2013 teknoloji trendleri >> Büyük Veri, Mobil Bulut, 3B Printer, Giyilebilir Bilgisayarlar ve Karanlık Sosyal Medya

2013’ten geleceğe baktığımızda önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek olan 3 temel teknoloji görüyorum. Bunlar Büyük Veri, Bulut Bilişim ve 3B Printerlar… Bu yıl Büyük Üçlüye eşlik eden gelişmeleri ise “Eşyaların İnterneti”, Giyilebilir Bilgisayarlar, Oyunlaştırma ve Google DoubleClick Reklam Modeli olarak sıralayabiliriz.

Oysa 2013’e girmeden önce bir de 21 Aralık Maya Takvimi meselesi var 🙂. Teknoloji öngörülerimizi gerçekleştirmek için önce bu kıyameti atlatmamız gerekiyor ve madem yılbaşı yaklaşırken herkes bir kehanete sarılmış…

 

…Ben de kendi teknoloji öngörülerimi açıklıyorum:  Buyurun 2070 dünyasına!

 

Bugüne kadar Atom Çağı dedik, Bilgisayar Çağı dedik, Uzay Çağı dedik ama içinde bulunduğumuz çağ hiç değişmedi, çünkü ekonomik üretim biçimleri değişmedi. Ekonomi değişmediği için ülkelerin yönetim şekli de değişmedi ama sağ kalırsak, 2070’te yeni bir dünya kurulduğunu göreceğiz. İnternet teknolojisi nihayet bu değişimi başlatıyor, bunun için gereken yeni iş modellerine kapı aralıyor.

 

Değişimin kendisine gelince:

Siyasi partilerden korsan partilere, çoğunluk diktasından internet demokrasisine, kapitalizmden kooperatif sistemlere, holdinglerden geçici internet şirketlerine, klasik satış ve pazarlamadan bulut hizmetlerine geçeceğimiz bir çağa giriyoruz. 2013, 50 yıl sonra, tarih kitaplarında Yakın Çağın sona erdiği yıl olarak okutulacak.

Yazımız uzun ve hemen sonuçlara geçmek isterseniz, Gartner 2013 teknoloji öngörülerinin özet listesi ile kısa yorumlarımı sayfanın sonunda bulabilirsiniz. Ancak…

 

…Bütün bunlar nasıl mümkün olacak derseniz, 2013’ten 2070’e uzanan yola, blog kıvamında birlikte bakalım derim :).

Megatrends dergisi yazarı John Naisbitt’in 1982’de dediği gibi: “Geleceği öngörmenin en güvenilir yolu günümüzü anlamaktır.”

 

Akıllı aksesuarlar, İsviçre Çakısı telefonlar

2010 yılında tabletlerle kontrol edilen tıp cihazları gördük. Doktorlar hastanelerdeki MR cihazlarını tabletlerle çalıştırıyordu. 2011’e girdiğimizde, telefonlar uzaktan kumanda oldu ve evimizdeki Smart TV’leri akıllı telefonlarla açıp kapamaya başladık. Bu yıl ise telefonlar rüştünü ispat edip “dile geldi”, iPhone’daki Siri uygulaması ve Google Sesli Arama gibi sesli komut yazılımları kullanıma sunuldu.

2013’te, akıllı telefonları kalp ritmini ölçmekten tutun da doktor robotlara kadar pek çok alanda kullanacağız. Doktor Robot RP-VITA ile sanal muayene devri yazımda, iPad takılı bir robotun hastaları nasıl ayakta tedavi ettiğini anlattım. Kalp ritmini ölçen iPhone ECG aksesuarı ise, kalp hastalarına acil durumlarda iPhone’la müdahale ederek hayat kurtarmanızı sağlıyor.

 

Kara Şimşek, kendi kendine giden arabalar ve sanal turizm

Google, ABD Nevada Eyaletinde kendi kendine giden servis arabaları için trafik ruhsatı aldı, Çin de kendi Kara Şimşek modeli Hongqi HQ3’ü otobanda test etti. Yandex.Haritalar, Türkiye’de büyükşehir trafik durumunu gösteren mobil uygulaması ile bizi taksi navigasyon cihazına bağlılıktan kurtardı.

ABD’de yapılan bir araştırmada, Google ve Yandex gibi şehir panoraması hizmetlerinin yaygınlaştığı görülüyor. 20-30 yaşlarında sürücü belgesi alan gençlerin sayısının her yıl azalıyor, insanların bu trafik çilesinde evden çıkmaya çok daha az istekli olduğu anlaşılıyor.

Yandex Türkiye tanıtım faaliyetleri için eski şirketim Zarakol’la anlaştığı zaman, kendilerine Panorama Hizmetini sanal turizme dönüştürmelerini ve bu ekosistemden para kazanmalarını önermiştim: Herkes işinden gücünden vakit bulup seyahate çıkamaz, herkes her yere vize alamaz, para bulmak da kolay olmaz.

Panorama hizmeti şehirlerin, sokakların, anıtların, parkların ve sahillerin 360 derece fotoğraflarını çekiyor ve dünyayı internette gezmenizi sağlıyor. Öyleyse gelsin sanal turizm, gelsin bilgisayar başından Pamukkale’yi, Taklamakan Çölünü veya Times Square’i naklen izlemek…

 

>> 2013 Kara Şimşek arabalar ve sanal turizm yılı olacak: J.D. Power and Associates’in araştırmasına katılanların yüzde 37’si (17.400 sürücü) Kara Şimşek arabalar kullanmak istediklerini, işe giderken trafik sıkıntısı çekmek yerine, evden çalışmayı tercih edeceklerini belirtiyor. Nitekim Google’ın kurucularından Sergey Brin de 2017 yılında, Google’ın kendi kendine giden otomobillerinin herkes tarafından kullanılacağını söyledi. Sizce abartıyor mu?

>> Ofis yaşamı ortadan kalkıyor, bilgisayarlar banka memurelerinin yerini alıyor: Geçenlerde Avustralya hükümetinin CeBit sunumlarını inceliyordum ve ilginç bir şey öğrendim. Avustralya Ulaştırma Bakanlığı vatandaşlarına, “Evden çıkıp trafiğe takılmayın, ortalığı egzoza boğmayın, küresel ısınmayı artırmayın, boşuna benzin parası vermeyin” diyor. Küresel ekonomik kriz, devletlerin ve şirketlerin sanal ofislere, bulut bilişimde Hizmet olarak yazılım modeline yönelmesini hızlandırıyor.

>> Eşyaların interneti için IPv6 geliyor: 2013, aynı zamanda, internet IPv6 iletişim protokolünü kullanan akıllı sensörlerin sokaklara, otobanlara döşendiği ve kendi kendine giden otobüsler gibi toplu taşıma araçlarının yaygınlaştığı yıl olacak. Dünyanın son IPv4 IP adresi Haziran 2013’te atanacak, bu tarihten sonra IPv4 tabanlı IP adresi almak mümkün olmayacak.

 

Mobil cihazlarda küçülmenin sonu, giyilebilir bilgisayarlar

Tırnak boyunda veya saç teli kalınlığında bir telefon kullanabilir misiniz? Toplu iğne büyüklüğündeki bir akıllı telefonu yolda düşürüp kaybetmeden taşıyabileceğinize güvenir misiniz? İnsan elinden daha küçük cihazların kullanışlı olmadığını biliyoruz. Akıllı telefonunuzun minik ekranında sanal klavye kullanırken ve yanlış harflere basarken bu zorluğu yaşıyorsunuz. Mobil cihazlarda küçülmenin sonu geliyor.

2013’te mobil cihazlarda küçülme duracak, işlevsellik artacak. Örneğin, bende göz tembelliği olduğu için büyük ekranlı telefon kullanmak zorundayım, yoksa yazıları seçemiyorum. Üstelik bu trend sadece gözlük takanlara özgü değil: Samsung Galaxy SIII bayanlarda çok satan ilk büyük telefon oldu ve tabletle telefon arası Galaxy Note II ondan da büyük!

Mobil cihazların daha fonksiyonel olmasına gelince… Bu iki şekilde gerçekleşecek: 1) Mobil cihazların “mobil buluta” dönüşmesi. 2) “Giyilebilir bilgisayarların”, akıllı takı, gözlük ve aksesuarların yaygınlaşması. Mobil bulutu, bu yazıda Eşyaların İnterneti başlığı altında anlatıyorum. Ancak, giyilebilir bilgisayarlar için size birkaç örnek verebilirim:

Project Glass gibi gözlük ekranlar, kartvizit yerine geçen USB çubuklar, akıllı tokalar, pantolon düğmeleri yaygınlaşacak. Bazı ülkelerde, akıllı telefonlar NFC temassız ödeme hizmetinin yanı sıra kimlik belgesi, sürücü ehliyeti veya en azından giriş kartı olarak da kullanılmaya başlayacak.

Türkiye’nin 3 yıl içinde elektronik kimlik uygulamasına geçeceği haberi geçenlerde Hürriyet’te yayınlandı. Temassız ödeme POS makinelerinin yerini alır, nüfus cüzdanları çipli kartlara dönüşürken stok/envanter cihazlarının da modasının geçtiğine, akıllı telefonların bunların yerini aldığına tanık olacağız.

 

>> Gözlük ekranlarla sosyalleşme:

 

Gözlük ekranlar yaygınlaştığı zaman, bir partiye gittiğinizde herkesin adını aklınızda tutmak zorunda kalmayacaksınız. Gözlük camında, hoşlandığınız kızın sosyal medya profili görüntülenecek. İş arıyorsanız, size yardımcı olabilecek geniş çevreli kişiyi kalabalığın ortasında kolayca bulacaksınız.

>> Sizin yerinize akıllı telefonlar sosyalleşecek: Eskiden akıllı telefonumuzla sosyal medyaya giriyor ve “bilgisayarlar bizi sosyal hayattan koparıyor” diyorduk. Artık, akıllı telefonlar yoluyla gerçek hayatta sosyalleşmeye başlayacağız. Dışarıya çıkmaya vaktimiz yoksa bizim yerimize akıllı telefonumuz sosyalleşecek. Sanırım bu da samimiyet dediğimiz şeyi yeniden tanımlamamıza yol açacak.

>> Yazılım kullanan yazılımlar, yani sanal zeka yaygınlaşacak: Telefonlar otomatik görevleri desteklemeye başlayacak ve bizim yerimize akşamları web sitelerini tarayarak veri madenciliği yapacak. Kurulum ayarlarını, uygulamaları kendi kendilerine düzenleyecekler. Buna mobil otomasyon da diyebiliriz.

 

Eşyaların İnterneti ve teknolojik patinaj

Bunu “nesnelerin interneti” olarak da çeviriyorlar ama Türkçede pek anlaşılır bir karşılık değil. Eşyaların İnterneti, kahve makinesinden otomobillere, çamaşır makinesinden kapı tokmağına kadar her şeyin internete bağlı olması demek… Eşyaların İnterneti, giyilebilir bilgisayarların ayrılmaz bir parçası olacak ve bilgisayarları kontrol etme biçimimizi de değiştirecek.

 

>> Akıllı evler ve bilgisayarların mutfaktan lavaboya, hayatımızın her alanına girmesi: 2013 yılında, mobil cihazlar, enerji tasarrufu için geliştirilen “Akıllı Ev” konseptiyle birleştirilecek. Böylece çamaşır makinesini, elektrik bedelinin az olduğu gece saatlerinde çalıştırmak için akıllı telefonunuzla programlayacaksınız. TV’de izlediğiniz maçı kaçırmak istemiyorsanız, vakitsiz gelen eşinize kapıyı açmak için koltuktan kalkmanıza gerek kalmayacak. Akıllı telefonu uzaktan kumanda olarak kullanarak, kapıyı uzaktan açacaksınız.

>> Mobilyalar, mutfak robotu, kısacası her şey internete girecek ve her şey bizi izleyecek: Sosyal medya, mobil internet, akıllı telefon, giyilebilir bilgisayarlar ve ev eşyalarının birbirine entegre olmasıyla birlikte Mobil Bulut dönemine girmiş olacağız. Günlük hayatta eşyaların internetini kullanmak için klavyeler ve dokunmatik ekranlar yeterli olmayacak. Bugün televizyon kanalları elle değiştirmek bize zor geliyor. Bunun yerine uzaktan kumanda kullanıyoruz. Eşyaların internetini de yeri geldiğinde Microsoft Kinect benzeri teknolojiler kullanarak kontrol edeceğiz: Elimizi sallayarak, başımızı eğerek, göz parmak, parmağımızla işaret ederek veya Uzay Yolu’nda olduğu gibi, karanlık odaya girdiğimizde “Işıklar!” ya da “Kombi Yansın!” Diyerek.

>> Yukarıdaki ara başlıkta geçen teknolojik patinaj kelimesini hatırlıyor musunuz? Biraz da buna değinelim: Teknolojik patinaj, elbette arabanın lastiklerinin patinaj çekmesi değil ama kullandığımız cihazların, akıllı telefon ve tabletlerin sürtünme yoluyla eskimesi anlamına geliyor. İngilizce Patina kelimesinden gelen bu kavram, sosyal medya terminolojisinde, teknolojinin hayatımızda tümüyle yaygınlaşması, doğal hayatımızın bir parçası olması demek.

 

Örneğin…

 

…Pijama giyerken pijamanızı kaç kere düşünüyorsunuz? Peki, telefonu yolda düşürmemek veya kaybetmemek için ne kadar dikkat ediyorsunuz? Bir gün gelecek, bilgisayarlar da pijama kadar, yastık kadar hayatımızın parçası olacak. Uzaktan kumanda, sesli komutlar, telefonu düşünce gücüyle kontrol etmek derken, artık bilgisayarları aklımıza bile getirmeyeceğiz. Mobil Bulut, Eşyaların İnterneti, 2013’te “teknolojik patinajı” başlatıyor.

Teknolojik patinajı bize en iyi Yıldız Savaşları filmi anlatır. Yıldız Savaşları’na gelinceye kadar bütün bilimkurgu filmlerinde uzay gemileri hastane gibi bembeyaz, cilalı, bakımlı, derli toplu yerlerdi. Oysa 1977’de ilk kez gösterime giren Yıldız Savaşları’nın en çarpıcı yanı, robotların ve bilgisayarların steril hastane ortamları gibi bembeyaz ve parlak olması değil, eski püskü olmasıydı. İleri teknoloji Yıldız Savaşları’nda o kadar yaygındı ki kullanmaktan yıpranmış, çizilip kararmıştı.

Zaten Patina Latincede de eski bronz heykellerin zamanla yeşermesi, kirlenmesi ve gümüş tabakların kararması anlamına geliyor. Bu yüzden Yıldız Savaşları’nı gelecek sefer Teknolojik Patinaj açısından izlemenizi tavsiye ederim. Uzay Yolu ise, Kaptan Picard’ın sürekli bilgisayarla konuşması yoluyla Mobil Bulutun öncüsü olmuştur. Mobil Bulut derken, mobil dünyayı es geçemeyiz tabii ki…

 

Mobil dünya

2013, tabletlerin internet kullanımında PC’yi geride bıraktığı yol alarak tarihe geçecek.

 

>> Tablette dönüm noktası: 2013 tabletlerin ucuzlamasıyla birlikte “her yerde internet” (ubiquitous internet) dönemini başlatıyor ve 1950’lerin rüyası gerçek oluyor. Tabletler 2013’te mini bilgisayar ve pahalı oyuncaklar olmaktan çıkarak kağıdın, basılı medyanın, gazetelerin, ders kitapları ve defterlerinin yerini alacak (Fatih Projesi daha başlangıç).

Bu dönüşümün tamamlanması birkaç yıl alacak ve kağıt tümüyle hayatımızdan çıkmayacak, ancak eşyaların internetinde atılan büyük bir adımdan söz ediyoruz. Tabletlerin özellikle Afrika, Güney Amerika, Asya ve diğer yoksul bölgelerde yaygınlaşması, okuma yazma oranında büyük patlamaya yol açarak eğitim kalitesini, refah düzeyini yükseltecek. Pek az kişi farkında ama tabletler, 2013’te, Üçüncü Dünyanın G 20 ülkeleri arasına girmesi için gereken ateşi sağlıyor. Siz bir de tabletleri esnek ekranlar ve katlanabilir piller satışa sunulduktan sonra görün!

 

Sosyal verinin öteki yüzü Karanlık Sosyal Medya

Karanlık Sosyal Medyayı bu yazıda okuyabilirsiniz. Biz nanoteknolojiyle devam edelim.

 

Nanoteknoloji

Nanoteknoloji, milimetrenin milyarda biri ölçeğinde robotlar üretmek anlamına geliyor. Mikrop, hatta virüs boyundaki robotlar imalat sanayisini kökten değiştirecek. Bu robotları süper hızlı bilgisayarlar üretmekten mucize ilaçlar geliştirmeye, çelik yelek kadar dayanıklı ama ipek kadar hafif ve esnek zırhlar tasarlamaktan görünmezlik pelerinleri dokumaya kadar birçok alanda kullanabiliriz (Crysis video oyunundaki nanosuit’i örnek gösterdiğim Görünmezlik Pelerini yazım).

 

>> Ancak nanoteknolojide son adım, vücutta ilaç taşıyan robot bakteriler: Georgia Teknoloji Enstitüsü metrenin binde biri ölçeğinde robotlar tasarlıyor. Mikron boyundaki robotlar kan damarlarında yüzerek ilaçları dokulara dağıtacak ve doz aşımını önleyerek ilacın insan vücudundaki yan etkilerini azaltacak.

>> Dünyanın ilaç olarak kullanılan ilk tıbbı jeline az kaldı: Hidrojeller bünyesinde yüksek oranda su içerdiği için insan dokuları gibi yumuşak ve esnek oluyor. Mikro robotların yüzgeçlerinin ve gövdelerinin hidrojellerden üretilmesi; insan vücudunda alerjik reaksiyona, bağışıklık tepkisine ve zehirlenmeye yol açmadan dolaşabilmelerini sağlayacak. Hidrojeller, mikro robotlarda eser miktardaki ilacı kanserli / hastalıklı hücrelere dağıtmak için de kullanılacak. Bu da Mass Effect video oyunundaki kırıkları birkaç günde iyileştiren mucizevi ilaç medigel’in geliştirilmesi anlamına geliyor. Detayları şu yazıda.

 

Google DoubleClik ve Online reklamcılığın yeni formülü

Dijital pazarlamada içerik ve hedef kitle değil, “bağlam ve birey” önemli > Lokasyon bazlı sosyal medya dijital pazarlamanın geleceği. 2013 yılının kazançlı online reklamcılık ve medya satın alma yöntemi olarak bunu ayrı bir yazıda ele aldım.

 

Büyük Verinin yeni adı “Veri Ekolojisi” ve “Üçüncü Veri”

Büyük Verinin şirket yönetimi için ne kadar önemli olduğunu pazar araştırmaları, trendler, sosyal CRM, analiz ve raporlama gibi alanlardan biliyoruz. Ancak, bu yazıda Büyük Verinin 2013’teki yüzünden, “Veri Ekolojisinden” söz etmek istiyorum.

Büyük Veri bugün şehirlerin ayakta kalması, yani Belediye Hizmetlernden felaketten kurtarmaya bakar birçok noktada kritik önem taşıyor.

Bilgi akışını akıllıca analiz edebilirsek, depremi önceden haber vererek doğal afetlerden kurtulabiliriz. Büyük Veriyi sadece Trabzon’da toprak kaymalarını önlemek veya İstanbul’da taşan derelerin sel baskınına karşı tedbir almak için kullanmak zorunda değiliz. Büyük Veriyi GAP Projesinde tarım alanlarının verimliliğini artırmakta, baraj suyunu düzenlemekte, ülke genelinde nüfus artışını izlemekte, Konya Ovasını nihayet hatırlamakta, dolayısıyla sosyal refahı artırmakta kullanabiliriz.

Bugün Büyük Veri hızla artıyor. Hatta yandaki grafikte görebileceğiniz gibi, son birkaç yılda insanlık tarihinin tamamından daha fazla veri üretmiş bulunuyoruz… Ve bu Veri her yerden geliyor. Sadece bilgisayarlardan değil, sadece telefon abonelik formları veya tapu belgelerinden değil… Sosyal medyadan, Twitter’dan, karanlık sosyal medyadan (mesajlaşma yazılımları, sms, sohbet, e-posta), tarlalardan, kısacası ülkemizin dört bir yanından geliyor.

Büyük Veriyi anlamlandırmak bu yüzden önemli. Bunun için iş zekası ve sosyal zeka analiz yazılımları geliştiriyoruz. Ancak, BT sektörü bütün bunlar için çözüm sunarken bir şeyi gözden kaçırıyordu: Veri akışı sağlayan iletişim kanallarını eşitlemeye önemi vermiyordu. Oysa Android telefonlardaki bu basit hesap eşitleme özelliği, Büyük Veri gibi kompleks sistemler için çok daha önemli.

Özetle benim gibi birden fazla laptop ve PC’niz varsa, bunlar içindeki tüm dosyaları otomatik olarak eşitleyen, güncelleyen, eski kopyaları silen, yedekleyen ama bütün bunları siz karışmadan, otomatik olarak yapan akıllı harici hard diskler istemez misiniz? Şimdiye kadar bunlar pahalı çözümlerdi ve son kullanıcının işine yarayacak kadar basit değildi. 2013 yılında ise BT şirketleri, veri eşitleme için özel sanal zeka yazılımları geliştiriyor. Buna Veri Ekolojisi diyoruz.

 

>> Hindistan bir örnek: UID teknolojisi ve Hint vatandaşlarının nüfus cüzdanı için dijital biyometrik verilerinin çıkarılması: Demokratik bir devlet olmazsa bu teknoloji fişleme için kullanılabilir. Ancak, doğru kullanılırsa sağlık kayıtlarının, kan grubunun nüfus cüzdanıyla eşitlenmesi yoluyla hayat kurtaracaktır. Sahte kimlik, dolandırıcılık, kredi kartı hırsızlığı risklerini azaltacaktır.

Bu noktada, kişisel bilgileri izinsiz toplayarak mahremiyeti ortadan kaldıran bir dinleme kültürüne dönüşmemek tabii ki çok önemli ve bunu açıklamak için Hindistan örneğine geri dönelim: Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan’da, yine dünyanın en büyük dijital biyometrik kimlik taraması yapılıyor. Biyometrik kimlik sadece vesikalık fotoğraflardan, göz ve saç renginden, boy ve kilodan ibaret değil (bunların bulutta sürekli güncellendiğini düşünün).

İşin içinde kişisel bilgiler, Foursquare check-in’leri de olabilir. Fişleme kaygılarım buradan kaynaklanıyor. Bir sabıkalıyı veya kaçırılan bir insanı bulmak için polis bu verileri toplayacak. Peki kanun kaçağı hırsız, sizin gittiğiniz bara girip size adres sorarsa ve polis de kamera kayıtlarından sizin resminize ulaşırsa ne olacak? Burada masum insanların korunması önemli…

Ancak, başka bir durum da var. Bu örnekte siz, suçlunun işlediği suçlarla ilgisi olmayan üçüncü bir kişiniz. Büyük Veri, sosyal medyadan hırsızı bulayım derken sizin “üçüncü taraf bilgilerinize” de ulaşmış oldu. İşte “Üçüncü Veri” dediğimiz şey bu ve farklı Büyük Veri akış kanallarının birbiriyle doğru senkronize edilmesi de burada önem taşıyor, yoksa suçsuz insanlar da hırsız muamelesi görebilir. 2013’te Veri Ekolojisi başlıyor. Dikkat edin, kazaya kurban gitmeyin.

 

>> Stratejik Büyük Veri ve DPI: Bugün e-postalarımızı izinsiz okuyan “Derin Paket İnceleme Sistemleri”; örneğin TTNET’le anlaşan ve internette girdiğimiz web sayfalarını bizden habersiz takip eden Phorm şirketi en büyük kabusumuz…

Stratejik veri de burada devreye giriyor. Bu bilgiyi devlet nasıl toplayacak, neden toplayacak? Hackerlar, hacktivistler, internet eylemcileri, istihbarat örgütleri, devletler ve şirketler arasında siber savaşlar sürüyor. Bu gruplar birbiriyle nasıl bir ilişki içinde?

İftira seks kaseti montajlarının internete düşmesi, kişilerin sosyal ağ hesaplarının kırılması ve onlar adına uygunsuz paylaşımlarda bulunmak, spam iletileri… Stratejik Büyük Veri bütün bunların içinde ve bu alanlar özel hayatın, kişilik haklarının, şirketlerin ve devletlerin korunması için yeni teknolojilerle, yeni yasalarla düzenlenmezse 2013 yılında büyük sorunlarla karşılaşacağız.

 

>> Veri Mağazaları ve Veri Simsarları: Türkçesi, kurumsal veri ambarlarının modası geçiyor. Veriyi tek bir yerde tutmak, bütün yumurtaları tek sepete koymak gibi riskli ve pahalı…

Artık içerik yönetimi, birden fazla yedekleme tesisi, veri mağazaları var (bunu ayrı bir yazıda ele alacağım). Şirketler ayrıca, depoladıkları veriyi bulmak için kullandıkları “veri adreslerini” de ayrı bir veri merkezinde tutuyorlar. Veri bulmak için kullandığımız veriye metadata diyoruz, örneğin web sayfalarının internet adreslerini tutan DNS sunucuları aslında metadata hizmeti vermektedir.

 

Bununla birlikte beni asıl endişelendiren Veri Simsarları:

Android, iPhone, Facebook vb. kullanıcı bilgilerimizi topluyor. Facebook bazen bu bilgiler çalındı diyor. Video oyunlarının son kullanıcı sözleşmeleri bile, “oyunumu kurarsan bilgisayardaki verilerini izlerim” gibi şartlar içeriyor. Geçen yıl Türkiye’deki cep telefonu operatörlerinde kayıtlı telefon numaralarımız çalındı. O zamanda beri bir sürü şirket bizi satış yapmak için arıyor, istenmeyen SMS gönderiyor.

PTT, İl Eğitim Müdürlükleri ve okullardan üniversite sınavına girecek öğrencilerin bilgilerini istedi. PTT genel başkanı, “Bu veriyi tabii ki satıp devlete para kazandıracağım” dedi. Kimse bizden kendi kişisel bilgilerimizi kullanmak için izin istemedi. 2013 yılı bu sıkıntılara ve daha fazlasına gebe.

Veri Simsarları, özgür internet adı altında devlet daireleri ve şirketlerden gelen kullanıcı bilgilerini el altından veya açıkça satan kişi veya organizasyonlardır. Bazı veri simsarları ise, kişisel bilgileri “anonim olarak”, sözde kullanıcıların adını vermeden (!) ve forumlar üzerinden herkesle paylaşmak iddiasında… Şirketler pazar araştırmaları yapmasın, istedikleri bilgileri forumlardan ücretsiz alsın diyorlar.

 

Oysa ABD kongresi üyeleri, geçenlerde veri simsarlığı konusunda uyarıda bulundu.

Türkiye’de internet kullanıcıları bugünlerde Phorm’u konuşuyor. ABD’de ise veri madenciliği ile ilgili enteresan gelişmeler var. ABD Kongresi’ndeki Senatörleri ve Temsilciler Meclisi üyelerini kişisel mahremiyet konusunda bilinçlendirmeyi hedefleyen ve yine Kongre üyeleri tarafından oluşturulan Bipartisan Congressional Privacy Caucus grubu, veri madenciliği yapan firmaların tüketiciler hakkında kişisel bilgi toplayıp bunları satıyor olduklarına dikkat çekti.

Dolayısıyla 2013 yılında Google ve Facebook gibi sosyal medyadan büyük miktarda kişisel bilgi toplayan şirketlerin yakından izlenmesi gerekiyor. Özellikle de ABD şirketlerin, yasalar gereği ve talep gelmesi halinde, tüm bilgileri ABD istihbarat örgütleri ve ABD hükümetiyle paylaşmak zorunda olduğunu düşündüğümüzde…

 

>> İnteraktif mobil veri analiz sistemleri: Büyük Veri iş zekası çözümlerinde önümüzdeki yılın modası, mobil cihazlar üzerinden Twitter verileri, mobil e-postalar ve stok/envanter paylaşımlarını analiz etmek olacak. Bu noktada iş zekası ve Sosyal Zeka çözümleri bulut bilişimde Hizmet olarak yazılım modeliyle sunulacak. Analiz sistemlerine simülasyon yazılımları da eklenecek. Böylece şirketler hava durumu gibi geleceği tahmin etmeye yönelecek.

 

3 Boyutlu Printerlar

Son James Bond filminde (Skyfall), maliyeti düşürmek isteyen yapımcılar, Aston Martin’in replikasını sanayi tipi dev bir 3B printerla ürettiler. Böylece aksiyon sahnelerinde gerçek bir Aston Martin parçalamak yerine, replikasını parçalamış oldular.

3B printerlar çelik tencere üretmek veya otomobil kaportası imal etmek gibi fabrikasyon tekniklerinin yerini alacak ve büyük presler tarihe karışacak. 3B Printerlar, en sonunda özel imalatı, terzi siparişini seri üretimden ucuza getirerek, fabrikaların ve kapitalizmin yerini alacak. 2013 yılında bu dönüşümün izlerini görebiliyoruz. Örneğin organ naklinde…

 

>> 3B printerla canlı insan dokusu basmak yetmedi, şimdi de yapay kan damarı basıyorlar: Test kaplarında yetiştirilen insan dokuları organ naklinde ve ilaç geliştirmek için klinik deneylerde kullanılacak. Hastanın kendi dokularını klonlanmak, yabancı organı reddetme riskini ortadan kaldırıyor.

Bilim adamları, klonlanan organları beslemek için 3B printer ile yapay kan damarları üretiyor. Kök hücre tedavisi ile doku klonlama, sığır etinin klonlanmasını da sağlayarak açlığa çare olacak, sentetik kırmızı et devri başlayacak (bunu William Gibson’ın başlattığı Siberpunk akımını izleyen romanlarında okuyabilirsiniz). Sonuçta, açık kaynak kodlu 3B printerlar ilaç sektöründe “klinik atölyelerin” önünü açıp dünyada ücretsiz sağlık hizmetlerini başlatacak. Konuyla ilgili yazım şurada.

 

>> 3B printerlarla sanal imalat teknolojisi: Sanal imalat sadece havalı bir sözcük değil, yakın gelecekte ekonomi için çok önemli. Size hemen birkaç isim vereceğim. Lütfen bu isimleri internetten arayın: Shapeways, Ponoko, Sculpteo ve i.materialise (i.materialise şirketinin Google’da Türkçe reklamı bile var).

Bunlar 40-50 yıl içinde büyük fabrikaların yerini alacak olan “mahalle atölyelerinin” öncüsü olan sanal 3B imalat firmaları. Bu firmalar tek bir ortak atölye kullanıyor ve dünya çapından üretim siparişleri alıyor. Sonra 10–1000 adetlik küçük seriler halinde, aldıkları siparişleri (mutfak takımları, saksılar vb.) 3B printerlarla basıyorlar ve bu siparişleri yönetmek için sanal sunucular kullanıyorlar.

Sanal imalat öyle bir şey ki, Türkiye’den 3B printer üretim siparişi verseniz, imalak hattına online olarak anında müdahale edebilirsiniz. Beğenmediğiniz tabağın şeklini elle değiştirebilir veya yeni hazırladığınız bir grafik tasarım modeliyle güncelleyebilirsiniz. Bunu bir otomobil fabrikasında yapabilir misiniz? Bütün makineleri, presleri ve kalıpları her saat başı değiştirebilir misiniz?

Buradan sanayicilerimize bir çağrı yapıyorum. 3B baskı işine atılın, Anadolu Kaplanı KOBİ’ler bu sistemlerle ülkemizde hafif sanayinin ve ileride ağır sanayinin geleceğini değiştirecektir. 3B printerlar, enflasyonda maliyetleri düşürmenin KOBİ’leri ayağa kaldırmanın tek yoludur.

>> Robotlar hem fabrikalarda hem de KOBİ’lerde yaygınlaşacak: 3B printerlar robotları ucuzlatarak, sadece ağır sanayi fabrikalarında değil, küçük imalat ve tekstil atölyelerinde de kullanılmalarını sağlayacak.

Bugüne kadar insana benzeyen Asimo gibi metal robotlar üretmek ve bunları fabrikada kullanmak çok pahalıydı. Bu nedenle robotlar imalat sanayisinde yaygınlaşmadı. Oysa Vietnam’da ve diğer bazı Uzak Doğu ülkelerinde köle olarak çalıştırılan milyonlarca çocuğa bakacak olursak, insan emeğinin makinelerden hâlâ ucuz olduğunu söyleyebiliriz. Bu kötü durumun bir an önce değişmesi gerekiyor. 3B printerlar robotların ucuzlaması ve köleliğin ortadan kalkmasını hızlandıracaktır (2009 verilerine göre dünyada 23-31 milyon köle var ve bunların bir kısmı elimizdeki o pahalı akıllı telefonları üretiyor).

 

>> Robotlar ve 3B printerlarla global refah devri: 3B printerlar, tablet ve akıllı bilgisayarların hem telefon kasası hem de çipset olarak ucuzlamasını sağlayacaktır… Ve üretim insanlardan robotlara kaymasıyla birlikte, bilgisayarlar bugünkü fiyatının onda birine inerek dünyanın yoksul bölgelerinde bir refah devrimi başlatacaktır.

HTC One ve Nokia Lumia üretiminde kullanılan tek kalıplı plastik telefon kasası teknolojisi, 3B printerların önünü açtı. Bu arada, Japonya’daki tsunami felaketi üreticileri dünyanın dört bir yanındaki onlarca tedarikçi yerine, az sayıda tedarikçiyle çalışmaya yöneltti.

Tablet üreticileri, bu şartlar altında, tedarikçi sayısının azalmasına bağlı olarak gelişen marka bağımlılığını önlemek için 3B baskıya ve robot imalatına geçiyorlar. Nitekim Foxconn, iPhone üretiminde robot işçiler kullanmayı planlıyor (Elbette asıl amacı işçi çalıştırmamak, maaş ödememek ve işçilerin intihar etmesine neden oluyor haberlerini önlemek).

Robotların fabrikalarda yaygınlaşması, bilgisayarların, tabletlerin bir gün printer kağıdı kadar ucuzlamasıyla sonuçlanacaktır. Bu da internetin her yere girmesi, dünyanın dev bir bulut depolama alanına dönüşmesi ve eşyaların internetinin mümkün olmasıyla anlamına geliyor. Burada Türkiye için de büyük bir fırsat var. Elektronik devre ve bilgisayar kasası üretiminde 3B printer teknolojisine geçerek, bölgeye teknoloji ihraç eden gerçek bir teknoloji imalatçısı olabiliriz. 50’lerin robot romanların babası Asimov yaşasa gözleri yaşarırdı sanırım…

 

Buluttaki verinin sahibi bulut brokerları

Global ekonomik krizde artan maliyetler, özellikle enerji, zaman ve emlak maliyetleri BT departmanlarını daha az kaynakla daha fazlasını yapmaya itiyor. Bu da bulut bilişimi bir üst düzeye taşıyor. O düzeyin adı Bulut Brokerlığı

Bulut brokerlığı, kurumsal BT departmanlarının Bilgi Teknolojileri şirketlerine verdiği doğal cevaptır. Bilgi teknolojileri şirketleri son beş yıldır firmalara “BT departmanlarını kapat veya kadroları minimuma indir, senin bütün kurulumunu ve teknik destek hizmetlerini ben üstleneyim” dedi. Ancak, şirketler aynı zamanda danışmanlık hizmeti veren BT firmalarına güvendikleri zaman, bu işin astarının yüzünden pahalıya geldiğini, maliyetlerin daha da arttığını gördüler. Hiçbir BT şirketi, donanım ve yazılımları firmaların istediği gibi optimize etmedi. 2013 yılında bu, BT departmanlarının Bulut Danışmanlığı görevini üstlenmesi sonucunu doğuruyor. Ancak, BT kadrolarının Bulut Danışmanı olmasının ve tüm BT hizmetlerini dış kaynak firmalarına bırakmamasının bir sebebi daha var:

 

>> Bulutta veriler kimin? Diyelim ki siz bir gazetecisiniz ve genel buluta yazılarınızı, fotoğraflarınızı yüklüyorsunuz. Peki, o andan itibaren telif hakkı sahibi kim? Siz mi? Gazeteniz veya yayıncınız mı? Yoksa bulut servis sağlayıcı mı?

Buradan da alınacak ders, işinizi dışarıya da verseniz, kendiniz kontrol etmelisiniz. Ama yanısıra “bulut” konusunda “hukuki altyapı” ve belki de “düzenlemeler” gerekiyor.

Bir şirket IaaS üzerinden (Hizmet olarak altyapı) kendi uygulamasını çalıştırıyorsa servis anlaşmasını da ona göre yapmalı. Ona göre kontrol paneli istemeli, gerekirse kendi bilgisini kendi silmek veya başka bir hizmet sağlayıcıya taşımak için sözleşmeye madde koymalı. SaaS servisi alıyorsa tek markaya veya çözüme bağımlı olmayı, kilitlenmeyi önlemek ve veri taşımayı kolaylaştırmak için sözleşmeyi yine buna göre düzenlemeli.

Bununla birlikte, bütün şirketlerin kendi çıkarlarını koruyacak sözleşmeler yapmak için bulut bilişim uzmanları kadar bilgili olmasını bekleyemeyiz. BTK benzeri bir düzenleyici kurum aracılığıyla bulut bilişimin kurallarının belirlenmesi gerekiyor. Bulut bilişim müşterilerinin haklarını koruyacak yasalar ve düzenlemeler çıkarılması lazım. Bunu görüştüğümüz bilgi işlem bölümü yöneticileri de dile getiriyor.

 

>>Tablette özel bulut: PC’lerdeki eski doğrudan kablo bağlantısı mantığının, tabletler arasında özel Wi-Fi bağlantısıyla yeniden kullanıma girmesine tablette özel bulut diyoruz.

Tablette özel bulut, felaketten kurtarma için yedekli sistemler geliştirme ihtiyacından çıktı. Ancak, veri kurtarma merkezleri bile felakete kurban gidebilir ve bunları kullanmak özellikle KOBİ’ler için pahalı bir seçenek. Hele birkaç kişilik bir laptop ekibiyseniz verilerinizi kendiniz yedeklemek zorundasınız (İnsanlar özel bilgilerini genel buluta yüklemeyi tercih etmiyor. Bu verilerin izinsiz kullanılmasından, fikirlerinin çalınmasından endişe ediyorlar).

Tablette özel bulut, bu zorlukları “dijital sinir ağları” yaklaşımı ile aşmak üzere geliştirildi ve aslında Terminator filmindeki Skynet’i andırıyor.

Terminator 3’te, kimse Skynet’in nükleer saldırısını durdurmayı başaramadı. Çünkü Skynet, bulut üzerinden bütün internete yayılmıştı. Üstelik ne genel bulut ne de kurumsal özel bulut altyapısını kullanıyordu. Bulut çözümlerini hiçbir firmadan almıyordu. Skynet yazılımının tek bir veri merkezinde bulunmaması, bütün telefon santrallerine dağılmış olması veri kaybını önlemiş ve Skynet’e ölümsüzlük kazandırmıştı.

“Tablette mobil özel bulut teknolojisi” bunun gerçek hayattaki kopyasıdır. Bu sistemde bulut hizmetini hiçbir firmadan almıyorsunuz. Kendi akıllı telefonunuz ve tabletiniz veya iş arkadaşlarınızın cihazları arasında kendi özel ve “gizli” bulutunuzu kuruyorsunuz. Ancak, tablette özel bulut, yazının başında söz ettiğim ekonomik üretim biçimlerini de değiştirecek bir iş modeli de sağlıyor.

Tablet bulutunuza Avrupa’dan bir arkadaşınız katılabilir ve geçici olarak işyerindeki kadroyu 10 kişiden 12’ye çıkarıp daha hızlı bir şekilde çalışabilirsiniz. Teknolojide buna “redundancy” diyorlar, yani yedekli sistemler… Tablette mobil bulut sayesinde siz veya veri merkeziniz, sabit bir ofise bağlı değilsiniz. Mobil tablet bulut yardımıyla otobüste giderken kendinize işinizi bitirene kadar geçici veri merkezleri kurabilirsiniz. Tek yapacağınız, kablosuz internete bağlanarak arkadaşlarınızı sohbete, pardon işe davet etmek!

 

Tablet ve akıllı telefonlarda kendi özel bulutunuzu kurmanın avantajları

Bu bulut size ait. Bir şirketin veri merkezini kiralamadığınız için verileriniz de size ait. Kimse bu bilgilere izinsiz ulaşamaz, verilerinizi çalamaz.

Özel bulut için kendinize pahalı bir veri merkezi kurmuyorsunuz, eskiden 5 laptopla şirket kurar gibi gelecekte de 5 tabletle kendi “mobil firmanızı” kurabileceksiniz. BT’ye harcayacağınız para tablete verdiğiniz para kadar. Gelecekte bilgisayarların ucuzlayacağınızı düşündüğünüzde, maliyetlerin daha da düşeceğini tahmin edersiniz.

“Genel bulut hizmeti” veya “genel bulut üzerinden özel bulut hizmeti” almak için hiçbir firmaya bulut bilişim abonelik ücreti ödemiyorsunuz.

Felaketten kurtarma da çok kolay. Ofiste yangın çıkarsa verileriniz otomatik olarak tabletlere aktarılacaktır ve tabletlerinizde zaten bir “bulutta yedekleme” alanı bulunacaktır.

Bu durumda, siz bir KOBİ sahibi veya bireysel kullanıcı olsanız hangisini tercih edersiniz? Genel bulutu mu, yoksa kendi özel mobil tablet bulutunuzu mu? Yakında tost makinelerinin bile internete gireceğini düşünerek yanıtlayın bu soruyu.

 

>> Bulut Bilişim hem ekonomiyi ve hem siyaseti değiştirecek: Mobil özel bulut, BT sektörünü kurumsal firmaların elinden alıp tüketici elektroniğine teslim edecek.

Bugüne kadar BT firmaları genel bulut ile dünyadaki iletişim trafiğini ve Big Data’yı kontrol etme, depolama, yönetme hayalleri kurdular. Hatta bu bilgilerin istihbarat teşkilatları tarafından kontrol edileceğine yönelik spekülasyonlar yapıldı. Ancak, 3 boyutlu baskı teknolojisi, mobil özel bulut, korsan partiler gibi yeniliklerle sayesinde BT sektörü, büyük kurumsal fabrikalardan yerel üretime ve bireysel kullanıcılara kayacak. Bu da BT sektörünün tüketici elektroniğine dönüşmesiyle sonuçlanacak.

Bu hemen gerçekleşecek bir değişim değil. Genel bulut da, klasik özel bulut da, karma bulut çözümleri de uzun bir süre boyunca büyük şirketlere para kazandıracak. Ancak, zamanla yerel yönetimler ve yerel üretim (semt ve ilçe bazında lokal imalat) büyük sermayenin, büyük fabrikaların, holdinglerin yerini alacak. Bu cesur yeni dünya düzeninde kooperatifler şirketlerin önüne geçecek.

Şehir trafiğindeki tıkanıklığı gidermek gibi özel bir sorunu çözmek için internette bulut ağları üzerinde geçici olarak kurulan ve iş bitince de maç çıkışı gibi dağılan korsan partiler ise, günümüzün oy avcısı siyasi partilerinin yerini geçecektir. Korsan partiler derin memleket meseleleri yerine, internet tartışma grupları ile sosyal medya üzerinden bu tür somut sorunları çözdükten sonra dağılacaktır. Bu da siyasetin gerçekten halka inmesi ve halkın gerçek hizmet alması anlamına geliyor. 2013 yılında değişimin ilk nüvelerini görmeye başlayacağız (konuyla ilgili yazım)

 

Gartner 2013 teknoloji trendleri raporunda ne söylüyor?

Yeni moda: Büyük Veri, Eşyaların İnterneti, Giyilebilir Bilgisayarlar ve Oyunlaştırma.

 

(Banka memurlarından, kasiyerlere ve devlet memurlarına kadar birçok alanda, insanların yaptığı işi bilgisayarlar devralacak. Sosyal medyayı iyi kullanamayan beyaz yakalıların önümüzdeki 5 yılda işsiz kalma ihtimali yüksek. “Bilgisayar kullanan yazılımlar”, yani Sanal Zeka yaygınlaştığında bu öngörü gerçekleşecek. Tıpkı robotların fabrika işçisi mavi yakalıların yerini alması gibi.)

 

Eşyaların İnterneti 2014 yılında yaygınlaşıyor

(Mutfak robotundan mobilyalara kadar evimizdeki bütün eşyalar internete girecek. Bütün bu eşyaların ofis, fabrika, devlet daireleri ve konutlarda birbiriyle internet üzerinden konuşması için, dijital operasyon mühendisliği adında yeni bir meslek çıkacak. 2014’te dijital operasyon mühendisliğinin pazar payı yüzde 25 artacak).

 

Giyilebilir bilgisayarlar 2016 yılında telefon kadar yaygınlaşacak. Burada 10 milyar dolarlık bir sektörden söz ediyoruz.

(Giyilebilir derken; kartvizit yerine geçen USB flash bellekler, elektronik ayakkabılar, takılar ve diğer aksesuarlar var. Tekstilcilerimiz bu alana adım atar ve “akıllı kot pantolonlar” üretirlerse sektörü canlandırabilirler. Akıllı kumaşlar ve nanoteknoloji, Türkiye’nin sektörü Çin’e kaptırmasını önler, çünkü ileri teknoloji ile çok daha ekonomik bir seçim oluruz).

 

Oyunlaştırma, 2015 yılında dünyanın en büyük 1000 şirketinin yürüttüğü dijital pazarlama faaliyetlerinin yüzde 40’ını oluşturacak.

(Oyunlaştırma dijital pazarlama, e-ticaret, sosyal medya ve sosyal zekayı birleştiriyor. Oyunlaştırma video oyunlarıyla sınırlı değil. Ancak, sosyal oyun veya video oyunu oynamayanların 2010’dan sonra “pazarlamacı” olması zor. Artık bilgisayar dünyasını iyi tanımak gerekiyor, özellikle mobil oyunlar ve sosyal oyunları… Oyunlaştırma, basit bir alışverişe yönlendirme hilesi değildir. Çocuklar oynayarak öğrendiği için, oyunlaştırma insan psikolojisinin temelidir. Bu yüzden de yeni çağın pazarlama trendi olacak. Oyunlaştırmaya en popüler örnek Klout).

 

Demir Adam 2’de, Tony Stark, şeffaf 3B akıllı telefonları ve geleceğin mobil bulutunu gösteriyor

 

Peki mobil dünyada 2016’da kimler lider olacak?

Mobil dünyanın kralı: Android işletim sistemi + Çinli akıllı telefon ve tablet üreticileri

Mobilde kaybedenler kulübü: Microsoft Surface Windows 8 tablet. Samsung, Nokia, Apple, LG… Bu şirketlerden ikisi mobil cihaz işinde kaybedecek.

(Nokia, Apple veya LG… Bu şirketlerden biri, 2 yıl içinde telefon işinde sıkıntıya girecek. Windows Phone 8’in sanılandan daha büyük bir pazar payına sahip olacağını düşünüyorum ama mucize beklemeyelim.)

Windows 8: 2015 yılında firmaların yüzde 90’ı şirketlerine toplu olarak Windows 8 kurmaktan vazgeçecek. Tabletler geliyor.

(Bu öngörüyü biraz abartılı buluyorum ama Microsoft’un son PC işletim sistemi Windows 8 olabilir. Microsoft mobil dünyada başarı gösteremezse kepenk kapatmak zorunda kalabilir.)

Mobil cihaz üreticilerinin kralı Çin: 2015’e girerken en büyük 5 telefon üreticisinin 3’ü Çin markası olacak.

Tabletler PC’nin yerini alıyor: 2013’te Mobile cihazlar PC pazarını geçecek ve internete girmenin en yaygın yolu akıllı telefon ve tablet kullanmak olacak.

 

İşe kendi cihazını getir + sosyal medya: Büyük güvenlik riski.

2017 yılında, kurumsal bilgilerin yüzde 40’ı, akıllı telefon kullanan çalışanlar tarafından Facebook’a sızdırılmış olacak.

Hizmet olarak mobil yazılım modeli ve Bulut Bilişimde işbirliği uygulamaları nedeniyle yazılımlara daha çok virüs bulaşacak. Kişisel laptoplar, şirket laptoplarından yüzde 50 daha fazla virüs taşıyacak.

(Kanımca, Facebook dünyanın en büyük veri toplama oyunudur ve B2C modeli ile herkesi bu saadet zincirine ortak ettiler. 🙂 )

 

Korumacılık

Gelişmiş ülkelerde, deniz aşırı ülkelerden üretici ve tedarikçi bulma eğilimi büyük ölçüde azalacak ama Asya bundan kazançlı çıkacak.

(Bu, Batının teknoloji üreticisi Japonya’nın Tsunami felaketinin ardından tökezliyor olması demek. Ancak, Amerikalılar offshore ekonomide neden Hindistan ve Çin’i aynı kefeye koyuyorlar anlamış değilim. İki farklı kültür, iki farklı ekonomi… Çin kafasıyla Hindistan’da iş yapmaları imkansız.)

2014’ten itibaren, Avrupa Birliği direktifleri, Avrupalıların işini korumak için deniz aşırı üretici bulma eğilimini azaltacak. 2016 yılında, Avrupa’da offshore dış kaynak kullanımı yüzde 20 azalacak.

Asya ekonomisi Batıyı geçiyor: 2014’te Asya şirketleri iki haneli rakamlarla büyüyecek ve Batı pazarlarını ele geçirecek.

Pazarda konsolidasyon: 2014’te Dünyanın en büyük 100 BT şirketinin 25’i yerinden olacak

(Açıkçası, dünyanın en büyük BT şirketlerinden bazıları iflas edebilir. 3B baskı teknolojisi, üretimde tek bir ortak atölye kullanan lokal şirketler ile global düzeyde sıkı rekabete girecek. 3B printerlar sayesinde, KOBİ’ler BT şirketlerine hem kendi ülkelerinde hem de yurtdışında büyük rakip olacak.)

 

Gartner’ın aynen katıldığım öngörüleri

 

HTML 5: Gelecekte tüm mobil uygulamalar HTML 5 olacak (2015).

Kişisel Bulut: Kişisel bulut, veri depolama, yazılım kullanımı, dijital eğlencenin özelleştirilmesi gibi alanlarda PC’nin yerini alacak.

(İki yıldır tablette özel buluttan bahsediyorum. Gartner nihayet 2013 öngörülerine katmış.)

Kurumsal mobil uygulama mağazası: 2014 yılında, kurumlar personele kendi mobil uygulamalarını dağıtacaklar. Google Play Store, kurumların verdiği akıllı telefon ve tabletlerde önemini yitirecek. Kurumlar, veri güvenliği için kendi uygulamalarını geliştirecek.

Bulut Bilişim Brokerlığı: Genel bulutta verilerin sahibi kim olacak sorusu, BT departmanlarını tekrar öne çıkaracak. Kurumsal veri gizliliğini korumak isteyen BT departmanları, yeniden teknik destek ve danışmanlık hizmetleri vermeye başlayacak.

(BT şirketleri Karma Bulut danışmanı ben olayım, BT departmanınız sistem yöneticileriyle sınırlı olsun, teknik destek ve kuruluma ben bakarım diyordu. Ancak, işlerini dış kaynak kullanımına devreden şirketler bundan beklenen tasarrufu sağlayamadı. Maliyetler artıyor ve teknik destek istenen kaliteyi yakalayamıyor. Bu nedenle, şirketler bulut bilişim altyapılarını BT firmalarından satın alacak ama kendileri kurmaya başlayacaklar. Bu da BT şirketlerini 2014’te büyük mali sıkıntıya sokacak. BT şirketleri donanım ve yazılım satışları azaldığı için parayı danışmanlıktan kazanıyorlardı).

Bellek İçi Bilgi İşlem: İş süreçlerinin ve analiz yazılımlarının aynı anda çalışması, iş geliştirmeyi görülmemiş ölçüde hızlandıracak.

(Kendini bil, müşterini bil mantığı… Bir banka memuresi kredi kartı işlemi yaparken, o bilgisayarda iş zekası analiz yazılımı da gerçek zamanlı olarak çalışırsa; bankalar Büyük Veri işleme, hata önleme ve hizmet kalitesini yükseltmede çok daha başarılı olur).

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*