş enerjili spor otomobili Immortus

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Antarktika’da buzlar eriyor.

 

Uzayda kaldıraç yok

Evet, gezegenimiz 6 milyar kere milyar kere milyon ton ağırlığında ve bu yüzden Dünya’yı yerinden oynatmanın imkansız olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa Arşimet ne demişti? Bana bir kaldıraç ve dayanak noktası verin, Dünya’yı yerinden oynatayım.

Uzayda kaldıraç yok ama yerçekimi de yok. Dünyamız uzayda yerçekimsiz ortamda hareket ediyor: Güneş’in çevresinde saniyede yaklaşık 30 km ve kendi çevresinde saatte 1600 km hızla dönüyor. Bu sebeple de en ufak bir itişte topaç gibi yalpalamaya başlıyor (Elimizle itersek etkili olamayız, ama yerkabuğu ağırlığının değişmesi Dünya’yı yerinden oynatmaya yeterli).

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

NASA yerçekimini ölçen GRACE uydularıyla Dünya’nın eksen eğikliğini ölçtü.

 

İyi ama gezegenimizi ne itiyor?

Dünya’yı iten ve dengesini bozan görünmez bir el yok, ama yerkabuğu ağırlığının değişmesi gezegenin kendi kendine yan yatmasına yol açıyor.

2000 yılında Dünya’nın dönme ekseni aniden doğuya döndü ve şimdi eskisine göre neredeyse iki kat hızla (yılda 17 cm) doğuya kayıyor. JPL’den Adhikari bu garip durumu şöyle açıklıyor: “Dünya’nın ekseni artık Hudson Körfezi’ne doğru kaymıyor, bunun yerine Britanya Adaları’na yöneliyor. Bu büyük bir kayma.”

Bilim insanları Grönland ve Antarktika’daki buz tabakasının küresel ısınma nedeniyle hızla erimesinin Dünya ekseninin doğuya kaymasına neden olduğunu düşünüyorlardı.

JPL ekibi, NASA ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi tarafından geliştirilen Yerçekimi Kurtarma ve İklim Deneyi (GRACE) uydularını kullanarak bu teoriyi test etti. Teori kısmen doğru çıktı, ama 17 cm’lik büyük eksen kaymasını açıklamaya yeterli değildi.2

İlgili yazı: Çevre Dostu Rüzgar Enerjisi >> Kuşları öldürmeyen Vortex pervanesiz rüzgar direkleri

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Şirketler masraflar artmasın diye temiz teknolojilere yatırım yapmıyor. Bu yüzden küresel ısınmaya yol açıyor. Bunu gizlemek için politikacılara lobi yapıyor. Onlar da halkı küresel ısınma yok diye yanıltıyor.

 

Dünya’nın dengesini bozduk

Hem de kelimesi kelimesine! Karalarla okyanuslar arasındaki su sirkülasyonunu inceleyen ve 2013-2015 tarihlerini kapsayan araştırmalarda, sıkışmış kar birikmesi ve yeraltı sularının kuruması gibi sebeplerin yalpalama konusunda en az buzulların erimesi kadar etkili olduğu ortaya çıktı.

Kışın kar birikmesi ve yazın erimesi, özellikle de kutuplardaki kalıcı buzulların kısmen erimiş olması nedeniyle Dünya kabuğundaki ağırlık dağılımında büyük mevsimsel değişikliklere yol açmaya başladı. Yerkabuğunun kışın hızla ağırlaşması ve yazın hızla hafiflemesi Dünya’nın yalpalamasını artırıyordu.

Adhikari ve Ivins bundan yola çıkarak Grönland’ın eksen kaymasına tek başına yol açamayacağı sonucuna vardılar. Güney yarıküreden kaynaklanan başka bir etki söz konusuydu.

küresel_ısınma-iklim_değişikliği-iklim-dünya-eksen

Surendra Adhikari ve Erik Ivins Dünya’daki eksen eğikliğini ölçtü.

 

Kaymanın birinci sebebi kutup buzları

Batı Antarktika’da buzulların erimesi gezegenin dönme eksenini kendine doğru çekiyordu. Doğu Antarktika’da artan kar yağışına bağlı olarak buzulların kalınlaşması da dönme eksenini dışa doğru itiyordu. Bu durum Grönland’ın dönme eksenini kuzeyden çekmesiyle birleşerek eksen kaymasını, yani Dünya’nın yan yatmasını hızlandırıyordu.

Bunu kafanızda canlandırmak için Grönland’dan Güney Kutbu’nun batısına doğru uzanan bir köşegen çizin (çapraz çizgi). Böylece gezegenin ekseninin nasıl kaydığını ve bunun da yalpalamayı nasıl artırdığını görebilirsiniz.

İlgili yazı: Almanya’dan Nükleer Füzyon Atağı >> Merkel düğmeye bastı, yeryüzünde güneş yaktı

Surendra Adhikari ve Erik Ivins

California, Pasadena’daki NASA Jet İtki Laboratuarı. Kozmos belgeselinin sunucusu Carl Sagan, 1976’da Mars’a inen Viking sondalarını buradan yönetti.

 

İkinci sebep Asya ve Avrupa’daki kuraklık

Grönland ve Güney Kutbu arasındaki çekişme Dünya ekseninin son 40 yılda tam 12 metre kaymasını açıklamaya yeterli değildi. Hızlı kaymanın başka bir açıklaması olmalıydı ve Adhikari ile Ivins bunu yeraltı sularının kurumasıyla açıkladılar.

“Sorunun cevabı Avrasya’daki kuraklık: Özellikle Hindistan alt kıtası ve Hazar Denizi havzasındaki yeraltı su kaynakları hızla kuruyor.”

Bilim insanları için en şaşırtıcı sonuç da bu oldu. Bölgede kuraklık olduğunu biliyorlardı, ama yeraltı sularının kurumasına bağlı olarak yerkabuğunun hafiflemesinin, eksen kaydırmada en az kutup buzlarının erimesi kadar etkili olabileceğini düşünmemişlerdi.

 

Surendra Adhikari ve Erik Ivins

 

Neden kuraklık bu kadar etkili?

Dünya’nın uzayda dayandığı bir nokta yok. Sadece Ay’ın kütlesinin 100 bin yıllık periyotlarda etkili olan dengeleyici etkisi var, ama bu da Dünya’nın kısa vadeli yalpalamasını azaltmaya yeterli değil.

Bu nedenle Dünya’nın eksen hareketleri 45 derece enlemde gerçekleşen değişikliklere son derece duyarlı. 45 derece Hazar Denizi ve Hindistan’ın kuzeyine denk geliyor. Bu bölgelerde yeraltı sularının kuruması yerkabuğun, dolayısıyla da Dünya’nın dengesini bozuyor.

Adhikari’nin dediği gibi: “Bu etki Güney Kutbundaki buzların erimesiyle birleştiğinde Dünya ekseninin 12 metre kaymasına yol açtı.”

İlgili yazı: Nükleer otomobil ne zaman?

Surendra Adhikari ve Erik Ivins

 

Bilimsel detektiflik öyküsü

Ancak, NASA Dünya ekseninin son yıllarda neden 12 metre kaydığını açıklamakla kalmadı. Aynı zamanda 1899 yılından beri gördüğümüz küçük yalpalama olayını da açıkladı:

Yerbilimciler her 14 yılda Dünya ekseninin doğuya veya batıya doğru 0,5 ila 1,5 metre kaydığını (yalpaladığını) biliyor. Kutupların erimesi ve yeraltı sularının kuruması küçük yalpalamayı da açıklıyor. Aslında yalpalamanın şiddeti küresel ısınmaya bağlı kuraklık nedeniyle gittikçe artıyor.

Surendra Adhikari ve Erik Ivins

Yerkabuğunda eksen kaymasına yol açan ağırlık değişimleri. Kırmızı renk ağırlığın arttığı ve mavi renk azaldığı yerleri gösteriyor. Buzların erimesi ve yeraltı sularının kuruması bazı bölgelerde ağırlığı artırıyor.

 

Gizemli eksen kayması

Bilim insanları küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin şiddetini artıran yalpalama artışına hiç sevinmediler. Sonuçta bu durum Türkiye’nin bulunduğu orta enlemlerde daha şiddetli sel baskınları, daha büyük kuraklık ve daha sert kışlar anlamına geliyor.

Gerçi Anadolu üç yandan denizlerle kuşatıldığı için 40 yıl sonra da oldukça konforlu bir yer olacak. Bu sebeple küresel güçlerin gözü üzerimizde ve bizim de uyanık davranarak ülkemizin ılıman iklimine sahip çıkmamız gerekiyor (Örneğin İstanbul-İzmir otoyolu için 700 bin zeytin ağacı kesmek gibi hatalar yapmayacağız).
İlgili yazı: Uzaydan Dünya’ya Güneş Enerjisi Işınlamak >> Mikrodalga ve lazerle kablosuz enerji transferi

Surendra Adhikari ve Erik Ivins

İklim mültecileri

Bu açıdan bakarsak Türkiye’yi biraz da geleceğin Meksikası yerine koymak lazım. 2030’larda Amerika’nın güneyi çölleşecek ve Amerikalıların bir kısmı Meksika’ya göç edecek. Öyleyse bugün Ortadoğu’daki su savaşları nedeniyle Türkiye’ye gelen Suriyelileri de dünyanın ilk iklim mültecileri olarak kabul edebiliriz.

Dikkatli olmazsak Türkiye önümüzdeki yıllarda sular altında kalacak olan Bangladeş’le birlikte küresel iklim değişikliğinin ilk kurbanlarından biri olacak. Ülkemizde seller sınırlı kalsa da kapımızdaki kuraklık ve savaşlar vatandaşlar için büyük risk oluşturacak. Gelecek sefere yeşili koru derken bu noktayı göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

1http://grace.jpl.nasa.gov
2http://www.csr.utexas.edu/grace
3Climate-driven polar motion: 2003–2015 — Surendra Adhikari* and Erik R. Ivins. Science Advances 08 Apr 2016: Vol. 2, no. 4, e1501693. DOI: 10.1126/sciadv.1501693

2 Comments

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*