2013 Kişisel Ekosistemler ve Değişen Sosyal Medya Terminolojisi >> Yeni Medya eğitimine Yeni Kavramlar

Eşyaların İnterneti ve Kişisel Mobil BulutSosyal medyanın en büyük özelliği, basın/yayının tersine, sürekli değişen, dinamik bir iletişim mecrası olması. Her yıl sosyal medyada yeni pazarlama ve marka tanıtım yöntemleri, yeni mobil teknolojiler geliştiriliyor.

2012’de online reklamcılıktan Karanlık Sosyal Medyaya kadar birçok yenilik yaşandı. 2013’te ise “Kişisel Ekosistemler” sosyal medyanın kalbine oturacak.

Bu yazıda, değişen sosyal medya terminolojisini ve eğitimcilerin, 2013’te hangi Yeni Medya kavramlarını kullanabileceklerini ele alıyorum ama önce…

 

…2013’te “Kişisel Ekosistemlerin” doğuşuna göz atalım.

2013 teknoloji trendleri makalesinde, önümüzdeki yıl “Eşyaların İnterneti” döneminin başlayacağını aktardım ve mutfak robotlarından saç tokalarına kadar birçok aksesuarla eşyanın, akıllı çipler yoluyla internete bağlanacağından söz ettim. Kişisel Ekosistemler, bu teknolojik gelişmenin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

 

Canlı Hizmetler, canlı internet

Hayatımızda en sık kullandığımız eşyalar, aksesuarlar internete girerken; bulut bilişim hizmetlerinin, mobil bulut üzerinden “Canlı Servislere” dönüştüğü bir çağ başlıyor… Yani takılarımız, tokalarımız, USB flash bellekler, otomobil anahtarlarımız ve diğer küçük eşyalar; günlük hayatta bize yardımcı olmak için kendi “internet ağımızı” oluşturacak (kişisel network).

Bu uygulamalar aslında daha önce başladı. NFC sistemi ile akıllı telefonlarda temassız ödeme bunun en basit örneği… Metrobüste İstanbul kart uygulaması, elektronik kiosklarda Akbil’den iade almamız, Migros’ta self servis ödeme kasaları, “eşyaların internetine” İstanbul’dan birkaç örnek.

Ancak, 2013’ün önemli bir farkı var. Bu yıl mobil internet, akıllı aksesuar ve takılarımız için “mobil buluta” dönüşecek. Böylece akıllı telefonlarımız ve USB flash belleklerimiz de birbiriyle iletişim kurarak “Bütünün, parçalar toplamından fazla olduğunu” kanıtlayacak.

 

Hangi akıllı bilezik kazanır? Nike+ FuelBand vs Jawbone UPEşyaların interneti

Sonuçta, Deniz Otobüsleri ve işyeri turnikelerinden kart okutmadan, temassız iletişimle geçtiğimiz bir zaman gelecek. Kot pantolonumuzun “bilgisayar çipli” düğmeleri, bir bankada otomatik kablosuz bankacılık işlemleri yapmamız için, şifreli kimlik bilgilerimizi yayınlayacak.

Nitekim teknoloji uzmanları “eşyaların internetinin” dev bir kimlik hırsızlığı furyası başlatmasını önlemek için yeni çözümler geliştiriyor ama konumuz bu değil…

 

…Konumuz, Kişisel Ekosistemler:

Kişisel ekosistemler, iki yıldır “tablette özel bulut” olarak adlandırdığım kavrama karşılık geliyor. İster işe, ister alışverişe, ister bir şirket etkinliğine gidelim; kişisel ekosistemiz, tıpkı giysilerimiz gibi hep yanımızda taşıdığımız “özel mobil bulutumuzdur”.

 

Örneğin…

 

Son 18 ayda, internet bağlantılı eşyalar piyasada boy göstermeye başladı. Başta ayakkabı markaları olmak üzere, birçok üretici, bu eşyaların satılması için gereken çözüm ve hizmetleri geliştirdi. Nike+ FuelBand, Jawbone UP ve “Nest kendi kendine öğrenen termostat” bu segmentin öncüleriydi.

Ancak, markaların sosyal medyada kendilerini tanıtmaları için asıl yarış 2013’te başlıyor. Bugüne kadar sosyal medyaya bilgisayar ve akıllı telefonlardan girdik, hesaplarımızı elle bağladık, bütün paylaşımlarımızı elle yaptık.

2013’te ise, eşyaların internetini kullananlar için “sosyal medyaya girmek” diye bir kavram olmayacak. Herkes internete her an bağlı olacak. “Uzakta”, “Meşgul” veya “Otomatik kişisel bilgi paylaşımına kapalı” gibi ayarlar kullansak da, sosyal medya hayatımızın gerçekten ayrılmaz bir parçası olacak.

 

Akıllı Evler ve uzaktan kumanda niyetine Akıllı TelefonlarSosyal medyada bilek güreşi

Bu başlığı atarken, sadece sosyal medyada eşyaların internetinden yararlanmak için sıkı bir rekabet yaşanacağını söylemek istemiyorum. Aynı zamanda, akıllı eşyaların önce bilekliklerden başlayarak yaygınlaşacağını kastediyorum.

Kol saatleri 100 yıldır alışık olduğumuz bir aksesuar ve günümüzde özellikle kadınlar tarafından yaygın olarak kullanılıyor. 2013 ortalarında ise, spor salonu antrenman programını düzenleyen mobil uygulamalar yüklü akıllı bilezikler, nabız ölçer bileklikler yaygınlaşacak… Ve akıllı eşyaları sağlık sektöründen fitness’a, veri madenciliğinden dijital eğlenceye kadar birçok alanda göreceğiz.

 

İnternet yorgunluğu

Elbette bir aksesuarın her an internette olması mümkün de bir insanın yemeden, içmeden, dinlenmeden, çalışmadan, eğlenmeden her an internette olması mümkün değil.

İşte akıllı eşyalarla her an internette olmaktan kaynaklanan “internet yorgunluğundan” insanları korumak için, bu eşyaların Microsoft Kinect tarzı jest ve mimiklerle, el-kol, vücut hareketleriyle kontrol edilmesi yaygınlaşacak. Gözlük ekranlar, klavyeler yerine göz hareketleriyle kontrol edilecek. Mobil hayatta yazılı internetin yerini görsel internet alacak. Bu da online pazarlamada, oyunlaştırma yönteminin alışveriş teknolojisiyle birleşmesine neden olacak (ayrı bir yazıda ele alacağım).

 

Sonuç olarak…

 

Yakında evlerimizde ve işyerlerinde sıradan pencerelerin ekran olacağı, gözlük ekranların birçok veriyi grafikler ve zenginleştirilmiş gerçeklik yoluyla bize aktaracağı bir çağa adım atacağız. Bu noktada akıllı telefonlar, tüm diğer eşyaların, akıllı mutfak robotları, saç tokaları ve benzerinin uzaktan kumandası olacak.

 

Nest akıllı termostatİnternette çamaşır yıkamak ve yeni sosyal medya kanalları

Bu ikisinin ne alakası var demeyin. Çok ilgisi var! Akıllı eşyalar, günlük hayatta bugüne kadar elle veya yarı otomatik makinelerle yaptığımız her şeyi bilgisayarlar ve internetle yapmamızı sağlayacak. İş yerinden “akıllı evimizdeki” çamaşır makinesini uzaktan kumanda (pardon akıllı telefonla) programlamak buna dahil…

…Ve hem akıllı eşyalara yönelen ürünlerin dijital pazarlaması, hem mobil marka iletişimi açısından, şirketlerin sosyal medyayı 2013’te çok daha farklı kullanacağına tanık olacağız. Akıllı eşyalar, insanların Twitter ve Facebook’a giriş tarzını değiştirecek.

Göz kırparak kontrol edeceğiniz Google Project Glass tarzı bir gözlük ekranla Twitter’da mesaj atmanın, Instagram’da fotoğraf çekmenin; PC, akıllı telefon veya tabletten Tweet atmaktan çok daha farklı olacağını tahmin edersiniz.

Bu da sosyal medya iletişiminde dikkat çekmek ve müşteri bağlılığını pekiştirmek için yeni yöntemler geliştirmemiz gerektiği anlamına geliyor (Hem sosyal CRM hem de Büyük Verinin 2013’teki yüzü olan “Üçüncü Veri” açısından > 2013 trendleri yazısı).

Öyleyse üniversitelerin Yeni Medya bölümlerinde ders veren eğitimciler, 2013’te sosyal medya kavramlarını nasıl tanımlayabilirler? Şimdi Sosyal medyadaki bu 5 etkileşim düzeyini görelim:

 

1. Kademe: Meraklı Kedi

Sosyal medya kullanıcıları için giriş seviyesi: Sosyal medyada birisi veya bir şey ilginizi çekti. Bu yüzden siz de sosyal medya nasıl bir şey diye internette takılmaya karar verdiniz. Sosyal medyada etkileşimin başlangıç noktası kişisel merak diyebiliriz.

 

Bu nedenle Yeni Medya eğitimleri de uygulamalı olmalı ve öğrencileri kişisel meraklarını sosyal medyada tatmin etmeye yönlendirmeli. Örneğin, ben kuantum fiziği meraklısı olarak Youtube’daki fizik kanallarını takip ederim. Başkası modayı takip eder…

 

2. Kademe: Sessiz Takip

Sessiz takip “sosyal medya nasıl kullanılır?”, “sosyal medyada aradığımı nasıl bulurum ve kimleri takip etmeliyim?” sorularına verdiğiniz cevaptır. Burada sosyal medya kavramlarını farkında olmadan öğreniyoruz. Twitter’da hangi düğme ile “doğrudan mesaj gönderilir?” veya “takipçi ne demek?” gibi açılımları var bunun… Sessiz takip, sosyal medyada paylaşımda bulunmadan mesaj okumak demek.

 

Yeni Medya kavramları, sosyal medya öğrencilerine bu aşamada öğretilebilir ve bu, sosyal medyayı kullanırlarken pratik bilgiler vererek yapılabilir. Örneğin “Foursquare’de nasıl check-in yapılır veya nasıl ‘tip’ bırakılır?” ve “bunların marka iletişimdeki rolü, bağlamı nedir?” sorularına temel cevaplar verilebilir.

 

3. Kademe: Anlama

Bu aşama, kişinin sosyal medyada öğrendiklerini kullanmaya ve kısa paylaşımlarda bulunmaya başlaması anlamına geliyor. Aslında, bu aşamada da sosyal medya kullanıcısı basit bir katılımcıdan ibaret ve sosyal medyayı beslemek yerine, sosyal medyadan besleniyor.

 

Yeni Medya eğitim materyallerinin, özellikle akademik kaynakların bu noktada devreye girebileceğine inanıyorum. Sosyal medyanın öğrencilerin ilgi alanlarına, merak ettikleri konulara ve internet kullanım alışkanlıklarına entegre edilmesi önemli. Yoksa öğrencilerin sosyal medyayı zor ve karmaşık bularak, Yeni Medyayı meslek olarak kullanmaktan vazgeçmesi, Yeni Medyadan soğuması mümkün.

 

4. Kademe: Katkı yapma

Bu noktada sosyal medya kullanıcıları, internette güvenilir kaynakları bulmayı ve kullanmayı öğrenmiştir. Artık çeşitli konularda bildikleri kadarıyla görüş bildirebilir, sosyal medyayı haber ve kısa yorumlarla besleyebilirler.

 

Ancak, burada meslek uzmanlarından değil, orta seviyede sosyal medya kullanıcılarından söz ediyoruz. Bu kullanıcılar orijinal içerik üretmek yerine okuduklarını yorumlayan kişilerdir. Dolayısıyla, Yeni Medya eğitimcilerinin, öğrencileri, kendi web siteleri veya okul sayfalarını yönetmeye ya da bu tür resmi – yarı resmi mecralardan paylaşımda bulunmaya yönlendirmesi yerinde olabilir.

 

5. Kademe: Tam Entegrasyon

Sosyal medya kullanıcılarının, blogger veya mikro blogger olarak, tümüyle orijinal içerik üretmeye başladığı aşama… Aslında, öğrencilerin kişisel deneyimlerini profesyonel tecrübeye dönüştürdüğü, yavaş ilerleyen ve öyle olması gereken bir entegrasyondan söz ediyoruz.

 

Elbette bu liste kalıcı değil. Sosyal medya her yıl değişiyor ve belki de bu hızlı değişimi takip etmek için bir gün otomatik yazılımlar kullanmak zorunda kalacağız. Yeni Medya eğitimcilerimiz de sosyal medya terimleri listesini mutlaka rafine edecekler veya kendi sınıflandırmalarını ortaya koyacaklardır.

 

Sosyal Medyanın meraklı kedisi CuriositySon ipucu: Etkileşim

Sosyal medyanın temelinde etkileşim var. Etkileşim, kullanıcının dikkatini çekmek, onu internette kendi keşiflerini yapmaya yönlendirmek açısından önemli. Markalar kullanıcıya mesaj vermek yerine, onu markaları keşfetmeye yönlendirerek daha fazla dikkat çekebilirler. Viral videolar, oyunlaştırma ve alışveriş teknolojisi burada devreye girecektir.

Eğitimciler ise, Yeni Medyayı öğrencilerin kendilerini geliştirecekleri yarı kontrollü bir oyun sahası olarak algılayabilir ve böylece teoriyi pratiğe dökebilirler.

 

Çünkü üniversitelerde öğretilen ama gerçek hayatla uyuşmayan ekonomik teorilerin tersine, sosyal medya salt pratiktir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*